Asgari ücret, bir insanın geçinebileceği alt sınırdan aldığı ücrettir. Peki, geçine biliyor muyuz? Cevap: tabi ki Hayır! Evliyse, evin kiraysa (belirtmek isterim kiraların çoğu asgari ücretin üstünde, il il, ilçeden ilçeye değişmekte) kiran düşük diyelim; 4 kişilik aile nasıl geçinecek çocuk okutuyorsa, elektrik, su, telefon, gıda… Önceden 1 kişi çalışıp 4 kişiye bakıyordu. Şimdi 5 kişi çalışsalar anca geçiniyorlar. Yeri geliyor asgari ücretliler ek işte çalışmak zorunda kalıyor. Senede 1 belirlenen asgari ücret patronlarının insafına kalmış, her senenin sonunda Aralık ayında 4 kez toplanıp, bana göre önceden belirlenmiş rakam son toplantıda açıklanıyor. Bu parada yeni senenin şubat ayı sonunda elimize geçiyor. Geçene kadar da enflasyonla eriyip gidiyor. Ben İstanbul’dayken banka genel merkezlerine yakın yerde çalıştım, saat 17.00 yaklaştığında holding binalarının önüne dizilen lüks marka araçlar patronlar, müdürler gelmeden boşa çalıştırılır yakıt harcardı. Patronlar için sorun olmaz masraf göster vergiden düşülür. Kimsenin parasında gözümüz yok fakat işçiye gelince hesap kitap yaparken kendilerinden kısma olmuyor. Asgari ücretle, ilgili yazdığım kötünün iyisiydi. Şimdi gelin bir de iyinin kötüsünü yazalım.
Yıllarca çalışıp çabalamış, güzel bir emeklilik yaşamak her çalışanın hayalidir. Maalesef emekli maaşları asgari ücretinde altında kalmış durumda ev sahibi olamamış emeklilerin maaşı kira ödemeye yetmiyor. Ödese bile elektrik, su, telefon, gıda… Yaşı ilerlemiş torun sevecek, sağlık sorunları çıkan yaştakiler çalışmak sorunda kalıyor. Yeri geliyor evlatlarına muhtaç yaşıyorlar. Asgari ücretlilerde karı-koca çalışıp geçinmeye çalışırlar da ya yaşını almış emekliler çarşı pazar ateş pahası… Bir aktiviteleri yok, vakit geçirmek için gidecek yerleri yok sabahtan akşama kadar parkta bahçede bankta oturarak kendi yaşıtlarıyla konuşarak günü tamamlıyorlar. Maaşlar düşük olduğundan dereceli gözlük, işitme cihazı almaya bile paraları yetmiyor.
Son kademede memurların durumu asgari ücretli, emeklilere göre durumu iyi gözükse de onlarda ekonomik sıkıntı yaşıyorlar. Yukarıda saydığım durumlar bu kesim içinde geçerli yazımın sonlarına doğru yaklaşırken Allah rahmet eylesin Kemal Sunalın “Öğretmen” isimli filmi aklıma geldi. Filmde “ oldukça başarılı bir öğretmen olan Hüsnü'nün hayatı İstanbul'a tayininin çıkmasıyla bambaşka bir hal alır. Başarısından dolayı tayin edildiği İstanbul'a alışmakta zorlanan Hüsnü, sadece öğretmen maaşı ile geçinmekte zorlanır. Sonunda akıl sağlığını kaybeder ve akıl hastanesine gönderilir.” Memurların ev taşıması ayrıca maliyetli ek olarak.
Sonuç: Babadan kalma, kendi çabanla ev sahibi olmuşsan; kira vermediğin için şanslı sayılırsın. Ev almak zorlaştı. Kira fiyatları yükseldi. Geçim daha da zorlaştı. Ekonomik zorluklar her kesimin ortak derdi haline geldi.