Gülper Yılmaz


STRATEJİK ALGI VE YATIRIM


PUTIN - TRUMP Zirvesi süresince algıları ölçebileceğimiz tek platform kripto piyasalarıydı. Zirve öncesinde beklentiler iki liderin kendi kamuoylarını konsolide etmeleriyle sınırlanmıştı, buna rağmen zirve öncesinde kötümserlik algısıyla 100 milyar dolar çıkış olmuş zirve sonunda ise sonunda yatırımcıların tepkisi kripto piyasasına 40 milyar dolar geri dönüş şeklinde sonuçlanmıştır.

Zirve sonrasında PUTIN’in konuşması süresince kripto varlıklar yükselmiş, TRUMP’ın konuşması esnasında sert düşüşler gözlemlenmiştir.

Trump’ın kripto varlıkları başlangıçta %10 artmış daha sonra %4 civarında geri çekilmiştir.

Zirve sonrası yapılan yorumlar yukarıdaki değişimlere uygun olarak zirvede Putin’in başarı hikayesi yazdığını teyit etmiştir.

ABD açısından Rusya Federasyonu ile yakınlaşma AB - İngiltere ve NATO’dan kopma aşamasına gelmediği sürece  başarılı bir manevra sayılabilir. Yani ABD; ABD zorunlu olmadıkça çatışan taraflara doğrudan silah satışı yapmayacak müttefiklerini vesayet gücü olarak kullanacaktır.

Zirvenin ılımlı geçmesi Türkiye - Rusya Federasyonu ilişkilerinin en azından bir süre daha bozulmayacağına işaret etmektedir.

Putin’in basın önünde müteakip zirvenin Moskova olması yönündeki teklifi iki ülkenin yakınlaşma ve ortak çıkarları doğrultusunda birleşme arzusunu ifade etmektedir. Avrupa’dan ve Avrupalı kimliğinden sürekli dışlanan Putin için ortak bileşen “kilise”dir. Nitekim konuşmasının bir bölümünde bu hususa fazlaca ve gereksiz tonda yer verilmiştir. Bugün her iki tarafın muhafazakar kimlikleri bize Medeniyetler Çatışması finali için gerekli zeminin oluştuğu işareti veriyor.

Türk Milletinin hafızası zayıftır. Dahası ekonomik açmazda avuç açtığımız İslam Ülkeleri liderleri çoğunlukla atanmış ve “ULUS, ÜRETİM GİBİ KAVRAMLARA UZAK LİYALATSİZ VE ALLAHSIZ SAPIKLAR” olduğu için kime kurtuluş hikayesi anlatılsa boşunadır.

Kısacası ABD - Rusya Federasyonu’nun bilinçsel bileşkesi Putin’in ve AB ülkeleri liderlerinin açıkça ifade ettiği NETANYAHU’dur. Bunun farkında olan uyanık Milliyetçi Türkler AKP öncesi “ Yahudiler Türk’tür” propagandasını uzun süre yapmışlardır. Bu tutmayınca bugün uyanık Kürtler “biz İsrail’in emrindeyiz” gibi gayet radikal bir pozisyon almışlardır.

Yukarıdaki tablodan hareketle küresel piyasaların olumlu bir sürece gireceğini, Türkiye’nin ise iki cami arasında beynamaz ve “bana dokunmayan yılan” veya “Netanyahu gibilere fırsat verecek provokatif eylem ve söylemlerden” oluşan bir pozisyonda kalacağını öngörebiliriz.

Sonuç olarak uyumayı tercih eden Türklerin vatansız kalacağı veya öleceği;  uyanık olanların da geçmişte Yahudilerin yaptığı gibi menkule ağırlık vererek yaşamını sürdürmek zorunda kalacağı kuvvetle muhtemeldir.

YAZARLAR