Yener Okatan


DÜZELMESE GALE DÜZELMEZDİ


Rahmetlilerden Anılar (III)
                                    “Daha fazla kalsa Necmettin Vali,
Daha güzel olur Sivas’ın hâli.”
                                   Sivas’ta Galeboynu Mahallesi vardı. Bu mahalle, şimdiki Kale Parkı’nın yerini de işgal ederdi. 1944-1946 yıllarında Sivas Valisi olarak görev yapan Necmettin Ergin Bey’in zamanında belediye başkanı da Rahmi Günay Bey idi.
Bir şehrin park ve bahçeleri, vilayetin valisinden çok belediye başkanlarının görev alanına girerdi. Fakat nedense şehirde:
“Necmettin Vali, Galeboynu Mahallesi’nin kalenin üstündeki evlerini istimlak edecağmış; kalenin üstünü düzleyip park yapacağmış.”
gibilerden bir dedikodu yayılmaya başlamıştı.
Kayserikapı Mahallesi’ndeki Abdi Sokağı’nda oturuyorduk. Sokağımıza adı verilmiş olan Abdi emmiyle, teyzemin kocası Ahmet eniştemin arasında şöyle bir konuşma geçmişti:
“Bu Necmettin Vali’de de hiç ahıl yoh. Galenin üstünü düzletip park yaptıracağmış, millet de gedip orda çay içecağmış. Olacak iş mi! Kim bir bardak çay içmeğüçün işini gücünü bırahıp depenin başına çıhar? Çay içecağsen gayfiye geder içersin! Olmadı, dükgâna söylersin, getirirler. Yok canım yok, olacağ'iş döğöl ama hakkımızda hayırlısı.”
Rahmetli Kadir Üredi Bey’in baba evi de Kaleboynu Mahallesi’n deymiş. Evleri istimlak edilmiş… Mahallesiyle ilgili anılarını kitaplarında yana yakıla yazmıştır. İstimlak konusunda sohbetimiz de olmuştu. Oturduğumuz sokaktan Kaleboynu Mahallesi’ndeki evlerin yıkıldığını seyrettiğimiz gibi, evleri istimlak edilenlere tahsis edilen Ece Mahallesi ile Kayserikapı Mahallesi arasındaki tarlalara yeni evlerin yapılışını da seyrederdik. Çiçekli Mahallesi de o şekilde ortaya çıkmıştı.
İlkokuldaydım; Necmettin Vali adına yazılmış şiirleri ezberletmişlerdi. Belediye başkanının adı hiç geçmezdi. Kaleboynu Mahallesi’ni yıktıran da, milleti perişan eden de Necmettin Vali idi…
Sonuçta kalenin üstündeki evlerin hepsi,  150 yıllık saat kulasiyle beraber yıkılmış, yerleri düzlenmiş ve park yapılmıştı. Bu olay Sivaslılarda şok etkisi yaratmıştı. Kaleboynu Mahallesi’nin kaldırılıp yerine park yapılmasını milletin havsalası almamıştı. Bu şaşkınlık, Sivaslılar arasında yeni bir deyimin yayılmasına sebep olmuştu.
İşlerinin bozulduğundan şikâyet edenleri teselli etmek üzere:
“Düzelir, düzelir; düzelmese gale düzelmezdi.”
demeye başlamışlardı. Biz de karne aldığımız zaman zayıf notu çok olan arkadaşlarımızı, “Düzelir, düzelir; düzelmese kale düzelmezdi.” diyerek teselli ederdik.

İdris Erkesen
“Pardon” kelimesini hiç kullanmazdık; icap ettiği durumlarda “gusura bahma” derdik. Çocukluk yıllarımızda, henüz sünnet olmamış çocuklara “gusurlu” derlerdi. Gusurlu olmak utanç verici bir durumdu. Gusurlu olmaktan kurtulmak için bir an evvel sünnet olmamız gerekirdi.
O yıllarda Sivas’ta, berber İdris Erkesen usta sünnetçilik de yapardı. İdris   emmiden başka sünnetçi var mıydı bilmiyorum; ama İdris emmiyi hepimiz tanırdık. icap ettiğinde ““gusura bahma” diyenlere de:“Gusura İdris bakıyor.” derdik.
Gel zaman git zaman, genç nesiller bu lafları kullanmaz oldu ve unutuldu.. Fakat  bizim nesil, bu lafları kullanarak büyüdüğümüz için, bunlar,  kültürümüzün bir parçası olmuştu.
Rahmetli Andaç Erdinç ile Doğan Anadolu Beyler, Erzurum’daki Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Sivas’ta ve yurdumuzun çeşitli illerinde ziraat mühendisi olarak görev yapmış tecrübeli iki meslektaş  olarak . stanbul’daki Halkalı Ziraat Okulu’nda görevlendirilmişlerdi.. Ben de o yıllarda henüz İstanbul Üniversitesi’nde bulunuyordum. Zaman zaman Andaç Bey’le görüşür, arkadaşlarımızı da sorardık.
Doğan Bey’i sorduğumda çok iyi olduğunu söylemiş ve o günlerde ziraat okulunda yaşanmış bir olayı anlatmıştı:
Halkalı Ziraat Okulu’nda öğretmenlik yapan bay ve bayan ziraat mühendisleri huzurlu bir ortamda çalışıyorlarmış. Okulun müdürü de çok değerli bir meslektaşlarıymış. Bir gün müdür bey, okuldaki öğretmenlerin hepsini bir toplantıya davet etmiş. Toplantıda:
“Arkadaşlar, hepinize çok teşekkür ederim. Okulumuzda çok mükemmel bir şekilde eğitim-öğretime devam ediyoruz. Fakat bir mesele var ki, daha mükemmel yapabilmek için ben ve müdür muavini arkadaşlarım çok düşündük ama bir çare bulamadık. Hepinizden özür dilerim. Meseleyi sizlerle de paylaşıp fikirlerinizi almak istedim.”
dedikten sonra, meseleyi söylemiş.
Bunun üzerine öğretmenler söz alıp o meselenin düzelmesi için fikirlerini söylemeye başlamışlar. Fakat kim neyi önerirse, diğerleri o düşüncenin sakıncalarını ortaya atıyormuş ve önerilerin hiç biri  kabul edilmiyormuş. Toplantıya katılanların hepsi kendi fikrini söylemiş ama Doğan Anadolu bey hşç bir öneride bunmayıp konululanları dinlemiş. En sonunda Müdür bey, toplantıdan olumlu bir sonuç alınamayacağını anlayınca:
“Arkadaşlar, değerli vaktinizi aldım, kusura bakmayın. Anlaşılan bu sorun düzelmeyecek; yine eskisi gibi devam edeceğiz.”deyince Doğan Anadolu:
“Neyi düzelmiyormuş! Düzelmese kale düzelmezdi!”
diyerek söze başlamış. Müdür bey de:Sayın Anadolu, ne kalesinden bahsediyorsunuz? Konumuzun kaleyle ne ilgisi var? Konuşmanızdan bir şey anlamadım, kusura bakmayın.”
deyince, Doğan Bey de:
“Gusura İdris bakıyor.”
deyip, önerisini söylemiş.
Bu arada Andaç Bey’in yanında oturan hanım öğretmen de , Andaç Bey’e:
“İdris kim ayol?”
demiş. Andaç Bey de:
“Kestirmeden bir yol var demek istedi.”  diye açıklamış.
Doğan Bey’in önerisi de oy  birliğiyle kabul edilmiş.
Adı geçenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına sağlıklı, huzurlu  ve uzun ömürler dilerim.

YAZARLAR