Yusuf Agâh


Ciddi Bekalardan Bakiliğe


Ciddi Bekalardan Bakiliğe

Bazı önemli kavramları kanaatimce çok dar bir tanımlamayla değerlendirmekteyiz.Bunların başında ´BEKA SORUNU´ dediğimiz tanımlama gelmektedir.Bu söylemi idarecilerimizin çok iyi bir şekilde analiz etmesi tanımlaması eksiklerin giderilmesi gerekmektedir.Bunu biz vatandaş olarak sorguladığımızda karamsarlığa sıkıntılı bir psikolojiye sürükleyici travma yol açacağı aşikardır.

BEKA sorununu sadece içerde ve dışarda milli güvenliğimizi tehdit eden terörist faaliyetler olarak adlandırmamız eksik bir tanımlama olacaktır. Hayati önem taşıyan meselelerde toplumun ağır bir şekilde dengesini bozan yozlaştıran sorunlar başlı başına beka sorunudur.En önemlilerini şu şekilde sıralayabiliriz: Dini ve ahlaki meselelerde ehliyet sahibi olmayan kişilerin söylemleri bu kişilerin söylemlerinin yalnızca toplumu bölmek germek kişisel çıkar elde etmek gerçek kuran ilmi ve peygamber sünnetinden uzaklaştırmaktan başka bir işe yaramadığıdır.

İlk önce mezheplere bölünmüşüz, eşari ve maturi düşünce diye ayrılmışız en sonunda kavimlere kadar bölmüşler ve bu düşünceleri birbirine düşman hale getirerek savaştırmışlar aynı zamanda Kuranı-Kerimi anlamadan tasavvuf ve tarikat gibi meselelere yönlendirerek insanlarımızın aklına ipotek koymuşlar bunun sonucunda dini bir yapılanma gibi kendini kamufle ederek, paralel yapılanma içine girerek, fetö terör örgütü olarak tamamen bölücülük yaptıkları,bölücülerin maşası terör faliyetleri ve planlarının oldukları ağır bir şekilde karşımıza çıkmıştır,yani çok eski dönemlerde var olan tasavvuf tarikat anlayışı günümüzde çok farklı bir şekilde şahsi çıkarlar elde etmek amaçlı karşımıza çıkmakta farklı bir formatla toplumda varlıklarını sürdürmeleridir ki din adına yorum yapmaları ahkam kesmeye kalkmaları kabul edilir birşey degildir.

Ahlaki meselelerde ise vefasızlık haddi aşmak münafıklık ve sevmekten uzak bi toplum anlayışının yerleşiyor olmasıdır ahlaksız toplumlar için hiçbir şeyin kutsallığı önemli degildir ve böyle toplumlar yok olmaya mahkumdur.Diyanet işleri başkanlığının dini ve ahlaki meselelerdeki toplumda yozlaşmayı ve bölünmeleri görmemekten gelme yerine karşı önemli teşhis ve tedbirler ortaya koymaları izahatlarının sadece Diyanet TV degilde diger kanallarda da kendine yer bulmaları ve dini sadece cami içerisinde yaşamamaları elzemdir.İletişim aracı olarak kullanılan facebook,instagram,tv kanallarının sorumsuz bir şekilde yaptıkları yayınlar ciddiyetten uzak bilgiye dayalı olmayan görsel algılarla toplumumuzun deger verdigi dini,ahlaki,sosyal ve kültürel konularda haber kaynağı belli olmayan, saçma sapan, bölmek çatışma zemini yaratmak için yayınlar yapmaktadır. Bu yayınların ve dogru olup olmadıgını araştırılmadan ülkenin gündemi haline gelmektedir bu tip haberlere yapılan yorumlarda iki grup karşı karşıya getirilerek çatışma ve agza alınmayacak hakaret zemini oluşturmaktadır.

Tv kanalları ise korkusuzca çogu zaman bilimsel verilerden uzak istedikleri tartışmaları dizileri,flimleri,haberleri yayınlamaları tüm olumsuzlukları bir araya toplayarak önemli değerleri sıradanlaştırarak yok olmalarına katkı sağlamalarıdır.RÜTÜK denilen devlet ve millet adına bu tarz programlara karşı denetleme kurumunun yaptırımları sorgulanmaktadır.Vatandaşın çok rahatsızlık duymasına rağmen bu programların devamlılığına rütük nasıl müsaade edebilir onların müsaadesi olmadan yayınlanamaz demek ki onlara göre bir sakıncası yok demekten ve eleştirmekten başka elden birşey gelmemesidir.

Devletin bu programlara müdahale etmiyor olmasının neticesinde acizlikmiş gibi değerlendirilmektedir. Diğer önemli konu ise güvenlik güçlerimizin içerde ve dışarda vermiş olduğu mücadelede özellikle şuan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin dış tehditlere karşı önemli bir mücadele vermesidir ama televziyon programlarına bakıyorsun harekat planları şuan Mehmetçiğimizin nerde olduğu, ne yapmak istediğine kadar bu işi tartışma zeminine taşıyarak konuşmalarını anlamamaktayım.Bizim anladığımız ciddi bir tehtid unsuru ve beka sorunu oluşturacak meselede sınır ötesinde verdiğimiz mücadeledir ki bu konu hakkında konuşacak ve kamuoyunu bilgilendirmesi gerekenler hükümet sözcüleri ve gerek duyulursa Türk Silahlı Kuvvetlerimiz olmalıdır.

Eğitim konusu ki başlı başına en büyük meselemiz.Toplumun genel durumuna baktığımızda büyük sıkıntıların olduğunu görebiliyoruz.Şu anki eğitime ve ögretmeyle alakalı düşüncelerimizin eksikliğinin olduğu bu sistemin çokta ileri seviyelere götürmeyecegi ve değişmesi gerektiği ortadadır.

Aileden başlayarak ögrenci,öğretmen,müfredat,sosyal ve ekonomik sorunların tekrar güncellenerek iyi tespiti ve giderilmesi gerekmektedir.

Şu an yetişen öğrencilerimizin asıl olan özgün düşünce ve insani değerlerden uzak sadece not alma ve herhangi bir devlet işine girebilme gayretinin haricinde idealist bir düşünce ortaya koymadıkları görülmektedir.Bakıyoruz şu an önümüzde teog denilen bir sınav var fakat veli ve öğrenciler bu sınavın nasıl yapılacağını sonuçlarını ne getireceğini bilmemektedirler.

Benimde öğrenci bir evladım var ben kendisine bir Müzik aleti çalması, resim ve spor yapması yani kendisini anlatabilen rahatlatan bu değerlere zaman ayırmasını istiyorum. Fakat babacığım dalgamı geçiyorsun bana şu test kitabını al şu okuldaki deneme sınavına müracaat et demekten başka bir şey istemiyor .

Zamanı olmadığını söylüyor. İnsani değer ve yargılardan uzak bilgisinin olduğunu zanneden kendi aklıyla düşünce geliştiremeyen yalnızca edindiği bilgiye güvenen bir nesil ortaya çıkmaktadır . İnsani değerlere sahip olmayan bir bilginin bir şeylerin daha da güzelleştireceğine ilerleyeceğine inanmıyorum .

Üniversitelerimiz ki geleceğimize yön veren ışık tutacak olan ilim merkezleri. Buralarda akademik kadro ve öğrenciler siyasetten uzak tutulmalı, uzaklaşmalı siyasetin uygulama alanı olmaktan tamamen arındırılmalıdır. Bu tip yaklaşımlara hiç bir siyasi partiler prim vermemelidir. Akademik liyakat gözetilmeli , bilimsel çalışmalar desteklenmeli ciddi olarak ortaya koydukları bilimsel çalışmalarla akademik unvanları her yıl gözden geçirilmelidir .

Geleceğimizin inşasında basit gibi görünen fakat toplum için önemli olan bu değerlerimizde ki eksikleri belirleyerek daha güzel bir TÜRKİYE için sorumluluk almaktan korkmamalıyız. Her türlü engeli aşabileceğimiz çok zengin bir akla, teknolojiye, ilme, kültüre sahip olduğumuza inanarak kendimize güvenerek hayata geçirmeliyiz. "MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET, DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR". GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

YAZARLAR