MAPUS OLMUŞ YÜREĞİM
Sevgilim, Adana askeri cezaevindeyim. Bir aşağı bir yukarı, bir sağa bir sola, bir o yana bir bu yana içime sızılar akıtarak volta atıyorum.
Elektrik direklerinin esnemiş tellerine konan serçeleri izliyorum. Mapus olmuş yüreğim serçe yüreği gibi atıyor. Dışarıda hava dingin ama içimde rüzgar sızılıyor.
Kendim tutsak, düşlerim işgalde, keşke düşlerim firar edebilse.
Koğuş çok kalabalık, atıldım bir köşeye. Tek ayağı kırık portatif demir ranzada yatıyorum. Sizleri özledikçe gözlerimi bulutlar sarıyor, öfkemi yenmeye çalışıyorum. Hiç sorma, bu gün koğuş bana zemheri, on gündür 10 Nisan da içim üşüyor.
Özümdeki sözlerim çok duygulu, çok şeyler yazmak istiyorum. Her satırlarımda mısra mısra sizleri öpmek istiyorum. Kalemim tutuldu yazamıyorum, kalemimde mapus.
Sol siyasilerin içinde,sol yanımda hasretler, 10 gün oldu, iyi kötü bir bilgi vermiyorlar. Gece boyunca umutsuzca keder dökülüyor sabahlarıma. Gecenin sığınağında sensizliğin sensizliğine dökülüyorum.
Kara gözlü Özgür Memedo'mun emaneti sana. Mapus ta olduğumu Almanya'ya aileme bildirme, yollara düşerler, zaten 2 ay sonra izine gelecekler. Sizleri hasretle kucaklar öperim...
KemaL SARIKARTAL
10 Nisan 1979
Adana Köprü köyü Askeri Cezaevi.
SESSİZLEŞEN ZAMANDAYIM
Sevgilim, İşten çıktım eve geliyordum, Askerler caddeyi kuşattı Yurt mahallesinde tanıdığım beş kişi ile üzerlerimizi aradılar. Kapalı olan dükkanın kapısının altında bildiri buldular, bildiride neler var neler. Eylemler, korsan gösteriler... Askerler beşimizi de Cemalpaşa polis karakoluna götürdüler, aç susuz nezarete attılar.
Sevgilim,sizlerin haberiniz yok, ne yapacaksınız, nereden öğreneceksiniz, zaten dışarı ateş çemberi.. Ben de sizleri merak ediyorum, sofrayı hazırlayıp beni bekliyorsunuzdur. Üstelik her akşamdan, her sabaha kadar silahlar patlıyordur. Sizleri düşündükçe benim içimde silahlar patlıyor gibi.
Üç gün karakolda tuttular, sonra Köprüköyü askeri cezaevine, değişen bir şey yok. Aynı koğuş, aynı yemekler, yalnız bu defa ayağı kırık portatif ranzada değil,normal ranzada yatıyorum. Bir de karavanamızı getiren Kars'lı asker Nusret terhis olmuş..
Sevgili, ranzamın üzerinden küçük pencereden bakıyorum, Ay ışığı içeri vuruyor, kaç saat geçti bilmiyorum Ay çekildi geceden, yine uykum yok, saatler duruyor, gitmiyor sol yanımdaki özleminiz. Akşamdan geceye şiirlerim oldu, başka bir şey yapamıyorum, gücüm kalemim oldu. Yüreğim hırçın ve sabırsız.
Hayatımı sanki bir fırtına sardı, attı beni cezaevine, geceleri oğlum ve sen rüyalarıma düşüyorsunuz, geceleri yazıyorum, sessiz yazıyorum ama içim sesinizle dolu.
Beton duvarlar arasından cezaevi bahçesini izliyorum, yapraklar boynunu eğmiş yere dökülüyor.. Güz günlerinde toprak sarı,kırmızı, kahverengi yapraklarla bezenmiş. Güz boşluğunda her yanım hasret, hasret kıvılcımları, siz gelirsiniz aklıma, düşlerim gider Kanalköprüye..
Saatlerin sessizleşen zamanındayım, sizin özlemek, sizi sevmek sıcacık bir güneş gibi ama dört duvar arasındayım. Haykırışlarımın uzağında sizler, kalbimin içinde sizler, içimde bir keder, bir kahır. Anlayacağın size uzakta, kederlerdeyim.
Yerimi bilemezsiniz ki, sokaktan topladılar, evlerden topladılar biz gençleri. Biliyorum beni merak ediyor ve özlüyorsunuzdur. Bulut gözlerinde sağanağım olmuştur, sel baskını gibi..
Özlemin şifası var mı ? Ya hasretin ? Ben burada özlemin derinliklerindeyim. İçimdeki kor da var olan sizlersiniz ve gözlerimde kavuşamamanın yolculuğu var.
Uykusuz gecelerde açılsaydı kelimeler, oysa senin sözlerin şiirlerimle açılıyor, içime akıyor. Gönlümdesin nefes gibi, can gibi. En çokta sesini duyamayınca yoruluyorum..
Biliyorum bu mektubumuda postaya vermeyecekler, göndermeyecekler. Yinede yazıyorum. Yazdıkça içim rahatlıyor.
Sizleri hasretle kucaklarım...
KemaL SARIKARTAL
02 Kasım 1979
Adana Köprüköyü Askeri Cezaevi.



