Abbas Turan

Tarih: 03.01.2024 21:32

CEMAL ÇEVİK, PROFESÖR DOKTOR

Facebook Twitter Linked-in

Böyle deriz hocamı birileri ile tanıştırırken; Cemal Çevik, Profesör Doktor.

Bu çelpeşik ifadeyi kullanmakta mahsur görmeyişimizin sebebi , kişiliğinin içerdiği insanlık değerlerinin her sıfattan önce geldiğini bildiğimiz olsa gerek. Bir de, beşeri halimiz sebebiyle ona olan saygı ve rağbetten istifade etmek istemiş olabiliriz.
Kısacası çok defa Profesör Doktor Cemal Çevik demeyiz. 
Oysa doğrusu bu.

Ankara Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde, yine bizim oraların kültürel konularını içeren bir toplantıdan çıkmış, girişte hasbıhale durmuştuk, O’nu gördüm.

Ben diyeyim 25 yıl, siz deyin 30 yıl önce.

Pırıl pırıl tebessümü ve samimi edasıyla çabalarımızın güzel olduğundan söz etti.

Beni sordu.
Tanıttım kendimi. 
Yıldızeli-Der’in toplantılarına katılmamı önerdi. 
Katıldım.
Odur budur söyleşir dururuz hocamla.

Tanıştığımız zaman Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Biyokimya Anabilim Dalı’nda öğretim görevlisi ve oranın da çok sevilen hocalarındandı. Odasına biri girerken diğeri çıkıyor ve herbirinin acil halledilmesi gereken bir işleri nedeniyle uzak illerden Ankara’ya geldikleri anlaşılıyordu. Elbette, çoğu Sivas’tan olmak kaydıyla.

Onu tanıyan ve yakın arkadaşlarından biri olarak ben, memleket sevgisini her haline yakıştırmış gözlemledim bu güne kadar. Ayrıca, insan yararına olanı en pratik düşünebilme, yerinde ve zamanında ifade etme, eleştirel içerikli de olsa konuyu ağırlıklı olarak olumludan ele alıp ilerletme, farklı açıdan umutla bakabilme, vicdanı gölgelemeden davranış geliştirme, her canlının insanlar göremese bile yaratanın mührünü taşıdığına dair çıkarımı elden bırakmama, siyasi başlık dahi olsa konuyu müşterek esaslar çerçevesinde ele alma, bireysel tecrübenin geleneksel edinim yollarını sevgi ile koruma, güncelin uzağında kalmama, insana yardım, bilmeye ve irfana değer verme konularında esirgemediği paylaşımlarından çok şey öğrendik.

Ali gönüllülük denince şahsen benim aklıma ilk gelen canlardan olan Cemal Çevik, eskilerde siyaset ile ilgilenmiş. Bir ara da Sivas’tan Milletvekili adayı oldu.

Türkiyemizin en bilinen Akupunkturla tedavi yönteminin emekçilerinden biri olduğu gibi, yurdun dörtbir yanından gelip kendisinin bilgilerinden faydalanmak isteyenler için bıkıp uzanmadan kurslar düzenlemekte, ayrıca Tamamlayıcı Tıp Derneği’nin uzun zamandan beri yöneticiliğini yapmakta olan hoca, mütevaziliği ile çevresine şaşırtıcı bir sakinlik taşımaktadır.  

O’nunla münasebeti olan herkes, kendilerine de sirayet eden bu sakinlik sayesinde, daha verimli düşünebiliyor, önyargı tuzağına düşmeme gayreti sergiliyor, daha özgür düşünebilme şansına eriyor, sığlıktan uzak hatta derin anlamlar peşine düşebiliyor.

Üne sana rağbet etmeyen, hatta zaman zaman o tür şeylerin işlevsel olup olmadığını sorgulayan, bazen de taşıyamayacakları zora sokan sıkıntılara sebep olacağını beyan eden hocanın, toplumsal olaylarda, ağırlıkla ortak zeminde davranmanın insan kalbini yumuşatacağını, aşırılıkların yaratması muhtemel heyecansal tutum ve tavırları törpüleyeceğine dair uyarılarına çok rastladığımı söyleyebilirim.

Çok okuyan, tarihe, tasavvufa ve tıp alanındaki gelişmelere ilgisini yakından biliyorum. Kitaplara olan ilgi ve sevgisiyle nerleşmiş, şimdiye kadar çok kimsede rastlamadığım verimlilikte bir insan. Arada bir okumak üzere kendisinden aldığım kitapların altı çizilen yerlerine bakınca çok daha yakından tanımak imkanına eriştiğim hocanın, kendi görüş ve düşüncelerini destekleyen cümlelerden ziyade, arada kalmış, yeni ve görmezden gelinmiş bilgileri imleyen cümleleri görünür etmiş olduğuna tanık oldum hep.

Dünyanın hemen her yerinden bilgi derleme çabasında olmakla birlikte, uzak doğu ve Türk yurtlarındaki kadim bilgilerin çok seveni olan, tecrübenin yeniye yordanmasının gereğine inanan, manipüle esaslı oluşturulmuş literatüre dikkatli yaklaşılmasını öneren Cemal Çevik, özellikle Türk tarihinin, bu günümüzdeki milli birlikteliği tehdit eden geçmişteki dedikoduların çoğunun da rağbet edilmemesi gereken bilgiler olabileceğini hep söylemiş ve söylemektedir.

Tarihe yön veren kişi ve kişiliklerin bilgilerini paylaştığı her ortamda, kesinlikle insan olmaktan kaynaklı hata payını belirtir, bu tür bilgilerin bizleri daha dikkatli ve faydalıya odaklı düşünmelere sevk edeceğini, beşerin şaşar olduğunu, tutku ile doğru düşünebilme şansımızı kaybetmememiz gerektiğini ifade eder.

Benim de çok sevdiğim, “Ol” adlı kitabında, bilim, geleneksel bilgi ve inanç esaslı çıkarımların şaşırtıcı örgüsünde bir daha gördüm ki, Cemal Çevik çok boyutlu düşünürken kendi özgünlüğünü, yeniliğini, minnetsizlik içeren cesaretini bilgisiyle destekliyor.  

Hücrenin yapısını ve işleyişini, ruh ve beden ikilisinin sağlıklı halini, bilgi ve düşünce ortaklığının ağır felsefik tartışmalardan uzak sadelikle anlatma becerisi de insana bakışındaki sadeliğin ürünü. Anladığım kadarıyla, insanın yaratılışında gördüğü hayret uyandıran bedensel/zihinsel işleyişi, ruhun görünmezliğine karşın baskın oluşunu matematiksel ifade veya örüntü netliğinde anlatmak epey bir deneyimin ürünü.

Bilimin ve kültürün geleneksel oylumunu, hatta hiçbir bilginin eskisini yabana atmayan, onların beslediği birikimi yeni bilgiye çeviren, paylaşırken de etkili öyküleme yapan Cemal Çevik, akademik tabanlı birçok çalışmanın içinde bulunmuş, özellikle de Akupunktur konusunda, Türk ve Anadolu’nun kök bilgilerine dayalı özgün çıkarımlar yapmıştır.

İnsan ilişkilerinde, böbürlenme, hafife alma, ötekileştirme olmadığı bir yana, insanın öyle veya böyle birbirine benzediğinden yola çıkarak empati ile yaklaşmak gerektiğini, büyük sandıklarınızın küçük sandıklarımız ile aynı sonla karşılaşacağı bilincini elden bırakmamayı önermiştir hep.

Yunus Emre’den, Pir Sultan’dan, Mevlana’dan, Hacı Bektaş Veli’den bahsederken de, İbni Sina, Farabi ve Fuzuli’den bahsettiği gibi en sevgiyle süslediği dili kullanan hocanın, barışı ve iyi niyeti görmezden gelen hiçbir anlayışa hangi gerekçeyle zuhur ederse etsin, hiçbir zaman sıcak baktığını görmedim.

Dost sohbetlerini pek seven hoca, bunun için aralıksız 20 yıl umutla sürdürdüğü Yıldızeli-Der akşamlarını bizlere okul niteliğinde öğrenme ortamı haline getirdi. Alanında yeterli ve uzman kişilerle bizi buluşturan bu toplantılarda, cehaletimiz ve önyargılarımız dahil birçok olumsuzluklarımızla vedalaşmamıza vesile oldular.

Yardımlaşmayı, hayatımda az rastladığım tarzda, yani model olarak sabırla sürdürdüğüne tanık olduğum, öğrencilere burs, yoksullara destek, arkadaşlarına nefes aldıran seçkin davranışlarıyla da dikkati çeken hocamızın dost ve arkadaşlarına ayırdığı zamanı kalitelileştirdiğini bilmeyenimiz yok.

Yılda bir kaç kere geldiğimiz Sivas anıları ve sohbet konularımızdan söz edeceğimiz yazıları şimdilik daha sonraya bırakayım.

Hocamızın üç tane kitabı var, dördüncüsü de eli kulağında, yılın ilk ayında aramızda olacağa benziyor.

Konusu Pir Sultan Abdal.

Söz meydanının eri dediği Pir Sultan Abdal’ı tarihe farklı açılardan bakmış olarak yazan Cemal Cevik, Akupunktur, Oruç ve Sağlık, Seçimi Nasıl kaybettiğine dair görüşlerini içeren kitaplarındam sonra özgün çıkarımlar içeren bu kitabı ile hepimizi şaşırtacak gibi.

İnsanın barışına hizmet etmeyene iyi demenin haksızlık olduğunu çok defa ağzından duyduğum hocamızın Sivas’ın çok konuşulacak değerleri arasında olduğunu söylemekte çok haklı olduğumu kendisini tanıdıkça çok daha iyi anlayacak olan canlara samimiyetle diyorum ki; Anadolu irfanı ve eşsiz birikimi sakin kişiliğinde  gezdiren canlardan biri Profesör Doktor Cemal Çevik’tir.

İleride belki daha ayrıntılarıyla konuşuruz; gelenekseli hurafeden ayırmak isteyenlerin, bilimi sevgiyle müdahil eylemek konusunda çok şey öğreneceğiz ondan.

Kitaptan kitaba yorduğu yüreğini insandan insana açan, Yunus misali derdi olan candan söz ediyorum.

Cemal abiden.

Allah eyvallah.

Abbas Turan
Ankara, 29 Aralık 2023


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —