Akran zorbalığı; güç dengesizliğine dayanan, süreklilik gösteren ve bilinçli olarak zarar verme amacı taşıyan davranışlardır. Fiziksel, sözel, sosyal dışlama ya da dijital ortamda ortaya çıkabilir.
Ancak mesele yalnızca okul koridorlarında yaşanan bir sorun değildir.
Zorbalık, toplumun değerler sisteminin küçük bir yansımasıdır.
Gücü baskıyla eşleştiren, farklı olana tahammülü zayıf olan, “şaka” adı altında incitmeyi normalleştiren bir kültür; çocukların ilişkilerine de yansır. Çocuklar çoğu zaman zorbalığı üretmez, gözlemlediklerini yeniden inşa eder.
Araştırmalar gösteriyor ki zorbalık yalnızca mağduru değil; izleyen öğrencileri de etkiler. Sessiz kalmak zamanla normalleşmeye, normalleşme ise vicdan eşiğinin düşmesine neden olur.
Okullar bilgi aktarılan yerler olduğu kadar, değerlerin de şekillendiği sosyal alanlardır. Bu nedenle zorbalıkla mücadele yalnızca disiplin değil; empati, saygı ve sorumluluk eğitimi meselesidir.
Çocuğunuz zorbalığa uğruyor olabilir.
Ama aynı zamanda zorbalık yapıyor da olabilir.
Her iki durumda da ilk ihtiyaç: güvenli iletişimdir.
“Sen de karşılık verseydin” demek çözüm değildir.
“Benim çocuğum yapmaz” demek gerçeği değiştirmez.
Çocuklar en çok gördüklerini öğrenir.
Evde kurulan dil, öfkenin ifade biçimi, farklı insanlara yaklaşım şekli onların sosyal pusulasını oluşturur.
Zorbalık davranışı erken dönemde fark edilip doğru şekilde ele alınmazsa kalıcı bir ilişki biçimine dönüşebilir.
Ama doğru rehberlikle empati becerisine evrilebilir.
Son yıllarda gençler arasında yaşanan ve ölümle sonuçlanan şiddet olaylarına da tanıklık ettik. Bu tablo, meselenin hafife alınamayacak kadar ciddi olduğunu gösteriyor.
Zorbalık ve akran şiddeti erken dönemde fark edilip doğru şekilde ele alınmadığında, bireysel travmaların ötesinde toplumsal sonuçlar doğurabilir.
Bu nedenle geç kalmadan,
sorumluluk alarak,
iş birliği içinde hareket etmek zorundayız.
En büyük sorumluluk ise önce ailelerde başlar.
Çünkü bizim çocuğumuz bizim için ne kadar kıymetliyse,
başka bir anne-baba için de o çocuk en az o kadar kıymetlidir.
Belki imkânları farklıdır, ama değeri asla farklı değildir.
Her çocuğun kendini güvende, değerli ve görülmüş hissettiği bir dünya dileğiyle…


