Eskiden kapı çalardı.
Duvarda saatin tik takları ses verirdi; akıp giden yaşamı hatırlatırdı.
Sokak satıcıları neşe ile bağırırdı, kendi üsluplarıyla…
Telefon beklerdik.
Şehirler arasına yazdırıp heyecanla
“Bağlıyorum sizi…” diyen PTT memuresinin o sesi…
Mektup beklerdik.
Pos bıyıklı postacıdan…”Postaa” diyen bir ses.
Beklemek güzeldi.
Anlamlıydı.
Ömrümüz uzar gibiydi.
Sevdiğimiz biri “Alo?” derdi.
Sesini duyardık.
Sesin içinde nefes olurdu.
Yaşardık o heyecanı…
Bazen sevinç, bazen hüzün.
Şimdi bir bildirim sesi düşüyor cebimize.
Kimin gönderdiğini bilmeden, umursamadan.
Sanki biri bizi hatırlamış gibi.
Sanki bir yerden çağrılmışız gibi…
Hayatımız küçük seslere bölündü.
Yapay, dijital seslere.
Bir ses geliyor ya,
sanki biz yarım kalıyoruz.
Sofrada cümle yarım.
Kitapta sayfa yarım.
Sokakta adım yarım.
Fincanda kahve yarım.
Eskiden beklerdik.
Mektup beklerdik.
Bir telefonun çalmasını beklerdik.
Akşamı beklerdik.
Babamızın ayak sesini beklerdik.
Büyümeyi beklerdik.
Beklemek uzundu.
Uzun olduğu için kıymetliydi.
Şimdi her şey anında.
Mesaj anında.
Cevap anında.
Yaşamak anında.
Unutmak anında.
Hiç bu kadar bağlı olmamıştık dünyaya;
hiç bu kadar kopuk olmamıştık birbirimizden.
Aynı evdeyiz.
Aynı masadayız.
Aynı fotoğraftayız.
Ama başka başka dünyaların içindeyiz.
Belki sorun teknoloji değil.
Belki sorun, her sesin artık sıradan oluşunda.
Anlamını yitirmesinde…
Oysa bazı sesler…
Bir çocuğun sokaktan eve çağrılışı mesela.
Bir annenin “Sofra hazır.” deyişi.
Akşam ezanıyla çocukların
“Yerler mühürlendi, hadi evimize…” diyen mahzun sesleri.
Kışın sobanın içinden gelen o çıtır çıtır ses…
Onlar bildirim değildi.
Onlar hayattı.
Şimdi telefonlarımız sessizdeyken bile içimiz gürültülü.
Sürekli bir şey kaçırıyormuşuz gibi.
Sürekli bir yere yetişemiyormuşuz gibi.
Bir şeyleri unutmuşuz da içimiz daralmış gibi…
Belki de asıl mesele şu:
Her sesi duyuyoruz da,
birbirimizi duymayı unutuyoruz.
Ve insan en çok, artık duyamadığı sesleri özlüyor.
Hele de bir daha hiç duyamayacağını bilirse…
“Ses özlenir mi?” demeyin.
Özlenir işte.
O sesleri tekrar duyup,
görüntülü görüşme yapabilecek miyiz?
Sen ondan haber ver…