Tarih: 06.12.2012 11:32

ŞEHRİN AVANTAJI DEZAVANTAJA MI DÖNÜŞÜYOR YOKSA

Facebook Twitter Linked-in

Şehre gelişimizin birinci yılını geride bırakırken insan ister istemez bıraktığı yer ile geldiği yeri karşılaştırma ihtiyacı hissediyor. Şehrin artılarını, eksilerini bir araya yazıp muhasebecilerin gelir gider defteri gibi sonucu görmek istiyor insan. Bu muhasebe hem kendimiz için hem de bırakıp geldiğimiz şehir ile şu an yaşadığımız şehri incelemek anlamında önemli.

Öncelikle memleketin en kalabalık şehri olan İstanbul?dan Sivas?a gelince trafik başta olmak üzere birçok açıdan rahatladık. Ne kadar az kalabalık, o kadar dingin bir kafa ve dingin bir vücut oluyor. Bu dinginlik belli bir dönem sonra belki rehavete doğru gidebilir ama dozu iyi ayarlamak lazım.

İstanbul?a nispetle Sivas?ta yaşam daha ucuz. Ekmek üzerinden bir mukayese yapmak gerekirse biz bir yıl önce oradan gelirken ekmek 1 lira idi, burada ise şu anda ekmek 40 kuruş. Gıda ile ilgili birçok kalem bu oranda olmasa bile İstanbul?dan daha ucuz. Geçim daha kolay olduğu için insanların ek iş arayışı bu şehirde fazlaca yok. Olsa da iş yok zaten J

Rekabet ortamı yok Sivas?ta. Rekabet olmayınca da kalite istenen düzeyde değil. Ben şehrin geçmişini fazla bilmiyorum fakat şehri bilenlerin ifadesine göre şehirdeki bazı ticarethanelerde (lokantalar v.s.) koltukların yerleşimi bile yıllardır aynıymış.

Başta etli pide olmak üzere özellikle etli yemekler gayet lezzetli, doyurucu ve İstanbul?a nispetle daha ucuz. Bu da belki insanların daha fazla yemesi ve semirmesi anlamına geliyor. Şehrin soğuk giden havası ve buna bağlı olarak yağlı yiyeceklere olan ihtiyaç ta sanırım fazla yemeyi tetikliyor. Fazla yiyince de erkenden uyku geliyor ve belki en verimli geçecek olan gece saatleri heba edilebiliyor.

Sivas, memur yoğun bir şehir. Dolayısıyla düşünceler memurumsu. Memur zihniyetinin bir sonucu olarak maalesef girişimcilik istenen düzeyde değil. Sanayisi İstanbul ile değil daha küçük sanayi bölgeleri ile dahi karşılaştırılamayacak kadar geride.

Yatırım yapılan alanlar çok olmasına rağmen markalaşma yeterli değil. Bu arada marka demişken şehrin belki de en büyük markası MARKA ismi verilen marketler zinciri ve o marketler zincirinin sponsor olduğu takımımız SİVASSPOR. Allah var MARKA ve ÖNCÜ marketlerden memnunuz.

Market demişken aklıma alışveriş merkezleri geldi. Birçok şehirde olmasına rağmen Sivas?ta bir AVM yok. Bir deneme yapılmış fakat başarılı olmamış. Gerçi şehrin kendisi toptan açık bir alışveriş merkezini andırıyor zaten.

Şehrin en önemli sorunlarından birisi, inanmayacaksınız ama park sorunu. Şehre nispetle çok sayıda araç var, bir neden bu belki ama şehrin planlanması anlamında yapılan hata da park sorununu meydana getirmiş. Özellikle merkezi noktalarda bazı günler aracı merkezde bir yere park edebilmek çok zor.

Kentsel dönüşüm konusunda bazı çalışmalar elbette bu şehirde de yapılıyor fakat yeterli seviyede değil. Kanal İstanbul gibi projeleri konuşan İstanbul ile bu açıdan hiç birbirine benzemiyor bu şehir.

Şehrin belki denizi yok ama içinden meşhur Kızılırmak nehri geçiyor. Çevre düzenlemesi ile oldukça değerli hale getirilebilecek bu değer yatırımcı beklemeye devam ediyor.

Tarım ve hayvancılık konusunda oldukça şanslı durumda olan şehrimiz; özellikle gıda terörünün kol gezdiği İstanbul?a nispetle şanslı durumda. Başka yerlerde korkudan yanaşamadığınız et ürünlerini burada rahatça tüketebilirsiniz. Et ürünleri demişken şehrin sembollerinden birisi olan Kelle?de Sivas?ta yenir, haberiniz olsun. Sabah ezanını müteakip J İlçelerden gelen birbirinden doğal ve değerli ürünler insana yeme azmi veriyor.

Şehir nüfusu ve şehirdeki üniversite öğrenci sayısı oranında bu iki şehir birbirine denk olabilir. 330 bin nüfuslu şehirde 35 bin civarında öğrenci var. Dolayısıyla Sivas bir üniversite şehri ve bu şans değerlendirilmeyi bekliyor. Değerlendirmeden kasıt onlara yüksek ücretlerle ev kiraya vermek değil, onların enerjisinden şehrin gelişimi için yararlanmak. Şehir için onlarla projeler yapmak anlamında.

Bu liste uzar gider fakat uzayan listeden daha önemlisi şudur: ?Bu şehirde yaşamak İstanbul?da yaşamaktan daha kolay ve daha ucuz olduğu için insanlarda buna bağlı bir tembellik meydana gelmiştir. Kimse kendini kandırmasın, şehre gelişimizin birinci yılında kendimden biliyorum yürütmekte olduğum faaliyetlerin önemli bir kısmını şu an askıya almış durumdayım. İstanbul?un yaşam savaşı isteyen yapısı insanları zorla da olsa çalıştırmakta ve böylece sadece insanlar değil şehir de bu çalışmadan faydalanmaktadır.?

Şehrimiz için avantaj gibi görünen birçok şey, eğer farkında olmaz ve yönetemezsek hem bizim için hem de şehrimiz için dezavantaja dönüşüyor maalesef.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —