Tarih: 10.03.2013 22:19

EĞİTİMDE SİVAS?IN MAKUS TALİHİNİ YENEBİLMEK!

Facebook Twitter Linked-in

2000 Yılından bu yana Sivas İlinin ilköğretimden ortaöğretime, ortaöğretimden yükseköğretime geçiş sınavlarında iller bazındaki  yeri incelendiğinde ortaya şu tablo çıkıyor: İlimiz, gerek ilköğretim ve gerekse ortaöğretimde yapılan geçiş sınavlarında, hem sözel hem de sayısal ders alanlarında, 81 il arasında  50- 60. bandında gezinip duruyor.  Türkçesi, başarı sıralamasında(daha doğrusu başarısızlık sıralamasında) memleketimiz, terör belasıyla yıllardır mücadele eden  doğu illerimiz ile  yarışıyor. İlimiz, iller bazında nüfus, eğitim, sağlık, istihdam yaşam kalitesi benzeri 61 farklı kriter gözeterek belirlenen SEGE?de(Sosyo Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması) 49. sırada yer alıyor. SEGE sıralamasında;  Kayseri 17, Nevşehir 36, Elazığ 39 ve Tokat 57. sırada.(Özkan Tuna, ?Sivas İle İlgili Can Sıkıcı Rakamlar?, Sivas Postası Gazetesi, 20 Şubat 2013-Çarşamba) İlköğretimden ortaöğretime geçişte yapılan ortaöğretim kurumları sınavlarında(OKS): 2004 Yılında iller bazında MF(Matematik-Fen) sıralamasında 41., TM(Türkçe-Matematik) sıralamasında 40., 2005 yılında MF?de 47., TM?de 46., 2006 yılında MF?de 41., TM?de 41., 2007 yılında MF?de 42., TM?de 39., 2008 yılında FM?de 42., TM?de 42., 2009?da sınav değerlendirilmesinde yapılan değişiklik sonrasında OYP?de(Ortaöğretim Yerleştirme Puanı) 43. olmuş.Bu durum aynı şekilde 2010 ve 2011 yıllarında da tekrar etmiş? Aynı başarısızlık sıralaması  ortaöğretim kurumlarımız için de geçerli: Örneğin, İlimiz 2004 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavında 81 il arasında 47.olmuş?2010 LYS?nda(Lisans Yerleştirme Sınavı) Matematik-Fen sıralamasında 45., Türkçe- Matematik sıralamasında 43. ve Türkçe-Sosyal sıralamasında 46. sırada kendine yer bulmuş. Sivas?ın bir önceki yıl  SBS ve OKS Türkiye sıralamaları daha da iç karartıcı: İlimizin SBS Türkiye sıralaması 50, OKS sıralaması 60.lığa kadar gerilemiş durumda. O halde İlimiz yıllar yılı neden bu başarısızlık tablosuna mahkum oldu ve ortaya çıkan bu yoğun başarısızlık durumunu nasıl başarıya dönüştürebiliriz? Bu soruların analizini yapmaya çalışalım: Önce ilimiz eğitim sektörü alt yapısının  kuvvetli ve zayıf yanlarının detaylı bir analizini yapalım: İlimizde ilköğretim ve ortaöğretimde derslik ve öğretmen başına düşen öğrenci sayısının Türkiye standartlarına yakın olması, köklü sayılabilecek bir üniversiteye sahip olmamız, okul bina ve donanım durumlarının ?iyi? seviyede olması, eğitimimiz açısından oldukça sevindirici yönler. İlave olarak, Sivas?ta eğitim altyapısında birkaç küçük sorun dışında ?ciddi? sayılabilecek bir sıkıntının olmaması oldukça sevindirici. Buna karşın, eğitim bütçemizin yetersiz olması, İlimiz kırsalında birleştirilmiş sınıf eğitiminin halen devam ediyor olması, kırsal kesimde ilköğretimden mezun olan öğrencilerin orta öğretime geçişlerinin yetersizliği gibi nedenler eğitimimizi olumsuz yönde tehdit eden etkenler. Ayrıca, İlimizin coğrafik açıdan dağınık olması ve oldukça geniş bir alana yayılması, çok büyük oranlarda dışarıya göç vermemiz, sivil toplum organizasyonlarının eğitime desteğinin yeterli düzeyde olmaması, eğitimimizin yeterli oranda başarılı olmasını engelleyen ve tehdit edici faktörler olarak ortaya çıkıyor. Yukarıda irdelediğimiz ve analiz ettiğimiz olumlu ve olumsuz yönler, bilimsel gözlükle gördüğümüz kriterler. Bir de eğitimimizi en az bu etmenler kadar etkileyen diğer gizil faktörler var. Bunlar, yeterince dillendirilmiyor ve tartışılmıyor: Kanımca, eğitim alanında ülkemizde yapılan yanlışlıklardan en önemlisi; yıllar yılı eğitimde ortaya çıkan başarısızlıkları ve aksaklıkları sadece öğretmen camiasının üzerine yıkarak onun üzerinden bir çözüm arayışına girilmesi kolaycılığı. Eğitim olgusunu belirleyen ve etkileyen pek çok değişken var. Öğretmen bunlardan sadece biri. Yıllar yılı, eğitim alanında ortaya çıkan başarısızlıklardan hep öğretmeni sorumlu tutma ve ?günah keçisi? olarak gösterme kolaycılığı, maalesef  bir türlü aşılamadı. Öğretimin; ?öğrenci? , ?yönetici? ve ?veli? ayakları hiç sorgulanmadı ve soğukkanlı bir şekilde masaya yatırılmadı. Eğitimimiz, politikacılarımızın oy kazanma amacıyla istedikleri gibi oynadıkları, halka hoş görünmek adına ?popülist? uygulamalar yaptıkları(örneğin, ikide bir öğrenci affı çıkardıkları), ?yap-boz? tahtası yaptıkları   bir alan olmaktan ivedilikle kurtarılmalıdır. İlave olarak, politikacıların uzun yıllar boyunca eğitimi ?yap-boz? tahtası yapmaları, kendi politik kaygıları doğrultusunda kullanmaları, eğitime politikayı sokmaları, atamalarda kendi politik görüşlerine yakın kişileri tercih edip, liyakata, kariyere ve beceriye hiç önem vermemeleri eğitimi çok olumsuz olarak etkiledi. ?Partiler üstü? ve gelir geçer politik kaygılardan ve çekişmelerden uzak olması arzu edilen Milli Eğitim Bakanlığı, bu durumdan bir türlü kurtarılamadı. İlimiz özelinde ortaya çıkacak manzarayı irdeleyecek olursak; eğitimimizin ildeki ?Genelkurmayı? olması gereken Milli Eğitim Müdürlüğü?nün, bu fonksiyonunu yeterince yerine getiremediğini müşahade ediyoruz  ne yazık ki!!! İlimiz eğitiminde öğretmenlerimize fikirsel, düşünsel ve moral değerler  anlamında yeterince liderlik yapamıyorlar ve günümüzün güncel deyimiyle ilimiz eğitim dünyasında  ?sinerji? yaratamıyorlar bir türlü. Eğitimimizin sorunlarını masaya yatıramıyorlar ve çözümler üretemiyorlar. Milli Eğitim Müdürlüğümüz, ivedilikle öğretmenlerimizin ?girmeye korktukları bir mekan? olmaktan kurtarılmalı, hak edildikleri şekilde sevgi ve saygıyla karşılandıkları bir mekan haline getirilmelidir. Üniversitemiz ile her alanda işbirliği yapılarak ilimiz eğitim sorunlarına çarelere üretmeliler. Eğitim yöneticilerimiz, eğitimin en önemli unsurları olan öğretmenlerimizin mesleksel motivasyonunu, moralini ve  şevkini arttırıcı yönde tedbirler almalı ve uygulamalı okullarımızda. Birkaç söz de halkımıza: İlimiz, idealist ve ?cansiperane? çalışmalar yapan eğitim çalışanlarına  sahip çıkmalı, onları bağırlarına basarak onore etmeli, futbolculara gösterdikleri saygı, sevgi ve özenin bir milyonda birini !!!! de çocuklarını emanet etikleri eğitimcilerimizden esirgememeli!!! Bir eleştiri de Üniversitemize: Eğitim fakültemiz, ilimiz eğitim sorunlarını ve çözüm yollarını masaya yatıran, eğitimcilerimizin de  geniş katılımlarıyla gerçekleştirilecek  panel, açıkoturum ya da çalıştaylar gibi etkinlikler  düzenlemeli sık sık. Birkaç söz de eğitim yöneticilerimize: Kendilerini ?emir-komuta? yönetimi mentalitesinden kurtararak, ?tatlı-sert? yönetim anlayışını benimseyen, ?vizyon? ve ?misyon? sahibi gerçek ?eğitim liderleri? olmalıdırlar.Eğitim kurumlarımızı, öğretmenlerimizin  ve öğrencilerimizin ?maddi? ve ?manevi? olarak  esenlik içerisinde hissedebilecekleri mekanlar haline getirmelidirler.Öğrencilerimize gösterdikleri ihtimamın(özenin) aynısını  öğretmenlerimize de göstermeliler!!! Bütün bu saydığımız şartlar yerine getirilirse ilimizin eğitim bakımından çok büyük aşamalar ve sıçramalar  gerçekleştireceğine inancımız  tam. Ülkemiz eğitiminin  küresel bazdaki göstergelerine de hızlı bir şekilde göz atalım :  Dünya Ekonomik Forumunun 2010 raporuna göre Türkiye, 134 ülke arasında eğitim düzeyi sıralamasında 109, okuryazarlık oranı bakımından 106, ilköğretim mezunları sıralamasında 108, ortaöğretim mezunları sıralamasında 114, yükseköğretim mezunları sıralamasında 113. sırada yer almış!!! Her bin kişiye Amerika Birleşik Devletlerinde 12,000, Almanya?da 2,000, Türkiye?de ise 7 kitap düşüyormuş.!!! Rusya?da 2,549 kişiye, İngiltere?de 3,508 kişiye   bir kütüphane düşerken bu sayı Türkiye?de 64,600 imiş.!!!!Türkiye?de kitap, ihtiyaç listesinde 222. sırada yer alıyormuş. Ayrıca, medyadan öğrendiğimize  göre; OECD?nin Dünya çapında 15 yaş grubu öğrencileri arasında yaptığı ve Matematik, Fen Bilimleri, ve okuma becerilerinin ölçüldüğü PISA projesinde Türkiye 57 ülke arasında 44?üncü olarak kalmış.Son olarak, 2006?da hazırlanan raporda Türkiye, Fen Bilimlerinde 47?inci, Matematik?te 45?inci, okuma becerilerinde 39?uncu sırada yer alarak   Uruguay, Bulgaristan, Şili, Sırbistan, Yunanistan gibi ülkelerin bile gerisinde kalmış!!!(11 Temmuz 2009, Vatan Gazetesi) Ülkemizde eğitimde ortaya çıkan tabloya bakmaya devam edelim!!!:Hocasını döven, yaralayan öğrenciler, birbirlerini bıçaklayan ilkokul öğrencileri, okul tuvaletinde uyuşturucu partisi düzenleyip bunları internette yayımlayan kolej öğrencileri, kız arkadaşı hakkında laf etti diye kar maskesi ve silah alıp pusu kurarak arkadaşını öldürenler, eğitim-öğretim gördüğü sınıflarda kafayı çekenler, televizyon kanallarında gördüklerini taklit etmeye çalışan jöleli saçlı, sarkık kravatlı, tuhaf davranışlı ve küfürbaz öğrenciler, erkek arkadaşları için uluorta yaka paça kavga edip birbirini bıçaklayan kız öğrenciler, ilkokul çağlarına kadar düşen uyuşturucu kullanım yaşı, hiçbir ahlaki değeri ve ideali kalmamış bir gençlik, ?en çok ne olmak istersiniz?? anketine  ?çete reisi? cevabını veren ilköğretim okulu öğrencileri, ideal ve fikir boşluğundan dolayı şeytana tapanlar, ?para kazanmak için her şeyi yaparım, çalışmak dışında? yazılı yazıları otomobiline yapıştıran üniversiteliler, her yıl üniversite ve ortaöğretim kurumları sınavlarında sıfır puan alan ve bir soruya bile doğru cevap veremeyen on binler, alabildiğince metalaşmış ve parasallaştırılmış dershane ve özel ders sektörü, dershanelere ve özel derslere harcanan  milyarca dolar, toplumsal saygınlığı yok edilmiş, cenazelerine bile yöneticilerinden kimsenin sahip çıkmadığı, derslerde bile ?bu akşam evime nasıl ekmek götürebilirim??i düşünen öğretmenler, okullarda ayyuka çıkan disiplinsizliği, başıboşluğu, başarı düşüklüğünü düzeltmek için kılını bile kıpırdatmayan bürokratlar. ?On yıllardır eğitim alanında ortaya çıkan bu büyük yıkımın ve gerileyişin  sorumluları kimlerdir?? diye soruyor insan kendi kendini ve çaresizce  yanıtlar  bulmaya çalışıyor: Eğitim öğretim konusunda nasıl içler acısı bir durumda bulunduğumuzu ve tel tel döküldüğümüzü toplumumuzdan saklayan, buna karşın, günün yirmi dört saati haftanın yedi gününü  maçlara, maç geyiklerine(pardon kritiklerine)  ayıran, sonuna kadar kokuşmuş, insani değerlerini tamamen yitirmiş çapsız ve birikimsiz ?sanatçıları!!!? saatlerce ekrana çıkararak gençlere  model  insanlar olarak sunan, izleyenler için hiçbir olumlu mesaj içermeyen filmleri ve dizi filmleri saatlerce yayımlayan, eğitimdeki bütün olumsuzlukların faturasını zaten her bakımdan ezilen öğretmene çıkarmayı marifet bilen, öğrencilerin gösterdikleri olumsuz davranışları hiçbir şekilde eleştirmeyen, bunları ısrarla görmezden gelmeyi  gençlerin lehine bir şeymiş  gibi gören, eğitim-öğretimin düzenlenmesi, disipline edilmesi konusunda hiçbir yayın yapmayan, ülkemizin en güncel ve hayati konusu olan ve büyük sorunlarla boğuşan  eğitimi gündemine alma gereği  bile duymayan(birkaç program dışında), gençlerimizin büyük çoğunluğu nasıl ve neden bu duruma geldi araştırmasını yapmaya hiç tenezzül! etmeyen  bir medya mı?!!!!!!!!! Sorun, ?Eğitim alanında genel olarak ülkemizde ve özel olarak İlimizde ortaya çıkan bu enkaz tablosunu nasıl tersine çevirebiliriz ?? can alıcı sorusu çevresinde düğümlenmektedir. Hasbelkader yirmi yıldır eğitim sistemimizi yakından izleyen bir insan olarak bu soruya yanıtım şöylece olacaktır:


Orjinal Habere Git
— HABER SONU —