Tarih: 19.02.2026 20:20

YUSUF USTA

Facebook Twitter Linked-in

Ülke savaştan çıkmış, Cumhuriyetin ilk yılları, İtkıran dağları yeşillenmiş, temmuz ayında Anadolu toprak kokuyor.1924 yılında Dünya'ya gözünü açar Yusuf Balta. 
Büyüdüğü uzak bir dağ köyü, Dünya yoksul, Türkiye yoksul, Anadolu daha  çok yoksul,ama henüz insanlar kirlenmemişti...

O köy gecelerinde yıldızları,bulut kümelerini seyretme huzurunu, buğday tarlalarında çıtlık seslerini, toprak evlerin serpeneklerindeki serçe seslerini dinleyerek büyüdü. 
Sekiz-on yaşlarında çalışmaya başladı. Çocukluğu tarlalarda, hayvan peşinde koşmakla geçti. Hiç durmadı, çok zor bir hayatı oldu. Gençliği yazın köyünde, kış aylarında uzaklarda gurbet ellerinde, rutubetli odalarda,Çukurova'nın Tarsus'un da geçti. İnşaatlarda çalıştı. Hırslıydı becerikliydi, ameleliği bırakıp sıva,duvar ve kalıp ustalığına geçti, Yusuf usta.

Dört yıl askerlik yaptı, askerliğinde köprüler,koğuşlar, lojman yapımında inşaat ustası olarak çalıştı,ustalığını çok daha ilerilere taşıdı.

Askerlik dönüşü köyünün, al yanaklı, gamzeli, sarışın kız Sabır'la güz kokulu bir günde evlendi.

Yusuf ustanın babası Muharrem, Kangal civarında tanınmış bir insandı. Herkes isminden çok Dımoğ lakabıyla tanırdı. 
Kangal merkezde bir arsa aldı. Yusuf usta kardeşleriyle ev yaptılar, köyünü bırakıp  Kangal'a göçtüler. Dımoğ ailesi gözü gönlü tok bir aileydi.

Köylerden Kangal'a 
mahkemeye gelenler, alışverişe gelenler evlerinde konaklarlardı.

Şakul tutup mala sallayan, demir bağlayan, kalıp çakan eller ustalığının zirvesine çıkmıştı. Muzaffer usta ile iş alıyor zamanında teslim ediyorlardı.Cumbalı evler, çıkma balkonlar, tonozlu çatılar yapan Yusuf usta işinde sahiciydi.

Usta girişimciydi 1967 yılında kardeşi Ali ile makineler getirip Kangal'ın en büyük hızırhanesini kurdu. Atölyesinde kol gücünü kullanarak sanat aklı, zanaatkar zekasıyla atölyeyi büyüttü. Harçlı eller talaşa değmişti. Kangal'ın, Divriğin'in, Gürün'ün, Zara'nın köylerinden kamyonlarla tomruk getirip, kesip, biçip kapı pencere, evlere yüklük, mutfak rafları, çatı malzemeleri, kalıp tahtaları imal ediyordu. 
Mesleğinde öğretici, işinde titizdi.Yanında çalışan işçiler evlerine ekmek götürsün diye mazlumların, gariplerin yanında olmuştur. Gündelik hengamenin içinde, akıp giden zamanda hızar kırıntıları içinde akşamın geç saatlerine kadar çalışan bir hayatı oldu.

Usta hiç boş durmadı, durmazdı ! Çok mücadele etti. Her şey kendisine gümüş tepsi içinde sunulmadı ya !
Kimi insanları tanırsınız, hayatınıza girer size doğru yolu gösterir. Yusuf usta da insanların çok şey öğrendiği hayat ustasıdır.

Kangal'ın Yusuf ustanın hayatında çok önemli bir yeri vardır. Yaşamının tamamını Kangal'da geçirmiştir. Direncini kaybetmeden, yılmadan, yorulmadan yetmiş yıl çalışmıştır. Kangal'da her inşaatta ustanın parmak izleri vardır. 
Yusuf usta erdemli, mütevazi, gelenek ve göreneklerine bağlı, kötülüklerden nefsini arındırmış bir Anadolu insanıdır. Yusuf usta ev yaptıranlara borca kereste veren, borcunu ödeyemeyenlerin kalan bakiyesini silen merhamet yürekli insandır. 
Kış aylarında odun alamayan gariban insanlara parça odun, dal budak,talaş, ağaç kabuğunu ücretsiz veren gariban dostudur.

Çocuklarını çok sever, sevgide özü gizlidir. Okumaya çok önem verir. Çocuklarının okuyup bir yerlere gelmesi için çaba gösteren bir babadır. Çocuklarından dualarını, dileklerini esirgemeyen Sabır ana yaşlanmıştı, ustaların ustasıda. Yanlarında evlatlarından kimseler kalmamıştı. Teknolojik gelişmeler ve ahşabın yerini plastikler alınca, usta atölyesini kapattı.

Usta, hanımı Sabır ile gurbetteki çocuklarını, torunlarını özlüyordu. Sonbaharın sonlarında İstanbul'a geliyorlardı. Usta İstanbul'da can yoldaşı, canının içi Sabır'ı kaybetti. Sevemediği metropol adını duymadığı mahalleler sıkıyorsu ustayı. Sevinçlerini, ağıtlarını, kırılgan umutlarını, çocuklarını, torunlarını İstanbul'da bıraktı Kangal'a döndü.

Kangal'da lacivert yalnızlıkları! Gecenin ve yalnızlığın ötesinde kaldı. Derinden de derin, gizliden de gizli rüyalarında Sabır'ını bekledi, sabahı bekledi, geceyi bekledi.Sabırsız günlerini sabırla bekledi. Bitmez tükenmez Kangal gecelerinde, gamlı akşamlarında Sabır'ın sesini dinledi.

Yetmiş yıl öncesinin Kangal'ında geçip giden yılların hoyratlığını ve geçmişe dair yaşamlarını sorguladı.
Ustaların ustası İstanbul'da evlatlarının yanında hastalandı,iki gün hasta yattı, evlatlarına " Beni buralarda bırakmayın, bizim elin toprağına götürün " dedi 07- 05-2007 günü aramızdan ayrıldı.

Yusuf ustayı Yenibosna cem evinden uğurladık. Göç eyledi Şah Hüseyin'e doğru.  Kangal'a haber gönderildi Kangal camiilerinde selalar okundu. Dumanlı dumanlıydı Yılanlı dağı, Kızılırmak boz bulanık akıyordu, Kangal ovası yemyeşildi.

Kangal'lılar ve köylüler Yusuf ustalarını bağırlarına bastılar. Görülmemiş bir kalabalıkla yolcu ettiler ebedi istirahatine. 
Ağladı Kangal'ın karanlık geceleri,susuz çeşmeleri. Malası, testeresi, keseri mahzun kaldı. Kapıları sürgülü odalarına güneş sızıyor, atölyen yaslı ustam.

Gönlümüzde sevgi Kangal civarında iz bıraktın ustam. Saygı değer büyüğüm sizin hayatınıza girip çok bilinmeyenleri öğrenmeliydim. Ustamı anlatırken içimden hüzün dolu sevgi ırmağı aktı..!

KemaL SARIKARTAL 
İz Bırakan ustalar




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —