Bugün, 23 Eylül 2021 Perşembe

Yusuf Agâh


Yokluk Namesinin Asilliği


İnsan hata yapan bir fanidir.Hatanın arkasında ya öğrenmeyle giderilebilecek olan bilgi eksikliği,yada bilerek kötü niyetli olmak vardır.Kotü niyeti biraz açmak gerekirse kibir,riya,sinsilik vb.Bir çok insan kendisinin hata yapmasına rağmen tüm enerjisini kabul etmeme ve körü körüne savunma mekanizmasıyla bir refleks ortaya koyma çabası içerisinde harcamaktadır.En tehlikelisi hatasını kabullenmeyen uyarılmayan en acısı insanların hatalarındaki ısrarcı davranışları ve doğruyu bulmak adına bir arayış içerisine girmemeleridir.

Samimi bir şekilde hata yaptığını söylemek kişilik sahibi insanların samimi olarak başvurdukları yöntemdir büyük bir erdemdir.Hata yapmanın temelinde kişinin kendisini tanımaması empati yapmaması haddini bilmemesi yatmaktadır.Her şeyi bildiğini zannetmek kadar, ben ne dersem o olur diye kibire saplanmak ,liyakat ehliyet gözetmeksizin bunlar benim adamlarım diyerek işi ehlinin elinden almak zulüm etmek ahmakça bir davranış şeklidir.Önemli olan yaptığı hatalardan ders çıkararak doğruyu bulmaya çalışılmalıdır.İstişare ve danışmak hataları azaltmanın en önemli ayağını oluşturmaktadır. İnsan kendi halini bilirse yaşadığı dünyanın gözünü büyülemesine fırsat vermez.

Bir gün Süleyman Peygamber(a.s.) uçan halısının üstüne binmiş, başlamış ülkesinin üstünde gezinmeye, dalmış o güzelliklere. büyülenmiş Ne güzel şeylere sahibim diye. Halı başlamış eğilmeye. halının eğildiğini fark eden Süleyman Peygamber(a.s.) "halı doğrul" demiş Halı biraz daha eğilmiş, "halı doğrul! ben cihanlar sultanı Sultan Süleyman" demiş Halı biraz daha eğilmiş, "halı doğrul! ben Peygamber Süleyman" demiş Halı biraz daha eğilmiş, Süleyman Peygamber(a.s.) düştü düşecek. "halı ne yapıyorsun, doğrul diyorum sana!" halı cevap vermiş "ASIL SEN DOĞRUL Süleyman, bunların hepsi ALLAHın, hiçbirşeyi kendinden bilme." Gücü, Saltanatı, Varlığı kendinden bilmediğin sürece , Hiçbirşey senin gözünü büyüleyemez. Ola ki büyülerse "Halıyı değil, Kendini Doğrult! Hata yapmasına rağmen birileri iyi yaptın diyor uyarmıyorsa bilsinlerki ziyandadırlar.Sonrasında yaptığı hatasını sorgulamak ağlayarak sızlayarak hemen birilerini suçlu ilan etmek yerine ,acizliğinden zulümünden vaz geçmek gerekir.Zaman o kadar güzel bir ders verirki insana hep bir gölgenin peşinde koşmuşdur aslında sonunda bir bakarki hiçbir şey gerçek değilmiş hatasını düzeltmeye fırsat bile bulamaz.

Benim en çok sevdiğim ve müracaat ettiğim Nabi´nin aynı zamanda ismi yokluk anlamına gelir. Bende yok sabr-ı sükun, sende vefadan zerre İki yoktan ne çıkar, fikredelim bir kerre NABİ Hatırlatmak,hatırlamak istedim gazelini bir kez daha kendime sizlere sunmak ihtiyacı hissettim.

Bâğ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın görmüşüz
Biz neşâtın da gâmın da rûzgârın görmüşüz
Çok da mağrûr olma kim meyhâne-i ikbâlde
Biz hezârân mest-i mağrûrun humârın görmüşüz
Top-ı âh-ı inkisâra pây-dâr olmaz yine
Kişver-i câhın nice sengîn hisârın görmüşüz
Bir hurûşiyle eder bin hâne-i ikbâli pest
Ehl-i derdin seyl-i eşk-i inkisârın görmüşüz
Bir hadeng-i cân-güdâz-ı âhdır sermâyesi
Biz bu meydânın nice çâbük-süvârın görmüşüz
Bir gün eyler dest-beste pây-gâhı cây-gâh
Bî-aded mağrûrun sadr-ı i´tibârın görmüşüz
Kâse-i deryûzeye tebdîl olur câm-ı murâd
Biz bu bezmin Nâbîyâ çok bâde-hârın görmüşüz.

Açıklama: Zaman bağının baharını da gördük güzünü de; üzerimizden neş´e rüzgârları da geçmiştir gam fırtınaları da. Mevki sahibi olunca zafer sarhoşu oluverme; zîrâ böylesine mest (sarhoş) olup sabah olunca da baş ağrısı çeken binlercesini görmüşlüğümüz var. Gönlü kırık olanın atıverdiği âh topunun nice büyük sultanların muhkem kalelerini yıktığını biliriz. Derd ehli olanların kırıklıkla döktükleri gözyaşlarının yaptığı seller önünde nice gösterişli kâşânelerin, mâlikânelerin yerle bir olduğunu biliriz. O garipler ki, bütün sermâyeleri can yakıcı bir âh silâhından ibarettir ama, onu şöyle bir attıkları zaman, nice hızlı süvarilerin vurulup yere serildiklerini gördük. Sadarette itibar üzere oturan nicelerini gördük ki; gün geldi de onlar el pençe vaziyette pabuçluğu mekân tuttular (yani hizmetçi oldular) O elindeki ?gururla kaldırıp kaldırıp- içtiğin kadeh var ya, gün gelir de dilenci çanağına döner; benzerlerini çok gördük. Urfalı Şair Nâbi Hep sevgiyle kalın????