Bugün, 28 Eylül 2021 Salı

Ömer Çakmak


YANSIMA!

Ömer çakmak yazdı...


YANSIMA 

 Dünya her daim hareket halinde. Hep hareket var. Yerinde asla durmuyor. Yaşanılan zaman birbirine benzemiyor birbirine benzeyen sadece olaylar. Yaşanan bir zamanı bir daha yaşayamıyoruz. Tarihler saniyeler bizi bir bilinmeze doğru çekip götürüyor. O yüzden bir gün diğer günün aynısı olmuyor. Bu değişim ister istemez insan üzerinde olumlu ya da olumsuz etkiler gösteriyor. Bu değişimin belli bir düzeni varken bunu ileri ya da geri alanlar zarar ediyor. Dünya üzerindeki iklim bozukluklarından mıdır yoksa insanın değişiminden midir bilinmez insan da bazen duygu olarak bir günde dört mevsimi yaşayabiliyor. İçindeki huzuru ya da huzursuzluğu dışa da aynı şekilde yansıyor. İnsan kendi ile mücadele içindedir.

Bu mücadele öyle bir mücadele ki düşman hiçbir zaman pes etmiyor ve de yenilmiyor. Yere düşse de öldüğü görülmüş değil. Allah bu yüzden Kuran da: Sana ölüm gelip çatıncaya kadar Rabbine ibadet et buyururken insanın bu mücadelesinin devam edeceğini onun sadece vazifesini yapması gerektiğini ona hatırlatıyor. Bu iç mücadeleyi Cüneyd-i Bağdadi: Sonu gelmeyen bir savaş diye tabir ediyor. Bu savaş öyle bir savaş ki Efendimiz büyük cihat olarak tarif ediyor. İşte bu savaşta kazanmak için bazen destek almak gerek. Bu da çevremizi düzeltmek ile yani bu işi başarmak için gayret edenlerle bir arada olmakla oluyor. Bazılarımız hayatında karışıklığı çok seviyor. Bu sevgileri yüzünden her şeyi karma karışık yaşıyor. Her bir parçası bir yerde. Kendi düzenimizi korumak için verdiğimiz mücadeleyi, düzenin daha sistemli daha planlı programlı olması için vermiyoruz. Kafa karışıklığı iyidir. Bir kafanızın olduğunun farkına varırsınız diyen şairi haklı çıkarmak için elimizden ne gelirse yapıyoruz. Kafa karışıklığı iyidir ama bu hareketli dünya da karışıklıktan dolayı hareket edemez hale geliyoruz. Ardından bu karışıklıktan zevk almaya başlıyoruz. Birileri buraya müdahale edince de çığırdan çıkıyoruz. Aslında kendi alanımıza müdahale edilmesini yaptığımız bu karışıklıkla bir nevi kendimiz sağlamış oluyoruz. İnsan çoğu zaman hayal ettiklerini yerine getirmekte zorlanır. Hatta hayallerini geçekleştirmek için okur. Bu okuma ona çok şey kazandırır. Çünkü okumakla bilgi kazanırsınız. Bilgi ise güçtür. Ama okuduğunuzu uygulamaz ya da uygulamayı belirli tekniklerle ilmi siyasetle yapmazsanız ortaya çelişkiler çıkar. Bu da maalesef insanın psikolojisini bozar. Bir iş istediğiniz gibi olmayabilir.

Bu çok doğal bir hadisedir. Önce olmadığını kabullenmek gerek sonrasında istediğiniz düzeye getirmek için yumuşak geçişler yapmalı. Sonuca odaklanırken yöntemi ve sistemi de iyi bilmeli ve uygulamalıdır. Merkeze insanı korsanız eğer, karşılaştığı her insanın kendi tekâmül sürecinde bir görevi vardır. Hemen herkes onun kâmil olması için ona bir şeyler öğretir. Hemen hemen karşılaştığımız her insanda gördüğümüz kusur ve eksiklikler aslında bizim eksikliğimizdir. Bizim eksik olduğumuzu karşımıza çıkan insanlardan anlarız. Çoğu zaman başka bir insanda hoşlanmadığımız bir hareketi gördüğümüzde dönüp kendimize bakarsak eğer aynı hareketin kendimizde de olduğunu görürüz. Geçen yıllarda karşılaştığım çoğu zaman problem yaşadığım insanlardan bunu bizatihi tecrübe etmiş oldum. Ve bugünde bu aynen devam ediyor.