Bugün, 28 Eylül 2021 Salı

Tacettin Kepenek


"VIN VIN..."

Tacettin KEPENEK Yazdı...


“VİN VİN...”

Sayın cumhurbaşkanımız, 29 Mart 2021 tarihli bakanlar kurulu toplantısından sonra yaptığı konuşma da, “vatandaşların evlerinde tuttukları, milli servetimiz olan altınlar ve dövizler, finans kuruluşları vasıtasıyla ekonomiye kazandırılmalıdır” çağrısını yaptı. Ayrıca“...buradanvin-vin esasına göre hem ülkeye, hem kendilerine kazanmanın yolunu gösteriyorum” dedi.

Sayın cumhurbaşkanının konuşmasını dinleyenler “vinvin” ne ola ki, diye sormuş olabilirler. İngilizce“win-win” deyimi, Türkçe de“kazan-kazan”anlamına geliyor.

Sayın cumhurbaşkanımız, halkın bir kısmında hala ciddi miktarda altın ve döviz olduğunu düşünüyor olacak ki,  kazan -kazan formülünü önererek yeni kazanç yolu gösteriyor. Milletin büyük bir kısmında, bankalara,  finans kuruluşlarına koyacak altın döviz kaldı mı, ben emin değilim! Ancak sayın cumhurbaşkanımız söylüyorsa bir bildiği vardır.

Bu“vinvin” formülükimler için önerilmiş olabilir?Sayın cumhurbaşkanımız aynı zamanda Ak parti Genel başkanı olduğu için belki dekendi partililerine hitaben söylemiş olabilir. Nerden bilebiliriz?

Var olduğu söylenen altın ve dövizler,hangi yastık altında, hangi kasalarda, hangi ayakkabı kutularında ve kimler tarafından saklanıyorsa lütfen ortaya çıkarsın! Madem aynı gemideyiz, madem merkez bankasının kaybolan 128 milyar dolarının nasıl eridiğini anlayamıyoruz, hiç değilse şu saklanan altınları, dövizleri bankalara yatırın da,merkez bankasının rezervleri artsın ve Türk lirasının tamamen pula dönüşmesi önlensin.Sizlerde vinvinyaparakdaha çok kazanın...

Halkın bir kısmı olarak, ülkemizin zenginliklerini paylaşanları ve üç beş yılda zengin olanları, ağzımız açık bir şekilde, hayretle ve ibretle izliyoruz. Zenginin malı, züğürdün çenesini yorar derler ya, bizimki o hesaba dâhil. Banka da, altın ya da döviz hesabı açtırmak, şu dönemlerdebizim gibilerin hayal edebileceğişeyler değil...

Ancak halkın tamamı elbette, işsiz, emekli, dar gelirli veya zar zor geçinenlerden oluşmuyor. Bir eli yağda, bir eli balda, nereye süreceklerini şaşırmış olan bir kısım halkımız daha var. Bu bir kısım halkımız, son yıllarda en pahalı arabalarabinmeye, en lüks evlere sahip olmaya, dini motifli alternatif tatiller yapmaya ve partiler düzenlemeye,her kademede devletten nemalanmaya, “alma” ağacının altında mutlu mesut yaşamayave itibardan tasarruf etmemeye,çok alıştılar. Bu bir kısım halkımızın,yastık altında altınları,dövizleri mutlaka vardır. Ne varsa çıkarsınlar ve götürüp bankalara yatırsınlar. Sözün muhatabı da,muhtemelen bu kesimler olabilir…

Hiç değilse sayın cumhurbaşkanımızın sözünü yerine getirmiş olurlar.

Ancak son günlerde görüyoruz ki,“VİN –VİN” (kazan-kazan)ile yetinmeyen ve  “VİN - VIIIINVINVIN”(çok hızlı kazan-köşeyi dön)   tarzını benimsemiş olanlar da var.

Daha 28 yaşında ki Kürşat Ayvatoğlu’nunKastamonu belediyesinden,  parti genel merkez koridorlarına uzanan muazzam bir maddi yükseliş ve bir o kadar çarpıcı ahlaki çöküş hikâyesini ilgiyle takip ediyoruz. Bu zatınpislikleri ortaya dökülünce, ne eski Kastamonu belediye başkanı, ne de himayesinde görev yaptığı AK parti milletvekili Hamza Dağ sahip çıkmadı. Bu çocuk hangi bostanda yetişmiş de, böyle semirmiş? Bostan sahipleri oralı bile değil.

Aslında kamuoyu tarafından hikâyenin ilginç bulunan tarafı,genç bir adamın siyaset alanının dehlizlerinde kısa zamanda paraya boğulması değil, uyuşturucu seremonisi eşliğindeki pudra şekeri sahnesi oldu.

Bu olay, siyasi güç sarhoşluğuna kapılan gençlerin ve onların hamilerinin,akıbetini gösteren çarpıcı bir örnektir. Umarım, bir kısım halkımız buradan gereken dersleri çıkarır.

Unutmayalım, “dede koruk yer, torununun dişi kamaşır.”

Tacettin KEPENEK

tacettinkepenek@gmail.com