Bugün, 23 Eylül 2021 Perşembe

İbrahim Balaban


URFA TÜNELLERİ İNŞAATI


Urfa Sulama Tünelleri, Atatürk Barajı yapılıp Fırat Nehrinde su yükselince, Urfa´nın Harran Ovasında ve Güneydoğunun sulama ve enerji projeleri ile ziraat işlerinde verimli bir kalkınma olması düşünülmüş önemli bir projedir. İki adet 26 kilometre uzunluğunda sulama ve tünellerin çıkış ağzında elektrik üretecek iki adet türbinleri olacaktı. Ayrıca 10 kilometrede 4 metre azalan bir meyille açılacak ana kanallardan alınacak suyun düşürülerek Harran Ovası sulamaları ve civar köylerin ihtiyacını karşılayacak elektrik üretimi de yapılacaktı.1978 yılında ihale edilen bu meşhur tünelleri Doğuş İnşaat Ticaret Ltd. Şti. kazandı. Şantiyeyi ve tünel inşaatlarını yönetmek için Mühendis Tuğrul Özveren görevlendirildi. Avusturyalı ILF  Proje kontrol ve danışman firmasının mühendislerinden Mr. Yuthmandan yardım alacaktı. Tuğrul Bey, Urfa Şantiyesini kurmaya gidince tünellerde çalışma yapması kendisine zor geldiği için hem Gönül Talu beyi hem Ayhan Şahenk Beyi sürekli ve ısrarlı bir şekilde illa İbrahim Balaban´ın Urfa´ya gelmesi gerektiğini bildirmiş.

Beni sanki gezmeye gönderiyorlarmış gibi Ayvacık´tan tur düzenleyerek Urfa´yı ve şantiyeyi gezdirdiler. İçimden hiçbir gölgeliği olmayan bu işte ve şehirde çalışmam dedim. Beni ikna edemediler, sonunda Ayhan Şahenk Bey İstanbul Erenköy´deki Doğuş Şirketine ait ofiste beni görmek istediğini söylediler. Gönül Talu Bey bana Ayhan Şahenk Beyi görmeye gitmezsen ayıp olur dedi. Samsun´dan otobüsle İstanbul´a gittim ve Erenköy´deki ofiste Ayhan Bey beni boş bir odaya alarak konuşmaya başladı. Urfa´da tünel işlerini ancak benim yürütebileceğimi, başkasının beceremeyeceğini söyleyince kendisine çocukların okul durumları bakımından gitmek istemediğimi söyledim. Aşırı ısrarlı gördüğüm Ayhan Bey çocuklarımın lise tahsilini bitirince oğlu Ferit Şahenk´in okuduğu Amerika´daki Üniversiteye göndereceğini ısrarla Urfa´ya gelmem için her türlü olumsuz düşüncemi değiştirmeme gayret etti. Daha fazla dayanamadım1978 senesinde Urfa´da tutulan bir müstakil eve içim burkularak ailece taşındık.

Karaköprümevkiinde Doğuş Şirketine ait Lojmanların yapımı bitince, Makine Mühendisi Erol Karaman, İnşaat Mühendisleri Tuğrul Özveren, Yalçın Koçer,  Akif Özkul, Hasan Emir ve Ben,  Harita Mühendisi Bircan Bey lojmanlara taşındık. Lojmanların duvar ve tavanları Ytong malzeme ile güya sıcağı hissettirmeyen reklamı vardı ama soğutucu olmadan evi kullanmak mümkün değildi. Gölgede hava sıcaklığı 44 C0  idi. Isınmadan gelen su borularına el değmeyecek kadar yakıcıydı. Sonra su borularını izole edip toprak altına gömdük evin civarına domates, salatalık, kabak, fasulye ekerek yeşillendirdik. Çocuklardan Numan ve Mustafa´yı Adana´da yatılı özel bir ortaokula verdik. İki haftada bir çocukları görmeye Urfa´dan Adana´ya gidiyorduk.Ferruh´u  Urfa´da Şair Nabi İlkokuluna kayıt ettirdik, servisle gidip geliyordu.

Bir yandan da tünellerin giriş, çıkış ağızları ve tünellerin orta kısmındaki yaklaşım tünel kazılarına başladık. Giriş ve çıkış tünellerinde Westfalie marka makine ile  dönerek zemini parçalayarak kazı yapıyorduk. Yarımtepe Köyü yakınındaki orta yaklaşım tünelinde ise delme patlatma metodu ile Finlandiya´dan aldığımız üç kollu Tamrok delgi makinası kullandık. Zemin sağlam olmayan, su alınca yumuşayan kabaran marn malzemesi idi. Onun için 10 metre uzunluğunda kazı yapınca 10 mm kalınlığında tel kafesi (150 x 150 mm) 3 metrelik enjeksiyonlu 25 mm çaplı bulonlarla tespit ettikten sonra iki kat minimum beşer santim  kalınlıkta 400 dozlu püskürtme beton (shotcrete) uygulaması yapıyorduk. Çabuk sertleşmesi için çimento ağırlığının % 5 i kadar Sika Sigunit katıyorduk. Önce tünelin üst yarısını kazarak ilerledik. 500 metre ilerleyince geriden alt yarı kazısını aynı takviye metodu ile yaptık.

       Üst yarı hafriyatını yaparken dairenin yarısındaki hat boyunca 1,50 metre aralıklarla 4 metre uzunluğunda 25 mm çaplı enjeksiyonlu bulonları çakarak 10 mm kalınlığında 150 x 150 mm lik plakalarla tespit ediyorduk. Bulonlarda diş ve somun kullanmadık, DSİ nin onayını alarak TEX45 darbeli tabanca ile özel fırın aparatında ısıtılarak uç kısmı dövülüp şişirilen bulonları kullandık. Bu sistemi ILF nin denetlediği Avusturya´da Insburg yakınlarında 14 kilometre uzunluğundaki Alp Dağlarının altından geçen trafik karayolu tünel inşaatında görmüştüm. Bu metot bulonlar dişli ve somunlu olanlardan daha güvenlidir ve daha çabuk yapılır. Tünellerde bulonlama işlerinde kullanmak için iki adet tek kollu tamrok delici makinaları aldık. Bu makinalara operatör olarak kendi kasap dükkanında et hazırlayan babası güvercin meraklısı bir genci yetiştirdik. Orta Şantiyede delikleri delerek yarım saniyeli numaralı kapsül ve jelatinit kullanarak patlatma yapıyorduk. Sadece Aziz isminde Palulu baraj işimizde çalıştırdığımız ehliyetli ateşçimiz vardı. Orta şantiyedeki şef arkadaşım Yalçın Koçer Aziz´den şikayetçi idi. ateşleme manyetosunu ve Ohm metreyi sandığına kilitleyip istendiğinde gelip yardımcı olmuyormuş. Nasihat etmemden birkaç gün sonra yine aynı sıkıntıyı yaratmış. Baktım ki nasihat kar etmiyor başka çare bulmam gerektiğine karar verdim. Urfa´daki yerel gazeteye ilan verdim, ilanda 25 yaşında askerliğini yapmış sadece ilkokul diploması olan ve yalnız tarlalarda çiftçilik işlerinde çalışmış insan talebi yaptım. 12 kişi müracaat etti bunlara ateşleme konularında İsveç´ten (Nitro Nobel Firması) getirdiğim boş kapsülleri, ohm metreyi, bağlantı kablolarını ve çimento kağıdının içini katı kil çamuru doldurup rulo yapıp dinamit lokumlarına benzettiğim malzemeleri kullanarak kurs verdim.

      Kursun 1. Haftasında seri ve paralel bağlantıyı tünellerdeki deliklere kapsülün, dinamitin nasıl yerleştirileceğini, dinamit dolgusundan sonra delgi uzunluğunun 1/3 kalanına özel kil ile hazırlanmış dinamit lokumu gibi olan sıkılama malzemesinin nasıl yerleştirileceğini anlattım. Her birini tahtaya kaldırıp ayrı ayrı anladıklarını diğerlerine anlatmalarını istedim.Kursun 2. Haftasında kabloları dahil kapsülün dirençlerinin ölçülmesini, paralel bağlantıda direnç ölçülmesini, manyetonun direnç patlatma kapasitesini, manyetoya kadar uzatılan kablo dahil direnç ölçülmesini, emniyet tedbirlerinin alınmasını, elektrik aydınlatma sistemini, su, hava hortumlarının toplanmasını, makinaların tünel dışına veya emniyetli görülen yerlere taşınmasını, kullanılan dinamit kutularının emniyetle açık havada yakılmasını, ateşleme yapmadan düdükle veya megafonla ikaz edilmesini, emniyetli bir yerde durarak ateşleme kablosunun birleştirilmiş uçlarını ayırarak manyetoya bağlanmasını ve manyetoyu çevirerek ateşleme düğmesine basmasını öğrettim. Her birine ayrı ayrı anladıklarını değerlerine anlatmalarını sağladım. Bir de tünelde tatbiki dinamit dolgusu ve ateşlemesi yaptırdım. Kursun sonunda yazılı bir imtihan yaptım ve bunlardan 7 kişi başarılı oldu. Doğuş Şirketi olarak Urfa Bayındırlık Müdürlüğüne resmi yazı ile ateşçi diplomaları almaları için isimlerini yazarak talepte bulunduk. Ateşçi ruhsatı veren resmi kurum bunları imtihan etti. 7 kişinin hepsi resmi ateşçi diploması aldı. Demişler ki siz bunları nereden biliyorsunuz, onlarda bu gibi işlerde çalıştık demişler. 7 kişi diplomaları alıp şantiyeye gelince Şef Yalçın Koçer ve Palu´lu Ateşçi Aziz ile toplantı yaptım ve  bu yeni işçileri tanıştırdım.

3 yeni ateşçiyi gece vardiyasında çalışmaları için Mühendis Adil Bey ile Aziz´e verdim, 4 yeni ateşçiyi de gündüz vardiyasında kontrolüm altında Mühendis Yalçın Bey ile çalışmalarını sağladım.

     Yaklaşım tüneli ana tünellere ulaşınca sağa ve sola kazılara devam ettik. Böylece orta şantiyede 4 adet tünel aynasında çalışmaya devam ettik.  Her 1500 metrede bir  yüzeyden tünellerin  ortalarına havalandırma şaftları açtık. Bunlardan birinin yüksekliği 143 metre idi, bu şaftlardan secoroc marka fanlar ile tüneldeki egzoz gazını ve tozlarını dışarı atarak yaklaşım tünelinden de temiz hava girişini sağladık.

   Ana tünelleri her 500 metre aralıklarla bağlantı tünelleri ile birbirine irtibatlandırdık. İki senelik çalışmamızda hazırlıklar dahil 8 kilometre tünel kazısı ile birlikte 4 adet havalandırma bacası şaftı açtık. Süleyman Demirel Hükümeti ödeme sıkıntısını atlatamıyordu. Hakkediş karşılığında bono veriyordu, bu bonolar ile ancak Gaziantep Çimento Fabrikasından çimento alabiliyorduk. Urfa´dan makinalara dizel alamaz duruma gelmiştik. Hatır için bazı petrol ofisinden bir tanker dizel alınca 3 gün sonra bitiyordu. Başbakan Süleyman Demirel isteyen şirketler işlerini tasfiye edebilir diye bir karar çıkarttı. O sıralarda Urfa Belediye Başkanı Küçükördek Köyünden arazi sahipleri ailesinden Feridun Yazar´ın kardeşleri sendika işlerine bulaşmışlardı. İş yapmadan sömürü düzeniyle işlerin durmasına sebep oluyorlardı. Beni oradan kaçırtmak için çok gayret ettiler. Urfa Adliyesinde Sivaslı Asliye Ceza Hakimi ve Kıdemli Jandarma Baş Çavuşu ile Askeri Gazinolardaki ziyaretlerimi gördükleri için bana zarar veremiyorlardı. Ziraat Bankasından işçi maaşlarını dağıtmak için bankaya gidiş gelişlerimizde silahlı bindirilmiş jandarma aracı eşliğinde korunuyorduk. Fırat Nehri yakınındaki giriş şantiyesinde kullanma suyu için Urfalı kuyu açan muhterem bir kişi ile buluştuk. Kuyunun açılacağı noktayı göstermek için yemekhaneden yürüdüğümüzde Doğuşta görevli olan Bedirhan Yazar kardeşlerinden Mehmet´i arkamdan göndererek bana göz dağı verdirmek istedi. Kuyu ustası Mehmet Yazar´ın kollarını tutarak mani oldu. Ertesi gün Urfa Devlet hastanesinde yatan bir işçimizi ziyaret için gittiğimde koridorda üstü çarşafla örtülü yatan birisini gördüm. Kim olduğunu görünce beni korumaya çalışmış su kuyusu ustası vurulup öldürülmüş olduğunu anladım. Silahla öldüren Yazar´ın başka kardeşi kaçarak kayıplara karışmış. Sonra Yazar ailesinden eli yüzü düzgün ama içinden geçenleri bilmediğim başka bir kardeşini kendi şantiye aracıma şoför olarak aldım. Böylece birkaç ay daha çalışmalara devam ettim. Bir gün ikindi akşam arası giriş şantiyesinden Urfa´ya yalnız kullandığım araçla dönerken karşıdan içinde beş kişi olan Renault bir araçla giriş şantiyesine doğru gidiyorlardı. Beni geçince ileride döndüklerini dikiz aynasından gördüm. Süratimi çok artırıp yol üzerinde yolun ikiye ayrıldığı yerde köy içinden geçip Urfa-Diyarbakır yoluna çıktım.

Son hızla Urfa´daki aile kampımıza geldim, bunların yaptıklarını işçilerimizin sendika başkanlığını yapan kardeşleri Ejder Yazar´a anlattım. O da herhalde kardeşlerini ikaz etti. Bizim işten başka bir derdimizin olmadığını anlattım. Üç gün sonra Mehmet Yazar ile Urfa şehir içinde karşılaştık ve benden özür diledi. Böylece birkaç ay daha işe devam ettik. Proje Müdürü pozisyonunda olan Kayhan Uyaroğlu´na, Makine Şefi Erol Karaman´a dedim ki ?Tünel inşaatının sekteye uğramasını Yazar ailesi fiili olarak istiyor. Şayet ben gidersem burada kimse barınamaz. Önemli olan Ayhan Şahenk Bey ne düşünüyor? Devlet tasfiye kararı aldığı için para ödemiyor, ancak tasarruf bonosukağıtları veriyor. Şantiyenin malzeme,  akaryakıt, yedek parça, işçi maaşları ve zaruri ihtiyaçları için para lazım. Şayet Ayhan Şahenk Bey Devletten para beklemeden bu projeyi yapıp bitirmek istiyorsa ben hiçbir yere gitmiyorum? dedim. Haber iletilince Ayhan Bey ile İstanbul´da yüz yüze konuşup aynı düşüncelerimi aktardım. Ayhan Bey tasfiye kararının uygun olacağını söyledi. Ben de Ayhan Beye boş durarak yük olmak istemediğimi ifade ettim. O sıralarda Sezai Türkeş- Fevzi Akkaya firması Mekke´de Kudai yaya tünellerini yapmak için iş almış. Balahor Barajı Şantiye Şefi Muzaffer Bey beni Hasan Uğurlu Barajından tanıdığı için Mekke´de işin başına geçmemiistedi.Bir haftalıkgörüşmemden sonra Muzaffer Beyin muhatap olduğu Mekke Şantiyesinde Ali Osman isimli STFA da hissesi olan kişiye söz geçiremiyor olduğunu anladım. Fitne, dedikodu, çekememezliğe en fazla gidiş geliş bir hafta dayanabildim. Tekrar Urfa´daki şantiyenin toparlama işlerine başladım. Bir ay sonra Mekke´deki  STFA şirketinde karışıklık dolayasıyla ayrılan Tarsuslu Mühendis Haluk Tolunay Beyin hazırladığı 85 kişilik işçi, marangoz, tünelci, genç yeni mezun mühendis, şoför ve kaynakçı grubuna dahil edilerek Mina´da açılıp Kurban Kesme yerlerine ulaşacak çok kısa 330 metre uzunluğundaki işe tünelci olarak adım attım.

Gitmeden evvel İstanbul Bayrampaşa´da deniz kenarındaki villasında Ayhan ŞahenkBeyi ziyaret ederek müsaadesini istedim.Ayhan Bey Aşçısına benim için yemek hazırlattıktan sonra şu konuşmaları yaptı. İbrahim şayet kendin değil de bir başkasını devreye koysaydın çok üzülürdüm. Sen öyle bir insansın ki beş sene sırt üstü yatsan senin hakkını ödeyemeyiz. Suudi Arabistan´a git sen bizim öncümüzsün. Maaşını ailene aynen ödeyemeye devam edeceğiz. Sigortanı Ankara´dan yatıracağız, biz de devam ediyormuşsun gibi git yolun açık olsun dedi.Bu ödemeler 6 ay devam ettikten sonra Ayhan Bey´den maaş ve sigortamı sonlandırmasınıistirham ettim. Temmuz 1980 yılı Suudi Arabistan´da tünelcilikhayatım başlamış oldu...