Bugün, 24 Temmuz 2021 Cumartesi

Buğrahan Karaman


Toplum Hassasiyeti ve Tüketim Çılgınlığı


TOPLUM HASSASİYETİ VE TÜKETİM ÇILGINLIĞI

Toplum olma bilincinin en önemli hususu, hassas şekilde yürütülen milli bir dayanışmadan geçer. Osmanlı´nın son döneminde,  20. yüzyılın başlarından beri var oluş mücadelesi veren aziz Türk milleti, ?Milli Mücadele? yıllarında ve I. Cihan Harbi sırasında üstüne düşen vazifeyi fazlasıyla yerine getirmiş, can alıp can vermiştir. Devletin maddi ve askeri güçsüzlüğünü halk gidermeye çalışmış, Mustafa Kemal ATATÜRK´ün emriyle çıkan Tekâlif-i Milliye[1] emirleri sayesinde ordumuz muzaffer olmuştur. Milletimizin üstün başarısının sebebi; davalarına inanmak, bu uğurda çalışmak ve tek vücut olması esastır.

Nereden nereye?

Bir ülkedeki milli hissiyat  ve hassasiyet o ülkedeki tarihi dizileri ile değil, aynı medyanın şehidine verdiği önem ile belli olur. Sınır ötesi harekatlarda verdiğimiz şehitlerden sonra Van´daki çığ sebebi ile verdiğimiz şehitlerin haberleri bunlara birer örnektir. Demek ki bir geri zekalının ifşa fotoğrafları nice şehitlerden önemli sayılıyor artık ülkemizde.

Midemi bulandırıyorsunuz!

Türk milletine olan inancımı yıpratıyorsunuz!

Bunun bedeli ağır olur. Bu bedeli siz ödemeseniz bile sizden olanlar muhakkak öder.

Aslını unutanın neslini çoktan inkar ederler.

Geçelim.

Seneler ilerledikçe milletimizin bir birine olan inancı gittikçe sarsılmaktadır. Yaşadığımız coğrafya üzerinde ekonomi ile insan ilişkileri aynı doğru orantıda gelişmekte ya da gerilemektedir. Alım gücü düştüğü zaman insanlar arasında ekonomik buhranın neticeleri fazlasıyla kendini hissettirmektedir. İşten çıkarılmalar, fazla kiralar, üniversite mezunu işsizlik gibi nedenler insanlarımızın bir birlerine olan tahammüllerini dahi ortadan kaldırmaktadır.

Türkiye´de, son 17 yılda 50.378 kişi intihar etmiş.

Son 6 yılda intihar eden işçi sayısı ise 351.

Bu da Türkiye´de günde ortalama 8 kişinin canına kıydığını göstermektedir.

Geçenlerde Hatay´da işsizlik nedeni ile kendini yakan baba son duyduğumuz olay oldu. ?Su? diye bağırarak hayatına son verdi.

Zenginin daha zengin, fakirin daha fakir olduğu bir toplumda adalet, eşitlik nutukları atmak boştur. Birileri cambaza bak oyunu oynatırken bizim yapmamız gereken cambaza bakmak değil onu bize gösterene dikkat etmektir.

?Bana dokunmayan yılan bin yaşasın? diyen kişiyi, bir gün gelir o yılan zehirler.

Elazığlı bir arkadaşım deprem felaketinden sonra evlerini taşıyacak olan insanların nakliye aracı bulmakta zorluk çektiklerini, araç bulanların ise araç sahipleri tarafından iki katı taşıma ücreti talep ettiklerini söyledi.

Kendi milletini kaz misali yolmaya çalışanların bu cihan cenneti olur. Ahireti ise cehennem.

Yeni Osmanlıcılar okusun! Eski Osmanlı olsaydı denetleme mekanizması bunu yapanın kulaklarından çivilerdi.

Bir devletin içinde yaşayan millet herhangi bir olaya karşı topyekun gösterdiği hassasiyet toplumculuğun bir getirisidir. Duyarlı olan toplumun bir birine kenetlenişini hiçbir kuvvet ayıramaz. Moda tabiri ile ne ?dış mihraklar? ne yokluk ne de savaş? Millet olmanın inancını yitirmişler ise kriz ve kaos çıkmasını bekler. Sülük misali bu olaylardan kendine kar elde etmeye çalışır.

Kendi ülkesindeki sorunlara sırt çevirmiş, ben yoluma bakarım, keyfimi gözetirim, komşum açmış, devletim zor durumdaymış ?bana ne? diyen bir nüfus ile hiçbir yere varılamaz. Cebindekini har vurup harman savuran, vaktini kafelerde, kahvelerde çürüterek geçiren bir topluluk yok olmaya mahkümdur.

Bu gün doların ve Euronun bizim paramıza nazaran yüksek[2] olmasının nedeni dışa bağımlılıktan ötürüdür.  Üretimimiz olmadıkça da bu miktarlar gittikçe yükselecektir. Atalarımız ?hazıra dağ dayanmaz? demişler.

Ne de güzel söylemişler!

Tüketim toplumlarında bir defa hazır yeme içme, israf, boşa para harcama, gereksiz şatafat ve lüks büyüktür. Hal böyle iken kafelerde dedikodu, kahvehanelerde okey taşlarının sesi, millet bahçelerinde de halkımız eksik olmaz.

Üretin, Üretelim!

Bahçenizde domates, evinizde dikiş-nakış, bilgisayarda makale yazı.

Kimin elinden ne geliyorsa fazlasıyla yapmalı.

Uyuşuk milletler yok olur. Tarih, tarihinden ders alanlar için tarihtir. Aksi halde sınavda 15 netten fazlası olamaz.!

Kıssadan Hisse:

Afrika´da çalışan bir antropolog bir kabilenin çocuklarına bir oyun oynamayı öğretir.

Oyun basittir. Çocukları belirli bir yerde yan yana sıraya dizer ve açıklar;

?Herkes karşıdaki ağaca kadar tüm gücüyle koşacak ve ağaca ilk ulaşan birinciliği kapacak. Ödülü ise yine o ağacın altındaki güzel meyveleri yemek olacak.?

Çocuklar oyuna hazır olunca, antropolog oyunu başlatır.

İşte o anda bütün çocuklar el ele tutuşur ve beraberce koşarlar.

Hedef gösterilen ağacın altına beraber varırlar ve hep beraber meyveleri yemeye başlarlar.

Antropolog şaşırır ve çocuklara neden böyle yaptıklarını sorar.

Aldığı cevap hayli manidardır;

? Biz ?ubuntu? yaptık. Yarışmış olsaydık, aramızdan sadece bir kişi yarışı kazanacak ve 1. olacaktı. Nasıl olur da diğerleri mutsuzken yarışı kazanan bir kişi ödül meyveyi yiyebilir? Oysa biz ubuntu yaparak hepimiz yedik.

Ubuntu: Güney Afrika´da ?BEN, BİZ OLDUĞUMUZ ZAMAN BENİM? demektir anlayışı güden bir felsefi akımdır?

Türk milleti  beş bin yıldır toplumculuğu ve fedakarlığı sayesinde yaşamıştır. Gelin toplum hassasiyetimizi koruyup, harcamalarımıza dikkat edelim.

Dipnotlar:

 1-) Her ilçede bir tane Tekâlif-i Milliye Komisyonu kurulacak.

Halk, elindeki silah ve cephaneyi 3 gün içinde orduya teslim edecek.

Her aile bir askeri giydirecek.

Yiyecek ve giyecek maddelerinin %40´ına el konacak ve bunların karşılığı daha sonra geri ödenecek.

Ticaret adamlarının elindeki her türlü giyim eşyasının %40´ına el konacak ve bunların karşılığı daha sonra geri ödenecek.

Her türlü makineli aracın %40´ına el konacak.

Halkın elindeki binek hayvanlarının ve taşıt araçlarının %20´sine el konacak.

Sahipsiz bütün mallara el konacak.

Tüm demirci, dökümcü, nalbant, terzi ve marangoz gibi iş sahipleri ordunun emrinde çalışacak.

Halkın elindeki araçlar bir defa olmak üzere 100 km´lik mesafeye ücretsiz askeri ulaşım sağlayacak.      

2-)  1 Abd Doları = 6,02 Türk Lirası / 1 Euro = 6.58 Türk Lirası.

 

Buğrahan KARAMAN