Bugün, 23 Eylül 2021 Perşembe

Selim Yıldız


Sorarsanız Alim Onlar...


SORSANIZ ÂLİM ONLAR ÂRİF ONLAR BÜYÜK ONLAR

Hüseyin Nihal Atsız´a göre millete ve vatana bağlılık bakımından birkaç türlü vatandaş vardır. Bunların başında kahramanlar gelir. Hiçbir karşılık beklemeden kendisini her zaman millet ve vatan uğruna harcayabilenler, kahraman vatandaşlardır. Bu birinci sınıfın sayısı oldukça azdır. İkinci sınıfı iyi vatandaşlar teşkil eder. Bunlar tek başlarına ve her zaman kendilerini kendi istekleriyle feda etmeseler bile, iyi bir ad bırakmak pahasına kendilerini feda edebilen kimselerdir. Kutlu görevler için, ülküler için kendilerini harcayan bu iyi vatandaşlar, yanlarında kendilerine benzeyenleri gördükçe cesaretlenir ve birinci sınıfa yaklaşırlar. Üçüncü sınıf, kendilerini feda edebilecek yaratılışta olmamakla beraber, başka her hususta fedakârlığa katlanabilen, hatta kendisini feda etmek gerektiği zaman, bu fedakârlığı hiçbir istek duymadığı halde katlanan, yani kaçmayı düşünmeyen vatandaşlardır. Dördüncü sınıf, vatan ve millet için ancak başka bir kazanç karşılığında fedakârlık yapabilen, fakat hiçbir zaman kan fedakârlığına girişemeyen ve kan fedakârlığından kaçınmak için her çareye başvuran, her hileyi yapan kötü bir sınıftır. Atsız´a göre, bir de hainler vardır ki, onlardan bahsetmeyi lüzumsuz bulmaktadır. Ona göre, büyük adamlar, ancak ilk iki sınıftan çıkmıştır.

Nihal Atsız ?Büyük Adam? yazısında ?Büyük Adam?ın esaslarını şu şekilde ortaya koymuştur:

"Alelade adamları ´Büyük adam´ sanmak gaflettir. Büyük adam, iyi niyet sahibi adamdır. Büyük adam, her devirde erdem ve meziyet diye tanınan vasıfların birçoğuna sahip olan adamdır. Bir takım meziyetleri olan reziller hiç bir zaman büyük adam değildir. Mevkileri için milleti feda eden değil aksine millet uğruna mevkini hatta hayatını verebilen adam, büyük adamdır. Gerçekleri görebilen, acı gerçeklere cesaretle bakabilen, haksızlık bilmeyen adam, büyük adamdır. Sözü ile işi arasında zıtlıklar bulunmayan, yalan ve hileden payı bulunmayan adam, büyük adamdır. Büyük adamlığın bir göstergesi de zekâdır. Ahmaklardan büyük adam çıktığı tarihte görülmemiştir. Adam seçmesini, her işin ehlini bulmasını bilen adam, büyük adamdır. Soysuzlardan büyük adam çıkmaz. Karakter yoksullarından büyük adam olmaz. Büyük adam, şeref konusunda çok titizdir. Büyük adam, sorumluluktan kaçmaz."

Menfaatleri yolunda her türlü kötülük, haksızlık ve zulmü şiar edinmiş küçük kafalar ?Büyük Adam?ın hayallerine çok yabancıdırlar. Düşmandırlar. Maske takıp bir şeylerin arkasına sığınarak perde arkasından iş çevirir bunlar. Osmanlı siyasetnamelerinde "Küfürle durur dünya zulümle durmaz" denilir. Allah küfr ehlinden ve küfrün kapıkullarından,

zalimlerden, fasık ve münafıklardan da etmesin. Her devirde her devrin adamları olduğu gibi günümüzde de bir takım şahsiyeti felce uğramış, karakteri aşınmış, ar damarı çatlamış bir takım dernekçi, vakıfçı, cemaatçi kafalar ve şirk ehli tarikatçı-tapınakçı zihniyetin, pisliklerini ve gayrimeşru faaliyetlerini, organize suç örgütlerini aratmayacak türde kurdukları oyunları maskelemek için her zora düştüklerinde özellikle maneviyatın, sn. Cumhurbaşkanının, Osmanlı adının ve II. Abdülhamit´in arkasına sığınmakta olduğu bariz şekilde görülmektedir. İslam´a zarar verip kullananlar bunlardır. Bunlar dindar değil dinci ve dini dar olanlardır. Bunlar ahlaklı değil ahlakçıdırlar. İzzet olanda izzet-i nefis, şeref, haysiyet ve ahlak olur. Vicdan varsa insan, insan varsa insanlık, insanlık varsa uygarlık vardır. Devlet, milletiyle bütündür ve bütün bir milletiyle vardır. Kimse geleceğin ?Büyük Türkiye?sinde, 2023-2053-2071 vizyonları belirlenirken riyakârca maneviyatın, sn. Cumhurbaşkanının, Osmanlı adının ve II. Abdülhamit´in arkasında iş çevirmemeli, devlete olan güveni sarsmamalıdır. Doğru işler yapılmalıdır. Maneviyat, insanî değerler taşıyan herkese ait olabilecek bir şey. Cumhurbaşkanlığı ve Cumhurbaşkanı bütün bir Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ve milletinindir. Osmanlı, Türk tarihinin kendisi veya tamamı değil bir parçasıdır. Abdülhamit tarihe mal olmuş bir kişilik, bir değerimizdir. Mustafa Kemal Atatürk ise 20. yy Türk dünyasının milli mihveridir. Bunları tartışmıyoruz. Hepsi bizim değerlerimizdir. Kimsenin tekelinde değildir. Bütünüyle bunları pis işlerine, çıkarlarına alet eden şark kurnazlarından bahsediyoruz. Zihniyet aynı. Bu bilinçaltının temiz bir bilinçaltı olmadığı düşüncesindeyiz. Milli şuur ve maşeri vicdandan kopuk bu kafa Türkiye Cumhuriyeti, Türk milletinin ve milletin öz evlatlarının hayrına çalışmamaktadır. Bunlar duvarları yalan, riya, dalkavukluk, inkâr ve küfürden örülmüş hangi tapınağın ruhbanıdır bilmem ama inanıyorum ki bir gün, gün gelecek tarih huzurunda hesap verecekler.

Karnından konuşan bu zihniyetin sözde yazdıkları ve derledikleri kitaplara aldanmayın. Onların neyin profesörü, neyin hocası olduklarına yaptıkları ve davranışları şahittir. Dört kitapta yeri olmayan şeyler yapılıyorsa çekinmeyin, tükürün suratlarına. Onlar Allah´ın dinini temsil, tebliğ ahlak ve donanımına sahip değildir. Sadece biz ve benden diyen zihniyetin insan ve insanlık gibi bir derdi yok. Akif´in ?Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam? ifadesinde kendini bulan hakkaniyet ve liyakat şuurunun yanından bile geçmeyen bu kafa, Ebu Cehil olmuş kıtalar dolaşıyor. Sureti siretine şahit olan bu zihniyet yaptıkları haksızlık ve kötülükleri kendilerine hak saymaktadır. Yaptıkları her olumsuz hareket ve davranışı savunmakta ?merd-i Kıpti gibi şecaat arz ederken sirkatin söylemek?tedirler.

Yunus´u yazıp Tanrı´da dağılmıyorsanız, Veysel´i yazıp kara toprağa gireceğinizi idrak etmiyorsanız, Yezid´i ve zulmünü yazıp zalim olunuyorsa ne denir bilinmez.

1622-1922 yılları arasında tahta geçen Osmanlı padişahlarından on üçünün şeyhülislam fetvası ve yeniçeri zihniyetinin ortaklaşa operasyonları sonucu tahttan indirildiğini unutmamız gerek. Âlim var âlim var. Şüphesiz en büyük âlim Allah´tır. Allah, âlimleri de zalimleri de en iyi bilendir. Yüreğinde insanlıktan, gözlerinde merhametten iz bulunmayandan âlim olmaz. İnsanların en âlimi hakkı görendir. Hakka karşı çıkanlara âlim demek gaflettir. Sadistten, narsisten âlim olmaz. Yalan ve riyadan payı olandan âlim olmaz. Feraset sahibi olmayandan âlim olamaz. Feraset karşısında nefs davası güdenden âlim olmaz. Hak yiyen, hukuk çiğneyenden âlim olmaz. Hak etmeyene makam mevki vermek büyük vebal, zalime merhamet etmek büyük ihanet, zulüm karşısında tarafsız kalmak da namussuzluktur. Namussuzdan âlim olmaz. Arif olmaz. İdrak tıkanıklığı ve yoksulluğu yaşayandan âlim olmaz. Gönül gözü kör olandan âlim olmaz. Bastığı toprağa ve o toprağın evlatlarına kör bakan, şaşı bakandan âlim olmaz.

Ün, unvan, heva ve ihtirasla makam delisi olmuş, uyuşmuş, kokuşmuş, riyakâr, gerçek anlamda mazlumlara bigâne hain aydınların, ülkeye aç yaban domuzu sürülerinden daha fazla zarar verdiği ve vereceği idrak edilmelidir.

İbnülemin Mahmut Kemal´in tarifi ile atlıyı atından indirecek derecede şiddetli yazılar yazan Hüseyin Nihal Atsız ise Türkiye´de ?Aydın? konusunda çok cüretkâr ve keskindir. Şöyle demektedir:

??Türkiye´de imhası vacip olan yegâne unsur münevverlerdir. Bunlar cemiyetin şirazesini bozarlar. Ahlâksızlar ve hırsızlar, rüşvet alanlar bu sınıftan çıkarlar. İltimas bunlar arasında caridir. Muhtelif vesilelerle vatana ihanet eden bunlardır. Bunlar biraz okumuş oldukları için filân feylesofa veya falan âlime, terbiyeciye istinat ederek Türk cemiyeti için zararlı olan yeni bir takım felsefeleri neşretmekten geri durmazlar. Bu menfaatçi münevverler zahirde beşeriyeti veya bir prensibi müdafaa ediyor gibi gözükürler. Hakikatte müdafaa ettikleri kendileri ve kendi menfaatleridir.?

Her biri birbirinden merdane bu tür zevat, sözde âlim ve arifler kurmuşlar tapınak çarkını dönüyorlar, döndürüyorlar. Yürüyorlar, yürütüyorlar. Giriyorlar, çıkıyorlar. El veriyorlar, el alıyorlar. Ne oldukları belirsiz. Nerde durdukları muamma. Neye hizmet ettikleri muamma. Dedikleri ile yaptıkları zıt. Çok şekiller, çok zekiler. Muazzam kafaları var. Kafa sadece onlar da var. Taraftarları, yalancıları, yalakaları, dalkavukları var. Kendini kaybetmiş bu zihniyete sorsanız insan-ı kâmildirler. Sorsanız izzetli, iffetli, edeplidirler. Ediptirler.

Delikanlıdırlar. Mangalda kül bırakmazlar. Dünyanın merkezi onlar. Ay onlar, güneş onlar, yıldız onlar. Nimet onlar, nasip onlar, hâşâ rızık onlar. İyi onlar, güzel onlar, latif onlar, lütuf onlar. Hoş onlar. Sorsanız adil onlar, âlim onlar, ârif onlar, büyük onlar, hak onlar. Padişah da onlar şah da onlar. Şeyh de onlar Dede de onlar. Mürid de onlar mürşid de onlar. Beyt de onlar Ehl-i beyt de onlar. Filistin de onlar İsrail de onlar. Hep doğrular, haklılar. Hatalarını kabul etmezler. Düzeltmezler. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın denilir ama insanlığı öldürürler, vicdanları sızlatırlar, yürekleri yakar kanatırlar. Vicdanı kararmışlar, yüreksizler. Geleneksiz, göreneksiz, töresizler. Bunlar hangi psikolojinin müptelaları bilinmez. Şaşırmışlar, şaşmışlar, sapmışlar, sapıtmışlar. Çok iyi bilinmelidir ki Türkiye Cumhuriyeti devleti Türk milletinin temiz evlatlarının büyüklüğü ve fedakârlığı ölçüsünde büyüktür, temizdir. Kir, kin, kibir abidelerinin elinde, küfrün kapıkulları, zalim ve münafık ellerde karalanmasına müsaade edilmemelidir. Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu´nun dediği gibi:

?Çabuk söner şişirdiğin

Soya çeker devşirdiğin...

Kırk Bismillahla girdiğin

Meydan, şimdi kir meydanı.?

Sonuç olarak hak çiğneyen, kendi çıkarlarını insanlığın ve insan haklarının, devletin ve toplumun üzerinde gören, milletin evladına zulmeden hiç bir kişi ve yapı bizden değildir. İnsan da insanlık da kendini tenkit edecek noktaya ulaşmadıkça fayda getirmez. Zulme aralanan kapıların arkasındaki zelil ve rezil kafalara bir gün devletimizin ve hukukun gereğini yapacağından ve gizli, karanlık, meşruiyeti şaibeli ellerin kırılacağından, toplumun rahatlatılacağından şüphemiz yoktur.