Bugün, 19 Eylül 2021 Pazar

Haydar Mermer


Sömürge Eğitimi


Gündemden düştü ama hani şu, Atatürk havalimanındaki başörtülü kadınlar ile sarıklı cüppeli  adamları rejim düşmanı ilan edip "ayar" veren  kadını seyredenler hatırlayacaktır..

Epey bir tepki çekmişti ama ne yalan söyleyeyim ben saygı duydum.
Orada olsam, tazim ve ihtiram ile tebrik ederdim.
Bir insan düşünün;
parmak kadar çocukluktan, üniversiteden mezuniyete kadar;
-Memlekette ne kadar sarıklı cübbeli varsa düşmanla işbirliği ettiği.
-Medrese hocalarının düşman safına geçtiği 
-Ne kadar alim, ulema ve ümera varsa tekmilinin hain oldukları anlatılmış.
-Osmanlı hanedanının; dünyanın görmüş ve görebileceği en alçak insanlardan olduğu, zevk sefa ve işretten ibaret bir saltanat sürdükleri ve halkını inim inim inlettikten sonra kendi saltanatlarına da hainlik ederek İngilizlerin safına geçtikleri belletilmiş.

Öğretilmekle de kalmayıp , her yıl tekrarlanan resmi bayram törenlerinde, ayin mertebesinde bir huşu ile hafızalara kazınarak, cezbeye gelen milyonlarca körpe dimağın seyri süluku tamam edilmiş olsun.
Şimdi arkamıza yaslanıp bir düşünelim;

Bu tezgahtan geçen o kadının, kendine öğretilene sadık kalmasından ve inandığı değerlere sahip çıkmasından daha doğal ne olabilir. 
Kızmayın ama ben sadece saygı duydum.
Hem biliyor musunuz?
onlardan milyonlarcasıyla da beraber yaşıyoruz.
Ve

Bunların hepsi bizim okullarımızdan yetiştiler. 
Üstelik şu gün olmuş hala ders kitaplarında değişen bir şey yok.
Din adamları hain,
Osmanlı hanedanı rezil
İslam bizi geri bırakan bir Arap adeti.

vs. vs.

Hem müfredatın kavgası sadece din ile de değil ki.

Tarihle kavgalı, ilimle kavgalı, akıl ile mantık ile ruh ile kavgalı.

300 yıl hüküm süren Selçuklular 3 satırda,

600 yıllık Osmanlılar 6 satırda; o da yalan yanlış bir tarih öğretisi hakim.  

Ders kitaplarına bakarsanız;

3000 yıllık Türk tarihi 1919 da başlar.

Türk Milletinin Atası 1881 doğumludur.

9.500 şehit verdiğimiz Kurtuluş savaşına kıyasla;

Malazgirt meydan muharebesi sokak kavgası

İstanbul´un fethi mafya hesaplaşması,

Çanakkale zaferi ise tatbikat hükmündedir.

Latin alfabesi, Türk alfabesidir

Osmanlıca uzaylıların dilidir

Divan edebiyatı mugalata,

Halk edebiyatı boş beleş adamların mesleğidir.

Din, inanç değil bir kültür meselesidir.  

Okulun henüz ilk gününde; ulusal hedefimizin batı medeniyetini yakalamak olduğu, besmele niyetine terennüm edilirken; aslında körpe dimağlara;

Bilimin, fennin, adaletin, asaletin ve medeniyetin batıda olduğu, yani kendi milletinin beş para etmediği duygusu ilk günden zerkedilmeye başlar.   

Müfredata bakarsanız;

Edebiyat Batıda, sanat Batıda ve uygarlık Batıdadır.

Türk ve Müslümanların ilim, fen ve uygarlığa nokta kadar katkısı yoktur.

Harezmi bilinmez, Uluğ Bey tanınmaz, İbni Sina bir hasta bakıcı, Ali Kuşçu ise kuşbaz zannedilir.  

Yunanın çok tanrılı sapık destanları satır satır ezberletilirde;  ne Manas, ne Dede Korkut ne de Ergenekon  Destanı´ndan bahsedilmez.

Onun içindir ki sınavlarda ilk 50 e giren en zekilerimiz, ilk fırsatta  kendini meftunu olduğu Amerika´ya ya da Avrupa´ya atar.

Bize ise sınıfta öğretmeni kucaklayıp çöp kutusuna oturtan geri zekalı kalır.  

Şimdi siz söyleyin;
Doğru bildiklerini haykıran o kadına saygı duyulmaz da ne edilir. 
O hatun kişinin encamı ne olur bilmem,

Ama;

Her yıl, milyonları mankurta çeviren müfredata dokunmayan Milli Eğitim teşkilatı.
Bu vebal size yeter...