Şairlerin Üstadı
Tarih: 26.3.2017 17:16:54 / 135okunma / 0yorum
Ahmet Selçuk Öztürk

  Güzel Türkçemizin pırıl pırıl güzelliklerini, tatlı heyecanlarını, köklü geçmişimizin inançlarını, milli değerlerimizi ve duygularını şiirlerine aksettiren doğu ve batı kültürüne ve medeniyetine hâkim cumhuriyet dönemimizin en büyük şairleri arasında yer alan Yahya Kemal Beyatlı 1884 yılında Üsküp´te dünyaya geldi.

   Öğrenimi Üsküp ve Selanik´te sürdüren Yahya Kemal daha sonra İstanbul´a geldi. İstanbul onun hayatında dönüm noktası olmuş, ufku genişlemiş ve ilk şiirlerini burada yayımlamış. Paris´te siyasal bilgiler fakültesinde öğrenim yapan Yahya Kemal Türk ve dünya tarihi üzerinde incelemeler yapmıştır. Fransız hocanın “Fransız toprağı bin senede Fransız milletini yarattı.” cümlesi onun Türk tarih ve coğrafyasına ilgi duymaya sevk etti. Milliyeti coğrafya ile izah eder ve coğrafya üzerinde gelişen tarih ile açıklandığında milli tarihimizi Malazgirt Meydan Savaşı´nın yapıldığı 1071 yılını esas alır.

   Yahya Kemal sanat anlayışında şiirleri Türk İslam fikrinin şehnamesi görünümündedir. İstanbul başta olmak üzere şehirlerimiz ve askerlerimiz; değişik özellikleriyle padişahlarımız ve serdarlarımız, milli emel ve arzularımız; “İmparatorluk coğrafyamız”  istiklal ve hürriyet mücadelemiz onun şiirlerinin temel konularını teşkil eder.

     Milli şairimizin yaşadığı dönem Osmanlı´nın ez zayıf dönemine rastlar. O,  işgal altında bulunduğumuz zamanlarda halkın milli ve manevi değerlerini yücelten yazılar kaleme aldı. Darülfünun Edebiyat Fakülte´sinde derslerinde gençlere ümit ve iman aşılamış ve Milli Mücadele ruhu etrafında kenetlenmesi için çaba sarf etti. 26 Ağustos 1922´de Büyük Taarruz başlaması üzerine şu güzel şiiri yazar:

     “ Şu kopan fırtına Türk ordusudur ya Rabbi,

        Senin uğrunda ölen ordu, budur ya Rabbi,

        Ta ki yükselsin ezanlarla müeyyed namın,

        Galip et, çünkü son ordusudur İslam´ın!”

     Yahya Kemal, Yavuz Sultan Selim´e diğer padişahlara hayrandır. Onun kafasındaki kumandan tipi olan Selim Han, birkaç yıl daha yaşamış olsaydı “Ezanı Muhammedi” bütün dünyada okunacaktı:

         “ Sultan Selim-i Evvel´i rahmetmeyüp ecel

            Fethetmeliydi âlemi, şan-ı Muhammedi”

       Yahya Kemal´in ordumuzu, Kanuni, Yavuz, Fatih devirlerinde ve Milli Mücadele´deki başarılarını hayranlıkla ele alır.  “Kendi Gök Kubbemiz” içinde yer alan “Süleymaniye´de Bayram Sabahı” şiirinde ordumuza milli, manevi ve hatta sanatta ilgili anlamlar veren mısralar düşünüldüğünde Süleymaniye´nin Mimarı Sinan ve ulu mabedi yaptıran Kanuni Sultan Süleyman bir askerdir. Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti´ni kuran en büyük mirasımız ordumuzu muhteşem sözlerle övüyor:

          “Hem büyük yurdu kuran hem koruyan kudretimiz

            Her zaman varlığımız, hem kanımız hem etimiz.”

    Kendi Gök Kubbemiz, büyük şairin, Yol düşüncesi, Vuslat bölümlerini de içine alan 81 şiirlik büyük bir eserdir. Yahya Kemal bu eserinde, İstanbul Türkçesiyle şaheserler vermiş ve Türk şiirinin yüceliğinde, Türk ve İslam ruhunun ufuklarının kapılarını ardına kadar aralamıştır. Onun, İstanbul sevgisi dünyanın hiçbir şehriyle kıyaslanamaz. Şairimizin sevdası Kerem´in Aslı´ya; Mecnun´un Leyla´ya; Bülbülün güle aşkı gibidir. Avrupa´nın birçok şehrinde görevler yapan şairlerin üstadı İstanbul´da yaşadığı mutluluğu hiçbir yerde yaşamamış. Ankara en sevdiği yanının İstanbul´a dönüş yolu olduğunu ifade eder. İstanbul´u karış karış bilen, güzel şehrin atmosferini teneffüs etmiş şair bestelenen şiirinde sevdasını ifade ederken:

       “ Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul

         Görmediğim gezmediğim, sevmedim hiçbir yer

         Ömrün oldukça gönül tahtıma keyfince kurul!

         Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.

 

        Nice revnaklı şehirler görünür dünyada

        Lakin efsunlu güzellikleri sensin yaratan

        Yaşamıştır derim, en hoş ve en uzun rüyada

        Sende çok yıl yaşıyan, sende ölen, sende yatan…”

 

     Yahya Kemal 2. Meşrutiyet gerekse Cumhuriyet devrinde iktidara muhalefet ettiği bilinir. İttihatçılara karşı muhalefeti yüzünden mimlenen Yahya Kemal Cumhuriyet devrinde harf inkılâbı, dini inkılâplar, dil inkılâbı, musiki inkılâpları… konularında devrin yönetimi ile ters düşmüş olup fikirlerini her ortamda açıkça söylemekten sakınmamıştır. Mesela, Klasik Türk musikisinin Türk radyolarından yasaklandığı, konservatuardan bu musikinin bölümlerinin kapatıldığı bunun yerine Batı müziğini benimseyip dinlememiz gerektiğini söyleyenlerin aksine Tamburi Cemil Bey´i dinliyordu. Itri´yi “ Bizim öz musikimizin piri” olarak yüceltiyor, Seyyid Nuh´u, Hafız Post´u, Dede Efendi´yi dâhice işler yapan müzik üstatları olarak görür, “ Eski Musiki” başlıklı şiirler yazıp:

          “ Çok insan anlayamaz, eski musikimizden,

             Ve ondan anlamayan bir şey anlamaz bizden.”

      Tarihin her döneminde  model insan tipi fikirleriyle eserlerini arasında uyum gösteren insandır. Toplumu peşinden sürükleyen insanların fikirleri cemiyete, zamana ve kişilere göre değişmez. İnandığı düşünceleri kaleme alır, yaptığı işte menfaat temin etmek için çaba sarf etmez.  Yahya Kemal´in şairlik yönü kadar fikirlerini her ortamda açıkça telaffuz etmekten çekinmeyen bir yönü de vardır. 1929 yılında Varşova elçiliğinden ayrıldıktan sonra Ankara´ya gelen Yahya Kemal; Afet İnan´ın anlattığına göre “ O günlerde çiçeği burnunda harf inkılâbı üzerinde hummalı bir çalışma yürüten Reisicumhur kendisine bu konu hakkında ne düşündüğünü sorunca, diplomatça cevap vermek yerine ihtiyatsızca, " Ama koskoca Türk kütüphanesi ve Türk kültürü ne olacak?” diye cevap verir.

     Yahya Kemal uzak görüşlüydü. Paris´te ve Mısır´da zaman zaman başka Avrupa şehirlerinde dergiler ve gazetelerde devrin sultanı Abdülhamit´e aleyhinde yapılan yayınların aslında Türk devletine karşı olduğunu çabukça kavramaya başlar. Gençlikte Jöntürklük akımına kapılan daha sonra hakikati kavrayan Yahya Kemal Hatıralar adlı eserinde:

     “ Paris´te talebe mitinglerine gidiyordum. Balkan Harbi arifesinde bizim azınlıklar( Bulgarlar, Rumlar..) büyük miting tertip ediyorlardı. Abdülhamit´i yıkmakla meşguldüler. Baktım onların yıkmak istedikleri Abdülhamit değil başka bir şey. Bunlar Türk milletini yıkmak istiyorlar. Demek ki Türk milleti diye bir şey var. Bunlar nasıl millettir, mazisi nedir?   diye merak etmeye başladım. Siyasi İlimler Mektebinde tarih okuyordum. Türk milletinin mazisini öğrenmek için tarih kitaplarını karıştırmaya başladım. İşte bende milliyetçilik hissi böyle oluştu.”

     Kültür tarihimize adını altın harflerle yazdıran, şiirleriyle ve yazılarıyla toplumun milli kültür değerleri etrafında birleşmesi için çaba sarf eden Şairlerin Üstadı Yahya Kemal 1958 yılında vefat etti. Ruhu şad olsun.   

Anahtar Kelimeler: Şairlerin, Üstadı
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Aşık Veysel (10 Nisan 2017 - Pazartesi)
Sivas´taki Medreseler (31 Mart 2017 - Cuma)
Yunus Emre (14 Mart 2017 - Salı)
TÜRKÇE´nin Sırları (05 Mart 2017 - Pazar)
M.Akif ve İstiklal Marşı (24 Şubat 2017 - Cuma)
Ah Şu Türküler! (03 Şubat 2017 - Cuma)
Sözün Büyüsü (28 Kasım 2016 - Pazartesi)
Mevlana (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Kitaplar Üzerine Düşünceler (27 Ağustos 2016 - Cumartesi)
Kadı Burhaneddin (07 Temmuz 2016 - Perşembe)
Kuş Sarayları (27 Nisan 2016 - Çarşamba)
Kuşlara Dair (06 Nisan 2016 - Çarşamba)
Türk Musikisi (03 Ocak 2016 - Pazar)
Pasif İyi (27 Eylül 2015 - Pazar)
Osmanlı İle Yaşıt Ağaçlar (18 Ocak 2015 - Pazar)
Acele Karar Vermeyin! (01 Ocak 2015 - Perşembe)
Tayyip Erdoğan`ın Gücü Neye Yeter? (19 Temmuz 2014 - Cumartesi)
Eğlence Şehri SİVAS (14 Temmuz 2014 - Pazartesi)
Ramazan Tefrikaları (05 Temmuz 2014 - Cumartesi)
SÜNNET DÜĞÜNÜ KÂBUSU (15 Haziran 2014 - Pazar)
Cihan Padişahı Yavuz (01 Ocak 0001 - Pazartesi)
Yemen Ah Yemen! (01 Ocak 0001 - Pazartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
E-Gazete
Son Sayı
Önceki Sayılar
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
03:43 05:32 12:40 16:28 19:31 21:05
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar