M.Akif ve İstiklal Marşı
Tarih: 24.12.2017 11:01:25 / 384okunma / 0yorum
Ahmet Selçuk Öztürk

    Edebiyat dünyamızın en önemli şahsiyetlerinden Azeri Türkü Bahtiyar Vahapzade geçen ay Hakkın Rahmetine kavuştu. Yavuz Bülent Bakiler, Vahapzade’nin vefat haberi üzerine derin üzüntüsünü belirtilerek, Bahtiyar Vahapzade hakkındaki görüşlerini Samanyolu televizyonuna aktardı. Hemşerimiz olan Yavuz Bülent Bakiler, Vahapzade’nin yirmi beşe yakın İslam ülkesini ziyaret ettiğini ve o ülkelerin milli marşlarını anlamları ile bildiğini ve İstiklal Marşından daha güzel bir milli marş olmadığını belirtti.

       İstiklal Marşımızın Şairi Mehmet Akif  Ersoy 1873 yılında İstanbul Fatih’te doğdu. Babası Mehmet Tahir Efendi müderristi. Babasından ve hocalarından özel dersler aldı. Bilhassa dil bakımından kendisini çok iyi yetiştirdi. Arapça, Farsça ve Fransızca’yı edebiyatlarını takip edecek kadar mükemmel şekilde öğrendi.

     Mehmet Akif, okulları hep birincilikle bitirdi. O, mülkiyeci olmak istiyordu lakin babasının vefatı ve evlerinin yanması üzerine mezunlarına hemen iş imkânı sunan sivil veterinerlik okulu olan Halkalı Baytar Okuluna gitti. 1893 yılında hocalarının Ermeni bir öğrencinin okulu birincilikle bitirebileceğini söylemesi üzerine daha fazla çalışarak okulunu zirvede bitirerek mezun oldu.

    İstiklal marşımızın şairi, haksızlığa asla tahammül etmezdi. Zalimleri sevmez, haksızlıklara baş kaldırırdı. Düşünceleri zamana, mekâna ve şartlara göre değişmezdi.

Normal şartlarda sessiz bir mizaca sahip olan Akif, İslam’ı düşünceye  aykırı söz söyleyenlere karşı aslan kesilirdi. Mehmet Akif  Dizelerinde :

     “ Zalimi sevemem zulmü alkışlayamam,

       Gelenin keyfi için kalkıp geçmişe sövemem.

      Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam,

      Hele hak namına da olsa haksızlığa tapamam.”

         Mehmet Akif, vefalı bir insandı. Üniversite yıllarında okul arkadaşı Hasan Tahsin ile ileride çocuk sahibi olurlarsa ölenin çocuklarına kalan bakacak diye birbirlerine söz verirler. Aradan yıllar geçtikten sonra Hasan Efendi ölür. Akif, maddi açıdan da zor günler geçirmesine rağmen arkadaşının kendisine emanet ettiği üç evladına baba şefkatiyle kol kanat gerer.

          Akif, yalnızca kendi ailesi ve çocukları ile ilgilenmemiş, başka bir tabirle o, cemiyeti başında taşımıştır. Bütün bir toplumun meseleleriyle dertlenmiş, binlerce gencin kurtulmasına vesile olmak için gecesini gündüzüne katarak durmadan çaba sarf etmiştir.  

       Batı’ya giderek ilim tahsil eden çocuklarımızın baltaya sap olamaması ve kimliklerini kaybetmesi, İstiklal Marşımızın şairini derinden etkiler. Aynı teşebbüs Rusya’ da da denenmişti. Akif, aslı vaaz olan “ Süleymaniye Kürsüsü’nde” isimli şiirinde bu konuya şöyle parmak basar.

       “ Kızımın iffeti batmakta rezilin gözüne

          Acırım tükürüğe billahi tükürsem yüzüne

          Demiş olsaydı eğer: Kızlara mektep lazım

          Şu kadar vermeliyim kahrolayım kaçmazdım”

             Mehmet Akif  İstiklal Savaşı’nda etkin görevler üstlendi. Bağımsızlık yolunda halkın bilinçlenmesi için Anadolu’nun birçok yerinde hutbeler okudu, vaaz etti. Sebilürreşad Gazetesinde yazılar yazarak halkın hürriyetini kazanması yolunda yazılar kaleme aldı.

           23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı. Mehmet Akif, o dönemde Burdur Mebusu idi.TBMM tarafından oluşturulan komisyonda görevli olanların bilhassa cephede askerlerle yapılan görüşmelerde milli marşa duyulan ihtiyaç dile getiriliyordu.Böyle bir marş cephedeki askerlerin hem moralini yükseltecek hem de yeni kurulacak  Türk Devletin milli marşı olacaktı.Ankara’ya  gelen yabancı devlet temsilcilerini karşılarken onların milli marşları çalınıyor, biz milli marş diye çalınacak bir şey bulamadığımız için zor duruma düşüyorduk.

         Yapılan görüşmeler neticesinde “Milli marşın yazılması ve bestelenmesi” hususunda fikir birliği sağlandı. Maarif  Vekâletinin bu konuyu üstlenmesine karar verildi.Milli marş müsabakası için  Maarif Vekili Dr. Rıza Nur imzasıyla okullara ve vilayetlere resmi yazı gönderildi.

        Maarif vekilliği müsabaka şartlarını ilan etmişti. Fakat bakanlığın isteği milli marşı kim yazacaktı? İstanbul’da kalan şairler cephe gerisinde bulundukları için milli heyecan duyulacak marşı yazmaları imkansızdı. Anadolu’ da bulunanlar heyecan duyuyor fakat  kuvvetli eser ortaya koymaları mümkün değildi. Memleketin dört bir yerinden eserler geldi. Yarışmaya 724 eser katılmıştı. İçinde kıymet taşıyanlar olmasına rağmen milli marş olabilecek eser tam manasıyla yoktu. Özellikle edebi yönü güçlü olan Hamdullah Suphi Tanrıöver bu eserlerin hiçbirini yeterli görmüyordu. Yani arzulanan şiir bulunamamıştı.

      Yarışmaya katılanlar arasında Mehmet Akif’in olmaması büyük bir eksiklikti. Çünkü Akif, edebi yönü kudretliydi ve milli mücadelenin silahsız kahramanıydı. Bağımsızlık mücadelesinde halkın her daim içinde bulunmuş, onlarla aynı havayı teneffüs etmişti. Ama Mehmet Akif’in milli marş yazmamasının tek bir nedeni vardı. Yarışmaya konulan 500 liralık ödülü bir türlü hazmedemiyor marş parayla yazılamaz diyordu. Mili marş karşılığında para ödülü verilmeyeceğine dair söz alan Mehmet Akif Taceddin Dergâhı’nda İstiklal marşımızı kaleme aldı.  2 Mart 1921 TBMM defalarca okunarak milli marş olarak kabul edildi. Milli marş okunurken mütevazı kişiliğe sahip olan Akif  başını öne eğerek sessizce meclisten ayrıldı. Kahraman ordumuza ithafen yazdığı marşı “Sefahat” adlı kitabında yer vermedi. 500 liralık ödülü ise hayır kurumuna verdi. 

       Mehmet Akif, cemiyetin vicdanında sadece şiirleriyle yer almamış, önder kişiliğiyle, karakteriyle, tutarlılığıyla ve ahlakıyla toplumun gönlünde taht kurmayı başarmıştır. Ruhun şad olsun.

           Meclise gönderilen şiirler arasından yedi tane şiir seçilerek vekillere dağıtılmıştır. Bunlardan birisi de Ali Süavi’nin, İstiklal Türküsüdür. Bu şiirleri okuyunca İstiklal Marşı’nın meclis tarafından seçilmesindeki  ne kadar isabetli karar verildiğine şahit olacaksınız.

                    İSTİKLAL TÜRKÜSÜ

Millet aşkı, din aşkı, vatan aşkı uyansın

Yurdumuza göz dikenler al kanlara boyansın.

Ya ben, ya onlar diyen silahına dayansın

 

Türk oğludur bu millet,

Türkündür bu memleket

 

Düşman gözü tutamaz, yanar dağlar başını

Bağrımızda saklarız vatanının her taşını

Yurdumuza yan bakan döker gözün yaşını

 

Türk oğludur bu millet,

Türkündür bu memleket

 

Can veririz her zaman hürriyetin yoluna

“Ya gazi, ya şehitlik ne devlettir kuluna

Ata emanet etmiş namusuna oğluna

 

Bize Türk oğlu derler

Hep bizimdir bu yerler.

 

Anahtar Kelimeler: M.Akif, ve, İstiklal, Marşı
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Aşık Veysel (19 Nisan 2018 - Perşembe)
Sivas´taki Medreseler (31 Mart 2017 - Cuma)
Şairlerin Üstadı (26 Mart 2017 - Pazar)
Yunus Emre (14 Mart 2017 - Salı)
TÜRKÇE´nin Sırları (05 Mart 2017 - Pazar)
Ah Şu Türküler! (03 Şubat 2017 - Cuma)
Sözün Büyüsü (28 Kasım 2016 - Pazartesi)
Mevlana (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Kitaplar Üzerine Düşünceler (27 Ağustos 2016 - Cumartesi)
Kadı Burhaneddin (07 Temmuz 2016 - Perşembe)
Kuş Sarayları (27 Nisan 2016 - Çarşamba)
Kuşlara Dair (06 Nisan 2016 - Çarşamba)
Türk Musikisi (03 Ocak 2016 - Pazar)
Pasif İyi (27 Eylül 2015 - Pazar)
Osmanlı İle Yaşıt Ağaçlar (18 Ocak 2015 - Pazar)
Acele Karar Vermeyin! (01 Ocak 2015 - Perşembe)
Tayyip Erdoğan`ın Gücü Neye Yeter? (19 Temmuz 2014 - Cumartesi)
Eğlence Şehri SİVAS (14 Temmuz 2014 - Pazartesi)
Ramazan Tefrikaları (05 Temmuz 2014 - Cumartesi)
SÜNNET DÜĞÜNÜ KÂBUSU (15 Haziran 2014 - Pazar)
Cihan Padişahı Yavuz (01 Ocak 0001 - Pazartesi)
Yemen Ah Yemen! (01 Ocak 0001 - Pazartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
E-Gazete
Son Sayı
Önceki Sayılar
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar