Bugün, 23 Eylül 2021 Perşembe

Hatem Türk


Lalenin Ana Vatanında Lale Zamanı


Lalenin Ana Vatanında Lale Zamanı..

Yıllarca lalenin ana vatanınıtartıştık durduk. Sonra Hollandalılar en büyük ihraç ürünlerinden biri haline getirdikleri bu güzelliğin Anadolu´dan geldiğini kabul ettiler de bizim lale çılgınlığımız azaldı.

1718-1730 arasında geçen savaşsız döneme Lale Devri adını vererek bilim, edebiyat, sanat ve kültürle geçen bu yılları taçlandırdık.. Söz konusu savaşsız dönemde ülkede hemen her alanda Avrupa´daki gibi önemli kalkınma hamleleri gerçekleştirildi..

Belki insan, doğası gereği kendinde olmayana karşı daha fazla ilgi duyuyor..

Taşradan geldi çemen mülkine bîgânediyü

Devr-i gül sohbetine lâleyi iletmediler

                                   (Necâtî Bey)

Belki de insanların ilgisini çekmek için çalışıp yenilemek, yeniden sunmak gerekiyor..

Doğanın devinimi bu yönüyle insanoğluna yol açıcı olmalı.. Belki de lalenin önemi de buradan geliyor. Yüksek dağlarda, ağaçsız bozkırlarda baharla birlikte açarak etrafı cennete çeviren bu renk cümbüşü, dünyanın bir anda düzelebileceğinin ispatı gibidir..

Erişti nevbahareyyâmı, açıldı gül-i gülşen

Çerağanvakti geldi, lalezarın didesi rûşen

                                               (Nedim)

Ülkemizin şu günlerde lale bahçesine dönmeye ne kadar ihtiyacı var..

Yıllardır seçimlerin biri diğerine ulanıyor da etraftaki kavgalar yüzünden bir türlü sis çekilmiyor dağlarımızdan..

Ne bir güneş görebiliyoruz ne de bağlarımıza tohum atıp da hasat hülyalarına dalıyoruz.

Kavgalar, çekişmeler, particilik, laf salataları..

Oysa insanoğlu henüz çocukken kendisini bir alana konumlandırıyor ve geleceğini az çok işi etrafında şekillendiriyor. Az çalışan az; çok çalışan çok kazanıyor..

Erdemli insan, hayatı daha yaşanılabilir kılmak için de çaba harcayandır.. Lale bahçeleri yapamıyorsa doğadakileri, onu da bulamıyorsa başkalarının diktiklerini diğer insanlarla paylaşandır iyi insan..

Ülkemizin her ferdinin kendine dönüp etrafını güzelleştirmesine ne çok ihtiyacı var..

Tohumların toprakla buluşmasına, kuzuların analarına koşmasına, dükkânların ?hayırlı işler? korosuyla açılmasına, madencilerin rızkının alın terinden çok olmasına, kitapların yüz binlerce basılmasına, her bir öğrencinin defterler dolusu umutla sıralara oturmasına, gümüş derelerin barajları doldurmasına, aklın töreyle bayramına ne çok ihtiyaç var..

Ama bunu yapabilmek için her şeyden önce barışık bir döneme geçilmeli..

Herkes kendiyle yüzleşip boşa akıp geçen zamanın muhasebesini yapmalı.. Kendine, öğretmenine, komşusuna, bağına, ürününe saygı duymalı, lalelere koşmalı..

Zira Lalenin Ana Vatanında Lale Zamanı..