İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kökeni
Tarih: 16.10.2017 16:56:22 / 321okunma / 0yorum
Alper Korkmaz

İlk sosyalistlerden bu yana, insanlar arası eşitsizlik ve insanoğlunun kötülüğü, asıl olarak özel mülkiyete bağlanıyor. Buna göre, insanlar eşitken ve iyiyken, özel mülkiyet ortaya çıkmış, insanlar eşitsizleşmiş ve kötüleşmişlerdir. Bu görüşe temel karşı çıkışsa, eşitsizlik ve ahlaksal kötülüğün sebebini, insan doğasında buluyor. Böylece ta en başından beri insanlar arasında bir eşitsizlik vardı ve insan kötüydü. Bu konuda insan doğasını öne çıkaran görüş temelde Aristo´ya dayanır ve gerçeği daha çok yansıtır. Çünkü, insanlar arasındaki eşitsizliğin temelinde mülkün insanlar arasındaki farklı miktarlarda dağılımı varsa da, geçimlikten fazlasını istemek ve buna ulaşınca, elde ettiğini diğerlerinin aleyhine ve zararına olarak ve onları ezmek için kullanmak, insanın istekleriyle alakalı olaraktan, bir insan doğası sorunudur. İnsan, doğasında olmayanı isteyemez.

 Fakat bu, insan tümden kötüdür anlamına gelmez. Zira insanda başkalarının iyiliğini isteme özelliği de, yani vicdan da vardır ve insanda vicdan bulunduğu içindir ki, kötülük insanlığı yok edememiş, insanlık bugüne dek gelmiştir. Fakat ekseriya kötüler iyilerden çok olagelmiştir. Aslında iyiyi istemek insan için bir olgunlaşma sorunu olaraktan, daha sonra ortaya çıkan bir durumdur. Başta bozguncu ve bencil istekler vardır ve bu isteklerin sorun ve adaletsizlik doğuruculuğu anlaşılmadan ve adaletsizlikten nefret etme ve adaleti sevip isteme hali ortaya çıkmadan, insanda olgunlaşma ya da vicdanın etkinleşmesi gerçekleşmez. Bu noktaya gelmek de, yaşanan tecrübelerle ve inançla alakalıdır.  Kişi, yaşadığı olumsuz tecrübeleri (olumsuz duygularla ancak olumsuz tecrübeler yaşanır zira) doğru yorumlayabilirse, bu sonlu hayattın ve onun küçük işlerinin nihai önemliliğinden şüpheye düşer ve bitmez bir hayata ve onun yüksek işlerine inanmaya ve önem vermeye başlar. Böylece bu yeni inanç ve ilgi, ona iyiliği istetir, çünkü bitmez bir güzel yaşamı ancak iyiler hak edecektir.

Kötülerin iyilerden fazla olagelmişliği, en başta, Tanrı´ya inanmamakla değil, ölümden sonra başlayacak bitmez güzel bir hayata olan inancın yokluğu veya zayıflığıyla ilgili olmuştur. Bu konudaki inançsızlık veya inanç zayıflığı nedeniyledir ki insanların çoğu bu sonlu hayatta kendilerine bazı ayrıcalıklar getirecek zenginliğin uğrunda birbirleriyle çekişir. Bu çekişme de, bu çağ için konuşacak olursak, zengin edecek paranın piyasada sınırlı miktarda olması nedeniyledir. Bu para, başkaları fakirleşmeden bir kimsenin hesabında birikmez. Ama o paranın biriktiği hesap kendisininkiyse, bunu gerçek anlamda kimse sorun yapmaz. Bir itiraz varsa o da asıl olarak neden ben zenginliğiyle ezen konumunda değilim diyedir.

 Her zamankinden fazla dünyanın sevilip istendiği bir çağdayız. Bu tutumu dindarlarda bile gözlüyoruz. Bunlar herhalde, hazırı sora gelecekten daha çok seviyor, yoksa tutumlarını başka neyle açıklayabiliriz? Cennettin varlığından şüphedeler desek, bu onların dindarlığına zarar verir. Neticede, dindar ve dindar olmayan herkesin sevip istediği dünyaya, onun zenginliklerinden alacakları payı en yükseğe çıkarmak için hırsla saldırması, insanlar arası mücadeleyi iyice şiddetlendirmiştir. Bu mücadele ise güvensizlik hissini ve nefreti insanlar arası baskın duygu haline getirmiştir. Buysa, günümüz insanlarını ruhsal açıdan sorunlu hale getirmiştir.

 İnsan için çare, her şeye layığınca değer vermekten geçer. Önce cennete inanmalı ve sonlu dünya hayatına, bitmez cennet hayatından daha az değer vermeliyiz ve dünyanın zenginliklerinden en yüksek payı kapma düşüncesinden vazgeçerek, ötekilerle çıkar ilişkisi değil vicdani ilişkiler kurmalıyız. Toplumu idare edenler zenginleşmeyi hedef almışsa, çıkarcılaşmayı desteklemelidirler, zira bu zenginliği artıracaktır, nitekim de çoktandır devletler bu politikayı izliyor. Ama ruhsal açıdan sağlıklı bir birey ve toplum isteniyorsa, insanda vicdanı etkin kılacak bir politika izlemelidirler ve bireyde vicdan etkinleşse, ilişkiler vicdani ve tatminkâr olacak, önce birey, sonra toplum iyileşecek, bu hayat da öbür hayat da güzel olacaktır. Ama bunu isteyen yok sanki. 

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Aforizmalar Eşliğinde Düşünmek (25 Eylül 2017 - Pazartesi)
Bazı Ekonomik Gözlemler (14 Eylül 2017 - Perşembe)
Cennet Nerede? (11 Eylül 2017 - Pazartesi)
Zenginlik Mutlu Etmez (06 Eylül 2017 - Çarşamba)
Kim İtaat Etmeli? (22 Ağustos 2017 - Salı)
Mutluluk Neydedir? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Barışı Özlemek (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
Yaratıcı Düşüncesi... (28 Haziran 2017 - Çarşamba)
Ülkemizde Eğitim (18 Haziran 2017 - Pazar)
Arzulanmak mı, Saygı Görmek mi? (13 Haziran 2017 - Salı)
Sosyal Medya Ünlüleri (09 Haziran 2017 - Cuma)
Para Mutluluğu Satın Alır mı? (27 Mayıs 2017 - Cumartesi)
Cinsellik Politikası (25 Mart 2017 - Cumartesi)
Yahudiler... (14 Mart 2017 - Salı)
Birer Parağrafta Önemli Hakikatler (13 Mart 2017 - Pazartesi)
Bir Sistem Adamının İtirafları (09 Mart 2017 - Perşembe)
Modern Bilgelik... (07 Mart 2017 - Salı)
Kinizm ve Uygarlık (02 Mart 2017 - Perşembe)
Son İkaz (22 Aralık 2016 - Perşembe)
Şeytanın En Büyük Hilesi (18 Aralık 2016 - Pazar)
Varolmamızın Anlamı (04 Aralık 2016 - Pazar)
İnsanın Karanlık Yüzüyle Karşılaşmak (10 Kasım 2016 - Perşembe)
Sorularla Ülkemizin Durumu (03 Kasım 2016 - Perşembe)
Keramet ve İstidraç (23 Ekim 2016 - Pazar)
Kim En Zeki? (18 Ekim 2016 - Salı)
İlahi Adalete Dair (15 Ekim 2016 - Cumartesi)
Cennet ve Cehennem Nerede? (13 Ekim 2016 - Perşembe)
Hayata Dair Fragmanlar (07 Ekim 2016 - Cuma)
ZARA´da Susuz Bir Cuma Günü (03 Ekim 2016 - Pazartesi)
Sosyal Medya Olmazsa Olmaz mı? (21 Eylül 2016 - Çarşamba)
Bir Arefe Günü (18 Eylül 2016 - Pazar)
İyiliğin Eğemen Olduğu Bir Hayat (11 Eylül 2016 - Pazar)
Milli Görüşle Önünü Görmek (06 Eylül 2016 - Salı)
Kötülüğün Ortadalığı (25 Ağustos 2016 - Perşembe)
İman Etmeden İhlası İstemek (15 Haziran 2016 - Çarşamba)
Kalbim Kırıkken (31 Mayıs 2016 - Salı)
Ölümsüzlük (30 Mayıs 2016 - Pazartesi)
Seni Bulmak Zor Oldu (12 Mayıs 2016 - Perşembe)
Hasılı İlluminati (01 Nisan 2016 - Cuma)
Hitler´den Daha Beterler (10 Mart 2016 - Perşembe)
Değiniler (18 Şubat 2016 - Perşembe)
Zaman (09 Şubat 2016 - Salı)
ULUDAĞ´da Bir Gün (26 Ocak 2016 - Salı)
İnsandan Beşere (18 Ocak 2016 - Pazartesi)
Boş Vaki Neye Yarar? (09 Ocak 2016 - Cumartesi)
Hurafe ne Gerçek ne? (18 Aralık 2015 - Cuma)
Olgunlaşma (02 Aralık 2015 - Çarşamba)
Kadına Yönelik Şiddet (25 Kasım 2015 - Çarşamba)
Yazma Prensiplerim (18 Kasım 2015 - Çarşamba)
Doğrudan Demokrasiye mi Geçmeli? (03 Kasım 2015 - Salı)
Ruşenzade Zeki Efendi (24 Ekim 2015 - Cumartesi)
Kıvrandıran Saatler (11 Ekim 2015 - Pazar)
Değiniler 5 (10 Ekim 2015 - Cumartesi)
Modern Çağı Anlamak (27 Eylül 2015 - Pazar)
Büyük İSRAİL mi Kuruluyor? (12 Eylül 2015 - Cumartesi)
Üstün Olan Kimdir? (11 Eylül 2015 - Cuma)
MATRİX´te Yaşamak (06 Eylül 2015 - Pazar)
Kadının Gururunu Okşayanlar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Yaz Tatili Gözlemleri (18 Ağustos 2015 - Salı)
Stanistlerin Elindeki Dünya (11 Haziran 2015 - Perşembe)
Bir İdamlığın Kadı`ya Verdiği Ders (02 Haziran 2015 - Salı)
Harem (27 Mayıs 2015 - Çarşamba)
Değiniler 4 (17 Mayıs 2015 - Pazar)
Hangi Bahaneyle Öldürdüler? (09 Mayıs 2015 - Cumartesi)
Devletteki Değişim (05 Mayıs 2015 - Salı)
Yaşamın Amacı (30 Nisan 2015 - Perşembe)
Sonsuz Yineleme ve Aşk (26 Nisan 2015 - Pazar)
Evlilik (20 Nisan 2015 - Pazartesi)
Değiniler III (17 Nisan 2015 - Cuma)
Değiniler II (12 Nisan 2015 - Pazar)
DEĞİNİLER 1 (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
E-Gazete
Son Sayı
Önceki Sayılar
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:31 07:12 12:27 15:04 17:24 18:53
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar