Bugün, 7 Mart 2021 Pazar

Ömer Çakmak


HAYAL

Ömer ÇAKMAK Yazdı...


Hayaller ülkesinde yaşamasak da hayaller kurmalıyız bu şehre dair. Elimizden geldiğince hayaller kurup bir şeyler yapma derdine düşmeliyiz. Özellikle ellerinde unu yağı şekeri olanlar, eğer güzel tatlılar yapmak ağızda rayiha, gönülde muhabbet, gök kubbe de hoş seda bırakmak istiyorlarsa; önce kendileri sonra bu şehir için hatta insanlık için hayaller kurmalı ve kurulan birçok hayali de onlar hayata geçirmeye gayret etmeliler.Şunu diyebilirsiniz hiç bir imkânımız yok o yüzden elimizden bir şey gelmiyor. Niçin boşa hayal kuralım ki. Ben bu düşünceye katılmıyorum. Herkes elinden ne geliyorsa onu yapmalıdır. Küresel düşünüp hayaller kurarak hedefimizi büyütmeliyiz. Çünkü kurulan hayaller, bir gün mutlaka yerelde hayat bulmak için zemini oluşacaktır.

Bir hocamız hayal kuramayanın istikbali olmaz diyor. Hayali olmayan boş adamdır. Yeryüzünde iyiye güzele geleceğe dair hayal kuramayanlar başkasının hayalini gerçekleştirmede basit bir figüran olurlar. Hakkın tarafında olan kişi derdi davası uğruna hayal kurar heyecan duyar. O memleket için dertlenmiş şehri dert edinmiştir. İnsan memleketi düşünen dert sahibi biri ve bu şehre dair hayal kurarsa şehre can olarak yeniden can bulacağını bilir. Eski başbakanlardan merhum Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN; "Her şey hayalle başlar, bunun temelinde inanç yatar. İnanırsanız başarırsınız..." demişti ne kadar anlamlı değil mi. İnancı olmayanın vatana millete şehre dair hayali olmaz zaten. Hayali olmayanlar ister kamu ister özel sektör olsun belli bir makama gelince koltuğun esiri olurlar. Koltuktan, makam ve rütbeden güç alanların inancı ise genelde menfaattir. Bu menfaat dini mensubu sapkınlar iş yapma yerine üste vatan millet için çalışıyoruz teraneleri ile yaltaklık yapıp sorumlu olduğu kişilere zulmetmekten başka bir şey yapamazlar. Onların vizyonu misyonu olmaz. Kılıktan kılığa girerek önündeki çanağını koruma, günü kurtarma telâşındadırlar. Bu küçüklenmeleri nedeniyle Allah onlara büyük işlerle uğraşıp çağ açıp çağ kapatacak gücü de aklı da nasip etmez. Eğer onların hayali olsaydı; günlük basitliklerle o ne demiş bu ne yemişlerle uğraşıp kendine de iltifat edilmesini beklemezlerdi. Boş beleş olup hayal dahi kuramayan bu zatı muhteremler kendileri hayalden nasipsiz olduklarından maalesef hayali olanların hayalini de devşirme katletme peşine düşerler.

Zaten hayalî olan adam hele bir de makamda ise yaptığı her işin; yaşadığı şehrin en az beş ilâ on yılını etkilediğini ve yarın sadece yaşadığı dönemindeki insanların değil gelecek nesillerin de kendisini hayır veya şer ile yad edeceğini bilir. Yaptığı her işi de ona göre hesap eder. Bu kaide sadece belli bir makamda olanlar için değil bulunduğu şehirde yaşayan herkes için geçerlidir.

Biz hayal kurmaktan hayallerimizi dillendirmekten dahi korkar olduk. Kendileri hayal ve heyecandan bi haber olanlar bize hayali olanında olmayanında dedikleri için hep susturulmaya mahkum olduk. Oysa ünlü bir yazar herkesin nasibi hayali kadardır diyordu. Hayali olmayanın hayatı da yoktur. Lâkin kimi sade kendi için kimi ise şehir için insanlık için hayal kurar. Bu yüzden hayali büyük olanlar öldükten sonra da hayattadır asırlarca yaşarlar.

Gelin bizde yaşadığımız bu şehirlere dair büyük hayaller kuralım. Aynı zamanda onları çocuklarımıza da anlatalım. Ve bu hayallerin gerçek olması için çalışalım. Böyle hayalsiz boş kaldıkça durgun düşüncelerimiz kokacaktır. Ve bizler ortaya çıkan bu basit sığ kokmuş fikirlerde boğulacak eğer bir çaba sarf etmez isek bir bitki gibi hayat sürecek maalesef kuruyup gideceğiz.