Bugün, 28 Eylül 2021 Salı

Abdullah Çürüklü


Gicümuk Oldum


GİCÜMUK OLDUM.
"Zabahın koründe" (sabah erken saatte,gün gözünü açmamışken) saat dokuz civarında, Fevzi ağabeyden gazetemi almak için kağıt paramı uzattım. Cumhuriyet gazetemi katladı verecekti ki birden geri çekti,gazeteyi geri yerine koydu,arkasını döndü. Sol elimde kağıt paramı uzatmış bekliyorum. Dönmüyor. Bekledim,ola ki bir rahatsızlığı vardır,belki bir yerine kramp girmiştir,ne bileyim işte birşeyler olmuştur. Müşteriler gelip gidip birşeyler istiyorlar bakmıyor. Bekliyorum.
Fevzi ağabey mahalleden,büyüğüm. Ben sanat enstitüsünde iken o tekniker elektrik teknikeri olmuştu. Orta okuldayken de bazen Serçeli Camiinde yatsı namazında rastlaşırdık. Küçük kız kardeşi de ilk okul arkadaşım.
Anlaşılan o ki kusur üstüne kusur işlemişim,Fevzi ağabeyimi küstürmüşüm. 
-Fevzi ağabey,bilmeden işlediğim bir kusurum varsa büyüklük gösterip hatamı söylermisin,sana yapmışım bari başkalarına yapmayayım bari...
Döndü...
- Önce,günaydın demedin.
-Özür dilerim,günaydın ağabey,
- Günaydın. Gelelim ikincisine;şu uzattığın kağıt paraya bak,çaputa dönmüş.
Çekmeceyi çekti,100 lira uzattı,
- Git bununla benden,kendine bir cüzdan al,kağıt paralarını içine düzgünce diz,sonra da gel hem cüzdana verdikten sonra arta kalan paramı ver hem de kendi paranla gazeteni al.
Mesaj alındı. 
En çok beğendiğim saygı duyduğum kişiler;eksiklerimi noksanlarımı hatalarımı yüzüme söyleyenlerdir. Niye derseniz, bu noksanlıklarımın başkalarınca görülmesini farkedilmesini istemiyor karizmamın çizilmesini istemiyorlar. Beni koruyan kollayan böyle dostu arkadaşı kim sevip bağrına basmaz.
100 lirasını geri verip cüzdan almaya gittim. Güzel bir cüzdan aldım. Paralarımı cüzdanıma itina ile dizdim. Fevzi ağabeyimin karşısına geldim. Bakıştık. Cüzdanımı çıkarıp kağıt on liramı çıkarıp uzattım. Sevinerek aldı,gazetemi verdi,üzerinde benim paramla.
-Ağabey,gazetenin parasını almadın,
-Yeni cüzdanın hayırlı olsun parası benden.
-Sağol Fevzi ağabey.
O bankonun ardında ben sokakta,biraz önceki yaşanmışlıklar hiç yaşanmamış gibi ayaküstü "bir iki çit laf beri"getirdik. Tam ayrılacaktım ki,sol üst köşede poşet içinde emzik gördüm. Biberonların gazete bayiinde ne işi olur,bir anlam veremedim. Farketti biberonları gördüğümü. Bilmiş bilmiş güldü.
-Dur biraz daha,hikayesini anlatayım;
-Ağabey,o hikayeye geçmeden şu cüzdana dair düşünceni anlatsan da benim zehnime bir otursa...
-Bak Abdullah,bu banknot çaput değil,kağıt hiç değil,bu Türk milletinin alın teri,Türk milletinin şanı şerefi haysiyeti namusu. Ona saygıda kusur edemeyiz,anladın mı?
-Tamam,bundan böyle senin gözünle bakmaya çalışacağım. (O gün bu gün cüzdan taşırım)
Sıra geldi emziğin hikayesine;
Geçen sene ocak ayının ortalarında bir arkadaşım geldi akşam geç saatlerde,çoktandır da görüşememiştik. Bisikletini şuraya koydu. Önce o dışarıda ben içeride lafladık. Sonra içeri geldi. Hava gittikça ayaza çekiyordu. "Laf kucağa düştü" şu nerede çalışıyor,bu ne zaman evlendi...
Karşıdaki Özden otelinden gece elbisesiyle ayağında terlik bir kadın geldi. Sırtımızı döndük. Biberon var mı diye sordu. Burada biberon ne gezmiş. Şimdi yok ama bir çaresine bakarız,siz hangi odada kalıyorsunuz dedim. O da,ben çocukla aşağı indim,çocuk "çır çır çığırıyor"babasını uyandırsın istemedim,şimdi de resepsiyon görevlisine bıraktım,çaresizim dedi. Tamam bacı,sen git çocuğuna bak ben bir çare bulurum dedim. Kadın giderken arkadaşımın bisikletinde eve yöneldim. Gece 11 mi ne. Eşime durumu anlattım. Üstüne başına birşey almadan "dal entere"fırladı sokağa. Kısa süre sonra iki emzikle geldi soluk soluğa. Bu böyle kuru kuruya olmaz ki birkaç tane lokum vereyim dedi eşim. Dosya dalından fişek yaptım,alta lokum üstüne  iki emzik koyup ağzını kapa koyuncebime teptim. Atladım bisiklete. Otelin önüne yıktım bisikleti girdim otele. Gürültüme kadın dikkat etmiş olmalı ki kadın bana yönelmiş. Koynumdan fişeği söküp kadına uzattım. İki tane de lokum var,çocuk susmazsa biz karşıdayız taksi getirir sizi hastahaneye götürürüz yalnız sen üstüne birşeyler alsan iyi olur dedim. Minnet sözlerini dinlemeden dönüp arkadaşımın bisikletini yerine koyup arkadaşımla lafa kaldığımız yerden devam ettik. Hevesimiz kaçmıştı. İkimizin de aklı gecenin bir vaktinde çaresiz kadını düşünüyorduk. Son sonu laflamaz olduk. Gözümüz otelin kapısındaydı. Bekliyorduk yardım ister diye. Yarım saat kadar sonra anlayışlı kadın,bizim kendisi için beklediğimizi hissetmiş olacak ki,kapıya çıkıp el salladı. Nasıl sevindik ikimizde. Çıktık işyerimden. Kapıyı bacayı kitledim. Arkadaşım bisikleti elinde yürüyüp gittik evlerimize.
O GÜN BU GÜN LOKUM VE EMZİK BU DÜKKANDA EKSİK OLMAZ,OLA Kİ...