Bugün, 28 Eylül 2021 Salı

Ömer Çakmak


EY ORUÇ TUT BİZİ!

Ömer ÇAKMAK Yazdı...


EY ORUÇ TUT BİZİ…

 ‘‘Eğer senin ebedi hayat semalarına yükselmek gibi bir arzun varsa bil ki, ibadetler arasında maksada en kısa yoldan ulaştıranı, bir Miraç mesabesinde olan oruçtur.’’(Mevlana)

Ey Oruç tut bizi…

Kurtar bizi dünyanın karanlığından, faniliğinden. Yüklendiğimiz emaneti taşıyamıyoruz, öyle bir hale geldik ki her şeyimiz ifsat oldu. Kalbimiz, ruhumuz her şeyimiz bozuldu. Kalplerimiz ki orada ne dünya ne de rüya olacakken işlediğimiz suçlardan dolayı zift gibi karanlık oldu. Sen bu günah çukurlarından kurtar bizi. Bu çukurlar ki bizi cehennemin Gayya kuyularına yuvarlamak ister. Sen elimizden tut da seninle beraber cennetin Reyyan kapısından girerek kurtuluşa erelim.

Ey bizden öncekilere de farz olan, Hakka yakınlaştıran Takva vesilesi, tut bizi…

Eğer seninle arınmaz, seninle felaha ermez isek mahvoluruz. Duamızı, niyazımızı ihlas kabına koyamayız, sen bize sahip çıkmaz isen biz gönül bağlarımızı sağlamlaştıramayız. Önce sen tut ki bizi aslımıza dönelim ve O, en sevgililer sevgilisinin elinden tutup Miraca yükselelim.

Ey Rahmet vesilesi mükafatı saklı olan tut bizi…

Önümüze geleni yiyip, ‘helal haram ver Allah’ım, bu kulun yer Allah’ım’ deyip midesini ateşle dolduranlardan olmayalım. İnsan olduğumuzun farkına varıp nisyanlarımıza tövbe kapısı kapanmadan, tövbe ederek kendimizi hatırlayalım da esfelesafiliyn de olmaktan kurtulalım. Adem olup bir kez daha tövbe edelim en azından Şeytanlaşıp isyan da ısrar etmeyelim.

Ey gelişiyle gariplerin yüzünü güldüren, tut bizi.

İnsanlığımızı hatırlayalım yeniden. Çevremize bakılması gerektiği gibi mümin olarak bakalım. Dünyanın merkezine kendimizi koyduğumuzdan beri akan gözyaşlarına gözlerimiz kör, yakılan ağıtlara kulaklarımız sağır oldu. Öyle bir olduk ki Rabbena hep bana diye dualar etmeye başladık. Lehçemiz, lisanımız dahi benlikle dolmaya başladı. Sen tut ki bizi, hatırlayalım dünyada iken, yalnız kalınca sıratı tek başına geçemeyeceğimizi. Senin ziyanla etrafımıza bir bakalım ve her şeyiyle cennete koşanların, canlarını Allah’a satanların peşinde olmazsak huzuru ilahi de perişan bedbaht olacağımızı, gittiğimiz nefis yolunun bizi cennete çıkarmayacağını hatırlayalım yeniden. Eğer kalplerimiz temizlenmezse günahla yalnız kalanların, kalbi kara olanların ikincisinin şeytan olacağını şeytanın cehenneme taşıyacağını hatırlayıp, hayatın amaç değil cennete ulaştıran bir köprü olduğunu bir kez daha anlayalım.

Ey Mah-ı Gufran tut bizi…

Kıştan çıkan bir bahar gibi yenilenelim. Yeniden güller açsın gönüllerimizde. Yeniden çiçekler açsın güneşler doğsun şu kararmış kalplerimizde. Acizliğimizi bir kez daha idrak edip sende yok olalım. Sen ki tut da bizi bu bal tadında zehir olan şu dünyanın tadından kurtulalım.

Ve bayram edelim…