El Greco´ya Mektuplar
Tarih: 3.1.2017 19:49:57 / 346okunma / 0yorum
Muhsine Arzu AYAN

´´Hayatımız küçük bir şimşektir ama bize yeter.´´

El Greco´ya Mektuplar

Nikos Kazancakis´in izinde...

muhsine arzu ayan

                        

´´ Raks edemeyen kimse dedi, ibadet edemez.meleklerin ağzı var sesi yoktur. Tanrı´yla raks ederek konuşurlar.

Rahip sordu:

Tanrı´ya ne ad verirsiniz hoca efendi?

Derviş cevap verdi:

Onun adı yoktur; Tanrı adlara sığmaz. Ad hapistir. Tanrı´ysa özgürdür.

Rahip ısrar etti:

Ama ona seslenmeniz gerektiğinde, yani zorunlu olduğu zaman onu nasıl çağırırsınız?

Derviş başını eğdi, düşündü, sonunda ağzını açtı:

Ah, diye cevap verdi. Allah değil AH diye çağırırım.´´

 

Kalbin gözü yanmazsa, Allah göze görünmez imiş. Kazancakis´in kalp gözünü yakmaya çıktığı yolculuktur, El Greco´ya Mektuplar...İnsanlardan, acılardan, fikirlerden geçer usta. Kanıyla çizer kırmızı çizgilerini. Ruhunun kurtuluşunu arar. İnsan olmayı hak etmek için söylediği gibi haçını kendi omuzlar ve kendi Golgotha´sını tırmanmaya başlar.

Bir tırmanış yolcusu...

Ayaklarında çamur..

Kulağında sessizliğin sesi..

Deniz ve ırmaklara sevdalı..

Başını yıldızlara çara çarpa, gerçeğin sınırlarında, acı dolu yüreğiyle..

İnsanın yüreğinin uçurum olduğunu bilerek..

Yağmura, yıldızlara, kana, çöle, ruha, tene, kışa, badem ağaçlarına, suya, susuzluğa, zirvelere ve uçuruma bakıyor....

 

Görmek nedir? Ve aramak Tanrı´yı? Kül olmaya talip bir yazıcı, yaralanmaktan, çamur içinde tırmanmaya çalışmaktan bıkmayan. Bir parça toprağa, bu toprağın içine mücadele, acı ve sıkıntının karışacağını hisseden ve toprağın çağrısına uyan bir yolcu..

Sessizliğin tatlı bir sesi var.

Ve ´´ sabah yıldızı´´ hepimizin üstüne doğuyor.

 

´´Dede, bana daha fazla güç, daha önemli bir öğüt ver.

  Gücünün yetmediği yere git.´´

 

Rüya, sözde sabah..

Erdem, utanç ve gerçek..

Nerde?

 

El Greco´ya Mektuplar ilk uğrak atalar. İçinde seferber olan iki atası var kahramanımızın.

 

 ATEŞ ve TOPRAK

 Uzlaşabilir mi dersiniz? hem hayatımız küçücük bir şimşekten ibaretken.

AH Kazancakis! Rüzgarlara çobanlık ediyorsun. Ateşi, suyu, toprağı izliyorsun. Sonra hepsi bir oluyor. Yükselen tüm ruhların aynı şeyi gördüklerine dair okuduklarımın son noktasındayım. çölü değerli kılan üç şeyden haberdarım:

 

TUZ/ ATEŞ/ SU

 Hepsi içimizde. senin, benim, şairin, yazıcının .... Uzakta olanı istiyoruz çokça, kendimize  yaklaşmaktan korkarak. Yüreğin hafiflemiyor, bizim de yüreğimiz hafiflemeyecek. Tanrı´nın  sağanak yağmur olmuş yağdığını haykıracağız birlikte. Sen kitap üstünde yazı, ben yüzüme değen rüzgar, şair uçurtma diyecek. Hepimiz Tanrı diyeceğiz. Ah diye çağırarak.

Uçurumun kenarında bir kuş gibi çığlık atarak.

Kitabı okuyan herkes bu çığlığı duyacak.

kulaklarını kapatacak ve duyacaklar. gözlerini yumacak ve görecekler.

Yıldızlı gökyüzüne bakacaklar ve senin gördüğün çiçekli bahçeleri, karanlığı, denizi ve bu sessizlikte yüzen bir benzerlerini görecekler.

 

Ruhunuz en son ne zaman yıldızlı gökleri özledi? Ne zaman dokunduğunuz, kokladığınız, duyduğunuz bir şeyle ´´BİR ´´ oldunuz. Kokuyu duyuyor musunuz?

Kazancakis´in varlığının kokusu bu.

Ya sesini işitiyor musunuz?

 

´´AĞLAMAYIN, BAĞIRMAYIN ACI HAFİFLEMESİN´´

 İnsan olmayı hak etmek için haçımızı alıp tırmanmaya başladığımızda, ayaklarımız çamura battığında ve süründüğümüzde kaçımız ´´ kurtuluş´´ a kadar sırtımızdan yükümüzü indirmeyeceğiz? Kazancakis´in hayatı, bu ruhsal yolculuğu, aynı sudan içmiş, aynı göğe bakmış, sona yakın, sonsuzluk düşünde resmettikleriyle, karışık renkleri, bakışıyla en çok gençliğinde Girit´i terk etmiş El Greco´ya  yakındır. Girit´e dönmeyen, ressama yazarak kurguladığı her satırda adeta onun resimlerindeki buz mavisi havayı, çarmıha gerilmekten geçen insanları, ruhların yanmadan önceki hallerini görürüz. Bu ruhlar yanmadan önce göğe bakarlar. gökyüzünün içimizde olduğunu söyleyen şairlere imanımız bundandır. Ruhumuz yanmayı, kül olmayı, göğü özler.

Kazancakis ustanın El Greco´ya Mektuplar´ında dayanılmaz güzellikte cümleler ve anlatılar geçer. Her biri üstüne  söz söylemek, sözü çoğaltmak olsa olsa edepsizlik olur.

 

Nikola adında soluk benizli, kızıl saçlı bir öğrenci dayanamayıp parmak kaldırdı:

´´ Sus öğretmenim, diye bağırdı. Sus öğretmenim, kuşu dinleyelim!´´

 

Susup kuşları dinleme cesaretin var mı okuyucu!

Anlamın birliğine varan yazıcı, Girit çocuğu güzellik ve öğrenme tutkusunu kabul ettiğinde yolcuya, yola dönüşür.

 

Bu tutkusuna rehber:

İsa, Buddha, Lenin, Nietzsche, Odysseus

şair dostu Aynaraz

ve elbette

Zorba

 

Daha önce Zorba´yı okuduysanız, tüm isimlerden Zorba´nın isminde geçildiğini, öze onunla varıldığını bilirsiniz. Kazancakis, ruhunun tüm kanatlarının havalanmasını görmemize izin verir, sırlarını aşikar eder. Her yaşadığı aslında en çok kendisi içindir. herkes kendi yolculuğunda yalnızdır. Bu kalabalıklar inandırıcı değil. Ruhunun en ücra köşesinde ufacık bir kuş çırpıntısının bile izi sürülür.

 

Okuyucu, gittikçe her şeyin terk bir şeye dönüştüğünü kitap boyunca  ´´hayret´´ ile izler. Hayatın darlığının farkına varır. Başı yıldızlara çarpar. (parçalanma cesareti hala olanlar için )

Gittiği her şehrin dönüşünde yalnızlık ve kitaplar vardır. Atina´dan, Yunanistan´dan, İtalya´dan, Kudüs´ten, Sina´dan, Viyana´dan, Rusya´dan geçer. Her gördüğünü ilk kez görüyor gibi görür. BU uyumsuzluk önünde durur ve sorar:

 

Uyumsuz kaos içinde ahenk mi saklıyor?

 

Kazancakis:

 

Bir Mevlevi dergahından ´´Ah´´ ı.

Dağlardan ´´ çam kokusunu´´...

Şair dostundan zıtlık içindeki ´´ bir´´i

Sessizlikten meleklerin dilini,

Pederden Tanrı´nın insandan insana görüneceğini,

Günahların içinden Tanrı´nın işlerini,

Kudüs´ten yersizliği,

Çiçekli tarlalardan zamansızlık ve mekansızlığı,

Gökyüzünden, Tanrı´nın gözyaşlarını,

Çöl ile erdemi,

Uçurum ile Tanrı´yı,

Hastalık ile cennet ve cehennemin ateşini,

Gurbette gurbetin vatan oluşunu unutan gurbetçileri,

Gölgenin ve hayalin yalnızlık ile bölündüğünde acıyan, kanayan, inleyen bir gerçek bedene dönüştüğünü görür.

TANRIM!İNSANA KATLANABİLECEĞİ HER ŞEYİ VERME!

 

Yolculuk içinde bir gerçek yolcu:

 

Aziz olmak için evden kaçış, bir balıkçı kovalar, aziz olmak için kalamaz.

Homeros´u rehber eder Yunanistan´ı gezer.

İncil´i rehber edip Kudüs´ü, Sina´yı geçer.

 

Nereye giderse gitsin başını bulutlara yaslar, büyüyünce anlayacağını söyleyenleri duyar ama anlayamadığını yaşlanınca görür.

 

RUHUMUN TÜMÜ BİR ÇIĞLIKTIR.

 

Sözcüklere
sığınır, toprakla ruh aynı öze sahiptir der ve aynı yolda gittiklerini ekler.

Seyahatler ve hayaller, en iyi dostlar.

İtalya´da zamana dokunur. İnsanın belleğinin bir sır olduğunu görür.

´´ yaşamım boyunca üç şey istedim, ama keyfini süremedim: Su kenarında bir ev, bir kanaryayla bir kafes, bir saksı fesleğen.´´

......mutluluk az bulunur bir kuş değildir, mutluluk avlumuza yerleşmiş bir kuştur.......

derken durmayı mı salık verir yazıcı dersiniz.

 

´´konuşmadan tüm gece ateşe bakma cesareti olan adem kaldı mı dersiniz? isterseniz soruyu önce kendinize yöneltin, ateşe bakıp tüm gece susabilir misiniz birlikte?´´

 

İnsanın varabileceği en yüksek zirve neresidir?

Konuşuyoruz meleklerin dili olan sessizlikle. Kitabın sayfalarında meleklerin dili hakim. Aklını verip tanrı´yı bulmak için, sonsuzluğu aydınlatan ayı görebilmek için ve geçici dünyayı reddetmek için bu sessizliğin diline aşina olmalı, aşina olma cesareti olmalı.

 

içimizdeki ateşi kaybetmeden

 

´´Uyan oğlum! Ölüm seni uyandırmadan uyan!´´

 

´´Yokuş bir basamak çıkacaksın, doymuşluktan açlığa, su içmişlikten susuzluğa, sevinçten acıya. Açlığın, susuzluğun, acının tepesinde Tanrı oturuyor. rahat bir yaşamın tepesinde de Şeytan var. seçmesi senden.´´

 

ve Rusya. Görünen dünyayı görmediğini, görünmeyeni istediği topraklar. Hayatın ve ölümün oyun olduğunun idraki.

 

HER ZAMANIN KENDİ ÇIĞLIĞI VARDIR.

Ah Kazancakis! Acının üstüne gidiyorsun, yolculuğun hep ahtan geçiyor. Dünya bir ah yurdu. Şimdi başın bulutlara değiyor. İyi ve kötü birlendi. Sen baştan sona Giritlisin. Kavgan, İsyanın, direncin, amacın bir. Yokluğu gösteren Yahudi kızın nefret ile söylediği de başka nedir?

 

Rusya gezisinde Panait Istrai ile Gorki´yle tanıştığında gördüğün mavi gözlerdeki sakinlik ve iyi olmaz acıyı senin gözlerin de taşıyor.

ve Zorba.

´´Kurtuluştan kurtuluş.´´

Mürekkep yalayıcısının kurtulması gereken şeyler, Zorba´da bulduğundur. Yazmak kurtuluş için, birlik için. İnsanın yüreğinin derin, kapalı bir kan çukuru olduğunu söylediğinde dirilmek ve kurtulmak için.

ve şimdi Kazancakis usta bir kurt olmak istiyorum,

ve baharı görmek

ve rüzgarı duymak

deniz kenarında gezinmek.

 

El Greco´ya Mektuplar bitti.Yolculuk şimdi başlıyor. sabır, toparlanma ve güven yeniden.

Okuyucu!

Bu bir çığlıktır.

İnsandan insana bir çığlıktır.

Et, kıl, kemikten yapılma beden iğrençtir.

tanrı´nın tohumu içine sokulduğunda tanrılaşır.

Kulak ver.

Gözünü kapa ve denizi gör.

Ölmeden önce kurtuluştan da kurtul.

 

´´ denizin güzelliği öyle dayanılmaz ki onu ancak ´´ Ah´´ kapsayabilir.´´

 

 

yokuşa, uçuruma ve çöle.

yol bitti.

yolculuk şimdi başlıyor.

 

2015-Manavgat

Anahtar Kelimeler: Greco, Mektuplar
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Ve Yüzlerimiz Kalbim... (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Birdenbire (05 Mart 2017 - Pazar)
Çölü Güzel Kılan Şey (16 Ağustos 2016 - Salı)
İnsan Okuduğu Kitaba Benziyor (30 Mayıs 2016 - Pazartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
E-Gazete
Son Sayı
Önceki Sayılar
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
03:56 05:43 12:45 16:30 19:27 20:59
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar