Bugün, 28 Eylül 2021 Salı

Kirkor Değirmenciyan


"Ecinli Düğünü"


SİVASLI hemşerilerim sene bilirim ki 1940 yıllar.

BEZİRCİ Mahallesi her gün maişeti derdinde.

Anam Kemahlı MANUŞAK HATUN, hiç durmaz didinir durur. ?HORANTA? nın boğazı için.

Babamı da sorar mısınız?

Ağızsız dilsiz Bedros Ustayı. O da çalışır didinir durur.

TANRIM, bir insan hiç mi yorulmaz, bir insan hiç mi şikayet etmez halinde.

Herkes tarafından çok sevilirdi. Kim sevmez ki ağzı yok dili yok idi kurban olduğum Bedros Ustayı...

İşini yapar, kimsenin azında çoğunda olmaz idi?

***

Kış çetin geçmişti gene. Olanca kar anamın deyimi ile ?aşağı yeli esince? erimeye başlamıştı. BEZİRCİ ahalisi bahara hazır idi. Gökte  AY ?bark bark? ediyordu baharnan birlikte?

Dere kıyılarında ayın doğmasıyla ?gil gillerin? sesi ta bizim Bezirci´ya kadar gelmekteydi.

Kudretli TANRIM, ne güzel yaratmıştı her bir şeyi.

Mor Belikli Anam Manuşak Gelin ?onun haznesinde her bir canlıya nefes var, biz insan kısmı bunu akıl edemez? der idi.

***

Günler geçiyor halk baharı karşılıyordu. Mahalle cıvıl cıvıl olmuş idi.

Bezirci çakırkeyfleri kimseyi rahatsız etmemek için ?PAŞA FABRİKASI? yamacına gider geceleri demlenir idiler. Sabaha değin de orada eğleşirlerdi.

Çokca var idi lakin aklımda kalan, Ohannes, Lalığın Hasan ve Sırık Rıza?

Bu üç kafadar nevalelerini denkleştirip gece olanda PAŞA FABRİKASINA gidip içer içer ağlaşır, kalkıp halaya duru bazen de dövüşüp gelirler idi. Buna bütün mahalleli şahitti.

Hatta mahalle ulu kişileri Fakı Ramazan Amcaya bunları çokca da şikayet etmişlerdi.

Ehli Hukuk Fakı Ramazanı görünce her biri saklanır, onu ?kişiflerler? o gidince ortaya çıkarlar idi?

Yine bir bahar akşamı, üç kafadar epey bir nevale alarak gitmişler Paşa Fabrikasına. Dere yamacına kurmuşlar ateşlerini.

Su sesi ile birlikte yiyip içmişler. Az biraz dalmışlar mı ne ki uyanınca, dere kenarında bir düğün alaylı görmüşler.

Çalgıllar çengiler, oynayanlar gülenler, atlılar yayalar?

Bakmışlar hiç tanıdık yok, bu kimin düğünüdür diye de epey meraklanmışlar?

Hatta kafaları dumanlı olsa da varıp derde kenarında onlarda gerdan kırıp oynamışlar?

Sırık Rıza hızını alamayıp varıp gelinin üzerinde oturduğu atın geminden tutmaya yönelip? valla bahşiş almadan bırakmam diye seslenmiş? ve şamarı yiyince suya belenmiş ki buna hala gülüyorum?

Düğün alayı dere içinde gün ağarana kadar oynamış ki ne oynama?

Tam tan vakti olunca bu çakırkeyifler anlamışlar ki bu düğün çok başkaca düğün.

Hemen oracıktan topuklamışlar şehre doğru koşmuşlar. Götürdükleri her şeyi orada bırakarak, sağa solla düşe düşe gelip evlerine sinmişler?

Lalığın Hasan´ın ağzı dili kitlenmiş sanki hiç konuşmamış.

Anası pekçe de saf olan İfakat teyze, çalmadığı kapı bırakmadı. ?Hasanıma? bir şey oldu diye?

Sırık Rıza, o boylu poslu adam üç gün dışarı çıkamadı. Akşamcı Ohannes de öyle.

MAHALLEDE bu konu o sabah hemen duyuldu. Kimi güldü, kimi dalga geçti amma bu üç kafadarın perişan haline babam acıdı.

İFAKAT teyze babama geldi dedi ki; ?BEDROS USTA, oğlunu öldürdüm ocağına düştüm. Fakı Ramazan hoca ya desen de bizim oğlanı bir görse??

Babam gönül etmedi amma bağrı yanık ANAM Manuşak Gelin, ?Muhanetlik etme bir var söyle? diyerek babamı zorla Fakı Hocaya gönderdi.

Fakı Ramazan, dünya görmüş bir hal kişisi idi ve herkes öyle bilirdi. Zati anam onun için ?TANRI´nın kutlu kişisidir? derdi babam da derdi öyle?

Fakı Ramazan Hoca, ?üçünü de sizin evde topla geliyorum? demiş.

Üçü de bizim küçük odaya geldiler. Biz de sofada film izler gibi bakmaya çalıştık.

Fakı RAMAZAN eve geldi Anam her zaman olduğu gibi ?eline vardı ama o elini öptürmedi? zaten çok zaman da öptürmezdi.

Onu görünce bu 3 çakırkeyf ayağa kalktılar eline vardılar. Ben kapı arasından kişifliyordum.

Fakı Ramazan Amca, onların üçüne de öyle bir ?sille? attı ki sesi ta dışarı geldi.

Sonra da çekti gitti. Bir kaç gün geçmedi ki hepsi normale döndü, hayat normale döndü.

Bu olay belki 1 yıl konuşuldu. Herkes bunları görünce gülme krizine girdi.

Amma bizim çakırkeyifler 2 sene PAŞA FABRİKASI tarafına gitmediler.

Yaşadıkları olayı herkese anlattılar. Kimi inandı, kimi inanmadı?

Mahallede bunları görüp dalgaya alanlar ?haydin şu ecinli düğününü biraz anlatın? diye gülüştüler..

Belki gerçek belki hayal amma bizler bir yıl bunu konuşup durduk?

 

Bu mektupluk  bu kadar hemşerilerim. Bu KOCAMIŞ KİRKOR yine başınızı ağrıttı. Kudretli TANRIM sizleri korusun. AMERİKA´dan Sivasıma selam ederim. Küçüklerin gözlerinden öperim. Hanım hemşerilerimin hatırlarını sual ederim.).