Bugün, 23 Eylül 2021 Perşembe

Selim Yıldız


Bize Yarının Adamı Aydınlar Gerek


BİZE YARININ ADAMI AYDINLAR GEREK

      Selim YILDIZ

?Muini zâlimin dünyâda erbâb-ı denâettir

  Köpektir zevk alan sayyâd-ı bî-insâfa hizmetten?

  Namık Kemal

?Dünyada zalimin yardımcısı, aşağılık kimselerdir. İnsafsız avcıya hizmetten zevk alan ancak köpektir?

Bize gün sayan, gün dolduran, günü kurtaran, Makyevelist ve Populist yaklaşımların insan müsveddesi sözde aydınları değil yarının adamları gerek. Yarının adamı, insanlık karşısında kapılar kapatan, duvarlar yükselten, insana ve insanlığa engeller koyan, idraksız, insafsız, aşağılık ve alçak bir tip değildir. Yalan ve riya ile milli ve manevi her türlü değeri istismarda sınır tanımayan bir tip hiç değildir. İnsanların tahammül mülküne göz diken baykuşlardan ne yarının adamı ne de aydın yahut münevver olur. Hiç bir şeyden bir şey çıkmaz. Her şey olandan bir şey olmaz. Her şey olup insan olma sürecine bir türlü girememiş soysuzlardan aydın olmaz.

Anlaşılan o ki kimi sözde aydın yahut münevverler dört köşeyi kulaklarıyla dinlemiyorlar? Sonsuza dek sürecek sandıkları dünyanın dört sultanlık yer olduğunu düşünmekten hala çok uzakta yaşıyorlar. Yazdıkları, okudukları, anlattıkları, söyledikleri ama anlamadıkları ve amel etmedikleri üzere Aşık Veysel isteseler de istemeseler de dünyanın iki kapılı bir han olduğunu yüzlerine çarpacaktır. Ecel alacak, yer gizleyecek, Dede Korkut yüzlerine tükürecektir. Ruhu yüksek ve Tanrı´da dağılmış Yunus, alçalmış ruhlarına acıyarak bakacak, iki cihanda bedbah olun diyecek, Pir-i Türkistan Ahmet Yesevi kahredecektir. Utanmak insani bir duygudur. Utanmadılar, utanmıyorlar, utanmayacaklardır.   

İlmi ameli hayata uygulamayan sözü başka özü başka, gözü bir yerde gönlü bir yerde, yalan ve riyada, gösteriş ve görüntüde en önde, insanlıkta ise en sonda şark kurnazlığında mahir sözde insanlardan aydın olmaz. Kendine vefasız, ulu yaradana vefasız, insanına ve toprağına siyasetle yaklaşan sözde ilm-i siyasetle ayakta duran dalkavuklardan, münafıklardan aydın olmaz.  Dar kafaları, dar koltukları ile dar sütunların üzerinde yükselen kin, kir, kibir abidesi hödüklerden aydın olmaz.

Vicdanı ve elleri ile kara, karakteri felce uğramış, fıtratı ise yan yatmış karanlık insan müsveddelerinden aydın olmaz. Aydın, hayata ve insanlığa bakış açısı ile alnı açık, başı dik insandır. Aydın insanın yolu adalet ve doğruluktur.  Gerçekten aydın ve alim olan insanların durduğu yer ?Hak?tır.

Bir kişi utanabiliyorsa insan, yüreği avucunda utanmadan yürüyebiliyorsa aydındır diyebiliriz. Bu çerçevede Yusuf Has Hacib´in doğruluk üzerine yazdıklarını hep yeniden okumamız gerekir. Şöyle demektedir:

??Dayanağı düz duran bir şeyin bütünü de düz durur. Her iyi parçanın bütünü de düzgün olur. Hangi şey yana yatarsa eğri olur. Bütün eğriler, kötülüğün dokusudur. Yamulduğu halde düşmeyen yoktur? Doğrunun eğrildiği gün, kıyamet kopar. Ben bütün işeri doğrulukla yaparım. İnsanları soylu veya köylü diye ayırmam.

Elimdeki bıçak, kesici ve biçici bir alettir. Ben işleri bıçak gibi keser atarım. Hak arayan kişi için işi uzatmam. Şeker ise zulme, haksızlığa uğrayarak benim kapıma gelen kişi için sunduğum adaletin sembolüdür. O buradan sevinç içinde tatlı tatlı ayrılır. Şu zehir gibi olan otu ise zorbalar ve doğruluktan ayrılanlar içer. Bunlar haksızlık edip bana getirilince verdiğim karardan dolayı bu zehirli otun çayını içmiş gibi olurlar.

Bu kaş çatıklığım, sertliğim bana yargı için getirilen zalimleredir.?

 Nereye kadar gideceğini, nerede duracağını bilmeyen narsist ve sadist insan tipleri, kötülüğü çağırmakla alçaklığa kapı aralayan tiplerdir. Devletin insan ve insanlığa öncü olmasını istediği, bir yere getirdiği, hakkaniyet ve liyakat temelinde davranış beklediği bu noktada yetki ve makam verdiği insanların görevi kötüye kullanması, üzerine bastığı topraklara hor, insanına şaşı bakması, riya ve yalandan örülü dünyasında gizli kapaklı işler yapması, belirli dernek ve sözde sivil toplum örgütü odalarında nutuklar atarak kendini tatmin etmesi, kast sistemine benzer bir sistem yahut tapınak tarzı bir yaşamın öncüsü olması, yoz, yobaz ve karakteri aşınmış aydın tipinin tipik özellikleridir. Yoz aydın soysuzlaşmış olması yönüyle alçaktır. Kimlerine göre, toplumu bozanlar da bunlardır. Zira Nihal Atsız´ın sert şekilde eleştirdiği hırsızlığın, rüşvetin, torpilin, iltimasın kuşattığı bu tip aydındır. Karakter aşınması ve aşındırması yoluyla soysuzdur. Soysuz attan küheylan beklemek gaflettir. Cemil Meriç´in ifade ettiği gibi, aydına rahipleş demek soysuzlaş demektir.

Devletin ve milletin ihtiyaç duyduğu aydın tipi nepotizmin (akraba ve adam kayırma, adil olmayan şekilde davranma, ayrımcılık) doruklarında kabilecilik zihniyeti ile sürekli flört içinde olan tip değildir. İpotekli, kiralık veya satılık kafalardan aydın çıkmaz. Taşeron kafalardan aydın çıkmaz. Aydın sonradan görmez, önceden görür. İhtiyaç duyulan aydın tipi sonradan görme kabadayı tipler değildir. İhtiyaç duyulan aydın tipi nezaketten, letafetten nasibini almış, insanın ve insanlığın dertlerine bigane kalmayan bir duyarlılık sembolü, sorumluluk abidesi olmalıdır. İhtiyaç duyulan aydın tipi, milletin evladı ile yürümesini bilendir. Yanına aldığı üç çingene ve ün, unvan çetesi ile aydın olduğunu zanneden yoz ve yobaz kafalardan aydın çıkmaz. Bunlar aç yaban domuzlarından daha fazla zarar vermektedir. Aranan ve ihtiyaç duyulan aydın tipi aşağılık kompleksine düçar olmuş ruh hastası, acı vermekten ve acı çektirmekten zevk alan sadist, kendini merkeze koyan narsist kişilikler değildir. Ruhu alçak olanlardan aydın olmaz. ?Makama şeref verenler vardır, makamdan şeref alanlar vardır? denilir. Makamdan şeref alan haysiyetsizlerden aydın olmaz. Zaten aydını var eden, makamının şeref olmasıdır. İçinde her gün, her saat, her dakika, her saniye ortaçağ keşişi besleyip büyütmekle iştigal eden karanlık insanlardan, karanlık ellerden aydın çıkmaz. Her devrin, her çarkın, her baharın, menfaatçi insan müsveddelerinden aydın olmaz. Bize yarının adamları gerek. Adam gerek.