Bugün, 28 Eylül 2021 Salı

Tacettin Kepenek


"BARIŞ YA DA SAVAŞ"

Tacettin KEPENEK Yazdı...


“BARIŞ YA DA SAVAŞ”

Kuzey Irakta ki Gara bölgesinde, şehit edilen on üç vatandaşımızın, 5-6 yıldır PKK’nın elinde rehin tutulduğu ancak operasyondan sonra kamuoyunun gündemine gelebildi...

Bunun üzerine siyasi platformlarda da arka arkaya çeşitli sorular sorulmaya başlandı. Mesela, rehineleri kurtarmak için takas, fidye gibi birçok yol varken,bu güne kadar bu yöntemler,neden kullanılmadı veya kullanılamadı? PKK’nın siyasi uzantısı olan HDP milletvekilleri,bu konuda neden sıkıştırılmadı? Yoksa devletimizin bu konuda bir unutkanlığı mı oldu? Demokratik bir ülkede yaşıyorsak,elbette bu soruların sorulması gayet normaldir ve kimse alınganlık göstermemelidir.

HDP eş genel başkanı Pervin Buldan, operasyon hakkında kendilerine yönelik suçlamalara karşılıkverirken “çözüm sürecinde devlet (terörist başının) Öcalan’ın mektuplarını Kandile götürmemizi istedi, götürdük.  Kandilden getirdiğimiz cevabi mektupları yetkililere teslim ettik, alıp arşive koydular.” “Çözüm sürecinde bize vaat edilenleri, yeri zamanı gelince açıklamaz isek namerdiz” diyor. Biz onların, namert olduklarını zaten biliyoruz da, maalesef meseletek taraflı değil, o belimizi büküyor...

Atalarımız boşuna dememiş, “ne ekerseniz, onu biçersiniz”diye. Gara katliamı ve operasyonu umarım bir milat olur ve Kürt kökenli vatandaşların oyları üzerinde, oyun içinde oyun tertip etmek ve şark kurnazlığı dönemi artık son bulur.

Devletimize, milletimize, otuz beş yıldır musallat olan bu terör odaklarının, bu zavallıların asıl sahibinin ABD olduğunu bilmeyenimiz herhalde kalmamıştır…

Ve zaman,meselenin artık aslını konuşma zamanıdır. Yoksa aldatıldık, aldandık, ABD ne istedi de vermedik diye,sonradan söylenmenin hiçbir kıymeti olmaz. Çünkü yeni ABD yönetiminin sözcüleri, açık açık ve zorumuza gidecek şekilde,ne varsa her şeyi söylemeye başladılar.

ABD Suriye’de,sınırımızın 35 km ötesinde, 130 bin PYD-YPG kürdü ile yeni bir ordukurdu ve tahkim ediyor. Sen ne dersen de… Bir adım sonrası, Kürdistan cumhuriyeti.Büyük Ortadoğu projesi,ilmek ilmek işlenmeye devam ediliyor. Mezopotamya toprakları üzerinde inşa edilmeye çalışılan “İsrail Birleşik Devletleri”adım adım kuruluyor.

ABD sadece Suriye de değil, Yunanistan’dasınırımıza 20 km mesafede bulunan Dedeağaç’ta da üs kurdu. Tatbikat bahanesiyle yığınak yapıyor, şimdiden 150 adet helikopter konuşlandırılmışdurumda ve kim bilir daha nelerneler? Doğu Akdeniz için, Kıbrıs açıklarına gönderilecek uçak gemilerimuhtemelen hazırda bekliyordur. Adana da ki, İncirlik üssü ise zaten emirlerine amade. ABD tarafından doğudan, güneyden, batıdan ve hatta içeriden, adeta her taraftan kuşatıldık ve kuşatılıyoruz.

Ülke olarak bu kadar yalnız ve kırılgan bir yapıda iken,Suriye de,Rusya’ya yol açarak veya onlardan S-400 alarakbu denklemi çözemeyiz. Gerçekçi olalım, yaşanan sürecisadece bir miktar öteleyebiliriz…

Bölünmüş parçalanmış Irak, Libya, Yemen ve Suriye’nin durumu ortada. On yıl öncesine kadar Suriye kendi halinde, kendine göre bir düzeni olan bir devlet değil miydi? Bakın şimdi paramparça oldular. Kan ve gözyaşı içinde boğuluyorlar.Millet olarak bunlar bizden uzak, bunlar bizim başımıza gelmez gibi bir düşünceye kapılırsak, fena şekilde yanılıyor olabiliriz.

ABD kendi çıkarları için her şeyi yapabilecek emperyalist bir ülke.Yarın kimin eliyle ve hangi bahaneyle,altımızdaki ateşi tutuştururlar bilemem ama tecrübeler gösteriyor ki, bu çok uzak bir zaman olmayacak.

Hülasa hazırlıklı olmalıyız. Bütün bunların karşısındabir yol ayrımında olduğumuzu ve önümüzde iki yol olduğunu düşünüyorum…

Birinci yol, ABD ve İsrail ile anlaşıp kendi ülkemizi güçlü kılacak zamanı kazanmak ve uzatabildiğimiz kadar süreci uzatıp hakikaten, hukukta,  demokraside, bilimde, teknolojide, ekonomidegüçlü olmak ve ne pahasına olursa olsun sadece ve sadece sınırlarımızı ve birliğimizi korumak…BununadınaBarış diyorlar!

Ancak bu yola girebilmek için siyasi bir iktidar dönüşümüne veya değişimine ihtiyaçolduğunu düşünüyorum. Mevcut yönetimin, bu pragmatik dönüşümü gerçekleştirebilmesi kanaatimce çok zor…Bu sebeple ülkenin çok yakın bir zamanda genel seçime gitmesi ve milletin bu konuda bir karar vermesi gerekebilir.Eğer budeğişimveya dönüşüm gerçekleşmez ise muhtemelen ve kaçınılmaz olarak ikinci yola girmek zorunda kalabiliriz. Bununadına da,Savaş diyorlar… Ve maalesef kazananı olmayacak bir savaş...

Tacettin KEPENEK

tacettinkepenek@gmail.com