YALAKALIK...
Yalaka için vatan yoktur, yurt yoktur, kurum menfaati ve dostlarının değeri yoktur. Her biri geçici birer binek ve araçtır. O, liyakatle tırnaklarıyla dişleriyle hak ederek yükselenler gibi değil, yalaya yalaya yükselmeye çalışır.
Tarih: 15.10.2018 01:08:04/ 1621okunma / 3yorum

 

Yalakalık müptezelliğinin kahredici psikolojisi ve dalkavukluk tüccarları

 Onlar her yerdeler… İdarede, bürokraside, belediyelerde, kurumlarda, dairede, üniversitelerde, şirkette, sokakta, kafede… Sayıları da gün gittikçe artıyor…

Yalakalık bir ruh hali ve karakterdir. Satıcısı ruhunu satar, alıcısı ise çevresindeki yalakalar üzerinden itibarının yükseldiğini zanneder.

Yalaka, üstlerine karşı alabildiğine sevecen, diğerlerine karşı o derece uzak ve soğuktur. Fırsat eline geçtiğinde altındakilerin ne ürettiğine bakmaksızın acımasızca ezer…

Yalaka, üstlerinin ahlaka, hukuka, insanlığa ve her türlü ilke ve duruşa ters taleplerine asla “hayır” demez. Sürekli tabasbus eder, el ovuşturur, gerdan kırar… Çok kıvraktır…

O, insanlık bilmez, iyiliği, hayrı anlamaz; onun vefası, duruşu, karakteri yoktur. Hayatında menfaati karşılığı olmayan hiçbir işi ve hesabı yoktur. İnsan suretinin altında, çıkarlarına ulaşacak basamaklar olan sahte bir gülüşle kaplı suratı ve şeytanca yönettiği ilişkiler yumağı vardır.

İçi boş teneke gibi olan yalaka için şekiller, biçimler, suretler çok önemlidir. Yalaka, genellikle sıkı bir narsistir. O, kendi bedenine, menfaatlerine ve şeytani aklına taparcasına âşıktır…

Bir fikri olmadığı için sözlerinin gerçek bir değeri olmadığı gibi aklının, hayatının ve ruhunun köşeleri, sınırları yoktur; o yusyuvarlak bir toptur. Yuvarlanamayacağı mecra, giremeyeceği delik, şeklini almayacağı kap yoktur… Yalaka için yegâne kıble, çıkarları, hevâ ve hevesidir.

Gerçek bir insanın en önemli organları olan kalp ve beynin yerini yalakada “dil” alır. Onunla üstlerinin duymak istediklerini anlatır; yalan söyler; çarpıtmalar yapar, gevezelik eder. O, cerbeze sanatının ustasıdır. Aynı dille yağ çeker, şirinlikler yapar… Aynı dille, el, ayak, hangi organ önüne çıkarsa yalar. Onunu için bu dilin önemi, ona çıkarlarını, konumunu, makamını koruyacak; onu daha yukarı taşıyacak bir koruma sağlamasıdır.

Ruhunun, kalbinin, aklının boşluğunu markalarla, lüks araçlarla, afili araç-gereçlerle kapattığını düşünür. Onun dünyasında ilke, kural, erdem ve gerçek yoktur. İlkesizlik hayatının kuralıdır… Küçük menfaatleri için bütün dünyayı ateşe verebilir.

Yalaka için vatan yoktur, yurt yoktur, kurum menfaati ve dostlarının değeri yoktur. Her biri geçici birer binek ve araçtır. O, liyakatle tırnaklarıyla dişleriyle hak ederek yükselenler gibi değil, yalaya yalaya yükselmeye çalışır.

Yalaka, tutarsız, kimliksiz ve kişiliksizdir. Sabun gibi elden kayıp gider. Rüzgâr gülü gibi hızla yön değiştirir. Dışarıya aksini göstermeye çalışsa da yalakanın fikirleri, ilkeleri ve inançları yoktur. Zeytinyağı gibi suyun her zaman üstündedir… O hiçbir sonuç ve başarısızlıktan sorumlu değildir…

Yalakanın tanrısı menfaatidir. Araçları ve basamakları ise çevresinde onun menfaatlerine hizmet edecek ve kendilerine dost gibi davrandığı, ama gerçekte köle gibi gördüğü, kullanabileceği insanlardır. Hedefi ve sloganı, daha yukarısı, hep daha yukarısıdır... O baştan ayağa bir ihtiras küpüdür.

Yalaka, kaostan beslenir; kargaşa onun beslendiği azığıdır, gıdasıdır. Çünkü, kaos ve kargaşada mesleki yetersizlikler görülmez; uzmanlıklara bakılmaz; sadece peçete karakterinde kullanışlı insanlar ve araçlar aranır…

Yalaka için devletin, idarenin, bürokrasinin, üniversitenin, çalıştığı kurumun, dairenin, derneğin, vakfın ve insana hizmet edebilecek hiçbir organizasyonun değeri yoktur. Onun için bütün bu varlıklar, sözde/söylemde kullanabileceği ve kendisine hizmet ettiği kadar mana taşıyan kalıplardır.

Yalakaların sardığı kurumlar gelişemezler… O kurumlarda şeklen, sureten işler çok güzel yürür. Gerçekte ise yalakaların sardığı kurumların içi boştur, anlamsız, plansız ve hedefsiztir.

Yalaka, gevezelik, cerbeze, el çabukluğu ve göz boyama ile kendi yetersizliğini ve beceriksizliğini kamufle etmekte oldukça mahirdir. Başarısızlıklarının her zaman yüzlerce bahanesi vardır. Laf kalabalıkları arasında gerçeği örtmeyi başarmakta oldukça başarılıdır. O, ölçülebilir değerlerden ölümden korkar gibi kaçar...

Yalakalar, kurum, toplum, millet vs. için asla risk almazlar; inisiyatif kullanmazlar… Sorumluluklar ortaya çıktığında sıvışıp meydandan yok oluverirler… Başkalarının başarılarının üstüne atlayıp yağmalamayı da çok iyi bilirler ve fark edilmediklerini zannederler… Ama girdikleri çadırlarda kuyrukları hep dışarıda kalır...

Onlar, hayırda, iyilikte, insanlıkta öncülük yapmazlar. Yeteneklerini sadece kendi basit çıkarları için kullanırlar… Diğerlerinin işlerini zorlaştırır, ön açmaz, yol ve çığır açamazlar, açık yolları da kapatırlar… Sürekli bir tıkaç görevi görürler.

 Yalaka, ayrık otu gibi ayırır ve sarmaşık gibi sarar… O, sırnaşıktır, utanmazdır, yüzü kalındır… Bulunduğu yerde diğer yalakaları bir mıknatıs gibi kendisine çeker. Birbirleriyle menfaatleri çatışmadığı sürece aralarına kemik atılmamış köpekler gibi kardeşçe ve sürü halinde yaşayabilirler. Ama ahenklerini bozmaya tek bir kemik parçası bile yeter...

Onlar, zor gördüğü ve bedelini ödeyemediği uzmanlık, bilgi, yetenek ve topluma katkılarıyla yükselmezler…  İlişkileri ile yükselirler… Aklı, becerileri ve kişiliğinin üstünde yükselenler gibi değil, yükselmek için başka yerlerini kullananlara benzerler. Yalakanın ırkı, cinsiyeti, dini, mezhebi, ideolojisi fark etmez; yalaka yalakadır...

Onlar, yalakalıkları ödüllendirildikçe azgınlaşıyorlar; amip bölünmeyle çoğalıyor ve daha yukarılara doğru sel gibi taşıyorlar ve birbirlerini de taşıyorlar… Çevrelerini fasit bir daireye sokarak kaliteyi aşağıya çekiyorlar…

Ancak şunu da tespit etmeliyiz: Aynen rüşvet suçu gibi, yalakalığın alıcısı olmazsa, satıcısının malı elinde kalır.

                                           Prof.Dr. Yücel OĞURLU /DİRİLİŞ POSTASI








Kaynak:

Anahtar Kelimeler: YALAKALIK
Okuyucu Yorumları (3 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Zafer Yakın
1.10.2018 23:45:05
Bu tipler maalesef baştan aşağıya kadar sivasta sağlık sektörünü istila etti, bu dalkavukluklarıyla nereye varacakları belli ama olan sivasa oluyor çok yazık...
HNDN
1.10.2018 09:34:27
ÇEVREMİZDE BU TARZ İNSANLAR O KADAR ÇOĞALDI Kİ...YAZIYI ÜŞENMEDEN SONUNA KADAR OKUDUM ÖZELLİKLE ÇEVREMDEKİ BAZI KİŞİLER(YALAYICILAR-BEN ONLARA DİLİ İKİ İŞLEVLİLER DİYORUM) ANCAK BU KADAR EKSİKSİZ BETİMLENEBİLİRDİ.
Nejat DEMİR
1.10.2018 17:54:48
maalesef alıcısı haddinden fazla kurumsal ve dünyevi bir yapı engellenmesi imkansız çünkü nefislere dokunan nefisleri kuşatan nefse teslimiyetin iman diye dahi tanımlandığı dünyamızda engellenmesi imkansız bir erezyona uğrayacak topraktan yaratılmış gerçeğimizde toprak kalmamış cismani beden hali. Bir insan Müslümanım diyorsa mümkün değil yalaka olmamalı tam aksi yalakalığa haksızlıklar karşısında dilsiz kalmamalı gerçeğinin yaşam bulmuş hali olmalı. Yüzünden geçeyim derinlere inmeden hayvanın yapmadığını yapana ve yapana başının üstünde koyacak yer bulamayana olmayan başına tac yapana, insan dahi demeyeyim, nokta.
Sivas Benim Yüreğimde...
Sivas Benim Yüreğimde...
Mustafa BALEL İle Söyleşi...
Bu ŞEHRİN Bir GAZETESİ Var!
Bu ŞEHRİN Bir GAZETESİ Var!
Sivas kamuoyunun nabzını sadece SİVAS POSTASI tutar...
SİVAS´ta Son Tablo!
SİVAS´ta Son Tablo!
Üzeyir YİĞİT Yazdı
Bir SİVAS Hatırası...
Bir SİVAS Hatırası...
Bizim SİVASLI da haber yollamış ki, “KIZI verdik ama ZERUN buğdayı vermedik ki” demiş…
İŞGÜZARLIĞA GEREK YOK!
İŞGÜZARLIĞA GEREK YOK!
Numune Hastanesinde özellikle KALP Bölümünde hastalar için aciliyet taşıyan bazı cihazların arızalı olduğu ve gelen kalp hastalarının başka hastanelere sevk edildiği ortada dururken, bu sorunları çözme becerisi gösteremeyen BAŞHEKİMLİĞİN geçtiğimiz günlerdeki bir hareketi “bu da olmaz” dedirten cinsten…
Ölü Bir Şehirde Yaşamak...
Ölü Bir Şehirde Yaşamak...
Osman ÇELİK Yazdı...
GÜNDÖNDÜ...
GÜNDÖNDÜ...
Bahar Sultanı, bu masumiyeti ödüllendirmek için çıkarmış başından altın tacını ve gündöndünün başına takmış…
ZARA´nın Kültür Işığı
ZARA´nın Kültür Işığı
Sivas´ın en renkli ilçelerinden Zara, kendine has özel kültürü ile de dikkatlerden kaçmıyor. Zara Kültürünü, gelecek kuşaklara aktarmak için bir ömür veren Zaralı Aydın, İsmail Hakkı ACAR, nefes almadan üretmeye devam ediyor.
SİVAS´tan Kopamayanlar!
SİVAS´tan Kopamayanlar!
Artin KORKOR Yazdı...
Bir SİVAS Türküsü...
Bir SİVAS Türküsü...
Belki Seni Bana Yazar Yaradan/
Seçim Gündemi Her Yerde!
Seçim Gündemi Her Yerde!
SİVAS yerel seçimlere hazırlanırken, bazı köylerdeki muhtarlık seçimlerinde tansiyonun yüksek olduğu haberleri gelmeye başlıyor.
Sükunet Berhava Edilmemeli!
Sükunet Berhava Edilmemeli!
SİVAS´ın manevi dinamiklerinden biri olan ŞAHABETTİN DEDE, pek çok kişi tarafından ziyaret ediliyor. Kendi dünyasında sükunetli bir yaşamı tercih eden “hal ehli” bu zatın fazla rahatsız edilmemesi sevenleri tarafından arzulanıyor.
Konuştukça Özgürüz!
Konuştukça Özgürüz!
Uzun bir aradan sonra toplanan BAŞKANLAR KURULUNUN, bazı STK ve kuruluşları aralarına almamaları dikkat çekti.İTİRAZ dozu yüksek olanların ise özellikle davet edilmediği yorumları yapıldı.
Bir SİVAS Hatırası...
Bir SİVAS Hatırası...
“TONUS köylerini bilirim dayım taraflarıdır. Mileves (düzensiz,tembel) insanlardır. Sadece 2 ay ekin eker biçerler, diğer zamanlar duvar diplerinde gölgeyi kollarlar. Ellerinden bir iş pek gelmez. Birkaç söğüt dikerler su kenarına o kadar çalışmazlar, yatarlar” dedi…”
SİVAS Zihniyet ZİNDANINDA
SİVAS Zihniyet ZİNDANINDA
Osman ÇELİK Yazdı...
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
E-Gazete
Son Sayı
Önceki Sayılar
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar