Türkülerle Söyleşiriz
Bilir misin kırık gönüllerin yanık türkülerle sarmaş dolaş sohbetini? Duyar mısın yıkık hayallerin viran köşelerinden yankılanan türkülü inlemeleri? Anlar mısın hayat bilmecesinin türkülerle yolladığı sır perdelerini?
Tarih: 29.11.2019 13:50:10/ 171okunma / 1yorum

            Ne zaman bir yürek kabarır göğüslerde, zihinlerde düğümlenir ilkin. Ardından dillere dökülür usulcacık şiirlerde. Sonra nağme olur tellerde, gönüllere akseden.

Türkü: aslen Türki, yani Türk´e ait olan, yani Türk´ün sevdasını dillendiren, Türk´ün acısını ballandıran. Türk´ün coşkusunu tellendiren. İç yanmaların dışta alevlenmesi, koşması minik derelerin büyük ırmaklara doğru. Aşkın duyguların köpürmüş seller gibi bendini aşması, sevgi huzmelerinin karanlıkları yırtması, gizli ve coşkulu sevdaların ayyuka çıkması…

            Bir tomurcuk gülün patlaması gibi, kaya kovuğundan inatla çıkan çalılar gibi, yüksekten düşen su damlalarının kayaları delip geçmesi, kardan gelinlik giyen kardelenler gibi, Türküler de yangın gönüllerin alevlenmesini dillendirir. Uzaklara çakılan efkârlı bakışların nemli ışıltısını parlatır ansızın. Ani bir bomba gibi düşer yanık gönüllere. Kasup kavurur içimizin gizli dehlizlerini. Buram buram duygu kokar içlerinde. Masum sevdalara korunaklık eder türküler hep. El değmemiş masum aşklar muştularlar çağlar ötesine.

            Kendimizi buluruz türkülerde. İçimize attığımız türlü dertlerin söyleşisini mırıldanır usulcacık. Ekmeğimize katık olur davetsiz; aşımızın da tuzu biberi. Çetin ayrılık acısını mısralarında uzatır gül kokulu türküler. Koyulaşmış dert katmerinin üzerine tuz biber eker ansızın. Hele aşk harmanında yalnız kalmışsa sevgi başağımız, kor ateş gibi tutulmuşsak siyah zülüflerin perçemine, özlem yüklü bir katarda yer almışsak sorgusuzca, gurbet ve sıla köprüsünde yer almışsak sualsiz, hele de yüreğimizde tortulamışsa acılar, türküler bir başka koyulaşır içimize. Dertlerimizle baş başa kalmışlığın acıklı musikisi vururken gönlümüze, dertli bir uzun hava yankılanırsa kulağımıza, dert orkestrasının müthiş senfonisi başlar bir an..

Hazin iç geçirmelerin yanmalı sızıntıları süzülür de gelir ışıl ışıl göz bebeğimizden…

            Allı turna uçururuz bilinmez sevdalara türkülerle. Yeşil başlı gövel ördek dalarken türkülerin derin gölüne, içimizin titreyen gölünde kanat çırpar aslında. Yüce dağ başında yanan ışık, aslında gönül sarayımızda yanar titrek titrek. Biz tatlı hayallerle bezenmiş sevda mektuplarını yollarken zaman ötesine, türküler tercüman olur saklı duygularımıza, meçhul bir zamanda soylu bir sevdalının yüreğinde.

                                    Şu dereden cıvıl cıvıl kuş gelir

                                   Armağanlar dolu gider boş gelir.

                                   Sevda bilmeyene hayal düş gelir

                                   Şenol yaylam şenol Bedir geliyor.

             Yüce yaylalardan lale, sümbül, mor menekşe kokuları getiren seher yeli gibi, türküler de zamanın kuytu köşelerinde gizli kalan özlemlerin, sevdaların, sevinçlerin hoş kokusunu getirir. Özleşir içimize, türkülerle sunulan armağanlar. Yılmaz bir seyyah gibi iklimler gezer, obalar görür. Bazen yüce dağ başında yağan kar olur; nice bahtı kara başlara yağan taze karlara şahitlik eder. Sevda olur mesken mesken dolaşan; ateş olur yürek dağlayan.

            Sıla tatlı gülücükler yollarken yüzümüze, gurbet acısı toplaşır bir an özümüze. Sonra hasret feryat eder türkülerin merhametli kucağında.

                                    Gurbet elde hasretine yanarım.

                                   Tabipler derdimi deşmeden gel gel.

                                   Gizli dertlerime derman ararım.

                                   Yüreğime ateş düşmeden gel gel.

             Sıla özleminin sonu gelmez patikası kıvrılarak türkülere doğru uzar. Eli kınalı, allı yazmalı yâre duyulan özlemlere ve masum aşklara ortak olur hep. Nice bağrı yanık sevdalılara şahitlik eder. Deli gönle bağlanan sarı saçların efsunlu düğümü türkülerde çözülür ilmik ilmik. Hudutsuz aşkların yumuşak esintisi küfül küfül vurur yüzümüze, türkülerin yanık bağrından doğarak.

                                   Sarı saçlarını deli gönlüme,

                                   Bağlamışım çözülmüyor Mihriban.

                                   Ayrılıktan zor belleme ölümü,

                                   Aşka hudut çizilmiyor Mihriban.

             Kalpten kalbe giden yolun şefkatli kıvrımlarında türkülerin allı turnaları ötüşür. Bülbülün güle dert yandığı gibi, türkülere dökeriz dertlerimizi ancak. Özde koyulaşan yürek yangınları sözde feryada dönüşür. Gönül sarayımızın bülbülleri şakırken, içimizin birikmiş deryaları sökün gelir göz yaşlarına sinmiş hoş kokulu türkülerle. Gönlün göz ile gizli muhabbetini aşikâr eder savurur yüce dağların karlı başlarına doğru.

            Yaz görmemiş kışa benzeyen karlı başlarımızı türkülerin şefkatli dizlerine koyarız. Huzuru ararız kemale ermiş bir yaşlı gibi. Tabiplerde ilacı bulunmayan yaraların en şifalı merhemini saklar dağarcığında. Bülbül figan ederken gül bahçesinde melül olan deli gönül ona eşlik eder vefalı dost gibi. Ayrılık acısı değince nice canlara, seher yeli allı yazmalı yardan hoş nağmeli haberler getirir sessizce. Yalnız çekilmeyen gam yükünün en cefakâr kervanı olur; paylaşır cömert ve vefalı dost gibi hayat yükünün çekilmez ağırlığını.

                                    Yine gam yükünün kervanı geldi

                                   Çekemem bu derdi bölek seninle.

                                   Seni seven aşık sararıp soldu.

                                   Çekemem bu derdi bölek seninle.

             Bilir misin kırık gönüllerin yanık türkülerle sarmaş dolaş  sohbetini?  Duyar mısın yıkık hayallerin viran köşelerinden yankılanan türkülü inlemeleri?  Anlar mısın hayat bilmecesinin türkülerle yolladığı sır perdelerini?  Görür müsün sevda ülkesinde uğur böceği uçuran, çile ülkesinde uyku kaçıran, acı ülkesinde sabır taşıran türkülerin bitmez seyahatini?

            İnsan hayatın bilmecesini çözerken türküler onun gergefini dokur nakış nakış. Duygu manzumesi dize dize sinmişken içine sahipsiz bir melodi yollar sedefli sazlarla kabarmış yüreklerin kuytu köşelerine doğru. Ve Anadolu türkülerle söyleşir delice. Bozkır yürekler ancak onda yeşerir ancak onda bulurlar kendilerini.

                          Emsali KARADUMAN

                                              

                                                                             








Kaynak:

Anahtar Kelimeler: Türkülerle Söyleşiriz
Okuyucu Yorumları (1 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
MUSTAFA HOCA
14.11.2018 17:53:08
Ağzınıza yüreğinize sağlık sayın hocam. Sivasın sizin gibi bir değere sahip olması çok güzel. Teşekkürler...Vesselam.
SİVAS´ın Zihniyeti Değişmeli
SİVAS´ın Zihniyeti Değişmeli
Osman ÇELİK Yazdı...
TUHAF!
TUHAF!
Cumhurbaşkanı´nın Sivas için üniversiteye tahsis ettiği kadroları istediği gibi istediğine kullanması, istemediğine kullanmaması nedir? Ne anlama gelmektedir?
Bu Mudur İşte Budur!
Bu Mudur İşte Budur!
TÜRKİYE´de fark oluşturan eğitimciler, eğitimin felsefesinin oluşmasına büyük katkı sunmaya devam ediyorlar.
Kar Şiiri
Kar Şiiri
/senin ellerinde rüyam gelip gider/
BABA DEVE BİR PUL...
BABA DEVE BİR PUL...
TÜRK, ERMENİ, KÜRT, ÇERKEZ her bir millet SİVAS´ımızda idi ve herkes kendi kavlince yaşar idi…
Güzel Bir Haber!
Güzel Bir Haber!
KAYSERİ, Hidayet Aydoğan Sosyal Bilimler Lisesi öğrencilerinin hazırladığı ´Bacopa Monnieri Bitkisini Kullan Atık Sularını Temizle´ Projesi ile Tunus´ta TÜRKİYE´yi dünya 3.yaptılar.
Doğanın SİVAS´a Armağanı
Doğanın SİVAS´a Armağanı
SİVAS´ın “kaşıkçı elması” YILDIZ DAĞI görenleri büyülüyor. Eşsiz doğası, dingin havası ve güzelliği ile arzı endam eden YILDIZ DAĞI, kış turizmi yanı sıra yazın da gezi tutkunlarını bekliyor.
Tuhaf Çok Tuhaf!...
Tuhaf Çok Tuhaf!...
SİVAS´ta 1 Aralık PAZAR GÜNÜ komedi türü bir olay yaşandı.SERPİNCİK Yolunda uygulama yapan Jandarma,sürücüye değil de yan koltukta oturana ehliyet sorarak 2018 lira ceza kesti.
Gölgede Kalanın Gölgesi Olmaz!
Gölgede Kalanın Gölgesi Olmaz!
Sanırız ki Sivas Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Mehmet Kul da Rektörlük süresini böyle dolduracak. Nezaket ziyaretleri, ara sıra tepkilere karşı açıklama… Sanırız devasa Cumhuriyet Üniversitesi Rektörü Alim Yıldız´ı takip ediyorsunuz. Bizden uyarı “gölgede kalanın gölgesi olmaz.”
SİVAS POSTASI "FİKİR ÜRETİR!"
SİVAS POSTASI "FİKİR ÜRETİR!"
Takip Eden Değil Takip Edilen Gazete!
Sabahattin KARAGÖZ İle Söyleşi...
Sabahattin KARAGÖZ İle Söyleşi...
Bir yörenin en İyi gözlemcileri dışarıdan gelip, orada bîr müddet kalanlardır. Onların bakış açıları tarihe not düşer mahiyettedir. Sabahattin Karagöz´de ekmeğinin ve ideallerinin bir savaşçısı olarak öğretmenlik hayatının ilk göz ağrısı Sivas´a gelir. Genç bir öğretmenin hayallerini, umutlarını ve yarınlara dair düşüncelerini samimiyetle irdeleyelim dedik. Sabahattin KARAGÖZ ile Altınyayla İlçesi Deliilyas Beldesinde, kaderin ördüğü görev yıllarını konuştuk…
ÖYLE Mİ?
ÖYLE Mİ?
YÖK´ün yayınladığı verilere göre sondan 10. sırada gözükmektedir. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi kütüphanesinde öğrenci başına düşen kitap sayısı 1,487. Kitabın 1 buçuğu olmaz ancak 1 buçuk bile değil.
KİTAPLARINI İMZALADILAR!
KİTAPLARINI İMZALADILAR!
Yazdıkları şiirler, bir kitapta toplanan minik öğrenciler, Milli Eğitim Müdürü SAVAŞÇI´ya kitaplarını imzalayarak hediye ettiler.
ALTINYAYLA Kitaplaştı!..
ALTINYAYLA Kitaplaştı!..
Sivas´ın ALTINYAYLA İlçesinin, geçmişten günümüze kültürel değerlerini yansıtan ilk kitabı okurlarla buluştu. Yöre için paha biçilmez bir eser olan “ALTINYAYLA” kitabı için emek harcayanları alkışlıyoruz.
KAMUOYU BUNU BEKLİYOR!
KAMUOYU BUNU BEKLİYOR!
Genelde “BAYRAMDA BOZUK PARA BULUNDURUN ve KIŞ LASTİĞİ” takın diye yaptığı açıklamalar haricinde yıllardır şehir için önemli riskler almayan Esnaf Odası Başkanı KÖKSAL´ın kışa yaklaştığımız şu günlerde“KIŞ LASTİĞİ” takın diye açıklama yapması bekleniyor.
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
E-Gazete
Son Sayı
Önceki Sayılar
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar