Türkiye’nin Gündemi Seçim:

Türkiye’nin Gündemi Seçim:

AKP’nin 20 Yılı:

AKP iktidarı ülke genelinde 2001 yılında yaşanan siyasal ve finans krizi akabinde yapılan seçimler sonrası tek başına iktidara geldi. İktidar olduğu günden, günümüze kadar geçen süre içinde birçok uygulamalara imza attı. Hükümet ve paydaşları 2002 yılını milat kabul ederek, kendilerinden evvelki devirleri başarısız, iş bilmez, ayrımcı, beceriksiz olarak tanımlamaktan asla geri adım atmadılar. Türk siyaseti hakikaten öyle miydi? Elbette dedikleri gibi değildi, dönemsel olarak yaşanan olumsuzluklar oldu, küçük veya büyük çaplı erkler arası krizler yaşandı.  Hükümetlerin kusur ve hataları olmakla beraber toplumun sosyo-kültürel, ekonomik - siyasal yetersizlikleri de başarı grafiklerini etkileyen faktörler arsındaydı. Ancak AKP geçmişi tamamen suçlamaktan, tenkit etmekten, tek başına iktidar olduğu zamanlarda stratejik olarak vaaz geçmedi, günümüzde de tenkit ve tehdit dilini, bazen de siyasette kullanılmaması gereken sokak dilini kullanmaktan imtina etmedi.

En iyi savunma saldırıdır prensibinden hareketle, çoğu zaman halk popülizmi yaptı, “Millet istemiyor, halk gereken cevabı verecektir” v.s gibi nitelemelerle, halkı sindirmeyi, güçleri dengelemeyi şiar etti. Devletin kadrolarını alt üst etti, kadrolaşmak adına başvurmadığı hile, yöntem kalmadı, iş yerlerini darmadağın etti. Bir yerden başka bir yere taşıdı. Bunları yaparken su gibi para harcadı. En basit örnek Sivas sağlık teşkilatında yaşandı. Sağlık teşkilatının tarumar edilmesi, o güzelim hastane ve ek binalarını tuz buz ettiler. Dört- Beş hastane binasını yıkmayı marifet gördüler, ne oldu, yapmayın etmeyin diyenlere tuka, kaka dediler. Ne oldu, deprem oldu, halkı yerleştirecek bina bulamadılar. Beş hastane yerine, bir hastane yapmayı becerdiler 30 bin kişinin her gün hastaneye gitmesinin gürültüsünü, patırtısını hesap edemediler. İşin içinden çıkamayınca kapattıkları SSK devlet hastanesini yeniden açtılar. Korana ve deprem zamanında hastaneleri tatil edip, düşük kapasite ile çalıştırdılar. 20 yılda Sivas özelinde doğru dürüst bir iş ve istihdam yaratamadılar. İşsizlik yine bildik düzeylerde belki daha fazlası var. APK dost, akraba ve partili ayrımcılığını köküne kadar yürüttü. İŞ-KUR istihdamında iddialar bir türlü son bulmadı. Belediye Başkanlığı işe alımlarda şeffaf olunamadı. Tabiri caizse AKP elitleri ve yöneticilerin vicdanlarında adalet, hak ve hukuk umdeleri buz tuttu. Benzer örnekleri çoğaltmak mümkündür. Velhasıl kelam AKP Sivas özelinde siyasi bir fiyasko oldu. Zaman geldi, seçim kapıya dayandı. CB hükümet sistemi ağır bir metal yorgunluğuna duçar kaldı. Bizce bu kadar uzun süre iktidar olmak yeterli bir süre, bu süre zarfında başarıya ulaşılmadıysa yeniden devamına hiç gerek yoktur. İddia edilen, değişim, dönüşüm, fark yaratmak, hakça bölüşüm, adaletli uygulama, eşit ücret gibi daha birçok konu başlığını çözemediniz.  Halk, ciddi bicimde darboğaza sürüklendi. Hayat pahalığına güç yemez oldu.Pazar, bakkal ve marketlere girilmez oldu. Korkmayın bu ülkeye siz kaybedince bir şey olmaz, yıkılmaz, çürümez, dağılmaz, sadece el değiştiren enstrümanlar olur o da siyasetin doğasında olduğunu biliyorsunuz. Kaybettiniz, olur ya es kaza kazanırsanız da bu çürüme, çözülme, fiyasko değişmeyecek çünkü beslendiğiniz kaynaklarda sorun var, yönetme sorunu.

İlk göz ağrımız MHP:

Gençlik dönemimizde Türk Milletinin geri kalmışlığının kırılması, fakirlik, ezilmişlik, milletin bekasının sağlaması.  Yoklukların giderilmesi, karnı tok bir millet tasavvuru, her hakikat bir hayalden geçer mucibince nelere düşünmedik, neler tartışmadık, mukaddes dava uğruna, hak ve hakikat için ne bedeller ödenmedi, ne istikballer sönmedi, hücrelerde ne benizler solmadı. “ Ne efsunkâr imişsin âh ey didâr-ı hürriyet Esîr-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esâretten” diyemedik. Kurtulamadık politikanın esaretinden. Onun için MHP aklıma gelince 40-50 yıllık bir ömür vetiresi, olaylar, olgular, kazanımlar ve kayıplar her biri bir canavar olup beynime hücum ediyorlar. Söylenecek söz, edilecek kelam çok, ancak insanın belini büken, elini titreten bir ruhumuz var, onu göz ardı edemiyoruz. Son 20 yılı MHP’nin üçte ikisi AKP muhalefetiyle geçti. Muhalefet rüzgârı daima esti, gürledi, yağmur oldu AKP’nin üzerine yağdı. 

ışın kar oldu üşüttü. Taa ki darbe kalkışmasına kadar. Sonra ikili arasında meltem rüzgârları esmeye başladı. Göz kırpmayla başlayan süreç yerini ortaklığa ve şartsız, sonsuz desteğe evirildi. Gelinen noktada siyasi kaderini farklı partiler olmalarına karşın ortak bir yazgıya bağladılar. AKP ne olacak ise MHP’de aynı kaderi yaşayacak, ya kazanacak, ya da kaybeden olacaklar. Ve seçim sonrası politik kartlar yeniden dağıtılacak. Geleceğini farklı bir partinin başarısına endekslemenin sonuçlarına katlanmak durumunda kalmak siyasetin güzellemesi olarak hafızalarda kalacaktır. MHP seçim günü hayal kırıklığına uğraması halinde, beka, dış güç, vatan, millet, hak hukuk adalet gibi umdelere ise korkmayın bir şey olmaz, yine, yok olmaz kavramlar olarak politik hayatta devam eder, millet ise hayatın olağan akışına bırakır kendini.

Milliyetçiliğin Üvey Evladı BBP:

Milliyetçiliğin siyasi temsilcisi olan MHP’den kopan bir politik yapıydı. Ülkücü mücadelenin gençlik tabanında karşılığı vardı. Cezaevinde seksenli yıllarda kalan insanların o günlerin psikolojisinin izleri vardı kafalarında. Yazıcıoğlu ile özdeşleşmişlerdi. Bunda belirleyici ana unsur, ortak kaderi, zindan hayatını yaşamalarıydı. Dergâh dergisi etrafında kümelenmişlerdi. Kısa ömürlü olan dergi- o günlerin psikolojisiyle hareket ederek İslami düşünce ağırlıklı bir doktrin ortaya koymaya gayret ettiler. Katı ve ödünsüz bir dava ve kavga vermek istiyorlardı. Kendi adıma hiç sıcak bakmadım bu açılıma. Sonrası Dergâh-Ocak ikilemi, birbirlerine olan tahammülsüzlük, rekabete ve çatışmaya dönüşünce bir grup kişiler MHP’den koparak ayrı bir siyasal yapı oluşturdular. Lider odaklı bir parti oldu. Yazıcıoğlu yaşadığı sürece varlığını idame ettirdi. Vefatı ile başlayan çözülme süreci, dağılmaya ve parçalanmaya dönüştü. Başında ki yöneticiler kurtuluşu AKP siyasal gemisine binmekte buldular ve hallerinden de çok memnum görünüyorlar. 

Şimdi seçimler geldi çattı, her siyasi parti gibi halkın önüne oturacaklar. Ak veya Kara olan nedir? Görecekler. Kurumsallaşamamanın, taban ile kavgalı olmanın bedelini ödemek zorunda kalacaklar. Sivas özelinde ise kazanılan, yönetilemeyen bir belediye başkanlığı örneği var. Seçimlerde milliyetçi-ülkücü taban sahiplenir veya elinin tersi ile mi iter bilemiyoruz. Ancak işlerinin hayli zor olduğunu söyleyebilirim. Siyaset’in kaprisleri kaldırmadığını, yine siyaset’in şark kurnazlığa tahammül etmediğini biliyorum. BBP ne yazık ki, dünün BBP’Sİ değil ve olamayacakta. Rahmetliyi siyasi figür olarak görmenin karşılığını, bedelini mevcut yönetim olarak ödemeliler. Bir genel başkan düşünün ki tenkidi, tehdit sanma gafletinden kendini soyutlayamıyor ve soluğu savcılıkta alıyor. Ne bekleyelim, nasıl güven duyalım böylesi anlayışa, vefaya, kendinden büyük laflara ve vaatlere.

Kısa adı: İP

Partinin politik geçmişi henüz oluşmadığı için hakkında bilgiye sahip değiliz. Tercihlerine bakarak bir şeyler diyebiliriz. Politikanın tüp bebeği adeta, kırılganlıkları, alınganlıkları nedir bilinmiyor. Bu günlere yedekleme ile ulaşabildi. 7 Haziran Genel seçileri sonrasında MHP’de başlayan sancı ile dünyaya adım attılar. Milliyetçi ağırlıklı bir kadro ile ortaya çıkmalarına rağmen kısa sürede kendileri ile yola çıkanları yolda bıraktılar. Bilemiyoruz beklide birbirlerine yük oldular bize karanlık tabii ki. Merkez sağda bir boşluk olduğunu gördüler ve orada mekân tutmak istediler. Sivas özelinde de kendisine göre milliyetçi bana göre merkez sağdan bir adayı tercih etmeleri bu görüşü doğrular mahiyettedir. Ancak merkez sağın ana eksenini AKP kapattığı için zorlanıyorlar. Yaklaşan genel seçimlerde kazanarak çıkarlar ise Türk siyasetin en şanslı partisi ve yöneticileri konumuna yükseltecekler kendilerini.
Sonuç olarak genel seçimler, CB hükümet sisteminin zorunlu bir sonucu olarak iki ana blok oluştu. İttifaklar dönemi diye tarihe geçecek bir devir olacak. Her iki kanat en umulmadık, olmaz denilen politik ortaklıklara kapı açtı. Her iki ortaklığının da kader seçimi olacak. Ya CB hükümet sistemi veya parlamenter sistem. Ya mevcut düzenden yana veya karşısına oy vereceğiz.

Sivas özelinde durum çok daha karmaşık görünüyor. Mevcut partiler aday belirlerken hangi saiklerle hareket ettiler bilmiyoruz. Ancak bildiğimiz ilk sıra adayların hepsi İstanbullu. Ne hikmet var İstanbul’da biri anlatsa da bilsek. MHP- Kangal-İstanbul’dan.  İP-Kangal-İstanbul.AKP-?, İstanbul.CHP-Kangal.AKP-3’üncü sıra adayı Kangal. Sivaslı ne yapsın, Kangallı ne yapsın. Seçmen ne yapsın kime oy versin. A.Özyürek, Sivaslı milliyetçiler ile seçildikten sonra teşvik-i mesaisi oldu, öncesi bilinmiyor. C.Dağğez ise İP’DEKİ milliyetçi kökenlilerle hareket ediyor, ancak klik, bir hizip ile beraber. Kendi politik ve yöneticilik yıllarının öyküsü sorunlu bir profil, geçmişin izi insanın yakasından düşmüyor.

BBP’nin adayı  D.Ürgüp ise başlı başına ayrı bir paragraf, ayrı bir konu başlığı, önceki dönemde belediye başkanlığı yapmış bir kişi. Siyasal karnesi pekiyi değil, iyi bir öğrenci olamıyor buna sebep, bitmek bilmeyen politik hırsı başrol oynuyor. Bütün ısrarına rağmen profesyonel bir aktör olamadı ve kendi kazanımlarını tartışmaya açmaktan kaçınmadı. BBP, Sivas ilinde kendince ağır toplarını sahaya sürdü, sürdü, sürmesinde seçim akşamı hüzünlü bir geceye dönüşebilir.

Son söz, Sivas seçimleri üç bilinmeyenli denkleme döndü. Vatandaşlarının kafalarının karışık olduğu görünüyor. AKP seçmeni önlerine sunulan listeden muzdarip, MHP seçmeni keza aynı dertten yılmış, bunalmış. İP seçmeni tespit edilen adayların zayıf olduğunun farkında, ne yapacağını bilmez durumda. Böylesi tabandan kopuk aday tespiti seçmende alternatif arayışlara yönelteceği tezini güçlendiriyor. AKP’den memnun olmayan seçmen MHP’ye, MHP’den mutsuz olan seçmen İP’E, İP’TEN kaçan oylar CHP’YE yönelecek gibi gözüküyor. 14 Mayıs seçimleri ülke geneli ve Sivas özelinde sürpriz sonuçlara gebe olabilir. 

Kalın Sağlıcakla
 



Anahtar Kelimeler: Türkiye’ Gündemi Seçim: