Toprağın Nazlı VEYSEL´i
Toprakla, çamurla kavrulan yürekler, imbik imbik süzülürler ariflerin gözyaşı ülkesine. Sonra güneş selama durur, küçücük bir çocuğun yumuk yumuk ellerine. Teller kâinatın sonsuzluğuna eşlik eder; gürler, coşar. Sonra saz olur, yâr olur, can olur , Veysel olur...
Tarih: 25.10.2017 00:45:33/ 10648okunma / 0yorum

 

Bozkırın servileri,  insanoğluna baharın gizemini fısıldarlar her daim. Karların erimeye yüz tutmasıyla, Bahar Sultanı´nın, kardelenlere özgürlük beratını vermesi ile, daha bir asudeleşir zamanlar.  Kayaların en dip yerlerinden, usulca başlarını güneşle tanıştıran kardelencikler, beyazımsı bir umudu yayıverirler hayata.

Anasız babasızların, göz yaşlarından yaratıldıklarına inanıla gelerek “öksüz oğlan çiçeği” adıyla, salına salına inen kardelenler, yetim bir yüreğin avuçlarında tımarlanırlar…

Bir damla göz yaşına kefarettir, “öksüz oğlan çiçeklerinin” tenhalarda gizlenmesi…

**

Toprakla, çamurla kavrulan yürekler, imbik imbik süzülürler ariflerin gözyaşı ülkesine. Sonra güneş selama durur, küçücük bir çocuğun yumuk yumuk ellerine. Teller kâinatın sonsuzluğuna eşlik eder; gürler, coşar. Sonra  saz olur, yâr olur, can olur , Veysel olur... Vurdukça yüreğine acı, duman sarar dağları, duman iner dağlara...

***

    Güneş kıskanır Veysel´in gönül ummanını. Çiçeklerin şiirini bir bir nakşeder ruhuna. Bilemez, çözemez içinin gizem bulmacasını. Işığı sürgün eder göz saraylarından. Ve Veysel olur, âşık olur.

Kırık bir sazdır artık dayanağı. Kırık bir hayaldir artık sığınağı. Kırık bir gönüldür artık tutunduğu. Usulcacık sitemlenir gök kubbenin merhamet saraylarına:

“Genç yaşımda felek vurdu başıma
Aldırdım elimden iki gözümü
Yeni değmiş idim yedi yaşıma
Kayıp ettim baharımı yazımı”

***

Tabiat da burkulur Veysel´in iç kırıklığına. Hepsi sözleşmişçesine konuk olurlar âşığın gönül sofrasına. Güneş, bütün ışıklarını cömertçe bağışlar gözlerinin yerine. Ay Dede, gece inende dağların eteğine, Veysel´e, şiirlerinin en güzelini verir.

Yağmur, onun gözleri olur şakır Şarkışla semalarına. Bir türlü durmaz Veysel´in iç çekişmeleri. Bazen deli ırmaklar gibi bulanır coşar, bazen de küçücük bir göl gibi, turnaları ağırlar koynunda:

“Göklerden süzüldüm tertemiz indim
Yere indim yerli renge boyandım
Boz bulanık bir sel oldum yürüdüm
Çeşit çeşit türlü renge boyandım”            

** *  

Bazen kadir kıymet bilinmez de hani. “Kadri bilinmeyen menevşe” misali, dolanır dört bir bucakta.  Ve ayrılıklarla olgunlaşır masum yüreği. Her dem Anadolu´nun kavruk Veysel´inin, sılaya söyleyeceği sözler vardır. İşte o söylenecek sözleri, o işitilecek destanları, bir bir iner gönlün bam telinden. Veysel´de yükler yüreğini mektupların kekremsi kollarına:

“Gider bu hasretlik yıla yetmez mi
İsmin tesbih ettim dile yetmez mi
Bülbülün feryadı güle yetmez mi 
Mektup yâre selamımı ulaştır”

***

Birlik ve beraberlik Veysel´de doruğa ulaşır adeta. İkilikten fayda gelmeyeceğini en çok o anımsatır ademoğluna.

Senlik benlik kavgasının, gerisin geriye götüreceğini bilir insanoğlunu. Birliğin, beraberliğin kaynaştırdığı yüreklerin, her daim insanı huzura yönlendireceğini anlatır mısralarında:

“Allah birdir Peygamber Hak
Rabbül alemindir mutlak
Senlik benlik nedir bırak
Söyleyim geldi sırası”

**

   Irmaklar sukuta erer,  ozan daha da coşar. İçindeki küheylanlar, onu bilinmez keşiflere götürür. Dolanır durur, anlar ki toprak ana, hep kutlu bir sevgili gibi onun yolunu gözlüyor. Adem´den bu yana en vefalı sadık yârdır o. Çünkü insanla hemhaldir toprak. Onu, kendi içine doğru, her zaman seyahate çağırır. Gidipte geriye hiç dönülemeyecek seyahate… Toprak işte, kara toprak.

Bağırsan da çağırsan da o hep sessizce sana bakar. Ağalığa, beyliğe, zenginliğe aldırmaz. Kimsin, nesin, nicesin, hiç ilgilendirmez onu…

Kollarını şefkatle Veysel´e de açar:

“Bütün kusurumu toprak gizliyor
  Merhem çalıp yaralarım düzlüyor
 Kolun açmış yollarımı gözlüyor
Benim sâdık yârim kara topraktır”

Toprağın nazlı şairidir o. Sözler, onunla menziline ulaştı yıllarca. Yüreğinde gözü olur muymuş diyenlere inat, o yüreğiyle gördü koca âlemi.

İçindeki ışıkla, bocalayan yığınların önünü aydınlattı. Yalnızlıkta aşkı, buruklukta kendini, vefada ise toprağı anlattı. Söylediği her söz, ev ev bütün Anadolu´yu yeşertti. Kimi zaman bizimle birlikte tarhana çorbası kaşıkladı. Kimi zaman, ocak başlarında saman alevlerine karışan düşlerimize eşlik etti. Kimi zaman da o söyledi biz dinledik. Velhasıl o bizim Veysel oldu. Şarkışla´dan akan bu ırmak, geçtiği yerlerde boy boy sevgi fidanları büyüttü.

Onu anlamaya, ne kadar da ihtiyacımız var bu günlerde. Kara toprağın Aşık Veysel´i, bizi yeniden birlik ve beraberliğe çağırıyor. Haydin kulak verelim bozkırın saz ustasına...

                                                        Osman ÇELİK








Kaynak:

Anahtar Kelimeler: Toprağın Nazlı VEYSEL
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Arı Duru Bir Göldür Yaşamak...
Arı Duru Bir Göldür Yaşamak...
İsimsiz dağların tam bağırlarında, gece ay ile söyleşip, kadife şarkılar geçidini mırıldanan asi, duru bir göldür hayat… Bulutların ardına sinmiş bir dolunayın dahi kıskandığı, yağmur şiirinin iğri iğri selamlamasıdır adeta…
İzdiham
İzdiham
/sen aklıma düştükçe içim nasıl izdiham/
Aşk Obasından Gelen´e
Aşk Obasından Gelen´e
Biter dağların uzun rüyası /mert ölür pas tutar mavzerleri
"Ezim Ezim Eziliyor Yüreğim"
"Ezim Ezim Eziliyor Yüreğim"
Türkülerin babası olarak anılan Sivaslı hemşehrimiz Muzaffer SARISÖZEN´in 10 binin üzerinde türkü derlediği biliniyor.TRT repartuarının neredeyse tamamına yakınının Muzaffer SARISÖZEN tarafından derlenen eserler olduğu belirtiliyor.Türkülere aşık olan SARISÖZEN hastanede yatarken ölmeden önce "EZİM EZİM EZİLİYOR YÜREĞİM" isimli Zaralı Halil türküsünü istediği ve dinleyemeden hayata gözlerini yumması ise hala unutulamıyor.
Karanlık Dünyanın Aydınlık Yüzü
Karanlık Dünyanın Aydınlık Yüzü
Toprağa da âşık olunur mu demeyin. Âşık olunur, hem de delice…Toprak ki cömert ellerini açar hiç kapamaksızın.
Yıldız´ı ZARAFET Bürüdü
Yıldız´ı ZARAFET Bürüdü
İğri iğri inen kar huzmeleri eşliğinde, seyri suluk eden dumanlarla birlikte YILDIZ´ı zarafet bürüdü…
Kimin Aşkı Daha Büyük?
Kimin Aşkı Daha Büyük?
Türk sinemasında bir dönüm noktası olan EŞKİYA filmi, felsefi derinlik açısından da hala konuşulmaya devam ediyor. Destansı bir aşk hikâyesini dile getiren filmde, kimin aşkının daha büyük olduğu ise hala tartışma konusu.
Tonus Tatlısı Yok Oluyor
Tonus Tatlısı Yok Oluyor
Kültürümüze yönelik bazı yemek ve tatlı çeşitlerinin zamana yenik düştüğü ve yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kaldığı görülüyor. Buna en güzel örnek ise, Sivas´ta özellikle de Altınyayla yöresinde genelde kış aylarında yapılan ve seferberlik tatlısı olarakta bilinen kavut tatlısı.
Hastanenin Kapısına Kar Doldu
Hastanenin Kapısına Kar Doldu
Hastanenin Kapısı türküsü birçok yerde söylenmesine rağmen, asıl doğduğu topraklar Sivas’ın Altınyayla İlçesinin Başören Köyü’dür. Ağıdı dillendiren ise, Arife Erdoğan. Genç yaşında amansız bir hastalığa duçar olan Arife Erdoğan, Sivas’taki hastanede yattığı zaman içinde bulunduğu ruh halini dizelerle dile getirmiştir.
Suyun Destanını Yazan Adam!
Suyun Destanını Yazan Adam!
Ebubekir PARLAK...Sivas Numune Hastanesi´nde dört tekerlekli arabasıyla, buğday tenli bu suskun adam, ölmemesi gereken bir erdemi sundu taşlaşmış kalabalıklara. “Su parasızdır” levhasıyla, insanların peşinden koştuğu her şeyi gölgede bırakarak yaşadı.
Hastanenin Kapısı Bestelendi
Hastanenin Kapısı Bestelendi
Sivas´a ait olan bir türkü daha kayıtlara geçti. “Hastanenin Kapısına Kar Doldu” isimli türkü ve hikâyesi Yazar Osman ÇELİK tarafından araştırılıp ortaya çıkarıldıktan sonra, Ses Sanatçısı CANAN BAŞARAN tarafından da tamamı bestelenerek kültür hayatımıza kazandırıldı.
dağlar dağımdır benim...
dağlar dağımdır benim...
Güzün sere serpe yağmur şiiri altında, ay aydınlık gecenin ruhları örten rayıhasını hiç dillendirmeden, zamanın en esrik kelimelerinden şiirler ören bir dağım dağlar içinde…
Sis Ritimleri
Sis Ritimleri
‪"dünyanın en güzel sesi ‪“baba”"
Mustafa BALEL´in Yeni Romanı
Mustafa BALEL´in Yeni Romanı
Türk Edebiyatının önde gelen isimlerinden biri olan hemşehrimiz Mustafa BALEL, bir birinden güzel eserler ile yine gündemde.BALEL´in konusu SİVAS´ta geçen “Koç İbrahim´in Medrese Turu” isimli romanı okurlarla buluştu.
İnsan Yüreği Yitikler Coğrafyasıdır
İnsan Yüreği Yitikler Coğrafyasıdır
Yeni arkadaşı görünce sevindim; zira aynı yaştaydık. O da, göreve başlayalı bir ay filan olmuştu. Turhal´ın Çamlıca Köyü´nden gelmişlerdi. Ve kader ZARA´da ağır ağır işliyordu...
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
E-Gazete
Son Sayı
Önceki Sayılar
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar