TAŞHAN
Kalabalıklardan kaçanların, yüreği daralanların, suskunluğu bir şiir gibi heybelerinde taşıyanların sığınağıdır Taşhan.
Tarih: 15.4.2017 11:40:45/ 1187okunma / 0yorum

TAŞHAN

“Taş taş değil bağrındır taş senin
Nereni nasıl yaksın söyle bu ateş senin

Bir katılıktır dinamit söker mi yürekleri
Başın bir kez bu kalbe çarpmasın ey taş senin

Kazmayı kayalara değil kalplere vur ey
Ferhat niçindir kırdığın bunca taş senin

Anne seninle bağrın döğer gider mi acı
Hanidir Ferhad`dan aldığın ders taş senin

Sen de mi taşla bir oldun ey sevgili
İşitmez oldun beni kalbin taşdan taş senin

Ölüm sendendir bana nedir taşlamak beni
Bana güldür çiçektir attığın her taş senin

Gözünü dikme taşa işte parça parçadır
Şimşektir bir bakışın dayanır mı taş senin

Deprem değildir dağı ve beni sarsan
Bir bakışın komaz taş üstünde taş senin

Niçin çıktın dağlara evren çöl oldu leyla
Topuğun öpmek için toz oldu dağ taş senin”

 

Zamanın, günlerin koynuna akıp gittiği, ip ince destanlar gibi usul usul kucaklar Sivas´ı Taşhan. Birbirini dillendirmekten utanan sütunlar, mahşeri bir sırrı saklarlar sanki. Yüreğin taşla amansız şiiri, beyhude rüyaları prangalar soğuk suyun başında.

Oda oda sıralanan geçmişin sır küpü kemerler, anlayanı bir şerbet tılsımıyla selamlarlar koca bakışlarıyla...

**

Kalabalıklardan kaçanların, yüreği daralanların, suskunluğu bir şiir gibi heybelerinde taşıyanların sığınağıdır Taşhan. Motif motif kilimlerin dili, adeta bir manto gibi insanı sarıp sarmalar. Fokur fokur kaynayan nargileler, eksik olan zamanın musikisini tamamlarlar hünerlice. Anlar, tömbekinin adam gibi adamlıklarına sığınır her fokurtuda. Dalgın gözlerde, dumanlar çekilir yüreğe, yanar sineler derin iç geçirişlerle.

Bir film şeridi gibi yaşanmışlıklar tüner kurumuş dallara. Bir anı, sonsuza dek uzatabilmenin imkansız kurgusu yapılır herkesten habersiz. Hayaller kurulur, sigaranın eğri büğrü dumanından ve gönderilir yârin taştan yüreğine...

**

Gök kubbeye karışan çayın ince buğusuna, adı sanı bilinmeyen taş ustalarının, gönül kalemiyle oydukları, duvarlarda ki desenler eşlik ederler.

İnsanların taşlaşmış yüreklerine söz geçiremeyenler, bir hamur gibi, şekilden şekil verirler Taşhan´ın dört bir yanına. Usta eller, bazen de sitem gibi yana yakıla gözyaşıyla öğütürler zaman değirmenini. Her birine dikkatlice bakıldığında, hepsinin hikayesi okunur gergef gergef nakışlarda. Bazısı yâre sitem, bazısı da cana sitem:

“Taş taş değil, bağrındır taş senin

Nereni nasıl yaksın, söyle bu ateş senin

 

Bi katılıktır, dinamit söker mi yürekleri

Başın bi kez bu kalbe çarpmasın eyy taş senin”

**

Derin ah çekişlerin, sırlı suskunlukların, ne menem aşkların otağıdır Sultan Şehrin sığınağı. Kapıdan girer girmez kişilikler dışarıda bırakılır usulcacık. Kimsin, necisin hiç kimseyi ilgilendirmez.

Tarihin buram buram kokan gizemi, kişilikleri alır ve bir yılkının sırtında taş ülkesine götürür sanki. İki taraftan, bir biriyle yarışırcasına esen serin hava, insanı peri masallarının baş kahramanı gibi konuk eder gönül senaryosunda. Öteden beriden, ürkek kafalarını uzatan güvercinler, kanaatten oluşan rızıklarına kanat çırparlar aniden.

**

Yüreklerde büyütülen çocukluklar, hemencecik iniverir pıtı pıtı yürüyerek. Büyümekten korkan yanları, taş gülüşüyle okşar ve kucaklar taş sıcaklığıyla Taşhan. Bazen de taşlığı tutar ve bütün kazma darbelerine göğsünü gerer.

Sanki, vefasız bir sevgili gibi hiiiç aldırmaz insana. Öyle vefasız ki, giderken arkaya bakmayan zalim zemheri gibi titretir adamın yüreğini...

Dağlar da girse araya, eller de salsa sılaya, bir tek ölümdür insanı yâr´dan ayıran. O zaman sitem ikilenir gök kubbenin merhamet saraylarında. Biri Taşhan´a biri de vefasız sevgiliye:

“Ölüm sendedir bana, nedir taşlamak beni

Bana güldür çiçektir, attığın her taş senin

 

Sende mi taşla bir oldun eyy sevgili

İşitmez oldun beni kalbin taştan taş senin”

**

Taş ta atılsa, gül de atılsa, sevdadır deyip alı konulur gizlice. Yürek ummanlarından, taş kervanlar bırakılır gönül dağlarına. Dantel dantel seyirliklere dalar, boyalı gözler. Zaman, hiç ilerlemez onun koynunda. Ne içimizde ki çocuk çıkar, ne de dışımızda ki çıkar şehrin başı boş kalabalığına. Sop soğuk sütunların adamı kollayan esrarengiz duruşu, sanki bir yığın atlı gibi insanı güvene gark eder. Yağmurdan önce, feryat eden avare kırlangıçların öteye beriye can hıraş uçuşları, Taşhan´ı daha bir şiirleştirir insanın gözünde.

 Avanak ıslatanın, şehrin üstüne, çisil çisil inişiyle Taşhan´ın cümbüşü tamamlanmış olur. O zaman çaylar bir başka iner buğulu buğulu, küçücük masalara, o zaman bir başka siner ürkek ürkek güvercinler kovuklarına...

**

Sivas bu, konuklarına Taşhan gibi bir sofrayı hiç açmaz mı?.. Gelenin geçenin yolluğuna, taptaze anıları hiç salmaz mı taşın şiiriyle? Daralan yürekler, onla tımarlanmaz mı şafak sökende? Ya da sevgiliye katar katar turnalarla, taşa yazılmış sevda sözleri gönderilmez mi Taşhan´ın kollarından?.. Taşın aman bilmez siteminden yola çıka duramaz mı şehrin insanı? Taşa yazılan aşklar ve sitemler uğruna, yana yakıla bir ah inmez mi yüce dağların en alasına? Taş şiiri, aşk şiiri, şiirin şiiri… Sivas´ın zamana meydan okuyan yitik zaman şiiri…Taşa namzet anların, taşlaşmış yüreklerin amansız kalabalığın başı boş seyri alemine ufak bir girizgah taşhan. Taş ve aşk girizgahı…

**

Yolunuz epeydir uğramıyor herhalde o gizem sarayına çünkü göremiyorum sizi. Ya gözleriniz buğulanmıyor, ya da yüreğiniz sızlamıyor. Epeydir duyamıyorum sesinizi. Sahi, en son ne zaman uğradınız Taşhan´a?..

Ne zaman solukladınız duvarlarda ki nakış nakış türküleri?.. Ne zaman saldınız içinizde ki çocuğu, pıtı pıtı, çeşmenin kıyısına?.. Ya da hiç dilek tutup, koca duvarlara en son ne zaman emanet ettiniz?..

Nakış nakış duvarlarıyla, esrarengiz görkemiyle, ürkek güvercinleriyle, yumuşacık yüreğiyle Taşhan yitik bir zamana çağırıyor insanları. Tarihin, turnalarla gönderdiği bu taş şiirini okumaya var mısınız?..Taşhan´ın o masum dizelerinden yüreğinize almaya var mısınız? Taştan şiirler olur muymuş demeye sakın aldırmayın. Bir turna katarı kavlince uzaktan durmayın taş sözlere. Uzaktan uzağa taş kalpler ile uğraşmadan, kırlangıç ve güvercinlerin akşam alacasıyla birlikte söyleşmelerine ramak kala, sizde eşlik eden hayatın seyri alemine…    

                                                                                 OSMAN ÇELİK

 

 








Kaynak:

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Arı Duru Bir Göldür Yaşamak...
Arı Duru Bir Göldür Yaşamak...
İsimsiz dağların tam bağırlarında, gece ay ile söyleşip, kadife şarkılar geçidini mırıldanan asi, duru bir göldür hayat… Bulutların ardına sinmiş bir dolunayın dahi kıskandığı, yağmur şiirinin iğri iğri selamlamasıdır adeta…
İzdiham
İzdiham
/sen aklıma düştükçe içim nasıl izdiham/
Aşk Obasından Gelen´e
Aşk Obasından Gelen´e
Biter dağların uzun rüyası /mert ölür pas tutar mavzerleri
"Ezim Ezim Eziliyor Yüreğim"
"Ezim Ezim Eziliyor Yüreğim"
Türkülerin babası olarak anılan Sivaslı hemşehrimiz Muzaffer SARISÖZEN´in 10 binin üzerinde türkü derlediği biliniyor.TRT repartuarının neredeyse tamamına yakınının Muzaffer SARISÖZEN tarafından derlenen eserler olduğu belirtiliyor.Türkülere aşık olan SARISÖZEN hastanede yatarken ölmeden önce "EZİM EZİM EZİLİYOR YÜREĞİM" isimli Zaralı Halil türküsünü istediği ve dinleyemeden hayata gözlerini yumması ise hala unutulamıyor.
Karanlık Dünyanın Aydınlık Yüzü
Karanlık Dünyanın Aydınlık Yüzü
Toprağa da âşık olunur mu demeyin. Âşık olunur, hem de delice…Toprak ki cömert ellerini açar hiç kapamaksızın.
Yıldız´ı ZARAFET Bürüdü
Yıldız´ı ZARAFET Bürüdü
İğri iğri inen kar huzmeleri eşliğinde, seyri suluk eden dumanlarla birlikte YILDIZ´ı zarafet bürüdü…
Kimin Aşkı Daha Büyük?
Kimin Aşkı Daha Büyük?
Türk sinemasında bir dönüm noktası olan EŞKİYA filmi, felsefi derinlik açısından da hala konuşulmaya devam ediyor. Destansı bir aşk hikâyesini dile getiren filmde, kimin aşkının daha büyük olduğu ise hala tartışma konusu.
Tonus Tatlısı Yok Oluyor
Tonus Tatlısı Yok Oluyor
Kültürümüze yönelik bazı yemek ve tatlı çeşitlerinin zamana yenik düştüğü ve yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kaldığı görülüyor. Buna en güzel örnek ise, Sivas´ta özellikle de Altınyayla yöresinde genelde kış aylarında yapılan ve seferberlik tatlısı olarakta bilinen kavut tatlısı.
Hastanenin Kapısına Kar Doldu
Hastanenin Kapısına Kar Doldu
Hastanenin Kapısı türküsü birçok yerde söylenmesine rağmen, asıl doğduğu topraklar Sivas’ın Altınyayla İlçesinin Başören Köyü’dür. Ağıdı dillendiren ise, Arife Erdoğan. Genç yaşında amansız bir hastalığa duçar olan Arife Erdoğan, Sivas’taki hastanede yattığı zaman içinde bulunduğu ruh halini dizelerle dile getirmiştir.
Suyun Destanını Yazan Adam!
Suyun Destanını Yazan Adam!
Ebubekir PARLAK...Sivas Numune Hastanesi´nde dört tekerlekli arabasıyla, buğday tenli bu suskun adam, ölmemesi gereken bir erdemi sundu taşlaşmış kalabalıklara. “Su parasızdır” levhasıyla, insanların peşinden koştuğu her şeyi gölgede bırakarak yaşadı.
Hastanenin Kapısı Bestelendi
Hastanenin Kapısı Bestelendi
Sivas´a ait olan bir türkü daha kayıtlara geçti. “Hastanenin Kapısına Kar Doldu” isimli türkü ve hikâyesi Yazar Osman ÇELİK tarafından araştırılıp ortaya çıkarıldıktan sonra, Ses Sanatçısı CANAN BAŞARAN tarafından da tamamı bestelenerek kültür hayatımıza kazandırıldı.
dağlar dağımdır benim...
dağlar dağımdır benim...
Güzün sere serpe yağmur şiiri altında, ay aydınlık gecenin ruhları örten rayıhasını hiç dillendirmeden, zamanın en esrik kelimelerinden şiirler ören bir dağım dağlar içinde…
Sis Ritimleri
Sis Ritimleri
‪"dünyanın en güzel sesi ‪“baba”"
Mustafa BALEL´in Yeni Romanı
Mustafa BALEL´in Yeni Romanı
Türk Edebiyatının önde gelen isimlerinden biri olan hemşehrimiz Mustafa BALEL, bir birinden güzel eserler ile yine gündemde.BALEL´in konusu SİVAS´ta geçen “Koç İbrahim´in Medrese Turu” isimli romanı okurlarla buluştu.
İnsan Yüreği Yitikler Coğrafyasıdır
İnsan Yüreği Yitikler Coğrafyasıdır
Yeni arkadaşı görünce sevindim; zira aynı yaştaydık. O da, göreve başlayalı bir ay filan olmuştu. Turhal´ın Çamlıca Köyü´nden gelmişlerdi. Ve kader ZARA´da ağır ağır işliyordu...
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
E-Gazete
Son Sayı
Önceki Sayılar
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar