Sonsuza Uçan Kelebekler
Bir tek selvi ağacı… Ormanın onca kalabalığına aldırmadan, uzak bir gözenin yanı başında, uzatır boynunu göğün en âlâsına…Hışır hışır bir türküyü dillendirir her zaman. Güneşin ışıklarıyla tımarlanan yapraklar, ikindinin hafif yeliyle ırgalanır ürünü ürünü…
Tarih: 24.3.2020 12:59:20/ 359okunma / 0yorum

“Bir coşku var içimde bu gün kıpır kıpır
Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum
Gözlerim parke parke taş duvarlarda
Açılıyor hayal pencerelerim
Hafif bir rüzgar gibi süzülüyorum

 

Kekik kokulu koyaklardan aşarak
Güvercinler ülkesinde dolaşıyor
Bir çeşme başı arıyorum
Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp
Mis gibi nane kokuları arasında
Ruhumu dinlemek istiyorum…”

Kelebeklerin ömrü az olur derler. Azıcığını yaşarlar hayatın. Öyle ya, onca güzelliği nasıl taşır kanatları?.. Nasıl anlatırlar, kanatlarındaki sonsuzluk bulmacalarını?..  Onca renk cümbüşünü, nasıl anlar hayatın alacalı bulacalı insanları.

Kelebekler, üç günlük bir ömrü haykırırlar insanoğluna. Üç güzel gün… Güneşe doğru kanat çırpan, üç renkli gün… Bir birini bütünleyen beneklerde saklıdır hayatları.

Alı al, moru mor… Yeşile çalar bazen, allı telli pulcukları… Pembeye, sarıya, maviye… Hele birde kekik kokan dağların, akşam rüzgarıyla tanışmışlarsa, o zaman kekiğe çalar kokuları…

***

Çoban yastığının kenarcığında gizlenen, masum papatyaların yanına konmaları kadar da, ürkektir bu renk seyyahları… Kanatlarına bahşedilen onca güzellikle, arzı endam ederler bir müddet. Bir müddet uçarlar, ürkek ürkek çiçek bahçelerinde… Sonra sonsuzluk hayali kaplar minnacık bedenlerini… Minnacık bedenleri, sonsuzlukla şerbetlenmişçesine hazırdır ötelere. Öteler, bu küçük renk korosu için hazırdır her daim… Küçücük gözleriyle, anlamları soyutlayarak hayatı seyrederler sanki. Allı pullu telciklerinden salarlar belki de haberlerini…

Alı al, moru mor… Ya bir yayla çiçeğidir renkleri, yada bir yarpuz yaprağı… Ya da Anadolu´nun uzak bir dağının koyaklarında açan, kardelenlerle özdeştir simaları…

***

Kelebekler sonsuza uçarlar… Sonsuza hasrettir kanat şakımaları… Bir sonsuz rüya kadar iç yakan üç günlük ömürle imtihanlıdırlar. Yüce Yaratıcının, insanoğluna sunduğu göz ziyafeti için salınırlar bağ bağ, bahçe bahçe… Geceye de sevdalıdırlar nedense. Bedenlerinin yakut ağırlığı kadardır seyahatleri. Gecenin kör karanlığında da, ateş böceklerine inat salınırlar asude asude… Bark bark eden ayın on dördüyle sözlüymüşçesine, yanık yanık uçarlar öteye, beriye… 

Bir sırdır, bilinmeyen yönleri… Bir sırdır, sevdanın sonsuzluğunu arayışları… Bir sırdır gurup gurup günübirlik sonsuzlukla ram olmaları. İnce ve nazeninindir gündüz kelebekleri. Nazlı bir şiir gibi tünerler çiçeklere. Nazlı bir bakış gibi ürkektir bedenleri…

Alı al, moru mor… Hele kırmızısı, sarısı, yeşili daha bir alır ruhları ve sonsuzluğun sahibine hediye eder. İncecik antenleriyle söyleşirler sanki. İncecik bedenleri kadar zariftir antenleri.

***

 Nice bilinmez sırra doğru söyleşirler sanki… Nice bilinmez hayali anlatırlar sanki… Delerler insanın bağrını ve seyri sülük ederler alemin kalbine… Kelebekler sonsuzla imtihanlıdır zaten. Anlatırlar insanoğluna, dünyanın üç gününün en kısasını. En kısasının, bir gün sürdüğünden başlarlar zaten. Güneşle, usulca hasbıhal ettikten sonra, akşama doğru seyreylerler sanki… Hangi bir ötedir zamanı donuklaştıran, ne kimse anlar, nede kimse söyler… Dedim ya kelebekler sonsuza uçar..

Alı al, moru mor… Hele mavisini hiç sormayın… Aratmaz göğün mavi şiirini… Ya yeşil kanatlısını hiç anlatmayayım… Hele yeşilin üzeri süslenmişse göz göz pulcuklarla, değmeyin gönül sarhoşluğuna…

***

Buyruğa boyun eğen İbrahim yüreğidir yürekleri. İbrahim sevdasıdır sevdaları… Ateşe meydan okuyan İbrahim. Ağuyu yüzü ekşitmeden içen İbrahim…  İbrahim´in İsmail´leridir hepsi. Yüce bir çağrıya, boyun büken İsmail misali, kadere boyun büken kelebekler. Büyük bir rüya uğruna, arşınlanan yollardan sonra İsmail olma. İbrahim´in İsmailleri… İbrahim´in çiçekleri… Güllerin İsmail´leri… İbrahim´in yarenleri… İbrahim´in kelebekleri…

Alı al, moru mor… Hele mavisini hiç sormayın… Aratmaz göğün mavi şiirini… Ya yeşil kantlısını hiç anlatmayayım… Hele yeşilin üzeri süslenmişse göz göz pulcuklarla, değmeyin gönül sarhoşluğuna… Dedim ya, alı al, moru mor… Pembesi, siyahı, alacası… Siz tutun ve söyleyin ebemkuşağının bütün renklerini…

***

Sonsuza uçan kelebeklerde kalır insanoğlunun ah çekişleri. Bembeyaz bir örtünün, içlerindeki acıyı tenhalaştırması kadardır bütün yaşananlar. Bütün yaşananlar, bir damla “ah” kadar içlerin ayazıdır. Bir çeşme başı kadar sessizdir arananlar. Bir yudum suda destanlar gören, umutlu yüreklerdir anlatılan. Şırıl şırıl akan, bir çeşme başındaki yalnız bir ağaç kadardır yaşanan sevdalar. Fethe gebe bilgeler misali, gülümseyen gözlerdeki sıla türküsü gibi, tek tek gönle düşen sevda öğütleridir yaşananlar sanki.

Bir tek selvi ağacı… Ormanın onca kalabalığına aldırmadan, uzak bir gözenin yanı başında, uzatır boynunu göğün en âlâsına…Hışır hışır bir türküyü dillendirir her zaman. Güneşin ışıklarıyla tımarlanan yapraklar, ikindinin hafif yeliyle ırgalanır ürünü ürünü… Bir birine değen yapraklar, içleri sızlatırcasına yakar genizleri. Yağan yağmurlarla birlikte tenhalaşır serviler… Öyle uzun, öyle garip bir hüzün yayar sevenlerinin içlerine…Hışır hışır alırlar kabalıkları… Bir gelin saygısı gibi, incitmezler kimseyi… Bir derviş öğüdü gibi onarırlar gönülleri…

Alı al, moru mor… Yeşile çalar bazen, allı telli pulcukları… Pembeye, sarıya, maviye… Hele birde kekik kokan dağların, akşam rüzgarıyla tanışmışlarsa, o zaman kekiğe çalar kokuları…

***

Dereler misali savruktur her şey. Her şey bir dere kenarındaki naneler kadar genizleri şenlendiren rayihadır sanki. Her içe çekilmesinde gönlü dağlayan hasret rayihası. Her yanından yöresinden geçmede, garip bir sızının gönle seyri suluk etmesi kadar özgedir… Öksüz oğlan çiçekleri kadar bem beyazdır hayatları. Bembeyazdır öteye taşıdığı umutları. Perdesiz gözlerde görünür ancak yarınlar… Karların erimeye başlamasıyla, öteden beriden güneşe merhaba diyen kardelencikler kadar asidirler hayata. O başları güneşi görmeye dursun; hemen bir bir uzatırlar boyunlarını… Hiç korkmazlar haşin fırtınanın benizleri yakan benliğinden… Beyazımsı suretlerini esmerleştirerek merhaba derler hayata… Hayat kadar soğuk, ölüm kadar sıcaktır her şey… Her şey, bir kelebek telaşında yaşanır anbean. Sonsuza kanat çırpma arzusunda olanlar anlar ancak gidenleri… Ancak, sonsuzluğun şerbetini yudumlayanlar anlarlar bu âlemin boşluğunu…

 Alı al, moru mor… Yeşile çalar bazen, allı telli pulcukları… Pembeye, sarıya, maviye… Hele birde kekik kokan dağların, akşam rüzgarıyla tanışmışlarsa, o zaman kekiğe çalar kokuları…

***

Uzak dağların orta yerindeki koyaklar kadar tenhadır gönülleri. Bir çoban ıslığı kadar neşelidir hayalleri.Koyunlarına bir sığınak arayan çobanın, dağın çukurunu karar kılması kadar özgedir anları. Bir ıslık, bir şiir ve kelebekler… Yağız ata binip giden yarınlar. At kişnemeleri kadar sıcak umutlar…Yılkıların, uzak iklim şarkılarını arayışçası kadar hızlıdır ömürleri… Ömre düşen saniyeler kadar kelebekleşir her şey.

Alı al, moru mor… Yeşile çalar bazen, allı telli pulcukları… Pembeye, sarıya, maviye… Hele birde kekik kokan dağların, akşam rüzgarıyla tanışmışlarsa, o zaman kekiğe çalar kokuları…

                                                     OSMAN ÇELİK








Kaynak:

Anahtar Kelimeler: Sonsuza Uçan Kelebekler
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
"Afta Siyasi Mahpuslar Kapsam Dışında Olmamalı"
"Afta Siyasi Mahpuslar Kapsam Dışında Olmamalı"
MAZLUMDER Kayseri Şube Başkanı Ahmet TAŞ "Siyasi mahpuslarda kapsam içine alınmalı" dedi...
SİVAS´taki "ŞANTİYELER" Açılmasın!
SİVAS´taki "ŞANTİYELER" Açılmasın!
ANKARA- SİVAS arasında YHT hattında çalışan işçilerde CORONA VİRÜS görülmesi ile 300 civarında işçi karantinaya alındı.
TRT´de SİVAS Rüzgarı
TRT´de SİVAS Rüzgarı
Sivas´ın kadim kültürü TRT AVAZ ekranlarında izleyici ile buluşmaya devam ediyor.”Ninniden ağıta Anadolum” isimli programda Sivas´ın türküleri ve ağıtları ekrana yansıdı.
YETKİLİLER GÖREVE!
YETKİLİLER GÖREVE!
TÜRKİYE, salgına karşı teyakkuz haline sıkı sıkıya devam ederken, SİVAS´ta 1 NİSAN gibi ŞANTİYELERİN açılacak olması tedirginliklere neden olmaya başladı. Yetkililerin,şantiyelerin açılmasını salgın geçene kadar engellemeleri bekleniyor.
BÜYÜK EMEKLER GÖLGELENMESİN!
BÜYÜK EMEKLER GÖLGELENMESİN!
SALGIN nedeniyle TÜRKİYE, titiz günler yaşarken, bir haftada 3 yeni kanal kurarak içeriklerini hazırlayan Milli Eğitim Bakanlığı, kamuoyunun takdirini kazanmaya devam ediyor.
KİTAP, ENGEL TANIMIYOR!
KİTAP, ENGEL TANIMIYOR!
İl Milli Eğitim Müdürlüğü´nün başlattığı “SİVAS İÇİN KİTAP VAKTİ”, Türkiye´de öncü bir felsefeyi hayata geçiriyor. Bakanlığın EBA ve TRT odaklı uzaktan eğitim hamlesine SİVAS, güçlü bir ses vererek, dededen toruna, anneden kıza evde okuma yapacak.
KEYFİYETE İZİN VERİLMEMELİ!
KEYFİYETE İZİN VERİLMEMELİ!
ÜLKE insanının, ekonomik olarak zor günler yaşadığı şu günlerde, her kurum ve kuruluşun çok titiz olması bekleniyor. Bu bağlamda TCDD 4.BÖLGE de yapılan “DOĞRUDAN TEMİN YOLUYLA ARAÇLARIN KİRALANMASININ” mercek altına alınması isteniyor.
SALGIN GEÇENE KADAR!
SALGIN GEÇENE KADAR!
SİVAS´ta 65 yaş üstü vatandaşların salgından dolayı daha dikkatli olmaları gerekirken, buna dikkat etmedikleri gözlemleniyor.
SiVAS´ta İki HİTİT Şehri
SiVAS´ta İki HİTİT Şehri
Sivas´ta bulunan iki Hitit Şehri arkeologları büyülemeye devam ediyor. Altınyayla İlçesi´ndeki SARİSSA ile Yıldızeli İlçesinde bulunan KAYALIPINAR geçmişe önemli ölçüde ışık tutuyor. Sivas´ta bulunan bu iki tarihi zarafet, araştırmacıların yıllar sürecek çalışmaları ile zamanla daha iyi gün yüzüne çıkmayı bekliyor.
Huzurun ve Sadeliğin Timsali
Huzurun ve Sadeliğin Timsali
Gösteriş, ihtişam ve şatafat yerine ,insan unsuru dikkate alınarak yapılmış Abadan Cami, kaşıkçı elması güzelliğinde, geniş hinterlandı ile dimdik ayakta.1905 yılında Osmanlının dahi Sultanı II.Abdülhamid Han tarafından Kars muhacirleri için yenilenen cami görenleri hayran bırakıyor.
NETANYAHU HASTA!
NETANYAHU HASTA!
Bütün dünya İsrail Başbakanı Netanyahu´yu konuşuyor. Basın toplantısında öksürmeye başlayıp sık sık burnunu silmesi akıllara koronavirüs sorusunu getirdi.
Tuhaf İlişkiler Ağı!
Tuhaf İlişkiler Ağı!
SİVAS POSTASI´nın geçtiğimiz günlerde gündeme taşıdığı Turan AKPINAR hakkındaki iddialar kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. FETÖ ihanet yapısının 2014 yılındaki yerel seçimlerden önce dağıttığı ve hükümeti karalayan “ASLINDA NELER OLUYOR” broşürünü FETÖ DERSANESİ “Selçuk Fen” de de dağıtıldığı lakin açılan soruşturmayı zamanın Sivas Milli Eğitim Müdürü Turan AKPINAR´ın örtbas ettiği iddia ediliyor. Konu ile ilgili yetkililerin bir İNCELEME başlatıp başlatmayacakları merak uyandırırken,AKPINAR´ın görevden alınabileceği de iddialar arasında.
YOK ARTIK!
YOK ARTIK!
Halkın, zar zor geçindiği şu günlerde 4 İşletme´den gelen ihbarların ardı arkası kesilmiyor. Pek çok aracın keyfiyet içinde kullanıldığı hatta bazılarının aile boyu dahi kullanıldığı iddiası, bu da olmaz dedirten cinsten.
Kirkor DEĞİRMENCİYAN Dikkat Çekiyor
Kirkor DEĞİRMENCİYAN Dikkat Çekiyor
TRT Radyo 1´de Ersoy DEDE´ye konuk olan yazar Faruk AKSOY, Kirkor DEĞİRMENCİYAN´ın hayatından kesitler sundu.
Bu Mudur İşte Budur!
Bu Mudur İşte Budur!
ALTINYAYLA´nın geleneklerini, ağıtlarını, türkülerini, manilerini, yemeklerini konu alan kitap çalışması büyük ilgi gördü. Yörenin , böyle detaylı bir kaynak altında toplanması önemli bulunuyor.
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
E-Gazete
Son Sayı
Önceki Sayılar
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar