SİVAS TÜKENİYOR

SİVAS TÜKENİYOR

SİVAS TÜKENİYOR

Sivas tükeniyor...

Hesapsızca, bir geleceğe doğru ağır aksak yol alıyor.

Bir gelecek hayali, bir düşsel ideal belirlenemiyor.

Varsa yoksa, ardı arkası gelmez konuşmalar.

Sonuca ulaşmayan, planlar projeler.

Yıllarca konuşulan ve hiçbir adım atılmayan onlarca düşünce, onlarca plan?

Sivas tükeniyor?

Sivas?ı anlamsız konuşmalar tüketiyor.

Tepeden tırnağa, ham bir maden gibi işletilmesi gereken bu şehir, kısır çekişmelerin bitmez tükenmez gölgesinden ışığa çıkamıyor?

Hırs batağı, benlik batağı, ihtiras batağı ağ gibi sarıvermiş dört bir yanı?

Yarınlara yönelik atılmayan adımlar, bu şehrin var olan enerjisini de berhava ediyor.

Ya göçerek gurbeti kader kılıyor bu toprakların insanı, ya da göç etmeye hazırlanıyor.

İmkânı ve hayali olan nicesinin, bir yolunu bulup buralardan gitmek isteme yolundaki düşünceleri, korkutuyor insanı.

Eli kalem tutan, eli iş tutan, düşüncesi ile var olanlar da, bu şehirden bir gün giderlerse ne olacak?

Koskaca bir yavanlık mı kader olacak?

Sivas?ı göç tüketiyor, dedikodu tüketiyor, kulp takmalar tüketiyor, Sivas?ı Sivas tüketiyor...

Var olan nice heyecan ve enerji, garip bir yok oluş ile karşı karşıya sanki.

Hayalleri ve ümitleri olmayan bir yaşam algısı, çepeçevre kendini oluşturuyor adeta?

Yarına, yeni projelere dair bir adımlar silsilesi atılamıyor.

Sivas tüketiliyor?

Sıra dışı düşünce ve adımlar, ?maksadı ne acaba? diye ezilip, saf dışı bırakılıyor.

Kirlenmemiş ne kadar ümit ve hayal varsa, bir yolu bulunup, berelenmeye çalışılıyor.

Sonra ardı arkası gelmez cambazlıklar, şehrin her metrekaresine kamp kuruyor.

Sahte gülücükler, sahte alkışlar ve sahte hayatlar?

Koca bir maskeli balo yaşatılıyor bu şehre.

Up uzun bir ip üzerinde, onlarca cambaz gösteri yapıyor adeta.

İp üzerindeki cambazlar, hünerlerini sergilerken, onu seyreden nicesinin, yanlarındaki cambazların el çırpışlarına, kurgulanmış alkış makinesi gibi eşlik edip, pür neşe eğlenmeleri yılar yılı devam ediyor?

Sıradan insanların anlayıp bilemeyeceği koskoca bir tiyatro, kimseciklere sezdirilmeden oyun içinde oyunlaştırılıyor.

Oyun içinde oyun, oyun içinde yine oyun?

Maskeli nice hokkabaz, çıkınlarında onlarca yeni maske taşıyıp, ustaca bütün gelir ırmaklarını, kendilerine doğru yönlendiriyorlar.

Kendileri büyüdükçe, şehir küçülüyor.

Hep bana dedikçe, Sivas daralıyor?

Varlıklarına varlık kattıkça, nicelerinin alın teri ile, ekmeğini kazanmaları daha da zorlaştırılıyor.

Zora giriyor, zamanla ekmek ve alın teri birlikteliği?

Bir zaman sonra, terk edip gidiyorlar şehri.

Tükeniyor Sivas?

Sivas?ın tükenmemesi için var olan heyecanlar da, yerle yeksan ediliyor çoğu zaman?

Ama bu kader olmamalı.

Ham bir cevher olan bu müstesna şehrin, mutlaka yeniden keşfedilmesi gerekmektedir.

Tepeden tırnağa, yeniden yorumlamalar mukim kılınmalıdır.

Tepeden tırnağa bir yenilenme?

Fikirde, eylemde, yönetimde, hayalde ve aşkta bu şehrin yeniden elden geçirilmesi elzemdir.

Anadolu?nun ortasındaki bu yalnız ve talihsiz şehir, keşfedilmeye hiç bu kadar hasret kalmamıştı inanın.

Yaralı bir kartal misali, yaralarının tımarlanmasını bekliyor Sivas. Çift başlı bu kartalın, kendini ve dahi etrafını yeniden keşfine, bu şehrin evlatlarının artık el atması gerekmektedir.

Sivas, Simur Anka misali, küllerinden yeniden doğmaya o kadar hasret ki!..



Anahtar Kelimeler: 0