Site- Kentler
Perihan Mağden, günümüzde “Üç Büyük Günah: Yaşlılık, yalnızlık ve çirkinlik” diyor.
Tarih: 11.10.2018 21:18:49/ 1221okunma / 0yorum

 

YAŞAYANLAR MEZARLIĞI: SİTE-KENTLER...

"- İnsan, sağlığında alışmalı kızım; hepimizin gideceği yer orası..."

Böyle diyordu Reşat Nuri Güntekin´in "Çalıkuşu" romanındaki yaşlı kadın, kalacağı odanın penceresinden gördüğü mezarlık manzarasına şaşıran romanın kahramanı Feride´ye.

Ölüm ve mezarlıklar, (Piramitlerden Orhun Anıtlarına) kadim gelenekler kadar Müslümanların yaşam felsefesinde de ayrı bir yere ve öneme sahip. Romandaki yaşlı kadının, genç Feride´nin ürperdiği mezarlık manzarasına karşı bu içten içe sevgisi ve hürmeti, özünde bu yaşam felsefesinde yatıyordu muhtemelen.

Bizdeki şehirlerin en güzel yerine yapılan mezarlıklar, her mahalledeki türbe/yatırlar, cami içinde yer alan hazireler ve özel günlerdeki kabir ziyaretleri…vb. ile insan ve toplum, sadece yeni bir başlangıca (ölüm ötesine) hazırlanmıyor aynı zamanda da “büyümenin, olgunlaşmanın” gereği olan bir hedefe de yönlendirilmiş oluyordu. Çünkü ancak ölümden sonrasında görülecek bir “hesap”, bu dünyadaki iyilik ve kötülükleri anlamlandırabilirdi. “Görülecek hesabı” olmayan bir hayat, muhatabının çocuk kalmasına, çocukça bencil kalmasına yol açar ancak.

Oysa şimdi “kurulan” siteler ve yeni kentler, insanın çocuk kalmasına, bir çocuk gibi isteklerinin ve oyun/eğlencenin peşine düşmesini istiyor sadece.

Sitelerin, yeni kurulan –sözde- mahallelerin reklamlarına bir bakın: Fitness center, SPA, Yüzme havuzları, Sinema salonları, Mini alışveriş ve Eğlence merkezleri…

Tüm bunlar, yeni hayat tarzının “kurduğu” site ve kent hayatında ölümün: mezarlığın, kabristanın, türbenin olmadığının, olamayacağının ispatı.

Perihan Mağden, günümüzde “Üç Büyük Günah: Yaşlılık, yalnızlık ve çirkinlik” diyor. Sitelerin, kentlerin içindeki bu günahlardan kaçmak için yeni kurulan bu kentlerin çocuksulaştırıldığını söyleyen Mağden, “Tasarım ve Teşhir: Hayatlar artık bu iki kavramın etrafında dönüyor. Başlar da! Her taraf, alışveriş merkezlerine, vitrinlere, lunaparklara dönüşüyor. Bir de “recreation” sahalarına: Sürekli kendilerini yeniden yaratman gerekiyor.
Hemen herkes kendi evreninin şöhretli, merak uyandıran, arzulanan star´ı!
Yoga, reiki, pilates, meditasyon, estetik cerrahi, liposuction, yüz gerdirme, jogging, nefes alma, detoks; sahte- spiritüellikle, bakım onarım, sağaltım çalışmaları kartopulanarak insanları altına alıyor” diyerek bu çevresel değişimin, kişisel dönüşümü de etkilediğinin altını çiziyor aslında.

Oysa medeniyetimiz medrese, çarşı, şifâhâne yanında iki noktayı da merkeze alarak şehirler kurmuştu: cami ve kabristan… Çünkü her ikisi de nefislerin ölüp ruhun doğduğu mekânlar. Bugünkü nefislerin tavan yaptığı site-kent içi eğlence merkezlerin tam zıttı. Dünyayı kutsamaktan, burada kalıcı olmayı düşlemekten sıyrılmanın yolunun “ölümü anmak”tan geçtiğini iyi bilirdi eski nesil.

Kendini hep genç göstermeye çalışmanın, yani recreation´ın, nefsi de hep genç ve uyanık tuttuğunun ne zaman farkına varacak modern insan?

Ölümden kaçmanın, gerçekten/hakikatten kaçmak olduğu kadar aynı zamanda da küresel sömürü çarkına hizmet etmek olduğunu ne zaman anlayacak?

Nasıldı “Şubat” dizisinin o meşhur repliği: “Oysa ölümün bir haysiyeti vardır. Biz haysiyetsiz insanların ölümle ilgisini kesmeye çalışıyoruz. Hepsi bu... Bu yüzden televizyonlarımız, gazetelerimiz, internet ağlarımız var. İnsanları hayata daha çok bağlayıp ölümün şerefini kurtarmak için…
Vücut kremleri, zayıflama ilaçları, sağlık kampları, özel hastaneler, kaza sırasında aniden açılan hava yastıkları...
Her gün daha iyi yollar yapmaya çalışıyoruz. Yüksek güvenlikli otomobiller, alarm sistemleri, çelik yelekler… Niye? Sırf siz ölmeyi unutun diye! Unutun ve taksit ödeyin!
Düşünsene… 145 ay taksitle bir ev satıyoruz sana! 145 ay boyunca taksit ödeyeceksin. Bunun için asla ölmemen gerek.”

Böyle işte! Size sadece site içinde taksit taksit ev satmıyorlar. Aynı zamanda sizin ölümle ilginizi kesip hakikatle bağınızı da satın alıyorlar. Ne kadar ölümsüzlük fikrine alışırsanız o kadar müşterileri olursunuz çünkü!

Ümit DEMİR/Kocatepe Gazetesi








Kaynak:

Anahtar Kelimeler: Site Kentler
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Toyunuz Mübarek Ola!
Toyunuz Mübarek Ola!
Şehre köyü taşıyan ve şehre adaptasyon sağlamada sıkıntılar yaşayan ELBALİLER Derneği KIŞ TOYU yaptı. Bir köyde gerçekleşen toy renkli görüntülere neden oldu.
Medeniyetimizin Temelleri
Medeniyetimizin Temelleri
Nazım ELMAS Yazdı...
Sivas´ın Bütün Renkleri SİVAS POSTASI´nda
Sivas´ın Bütün Renkleri SİVAS POSTASI´nda
Doğruların ve güzelliklerin mücadelesi için herkesi ama herkesi SİVAS POSTASI´na davet ediyoruz...
Depreşti
Depreşti
Abdullah ÇÜRÜKLÜ Yazdı...
Bir SİVAS Hatırası...
Bir SİVAS Hatırası...
Sanki MANCILIK KÖYÜ Birleşmiş Milletlerdi… Türk,Kürt, Ermeni,Karslı, Göçmen…”
ÜNİVERSİTE Nereye Gidiyor?
ÜNİVERSİTE Nereye Gidiyor?
Osman ÇELİK Yazdı...
Bir SİVAS Hatırası...
Bir SİVAS Hatırası...
KUDRETLİ TANRIM şahit ki serçe parmağım girerdi topuklarındaki yarıklarına.O zaman bilemedim hissedemedim ağlayamadım ama aha bu mektubu size yazarken ağlamaktayım…”
Hüzünlü Tebessüm
Hüzünlü Tebessüm
MONA LİSA tablosundaki gizemli gülümseme hala çözülemiyor.FELSEFESİ olan bir kadın görüntüsü görür görmez anlaşılırken, gizemi çözülemeyen gülümsemede hala sır. Kahkaha ile az tebessüm arasına sıkıştırılmış bir anlam sorgulana dursun, iki numaraya yakın bir tebessüm olma ihtimali de yok değil…
Şehre Dair Özel Bir Çalışma
Şehre Dair Özel Bir Çalışma
Doç.Dr. Uğur TUZTAŞI ve Mimar Pınar KOÇ´ın mihmandarlığında güzel bir sergi açıldı.
İlk Taş
İlk Taş
Bülent ÖZÇELİK Yazdı...
KÖMBE Yemek Mesele!
KÖMBE Yemek Mesele!
Sivas kültürünün en önemli unsurlarınından biri olan SİVAS MUTFAĞI, asırlık gelenekleri ile de dikkat çekiyor. Özellikle “kaymak ile yapılan kömbe” yemesinin zahmetli olması lakin insanı tok tutan özelliği ile uzun yol erzakları arasında yerini alıyor.
Aşk Kağıda Yazılmıyor Mihriban
Aşk Kağıda Yazılmıyor Mihriban
Kirlenen dünyaya, çıkar ilişkilerine,masumiyeti berhava eden onca şeye rağmen, yaşamın en tenha ötesinde, yüreğiyle yaşayanlarda var. Sahi, yüreğiyle yaşayanlar da olmasa çekilir mi dünya? İyi ki yüreğinin sesini yağmurla bütünleyenler var!
Kış Beşiği
Kış Beşiği
"şairler için tutulacak yas, kışı bekler"
Yıldız´ın KARI SİVAS´ın Kârı
Yıldız´ın KARI SİVAS´ın Kârı
Yıldız Dağı kayak merkezi kış turizmi için halkın hizmetinde. YILDIZ DAĞI´nı ise, tamamlanmasına bir yıl kalan KARADENİZ-AKDENİZ bağlantı yolu abad edecek. KAR olmayan KARADENİZ sahillerinden insanlar kışın bu yolun bitmesi akabinde 2 buçuk saatte SİVAS´ta olacaklar. Ayrıca KARADENİZ´den SİVAS´a beş değişik yol güzergahı da yeniden gündemde…
FRANSIZ Edebiyatında Bir SİVASLI
FRANSIZ Edebiyatında Bir SİVASLI
Türk Edebiyatı´nın en önemli isimlerinden biri olan hemşehrimiz Mustafa BALEL, Dünya edebiyatındaki özgün yerini pekiştirmeye devam ediyor.BALEL´in “İstanbul Mektupları/Avrupa Yakası” Fransa´da yayımlandı.
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
E-Gazete
Son Sayı
Önceki Sayılar
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar