Site- Kentler
Perihan Mağden, günümüzde “Üç Büyük Günah: Yaşlılık, yalnızlık ve çirkinlik” diyor.
Tarih: 11.10.2018 21:18:49/ 1276okunma / 0yorum

 

YAŞAYANLAR MEZARLIĞI: SİTE-KENTLER...

"- İnsan, sağlığında alışmalı kızım; hepimizin gideceği yer orası..."

Böyle diyordu Reşat Nuri Güntekin´in "Çalıkuşu" romanındaki yaşlı kadın, kalacağı odanın penceresinden gördüğü mezarlık manzarasına şaşıran romanın kahramanı Feride´ye.

Ölüm ve mezarlıklar, (Piramitlerden Orhun Anıtlarına) kadim gelenekler kadar Müslümanların yaşam felsefesinde de ayrı bir yere ve öneme sahip. Romandaki yaşlı kadının, genç Feride´nin ürperdiği mezarlık manzarasına karşı bu içten içe sevgisi ve hürmeti, özünde bu yaşam felsefesinde yatıyordu muhtemelen.

Bizdeki şehirlerin en güzel yerine yapılan mezarlıklar, her mahalledeki türbe/yatırlar, cami içinde yer alan hazireler ve özel günlerdeki kabir ziyaretleri…vb. ile insan ve toplum, sadece yeni bir başlangıca (ölüm ötesine) hazırlanmıyor aynı zamanda da “büyümenin, olgunlaşmanın” gereği olan bir hedefe de yönlendirilmiş oluyordu. Çünkü ancak ölümden sonrasında görülecek bir “hesap”, bu dünyadaki iyilik ve kötülükleri anlamlandırabilirdi. “Görülecek hesabı” olmayan bir hayat, muhatabının çocuk kalmasına, çocukça bencil kalmasına yol açar ancak.

Oysa şimdi “kurulan” siteler ve yeni kentler, insanın çocuk kalmasına, bir çocuk gibi isteklerinin ve oyun/eğlencenin peşine düşmesini istiyor sadece.

Sitelerin, yeni kurulan –sözde- mahallelerin reklamlarına bir bakın: Fitness center, SPA, Yüzme havuzları, Sinema salonları, Mini alışveriş ve Eğlence merkezleri…

Tüm bunlar, yeni hayat tarzının “kurduğu” site ve kent hayatında ölümün: mezarlığın, kabristanın, türbenin olmadığının, olamayacağının ispatı.

Perihan Mağden, günümüzde “Üç Büyük Günah: Yaşlılık, yalnızlık ve çirkinlik” diyor. Sitelerin, kentlerin içindeki bu günahlardan kaçmak için yeni kurulan bu kentlerin çocuksulaştırıldığını söyleyen Mağden, “Tasarım ve Teşhir: Hayatlar artık bu iki kavramın etrafında dönüyor. Başlar da! Her taraf, alışveriş merkezlerine, vitrinlere, lunaparklara dönüşüyor. Bir de “recreation” sahalarına: Sürekli kendilerini yeniden yaratman gerekiyor.
Hemen herkes kendi evreninin şöhretli, merak uyandıran, arzulanan star´ı!
Yoga, reiki, pilates, meditasyon, estetik cerrahi, liposuction, yüz gerdirme, jogging, nefes alma, detoks; sahte- spiritüellikle, bakım onarım, sağaltım çalışmaları kartopulanarak insanları altına alıyor” diyerek bu çevresel değişimin, kişisel dönüşümü de etkilediğinin altını çiziyor aslında.

Oysa medeniyetimiz medrese, çarşı, şifâhâne yanında iki noktayı da merkeze alarak şehirler kurmuştu: cami ve kabristan… Çünkü her ikisi de nefislerin ölüp ruhun doğduğu mekânlar. Bugünkü nefislerin tavan yaptığı site-kent içi eğlence merkezlerin tam zıttı. Dünyayı kutsamaktan, burada kalıcı olmayı düşlemekten sıyrılmanın yolunun “ölümü anmak”tan geçtiğini iyi bilirdi eski nesil.

Kendini hep genç göstermeye çalışmanın, yani recreation´ın, nefsi de hep genç ve uyanık tuttuğunun ne zaman farkına varacak modern insan?

Ölümden kaçmanın, gerçekten/hakikatten kaçmak olduğu kadar aynı zamanda da küresel sömürü çarkına hizmet etmek olduğunu ne zaman anlayacak?

Nasıldı “Şubat” dizisinin o meşhur repliği: “Oysa ölümün bir haysiyeti vardır. Biz haysiyetsiz insanların ölümle ilgisini kesmeye çalışıyoruz. Hepsi bu... Bu yüzden televizyonlarımız, gazetelerimiz, internet ağlarımız var. İnsanları hayata daha çok bağlayıp ölümün şerefini kurtarmak için…
Vücut kremleri, zayıflama ilaçları, sağlık kampları, özel hastaneler, kaza sırasında aniden açılan hava yastıkları...
Her gün daha iyi yollar yapmaya çalışıyoruz. Yüksek güvenlikli otomobiller, alarm sistemleri, çelik yelekler… Niye? Sırf siz ölmeyi unutun diye! Unutun ve taksit ödeyin!
Düşünsene… 145 ay taksitle bir ev satıyoruz sana! 145 ay boyunca taksit ödeyeceksin. Bunun için asla ölmemen gerek.”

Böyle işte! Size sadece site içinde taksit taksit ev satmıyorlar. Aynı zamanda sizin ölümle ilginizi kesip hakikatle bağınızı da satın alıyorlar. Ne kadar ölümsüzlük fikrine alışırsanız o kadar müşterileri olursunuz çünkü!

Ümit DEMİR/Kocatepe Gazetesi








Kaynak:

Anahtar Kelimeler: Site Kentler
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Bu ŞEHRİN Bir GAZETESİ Var!
Bu ŞEHRİN Bir GAZETESİ Var!
Takip Eden Değil Takip Edilen Gazete!
Şeffaf Bir Başlangıç İçin!
Şeffaf Bir Başlangıç İçin!
BELEDİYE BAŞKANLIĞINI kim alırsa alsın, ŞEFFAF BELEDİYECİLİK anlayışı gereği, koltuğa oturmadan önce İÇ İŞLERİ BAKANLIĞI MÜFETTİŞLERİNİN davet edilerek bir incelme yapılmasının kamu yararı gereği önemli olduğu vurgulanıyor.
Onun da Bir KİTABI Olsun!
Onun da Bir KİTABI Olsun!
Kalabalık ortamlarda şiir okuması ile tanınan Mevlana Mahalle Muhtarı Kazım GÖZEL´in yine kendi yazdığı bir şiiri bağırarak okuduğu gözlemlendi. GÖZEL´in bağırması ile irkilen bazı dinleyicilerin “CENK Mİ” var düşüncelerinin belirdiği yorumları yapıldı.
Bu Mudur İşte Budur!
Bu Mudur İşte Budur!
BİR YIL AŞKIN UĞRAŞARAK SİVAS TARİHi KONUSUNDA ÖNEMLİ BİR ÇALIŞMAYA İMZA ATTI!!!
Güzellikler Çoğalıyor!
Güzellikler Çoğalıyor!
SİVAS, Türkiye´nin en huzurlu illerinin başına geliyor. “ÖNCELİK HAYATIN, ÖNCELİK YAYANIN” sosyal bilinçlenme adımına SİVAS´ın hemen uyum sağlaması da emniyet birimlerince övgüyle bahsediliyor.
SİVAS, Devlet Kuran ŞEHİR
SİVAS, Devlet Kuran ŞEHİR
Osman ÇELİK Yazdı...
ellerin ellerin...
ellerin ellerin...
/ellerin ellerin ve parmakların/ bir nar çiçeğini eziyor gibi/
Fethi GEMUHLUOĞLU
Fethi GEMUHLUOĞLU
Tarık Sezai KARATEPE Yazdı...
Şehir Kültürüne Kazandırılmalı
Şehir Kültürüne Kazandırılmalı
Kentleşmeye doğru koşar adım giden Sivas´ın, şehir kalabilmesi için elindeki değerlerin kıymetini bilmesi bekleniyor. Bezirci Mahallesi´nde 1890 yılında yapılan ve günümüze kadar ayakta kalmayı başaran eşsiz konak çökmek üzere.Sivas Belediyesi´nin bu eşsiz yapıya hayat vermesi gerektiği arzulanıyor. Bu konağın şehrin kültürel varlığına dahil edilerek, üst düşünce olan Kale Film Platosu mantığını beslemesi gerektiği vurgulanıyor.
CÜCÜ Okurlarla
CÜCÜ Okurlarla
Edebiyatımızın önemli isimlerinden hemşehrimiz hikayeci Mustafa BALEL, yeni bir kitap ile okur karşısında. “CÜCÜ” isimli roman ile keşif tutkusuna kapılar aralamayı hedefliyor.
KIRK´a Dair
KIRK´a Dair
Hüseyin KAYA Yazdı...
Türkülerle Söyleşiriz
Türkülerle Söyleşiriz
Bilir misin kırık gönüllerin yanık türkülerle sarmaş dolaş sohbetini? Duyar mısın yıkık hayallerin viran köşelerinden yankılanan türkülü inlemeleri? Anlar mısın hayat bilmecesinin türkülerle yolladığı sır perdelerini?
"SIR"
"SIR"
Kirkor DEĞİRMENCİYAN yazdı...
bir OZAN daha göç eyledi!
bir OZAN daha göç eyledi!
Sazın ve sözün üstadı Ozan Arif vefaat etti...
Giyotin
Giyotin
Toplumdaki "düğümler" ve sorunlara işaret edip gerçekleri söylemenin acı sonuçları olabilir!
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
E-Gazete
Son Sayı
Önceki Sayılar
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar