SERZENİŞ
Züleyha Üstün Yazdı...
Tarih: 6.11.2018 07:29:00/ 2152okunma / 0yorum

Bir sonbahar güneşi gibi kandırıyor hayat insanı. Güzel günlere yakınlaştım sanırken, donuyor bazen umutlar. “

Sonbahardayız…Yazdan kalma bir uyuşukluk. Büzüştüren bir üşüme ardında yağmurlu günler… İnsanda  huzura bir türlü varamayan iç sıkıntısı. Mutsuzmuş gibi ama değil havasının garip  hazzı. Ardına takıp getirdiği herderdi  eyvallah tadında karşılayan gönüller. Nasılız? Kapı ağzı komşu muhabbetlerinde kaygılı ama becermeye meyilli. Öyledir çünkü gevşek, rahat  bir yazdan sonra çekidüzen  toparlanmadır güz. Tedarikli olmaya daha sonrası için saklamaya doğru iter insanı.Kış kapıya dayanmadan Ayşe Hanım teyzelerin hazırlıkları... Güneşi sönük ılık  havalarda yapılan salçalar, turşular konserveler  gün gün yapılan, yapıldıkça iç huzuru sağlayan  duygular biraz karmaşık. Domates çok pahalı.Patlıcan bu hafta yüksek. Biber,  maydanoz diye market  pazar dolaşırken  gölge düştü kilerlere…

Tarladaki alın terinin sahiplerinin elinden ucuz çıkan ürünler,mağazalarda marketlerde fırlayan fiyatlar. Güz bereketini yoksuzluğa dönüştürenler, ellerindeki depolanmış  malları ateş pahası satanlar… Derler ya krizlerin bir batanları vardır bir de yükselenleri…Vicdan terazisi olmayanların  milletin cüzdanından ayan beyan götürdükleri…Ekonomide dalgalanmalar. Bazen tedirgin eden bazen rahatlatmaya çalışan yetkili açıklamaları, televizyon kanallarında çıkan haberler… Krizi bahane edip işçi çıkaran iş yerleri... Işığı yanan her evde hesap kitaplar, ucu ucuna yeten yetmeyen geçim muhabbetleri. Güzel günler geçti artık  demektense ” Allah bu günlerimizi aratmasın.”da demek gerek . Fakat Ali´nin kalemi Merve´ nin ayakkabısı  evin elektrik, su,telefon faturası, kahvaltının zeytini peyniri kilerin pirinci yağı derken  …“Ohh!!!Diyeceğimiz günleri de görecek miyiz?”diye düşünmeden edemiyor insan.Ne mi yaptık? Ertelediklerimizi , yapamadıklarımızı yaşayamadıklarımızı, alamadıklarımızı, bulamadıklarımızı unutamadıklarımızı, istediklerimizi, istemediklerimizi toparladık.Aheste aheste yol alıyoruz güzden kışa, kıştan bahara göz kırpan günler aşkına…

İNSANLIK

Birkaç haftalığına misafir gelen komşu gelinin iki yaşındaki oğlunu berbere götürdük. Berberden pek de haz etmeyen çocuk daha koltuğa oturmadan ağlamaya başladı. Biz çocuğu oyalarken berber tıraş etmeye çalışıyordu. Bir ara gözüm camdan dışarıda dükkana birkaç metre ötede duran Murat´a takıldı. Her sabah çok erken kalkar.Yaz kış üst üste giydiği kıyafetlerle bir yere yetişecek  gibi konuşa konuşa kasaba meydanına gelir. Gözüne kestirdiğinden simit, çorba,para ister.Onun nasibi hep ayrılmıştır.Kimse de onu geri çevirmez.Kahvaltısını,yemeğini  birileri ısmarlar.  Yılda birkaç kez giydirilir. Bu döngü içinde yaşayıp gider. Bazı dengesiz gençler, yaramaz çocuklar  onu kızdırır, peşlerine koşturur saldırgan davranmasına sebep olurlar.Bugün de sinirli galiba diye düşünüyorum. Orada olduğumuz süre boyunca asabiyetle  ne olduğu anlaşılmayan sözler söylüyor, gözlerini kocaman kocaman açarak kızgınlığını tüküre  konuşa gösteriyordu. Ağlamanın dozu artınca  yarım yamalak yaptırdığımız tıraşı sonlandırıp kucağımıza aldık yatıştırmaya çalıştık çocuğu.Berberin kapısından adımımızı atar atmaz Murat´ın üstümüze yürüyen hareketlerinden dolayı neye uğradığımızı şaşırdık.Berbere geri girmek zorunda kaldık. Birileri Murat´ı oradan uzaklaştırmadan da çıkamadık.Sonradan söylediler.Çocuk ağladıkça bizim ağlattığımızı düşünen Murat çocuğa eziyet ediyoruz diye çıldırmış. Murat´ın savunmasız olanı koruması karşısında  şaşkınım. Bir Murat´ ı düşünüyorum  bir de  haber kanallarında karşımıza çıkan, bitmeyen, azalmayan, savunmasız çocuklarımızın kabusu  hasta ruhlara bakıyorum. Kendine mukayyet olamayan Murat ‘ın çocuğa merhameti karşısında hicap duyuyorum. Murat  insanlığın aynası olarak gözümde büyüyor büyüyor...

KÜÇÜK BİR BALKON MESELESİ

 Caddelerde yürürken siz hiç  dikkat eder misiniz  bilmem? Evlerin balkonlarına pencere mermerlerine  ve perdelerine  takılır benim gözüm. Kimi yığın yığın  kullanılmayan eşya deposu gibi. Kimi rengarenk zevkle yetiştirilmiş çiçek saksılarıyla  dolu. Kimi masalı sandalyeli mumlu,  taşlı, dolaplı yapılmış. Kiminde  kuru sebzeler asılmış.Kiminin perdesi düşmüş, düğmesi kopmuş  bazılarının.Kimi darmadağınık.Alt kat üst kat fark etmez.Balkonu yoksa bile kadın penceresinin mermerlerinden belli olur. Düşünürüm !!! Özenli,  düzenli ve keyif veren bir balkon  ve perde gördüğümde mutlu bir kadın var diye hayal ederim o evde. Zira  mutlu kadın huzur verir bilirim... Evinin içinden balkona,  pencere mermerine taşar duyguları bir  saksıya çiçek olur, bir dekora mum. Keyifli akşam yemeklerine lezzet katan kuru bir biberdir asılı duran. Kadın mutluysa eğer bir balkon masasında çay olur dem dem yudumlanan. Kahve olur  üç beş dakikalık zamanlara muhabbetle. Balkon mermerinin tozunu  alıverirken karşı apartmandaki Elmas teyzenin diz ağrısına merhem, alt kattaki Kevser Hanımın kızının nişanına şeker olur… Dağınık balkonlara hep üzülürüm. Zannederim ki acı çeken bir kadın var o evde.  Belki hasta …Belki incinmiş derinden. Gözü balkonu  görmez belki de… Sindirilmiş, üzülmüş, acıtılmış,kıymeti bilinmeyen. Hep eksikleri dile getirilen, umursanmayan. Düşünmeye vakti bile olmaz neyin nerede olduğunu.Ben böyle düşünürken zannetmeyin bu temiz olmakla , zengin olmakla ilgili diye sakın. Kadın sihirli bir değnek gibidir .İstemeye görsün etekleri efil efil estikçe bir  evi gül  bahçesine çevirir. Gezindiği her yer ışıl ışıl. Bir kadın ki  kendini bile unutmuşsa, unutturulmuşsa  paranın mülkün içinde bile o evi viraneye çevirir. Kendi ışığıyla  beraber herkesin ışığını söndürür… Arada bir kaldırın başınızı bakın. Belli mi olur sizin de gözünüze takılır belki.Sonra benim gibi sayarsınız bu mutlu, bu mutsuz bu garip …Hatta bu kadar anlatmış da kimbilir kendi balkonu nasıl diye…

 SÖZ SUSAR

 Bu vatan için yine  bu  vatanın bağrında  donan askerlerimiz. Şimdi üşümeye hakkımız yok. “ Susuyoruz” zira şehitlerimizin annelerinin yüreğinde donan ateş var. Allah sabır ve bol ferahlık versin inşallah .

YADIGADIKLARIM  

İşe giderken sayısız tükürük atlayarak gidiyorum diye  yazmıştım daha önce.Takıntılısın diyorlar doğrudur..Her gün midem bulanarak geçiyorum caddelerden. Reva mı bu? İnsan birinin yanından geçerken ağız dolusu  fütursuzca nasıl ve neden tükürür. Sordum birine bir gün, şaşırdı . Beklemediği soru karşısında aldığım cevap: “ Herkes tükürüyor.”  Çoğunluğa uymak bu olsa gerek .Yazmadan edemiyorum. Kadın ve erkek diye ayrılıyor ya insan . Sokağa tüküren kadınlar görmüyorum ben hiç. Varsa da çok az olduklarını düşünüyorum. Biz aynı evde, okulda  kız çocuklarıyla  erkek çocuklarını farklı mı eğitiyoruz acaba. Sokak kültüründeki olumsuzlukları bu kadar kolay nasıl benimsiyorlar anlamak zor…Sokaklarında çöp ve tükürük olmayan  mahalle hayalim vardı…Şimdi tükürenlere ceza veren bir kanun hayalim daha var..


SEVDİĞİM SÖZLER

 Sevmek

Gönül almak

İnce düşünmek

Güzel konuşmak

Halden anlamak

Düşeni kaldırmak

Ağlayanı güldürmek

Hep bedava

Biliyor musunuz?

Farid Farjad








Kaynak:

Anahtar Kelimeler: SERZENİŞ
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yeni Bir Parti Kurulur mu?
Yeni Bir Parti Kurulur mu?
Üzeyir YİĞİT Yazdı
Bize Yarının Adamı Aydınlar Gerek
Bize Yarının Adamı Aydınlar Gerek
Selim Yıldız Yazdı...
Kıssadan Hisse
Kıssadan Hisse
"- Nasıl olsa bu havuza herkes bir kova süt dökecek!.. benim bir kova su dökmem bir şey değiştirmez!?.. diyerek.. başlamışlar aynı düşünce ile havuza kovalar dolusu suyu boşaltmaya..
Bu ŞEHRİN Bir GAZETESİ Var!
Bu ŞEHRİN Bir GAZETESİ Var!
Takip Eden Değil Takip Edilen Gazete!
Dr.GÖLEN Ödüllendirildi!
Dr.GÖLEN Ödüllendirildi!
Sağlık Bakanlığı 14 Mart Tıp Bayramı vesilesiyle hekimleri ödüllendirdi. SİVAS´ta da başarılı ve fedakar Gögüs Doktoru Hayrullah GÖLEN ödüle layık görüldü.
Nikah Kıyacak Değiliz!
Nikah Kıyacak Değiliz!
Tacettin KEPENEK Yazdı...
Yeni Oluşum ve Abdullah GÜL!
Yeni Oluşum ve Abdullah GÜL!
Üzeyir YİĞİT Yazdı
Haydi TİYATROYA!
Haydi TİYATROYA!
“BEYAZ HÜZÜN” SİVASLI Tiyatro severlerle CUMARTESİ ve PAZARTESİ Günü buluşuyor.
SİVAS´tan Bir TODOR USTA Geçti!
SİVAS´tan Bir TODOR USTA Geçti!
Artin KORKOR Yazdı...
Sizi Rahatsız Etmeye Geliyoruz!
Sizi Rahatsız Etmeye Geliyoruz!
Bütün hakikatleri yoklamak, Bütün yalanların maskesini yırtmak, Kalabalığa doğruyu göstermek.
Bir SİVAS Hatırası...
Bir SİVAS Hatırası...
Ferhatbostan Mahallesi, Sait Paşa Caddesi, Çıkmaz Sokak 143 Numaralı üzerinde loğ taşı olan toprak bacalı, kerpiç duvarlı, dışı saman karışımlı çamur sıvalı, iç odaları da saman karışımlı çamur sıvalı ve üzeri birkaç kat kireç badanalı evimize geldim.
"Dönme Dolap"
"Dönme Dolap"
Sabah Lunapark´´a giden görevliler sandalyelerin hâlâ dönmekte olduğunu görmüşler. Bekçilerin ikisi de ölmüştü…”
Arife Ana
Arife Ana
Kirkor DEĞİRMENCİYAN yazdı...
Güzellikler Çoğalsın!
Güzellikler Çoğalsın!
Büyük emeklerle hazırlanan “Ufka Yolculuk” Bilgi Kültür Yarışmasında sona gelindi. 17 Mart Pazar Günü yapılacak sınav ile maraton tamamlanacak.
Hayat İşte...
Hayat İşte...
Maharetli ellerde işlenilen her şey,hayatı renklendirir!
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
E-Gazete
Son Sayı
Önceki Sayılar
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar