Bugün, 24 Kasım 2020 Salı


Anahtar Kelimeler: " Yıkamacı Yağlamacı"

"Seni Gidi Yıkamacı, Yağlamacı"

Tacettin KEPENEK Yazdı...

“SENİ GİDİ YIKAMACI, YAĞLAMACI…”

Sivas Emniyet Müdürlüğü,14 Kasım 2020 tarihinde enteresan bir basın bülteni yayımladı. Bülteni okuyunca,son derecede basit bir olay için emniyetin basın bülteni yayımlamasına bir anlam veremedim.

Emniyetin basın bülteninde anlatılan olay, özetle şöyle.

Sivas Emniyet Müdürlüğü tarafından İçişleri Bakanlığı genelgesi ile COVİD-19 tedbirlerini denetlemek ve ihlalleri tespit etmek içinİl Salgın Denetim Merkezi (İSDEM)projesi adı altında bir proje yürütülüyor. Bu proje kapsamında, polisler, Mevlana caddesinde ki bir işyerine gidiyor ve iş yeri sahibinden vergi levhasını istiyor. İşyeri sahibi de“vergi levhası ne alaka” tarzında bir tepki gösteriyor. Vergi levhasını isteme-verme hadisesi bir anda karşılıklı olarak “lanlı, lunlu”bir hale dönüşüyor ve tansiyon yükseliyor. Tansiyon yükselince de olay,doğal olarak karakola taşınıyor.

Olayın faili olarak gösterilen kişi Vizyon58 televizyonunda program yapan ve sunan Metin Kabakçı.

Metin Kabakçı, karakolda 1.15 promil (aşağı yukarı üç kadeh rakı eşdeğeri)  alkollü çıkıyor ve bu durum,basın bülteninde özellikle vurgulanıyor. Alkollü olmanın covid-19 denetimi ile ne alakası var, ben deanlamış değilim. Sanki covid-19 denetimi değil de, otobanda trafik denetimi yapılıyor.

Varsay ki, Metin Kabakçı ne televizyoncu, ne gazeteci, nede yazar, senin gibi benim gibi bir vatandaş.İçki içmediğini beyan ettiği halde bir vatandaşınCovid-19 denetimine (!)  ayık girip sarhoş çıkması, çok manidar olmuştur, çok…

Kanaatimce Türkiye Cumhuriyeti, ne tam olarak bir hukuk devletidir, ne de bir polis devleti. Ancak zaman zaman ortaya konan bazı uygulamalar ve tavırlar ibreyi polis devleti imasına kadar götürebilmektedir. Basit gibi görünen bazı olaylar bu düşünce ve eğilimlerin ipuçları olabilir…

Devletimizin Kolluk kuvvetleri ve özellikle emniyet teşkilatımız,kanunlar çerçevesinde toplumun düzenini ve dirliğini sağlamakla görevlidir. Hepimizin can ve mal güvenliği ile anayasal ve yasal haklarımızın korunması onların sorumluluğundadır.Yani yükü çok ağır olan bir kurum.Yaptıkları işin ana öznesi de, insan olunca,insan ilişkileri, iletişim becerileri ve kişilikler, görevlerin ifasında bir hayli önem arz etmektedir.

Her bölge insanının, psikolojik ve sosyolojik yapısı, davranış şekilleri ve iletişim dili elbette aynı değil. Sivas halkının mizacı da,aynı yaşadığı iklim gibidir. Gece ile gündüz arasındaki ısı farkı, maalesef davranışlarımızı da etkiliyor.Bizim halkımızın emniyet mensuplarına karşı tutumları, geçmişten bu güne daima saygı ve sevgi çerçevesinde olmuştur. Zaten bizim bu özelliklerimizi çözebilen kamu görevlileri Sivas’ı ve Sivaslıları çok sever, Sivaslılarda onları.Olması gereken de,budur…

Bu tür olaylar aslında suhuletle halledilebilir, tatlıya bağlanabilir ve unutulur giderdi. Hiç değilse bundan sonra, bu yolun izlenmesi daha akılcı olacaktır.

Ancak bazı şeyler de vardır ki, onlar asla unutulmaz.

Mesela Gazeteciler Cemiyetinden ayrı olarak Sivas’ta bir de Sivas Gazeteciler ve yazarlar Derneği olduğunu yeni öğrendim. Bu derneğin başkanı olan zat-ı muhteremi de tanırım, severim ve sayarım.Olayın hemen ertesi günü kamuoyuna saygı ile bir basın açıklaması yapmış. “Bahsi geçen şahsın, derneğimiz ile herhangi bir bağı yoktur. O zaten gazeteci de değildir, esnaftır ve televizyonda programı sunmaktadır.Zaten kendisi de, alkollü çıkmıştır. Bu şahsın tutumu, kamu yararına gazetecilik yapmayı düstur edinen biz basın mensuplarını derinden üzmüştür.” Demiş. Bu talihsiz açıklama için şu kadarını söyleyeyim, Yazık ki, ne yazık…

Bu olay, ayrıca şunu da gösterdi ki, var olduğunu düşündüğümüz yerel basının büyük bir kısmı,maalesef Sivas Oto Sanayii Sitesine dönmüş durumda. Nereye baksanız yıkamacı, yağlamacı dükkânı…