ŞARKIŞLA´nın Bedir Türküsü
Bedir türküsüne yolunuz uğradı mı hiç? Şarkışla semâlarını tel tel yakıp kül eden Bedir Türküsüne yüreğiniz vardı mı hiç?
Tarih: 17.6.2018 13:41:15/ 1414okunma / 0yorum

BEDİR

Üğrünü üğrünü gelir dereden
Benlerini sayamadım kareden
Sevdiğimi bana yazsa yaradan
Şen ol yaylam şen ol Bedir geliyor
Elleri kınalı yârim geliyor.


Aşağıdan cıvıl cıvıl kuş gelir
Armağanlar dolu gider boş gelir
Sevda bilmeyene hayal düş gelir
Şen ol yaylam şen ol Bedir geliyor
Elleri kınalı yârim geliyor.


Boğazında lira alnında altın
Bedir`i vermiyor şu Gürcü hatun
Param çok değil ki alayım satın
Şen ol yaylam şen ol Bedir geliyor
Elleri kınalı yârim geliyor.

 

Kaleye çıktı ki teli görünsün
Kara bağrım delik delik delinsin
Kötü Şevki sürüm sürüm sürünsün
Şen ol yaylam şen ol Bedir geliyor
Elleri kınalı yârim geliyor.


Çıka idim şu dağların üçünü
Ben ağladım yar yükledi göçünü
Efkarlıydım soramadım suçumu
Şen ol yaylam şen ol Bedir geliyor
Elleri kınalı yârim geliyor.


Kanak boğazında ardından yettim
Kızyandı`ya kadar beraber gittim
Bedir`i yaylaya emanet ettim
Şen ol yaylam şen ol Bedir geliyor

Elleri kınalı yârim geliyor.

 

Bazen türküleri okumak lazım. Onların sözlerinden ziyade yaşanılanların perde arkasını irdelemek lazım. Türküler, masum bir sevdadır aslında. Anadolu insanının, anasının ak sütü kadar katıksızdır türküler. Ölen için söylenilir, yâr için söylenilir, ana için söylenilir. Aslında bütün yaslanış hikayeleri de anaya dairdir. Başı sıkışıp gönlü daralan herkesin “of anam of” diye dağları ve ciğerini inim inim inletmesi, türkülerin rayihasıyla direk ilintilidir.

Onların nidalar başka başkadır. Bazen telli turna ile söyleşilir, bazen de gövel ördekle… Bazen anadır konu, bazen yârdır. Ama ille de yanık bir yürek dalgalandırır bu türkü okyanusunu…

Bedir türküsüne yolunuz uğradı mı hiç? Şarkışla semâlarını tel tel yakıp kül eden Bedir Türküsüne… Hiç, onun yanık hikâyesiyle söyleştiniz mi? Bedir´den bahsediyorum. Yaylaya giden ve dâhide ardına türküler dizilen Bedir. Bedriye´dir belki de. Binlerce Bedriye´den sadece biri. Belki de sevdiği, onun ismini aşikâr etmemek için Bedir demiştir. Anadolu´nun, bir mahcup ruhu üzre söylemiştir hasretini ona. Anadolu´nun, o utangaç ruhu çoğu şeye mahcupluk ruhunu giyindirmiştir. O mahcupluk ruhu ki, yüzyıllardır arzı endam eden soy bir ruh. Tutuk ve utangaç.  Utangaçlıkla hemhal tutukluk…

Yoksulluk belki de. Çaresizlik belki de…  Bedir ile arasına duvarlar ören. Gözü kör olsun yoksulluğun. Bir çobanın, ardına yetemediği umutlarını, yaylaya söylemesi. Yaylaya, Bedir geliyor diye müjdeler vermesi. Serin suların, efil efil yaz rüzgârlarının dalları ırgaladığı yüce yaylaya, gönlündeki kıyıya vuran kuşlarla haberler iletmesi…

Şarkışla´dan inmiş yüreklere bu türkü. “Sevda çekmeyene hayal düş gelir” diye yankılanıyor yıllardır. Bedriye´nin, yazın yaylaya gitmesine sitemleniyor sevdiceği. Salına salına dere boyuna inen ürkek turnalar gibi, Bedriye´nin yaylaya gitmesine dalıyor garip çoban. Çoban gönlü işte… Çocukça saf bir gönül akı…

Onun ardına söylenen en güzel sözler olsa gerek. Bu sözlerde, ancak tabiatla söyleşen bir çobanın ağzından seyri suluk eder kanaatimce. Sitem, kanaat, umut hepsi var. Şu mısralara kulak verir misiniz?

“Kanak boğazında ardından yettim

Kızyandı`ya kadar beraber gittim

Bedir`i yaylaya emanet ettim

Şu dereden cıvıl cıvıl kuş gelir

Armağanlar dolu gider boş gelir

Sevda bilmeyene hayal düş gelir

Şen ol yaylam şen ol Bedir geliyor.

Elleri kınalı yârim geliyor.”

 

Bedir´in yaylaya varmasıyla yaylanın şenleneceğini anlatıyor. Yaylaya özeniyor bizim sevdalı yürek. Yaylanın Bedir´le şaha kalkacağına inanıyor. Onla, oraların anlam kazanacağını dile getiriyor sanki. Ona ulaşamamanın verdiği imkânsızlıklarla dertleşiyor. Sürüsünü, gecenin ay ziyasıyla söyleştiren masum bir çobanın, son serzenişi belki de bu türkü. Bedir´in yaylaya giderken, arkasına bakan melül mahzun bir yüreğin, mısralar âlemine seyri suluk etmesi bu türkü.

Bedir Türküsü, Türkiye´ye mal olmuş bir durumda. Dillerden düşmeyen bir türkü. Şarkışla yaylalarında yaşanmış ve hazin bir sırrı anlatan yanık bir türkü.

Şu mısraları bir yürek sesiyle dinler misiniz?

“Uğrunu uğrunu gelir dereden

Benlerini sayamadım kareden

Sevdiğimi bana yazsa yaradan

Şen ol yaylam şen ol Bedir geliyor.

Elleri kınalı yârim geliyor.”

Benlerini sayamadım kareden. Utangaç Bedriye´nin yüzünün kızarıklığı o benleri kaplıyor sanki. Çizgi çizgi olan yürek, mana seyri dahilinde nokta nokta da benlerin hakimine giriyor. Bütün çaresizliğine ve umutsuzluğuna rağmen Yaradan´a niyazda bulunuyor; Bedir´i kendisine yazması için.

Bedir´in yaylanın serinine gittiğini işiten sevdiceği gözyaşları içinde, ağlayarak onun göçünü yüklemesini takip ediyor. Kendini de aslında suçlu görüyor bir nebze. Yâre suç atmak yakışmazda Anadolu kavlince. O da bütün suçları kendi ruhuna hapsediyor. Ama yinede içindeki okyanusları yaylanın serin kollarına iletiyor:  

“Çıka idim şu dağların üçünü
Ben ağladım yar yükledi göçünü
Efkârlıydım soramadım suçumu
Şen ol yaylam şen ol Bedir geliyor”

 Yoksulluk, yoksulluk, yoksulluk… Paraya pula tapan insanların, en hakir gördüğü yoksulluk. Yüce bir ruhu anlayamayan paragözlerin, Bediri elinden almalarına da kahroluyor aslında. Çaresizlik, yoksulluk, gariplik hepsi el birliği etmişlercesine, Bediri alıyorlar bizim çobanın ellerinden. O kadir bilmez kişiye ve Bedir´in anasına da söyleyecek sözler diziyor gönlünün fırtınalı deryasından:

“Kaleye çıktı ki teli görünsün
Kara bağrım delik delik delinsin
Kötü Şevki sürüm sürüm sürünsün
Şen ol yaylam şen ol Bedir geliyor”

Bağır taş mıdır sahi? Taş mıdır sine ki, eller işlemeye? Bağrını döğen çobanın, ahı kimedir ecep? Çaresizlikten Bedriye´yi yaşlı birine vermelerini içine sindiremiyor. Bedriye´nin anasının paraya tamahına da kahroluyor. Ona arşı alaya varan beddualar gönderiyor. Bir Bedduadır elinde kalan. Bedir hariç, hepsini Allaha havale diyor…

Şarkışla Şarkışla olalı böyle hazin bir hikâye ye şahitlik etmiş midir? Böyle bir hikâye işte. Tamamen temiz duygulardan örülü bir hikâye. Namertliğe yer vermeyen, karanlık oyunları içerisinde barındırmayan çobanın nezih sevda hikâyesi.

Bu türküyü ara ara dinlemelisiniz sevgili okurlar. Her şeyin sulandığı, entrikaların insan hayatının tamamını kapladığı günümüzde, bu türkünün samimiyetine ihtiyaç var. Bedir türküsünü dinlerken içinizin yeniden aydınlanacağına inanınız. O masum söyleyişlere, zamanın şahitlik ettiği kadarını bilmekteyiz. O dönemde yaşayıp, o şiir zamanlarına eşlik etmeyi kim istemezdi. Anadolu´nun mahcup bir delikanlısının, mahremiyeti berhava etmeyen nazenin sevdasına saygı duymak gerekir. Ahlak, görgü ve edebi elden bırakmadan, mısra mısra bir yaşam tiyatrosu sanki. Gelin Bedir´i birlikte dinleyelim. Yüzlerce söz sultanını yetiştiren Şarkışla´nın Bedir´ini, birlikte soluklayalım… Bedir´i dinledikçe yeniden ayyuka çıkacak utangaçlıklar. Yeniden vefa denilen, saygı denilen ahlaki öğreti yaşam bulacak… Gelin Bedir Türküsünü birde bu anlamda dinleyelim…   

                                                                        OSMAN ÇELİK








Kaynak:

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Kaf Dağı İnsan Yüreğidir
Kaf Dağı İnsan Yüreğidir
Bu otuz kuş anlamış ki, gerçek yolculuk samimi ve çileli olandır. Kendinden bildiğin uğruna, kendi yüreğini hesaba çekmedir gerçek yolculuk…
Ferhat İle Şirin
Ferhat İle Şirin
Kazmayı kayalara vura vura Şirin´e uzanan yolları ilmek ilmek dokuyan Ferhat,zaman ve mekan aşan utandırılmış sevdaların da timsali olagelmiştir.Sevgiliye ulaşmak için yıllara yayılan umut, sevda ve hasret vakti zamanı gelince bir su yolu olur ve uzanır dağlardan dağlara.Yüreğin en dip labirentlerinde okyanusları barındıran nice giz seyrangahı, bir nakkaş titizliğiyle işlenerek dönüşüverir elmasa…
bir ZARİFOĞLU şiiri
bir ZARİFOĞLU şiiri
İsmimim baş harfleri acz tutuyor
Bir SİVAS Hatırası...
Bir SİVAS Hatırası...
"Kendine gel SİVASLI Kirkor! Sen yokluklardan gelen birisisin. Ananın ağıtları ile büyüdün. Bulgur pilavı yanına çok zaman turşu bile bulamazdın. Böbürlenmen ne ola ki”
Bir SİVAS Hatırası...
Bir SİVAS Hatırası...
“O yıllarda köy 50 hane kadardı. Derleme toplama bir köy idi. Sürgün köyü sayılırdı. Hatrımda doğru kaldı ise 20 hane kadar TÜRK, 10 Hane kadar Kürt, 10 Hane kadar Ermeni 2 Hane kadar Rum 2 HANE kadar Çerkez yaşayan ilginç bir köydü. Bir SENARİST olsa o köyden çok film yapardı. Konan göçen çok olurdu. JANDARMADA eksik olmazdı.
Karanlık Dünyanın Aydınlık Yüzü
Karanlık Dünyanın Aydınlık Yüzü
Toprağa da âşık olunur mu demeyin. Âşık olunur, hem de delice…Toprak ki cömert ellerini açar hiç kapamaksızın.
İşte, İki GÖNÜL İnsanı!
İşte, İki GÖNÜL İnsanı!
SİVAS´ın KUTUP YILDIZI İhramcızade İsmail Hakkı Toprak´ın, AŞIK VEYSEL´in “KARA TOPRAK” şiirini çok sevdiği ve bunun ezgisini söyleterek göz yaşı döktüğü öğrenildi.
Mustafa BALEL´in Yeni Romanı
Mustafa BALEL´in Yeni Romanı
Türk Edebiyatının önde gelen isimlerinden biri olan hemşehrimiz Mustafa BALEL, bir birinden güzel eserler ile yine gündemde.BALEL´in konusu SİVAS´ta geçen “Koç İbrahim´in Medrese Turu” isimli romanı okurlarla buluştu.
Uzun Hikaye
Uzun Hikaye
/başkalarının derdi gelip bana çarpıyor/
TAŞHAN...
TAŞHAN...
/Niçin çıktın dağlara evren çöl oldu leyla/
Bir SİVAS Hatırası...
Bir SİVAS Hatırası...
Ben küçüktüm o zaman ağlayamamıştım ama aha şimdi bu yazıyı yazarken o anı anımsıyorum ve şimdi AĞLIYORUM…Gözyaşı borcumu ödüyorum.
Kadim Emanetin Vefalı Ustası
Kadim Emanetin Vefalı Ustası
Şey Ustam o eller senin miydi? Senin miydi, o nasırlı ellerden süzülen zamanın seyri alemi? Senin miydi o eller ustam? Nakış nakış yüreğinden süzdüğün giz seyrangahı?Zamana kayıt düşen anlar, bir mehterin içleri aydınlatan rayıhasını, ilmek ilmek yürekleri işleyen o nasırlı eller senin miydi ustam?
Küpeli Çöreği
Küpeli Çöreği
Tecer Dağı yakını köylerden KÜPELİ köylüler var idi hatırlamaktayım. Bağdaş kurup akşam yemek yiyip değirmen sırası gözetmekte idiler
Bunu İlk Defa Duyacaksınız!
Bunu İlk Defa Duyacaksınız!
SİVAS´ın “görünmeyen üniversitesi” olan Şah Dede İhramcızade İsmail Hakkı Hazretleri, ölümünün ardından yıllar geçmesine rağmen sevgiyle anılıyor. İnsanlara, sevgiyi ve birlik beraberliği öğütleyen Şah Dede´nin, Sivas dışında da önemli bir seven kitlesi bulunuyor.
Suyun Destanını Yazan Adam!
Suyun Destanını Yazan Adam!
Ebubekir PARLAK...Sivas Numune Hastanesi´nde dört tekerlekli arabasıyla, buğday tenli bu suskun adam, ölmemesi gereken bir erdemi sundu taşlaşmış kalabalıklara. “Su parasızdır” levhasıyla, insanların peşinden koştuğu her şeyi gölgede bırakarak yaşadı.
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
E-Gazete
Son Sayı
Önceki Sayılar
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar