ORUÇ GÜNLÜĞÜ
Gönül iner nağmesini yitirmiş zamanlardan bu yana. Çizim çizim ayın ilk hali ile başlayan Ramazan heyecanı, bir cümle insanı mesut ede dursun, hengamaler hengamesinden inip çıkan çocuklar kadar kimsecikler sevinemez. Sahurun abı hayatını içselleştiren toprak suretli analar, ne bilinmez sukut ile yana yakıla dururlarsa dursunlar, seherin ilk ışıklarında yaktıkları tandırları ilk önce hazırlarlar Ramazan bereketine...
Tarih: 16.5.2018 21:39:10/ 653okunma / 0yorum

 

“Oruç, ruhun sesi gelir her yıl
  Gümüş topuklarını dokundurur kalbimize
  Vücut dönmeğe başlar bir tapınağa kurban gibi
  Yapılır örtülür uçurumları yakan dualardan
  Ten ruhun avuçlarının içinde
  Hilkat günlerinin yeniden oluşun terlerini döker
  İnsan gecesini değiştirir gündüzüne erer
  Bir mevsime döndürür zamanı hiç değişmeyen
  İnsanın olma vaktidir bu erme fırsatı
  Ruh emzirir anne gibi yeri göğü fecri
  Yeni bir insan gelip nöbete duracaktır
  Eskisi çürümüş bir heykel gibi devrildiğinden
  Ey oruç, diriltici rüzgâr, İslam baharı
  Es insan ruhuna inip yüce ilham dağından
  Kevser içir, âbıhayat boşalt kristal bardağından
  Susamış ufuklara insan kalbinin ufuklarına”

 

                                                         Sezai Karakoç

 Bir eski zaman bilmecesidir toprak damlı evlerde hayatın huzuru. Sonbaharda yağan yağmurlarla birlikte başlayan akşam seyri âlemi, insanı girift bilmecelere götürür adeta. Cama vuran yağmurun iğri iğri şarkısı, bir iç yangınını anlatırcasına mahzundur.

Mahzundur boğazda düğümlenen kekremsi hatıralar…

Bacada “kesekleri” ezen “loğ”un ağır ağır salınışı, nice bilinmez hasretleri çağrıştırır. Ağılın önünde meleyen koyunlar, az sonra buluşacakları yavrularını anarlar sanki. Rüzgârın efil efil salınışı, bir geniz yangınlığını dillendirmesi gibi yakar kavurur zamanları. Toprak bir şiir gibi, şerha şerha yüreklerde duraklar, dondurulmuş suretler.

 Bir toprak huzurudur, yaşanmaya yüz tutan hatıralar. Bir toprak zamanıdır, Sivas´ın uzak bir köyüne kayıt düşülen anlar…

**

Güz inende sarımtırak şiiriyle birlikte, dağları öte bir hüzün kaplar. Öte bir burkuluştur aslında. Öte bir bilmece, öte bir yok oluş, öte bir suskunluktur…

Her şey öte bir sukuttur…

Kulmaç´tan inen rüzgârın uğultusunun berhava ettiği bir sukut.

Çiğdemin çiçeğin raksıyla şenlenen zamanlar, güz rüzgârının vedasıyla ayılır sanki. Boynunu büken sararmış otlar, âdemoğlunun toprakla vuslatını çağrıştırır adeta.

Tenhalarda, yabana el vermeyen kuşburnular, bir muzip çocuğun çıkınında sükûta erip, ham yanını hiç hissettirmeden, usul usul yola revan olurlar.

Zamanadır aslında onun seyri âlemi. Güngörmüş anaların, alınlarından inen bulgur bulgur ter zerresi ile söyleşmeye ne hacet; zaten anbean yüreğin şaha kalkmasıdır her şey…

Tan vakti, serçe ve sığırcıklar şakımaya başlamadan az evvel, yakılan tandırların kızım kızım kızaran yüzlerine yapıştırılıp pişirilen ekmekler gibi leziz bir andır zamana kayıt düşen hatıralar…

Kazanda kaynayan bulgur çorbası hürmetine, lavaşın sukutu da söz müdür? Eski bir zaman bilmecesidir yaşananlar. Eski bir fotoğraf karesinde saklanan anlardır, anlar anı.

***

Toprak bir damda huzuru demleyen nice insan, penceresi göğe bakan küçücük umutları, kekremsi bir sevdaya dönüştürürler. Ama illa da güz olmalı hüzün vakti. İlla da söyleşmeli turnalar, veda şarkılarıyla.

Onların öte göllerde yurt tutmalarına inat, alaca leylekler hemen yanı başta anlatırlar dünyanın hay huyunu. Eylülün ağaçlardan aman dileyip, yaprakları bir bir yere sermesine gönüllenen leylekler, alır ve başlarını giderler dünyanın merkezine. Bir bir dökülen yapraklar mıdır, yoksa umutlar mıdır kimse bir türlü çözemez…

***

Güz sancısı başkadır aslında. Kışın hali hazırda görülen yolculuğu, bacada dolaşan “loğ”un sesiyle bütünleşir. Yağmurun çisil çisil inmesi, pıtır pıtır duyulur içerden. Saç sobada bekleyen kor, ardı sıra patateslerin kendine doğru geleceğinden haberli bir şekilde anlatır zamanın dirhem suretini.

Alaca bir düşle irkilme gibidir, toprak damlı evlerde zamanı yudumlamak. Alaca bir kanaat, alaca bir cömertlik…

Alaca bir sükût. Ayazın yürekleri yakan dinginliğini aza indirmek için, pencerelere çekilen naylonlar ardında yaşanan sukut. Şerha şerha paralanan ellerde, yarınlara umut uzanır mı bilinmez ama, umut işte. Bozkırın bitmeyen umudu. Bitmeyen yarım bir şarkı gibi. Bitmeyen her şey gibi.

Toprak damlı evlerde, gece en sukut yarendir.

Dertli anaların yavrucuklarını bağırlarına bastıkları umut.

Gecenin en yaralı anında, dudaklardan dökülen ninniler ve zamanı arşınlayan güz huzmesi…

Ayın parlak halinden oyunlar çözen çocukların, anaların merhamet hanelerine kaydettikleri her şey…

Kasım´a doğru başlayan kış yolculuğunun en ala göstergesi, damların yüzlerinin sıvanmasıdır. Çamurun samanla vuslatı ile başlar dökülmüş dam suretlerinin dikilmesi.

Her topaç belliki bir vefasızlığın da hatırlanmasıdır hani.

Elleri böğründe, ev yüzlerini sıvayanların emeklerinin zayi olmasını da dillendirmesi midir acaba?

Kekremsi bir nida. Kekremsi, garip bir nida:

“Vefasız duvara çalma çamuru

Yağmur yağar emeklerin zay olur”

Zayi olan emekler miydi, yada bir yılkının sırtında sırra kadem basan ümitler miydi kimse bilemedi aslında.

**

Ayın en muteber vaktinde, damın üzerine dikilen albayrak, düğün derneğin kuruluşunun da nişanesidir aslında. Uzak yitik yalnız bir köyde, toprak damlı evin böğürcüğünde âlemi selamlayan al bayrak, bir gelinin masumiyet muştusu için hazır ve nazırdır.

Ardı kesilmez güzel dilekler yola revan olsa da, kul kaderini görecek hükmü gereğince de zaman vaktini arar durur.

Davullar vurulur, yemekler caba edilir tandırda bekleyen ahalinin huzuru sadetlerine. Yağlamalar yufka ile şenlenerek titretir genzin en ari yanlarını.

Derin bir iç huzuru kaplar ahaliyi. Derin bir mutluluk. Telli duvaklı gelinin gelmesini çağrıştıran anlar, belki fotoğraf karelerine yansımasa da, belleklerde yerini alıverir.

**

Gönül iner nağmesini yitirmiş zamanlardan bu yana. Çizim çizim ayın ilk hali ile başlayan Ramazan heyecanı, bir cümle insanı mesut ede dursun, hengamaler hengamesinden inip çıkan çocuklar kadar kimsecikler sevinemez.

Sahurun abı hayatını içselleştiren toprak suretli analar, ne bilinmez sukut ile yana yakıla dururlarsa dursunlar, seherin ilk ışıklarında yaktıkları tandırları ilk önce hazırlarlar Ramazan bereketine.

Bir eski zaman bilmecesi gibi kayıtlıdır oruç anları. Ağızın mühürlenmesi şöyle dursun, gönlün mühürlenmesi ile devam eden sayılı günler günü, bir kap çorbayı bölüşmenin iç huzuru ile sukut eyler ovalar ovasına doğru.

**

İftarı iple çeken çocukların iç huzuruna ay dedenin gümüş pırıltılı huzmeleri eşlik eder. Teravihe bırakılan şamatalardan hemen sonra, sağı solu yaran bağırışma korolarına köpek havlamaları eşlik eder ansızın.

Ay görülür eş saklanır, eş saklanır ay görülür.

Geceyi yaran bir çıngı gibi asırlara meydan okuyarak süzülen gelen mani iniveriri yüreklerden dudaklara:

“Ay gördüm Allah

Amentü Billah

Ne Günahım Varsa

Affeyle Allah…”

Devam edip gider bütün maniler, Ramazanın bereket silsilesi içinde. Anadolu´nun kuş uçmaz kervan geçmez her zersinde, sukut içine gizlenmiş nice hatıra, bir oruç kavilleşmesi gibi asude zamanlara yelken açar.

***

Gecenin en öte vaktinde kurt kuş uykuya yenik düşüp de her zerre sırra kadem basınca, usulcana bir tılsım yayılır bedenlere. Akşamdan kalan yemeklerin bir el yordamı ile hazırlanması akabinde, yorganların altına sinen yavrucuklar da uynadırılıverir ansızın.

Kurt kuş uykuda… Manevi tılsım seyrı suluk ede ede yayılıveriri dağların doruklarından aşağıya…

Yedi Kandilli Süreyya´dır, Zöhre Yıldızıdır, açar bağırlarını gecelerden gecelere…

Bir yürek kanar ay dededen bu yana… Bir yürek yanar geceden geceye… Şerha şerha bir adanmışlık ile sahuru bekleyen dimağlar, huzuru bereketli kılan menkibe adamları gibi salarlar yüreklerini arşı alaya…

Kurt kuş uykuda…

Zamana düşen kayıtlar uykuda… Ramazanın şefkatine ram olan her şey yüce bir duruluğun ahenginde…

Oruç düşen gönlün zaman bilmecesi gibi…

Hayata, hayale ve ideale dair her şey…

 

                                                 OSMAN ÇELİK








Kaynak:

Anahtar Kelimeler: ORUÇ GÜNLÜĞÜ
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Lal Gibi Sessiz
Lal Gibi Sessiz
içimiz damar damar parçalansa da
Keşişin Kayıp Kitapları
Keşişin Kayıp Kitapları
SİVAS tarihi ve kültürü açısından çok önemli hatıralar zinciri...
CHP´de DURULTAY
CHP´de DURULTAY
CHP de, Muharrem İnce meselesi için kurultaydan ziyade, acil bir“DURULTAY”elzem görünüyor.
GÜZ Kokusu Gelmeye Başladı
GÜZ Kokusu Gelmeye Başladı
Ağustos ayına yaklaştığımız şu günlerde Sivas´ta da hasat mevsimine girildi. Pek çok yerde ekinler biçilirken, asırlara varan halk irfanı ve bilgeliğinde yer edinen “fireze bas kara bas” sözü ise hala geçerliliğini koruyor. Ekinlerin biçilmesi akabinde, güneşin sararıp yavaş yavaş güz kıvamına girdiği ve akşam üzerine doğru rüzgarın esiş hızının artmaya başladığı gözlemleniyor.
Hacc ve Sosyo-Psikolojik Anlamı
Hacc ve Sosyo-Psikolojik Anlamı
Hac çağrısı, “insanlığa” yönelik bir çağrıdır.
insanlık ölmesin!
insanlık ölmesin!
insanlık ölmesin!
Neredeeen nereye?
Neredeeen nereye?
Yıllardır FETÖ ile mücadele eden ve bedel ödeyen haysiyetli onurlu insanları "BUNLAR FETÖCÜ" diye suç duyurusunda bulunan ve şikayet eden Sami AYDIN´ın, bu heyecanı ve korkusunun nedenleri kamuoyu tarafından merak ediliyor.
Sizi Rahatsız Etmeye Geliyoruz!
Sizi Rahatsız Etmeye Geliyoruz!
Bütün hakikatleri yoklamak, Bütün yalanların maskesini yırtmak, Kalabalığa doğruyu göstermek.
Hisseli Harikalar Kumpanyası
Hisseli Harikalar Kumpanyası
İcraat, halkın gönlüne girme gayreti yerine sosyal medya odaklı sanal içerikle belediye günleri heba edilirken,dizilerdeki kötü karakterlerin SİVAS´ta karşılanması ve ERZURUM SİVAS kar yağışı atışmaları gibi 0-7 yaş zeka esprisi ile yolun sonuna gelindiği gözlemleniyor.
Vah vah vaaaaaahhh!
Vah vah vaaaaaahhh!
Yaşları 65 e dayanan Muaz UZUN ve Ahmet ÖZAYDIN kara kara düşünüyorlar. TEKAÜTE ayrılacak olan bu isimlerin,bir yolunu bulup gerekse Meclis Üyeliğine asılmayı dahi düşündükleri öğrenildi.
Camiyi Bitirelim
Camiyi Bitirelim
Yeni kurulan AHMET TURAN GAZİ MAHALLESİ´nde iki yıl önce bir gurup idealist insanın bir araya gelerek başlattıkları cami projesi adım adım ilerliyor.Hayırseverlerin bu işe el atması durumunda yazın caminin tamamlanacağı belirtildi.
Bunu da Gördük!
Bunu da Gördük!
Yıllardır Kültür Müdürlüğü koltuğunda “oturan” Kadir PÜRLÜ bir skandala imza attı. “Eski Türkiye bürokratik hantallığı ve kast sistemi anlayışının en somut örneği olan ve şehirde “duran adam” olarak tabir edilen İl Kültür ve Turizm Müdürünün, 16 yıla dayanan Müdürlüğünde şehre ne kazandırdığı merak ediliyor.
Şehir Bürokrasisi Değişmeli
Şehir Bürokrasisi Değişmeli
TÜRKİYE değişip her alanda yenilenirken, SİVAS bürokratik yapısı hala aynı yerinde duruyor. “YÜZ ESKİMESİ” ne uğramış pek çok ismin hala yerlerinde durması şaşkınlık oluşturuyor.
Eski Vekil Kamuoyunu Aydınlatacak mı?
Eski Vekil Kamuoyunu Aydınlatacak mı?
SİVAS´taki “ÜLFET HUKUK DERNEĞİ” yapılanması tam anlamıyla araştırılmayı bekliyor. Bu derneğin bir zamanlar içinde olan Eski Vekil Hilmi BİLGİN´in “dokunulmazlığı” da kalktığına göre bildiklerini anlatması arzulanıyor.
Üçü Bir Arada!
Üçü Bir Arada!
SİVAS yerel seçimlere odaklandı. Vekilliği sona eren Hilmi BİLGİN´in, yerel seçimler için satranç oyunu başlattığı kamuoyunda konuşuluyor. Sami AYDIN´ı Belediye Başkanlığı için, Ahmet KUZU´yu da İl Başkanı olarak hazırlayan BİLGİN´in, İsmet YILMAZ´ın etki alanını kırmak için de yoğun çaba gösterdiği haber merkezimize gelen bilgiler arasında.
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
E-Gazete
Son Sayı
Önceki Sayılar
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar