Niçin Gitmez YILDIZ DAĞI Dumanın
Asude bir rüzgar eser YILDIZ´ın bağrından aşağılara doğru. Bir kartal, kanatlarında taşır gök krallığının muştularını. Kekik kokan koyaklar, kıştan kalan çepelliklerde saklarlar çayır kuşlarının mini mini yuvalarını…Alaca leylekler, tak tak bir musiki ile selamlarlar vadilerin derinliklerini…Gece AY SULTAN süzülüp geldiğinde YILDIZ´ın doruğuna, cümle alem çiçekten taç yapıp, takarlar başlarına zaman ve mekan aşan aşkların hatırasına…
Tarih: 4.8.2018 17:57:31/ 802okunma / 0yorum

“Gelmiş iken bir habercik sorayım
Niçin gitmez Yıldızdağı dumanın
Gerçek erenlere yüzler süreyim
Niçin gitmez Yıldızdağı dumanın

Alçağında al kırmızı taşın var
Yükseğinde turnaların sesi var
Ben de bilmem ne talihsiz başın var
Niçin gitmez Yıldızdağı dumanın


El ettiler turnalar bazlara
Dağlar yeşillendi döndü yazlara
Çiğdemler taşınsın söylen kızlara
Niçin gitmez Yıldızdağı dumanın


Ben de bildim şu dağların şahısın
Gerçek erenlerin nazargâhısın
Abdal Pir Sultan´ın seyrangâhısın
Niçin gitmez Yıldızdağı dumanın”

Telli duvaklı bir aşk ile bezenir durur dört bir bucağı. Ulu ağaçların seyrangahına yönelen adımlar, telli turnaların ari bakışlarıyla şenlenirler adeta…

Yarık yarık oyuklarından sızan gözeler, bir bilinmez anı alırlar ve yol ederler aşk kervanlarına doğru…

Geceye inat adanmışlıklarla birlikte, kekremsi hatıralar bir bir iniverir doruklardan…Semaya uzanan taş bağırlarla birlikte, YILDIZ´ın yüreğinden gam kervanları iner ve seyri alem eder, devrandan devrana…

***

Çayır kuşlarının, gecenin tan vaktine emanet ettikleri ötüşleri, bir yılkının uzun uzadıya kişnemelerine ram olsa da, Yıldız´ın bağrından inen  başı bozuk sular, mini mini bir serçenin gagasıyla bütünlenir yeniden…

***

Doruğun en doruğuyla söyleşen dumanlar, insanoğlunun anlayamayacağı sırları emanet ederler YILDIZ´ın çayır kesmiş göğüslerine…Vadiye uzanan kekik seyrangahı, görenlerin içini ısıtır ve alıp gider alemler içindeki aleme… Bir kartal havalanır öte dağların yamacından. Bir bıldırcın telaşı duyulur birden bire… Bir şair kelimelerden örer cümlelerin okyanus dinginliğini…

***

Gece inende, bark bark eden AY çıkıp geliverir tepelerin ardından. Okyanuslara demirlemiş gemiler gibi gelip demirleyiverir YILDIZ´ın en doruğuna…. Saatlere varan söyleşiler yapılır kendi iç alemlerinde…Doruğa sevdalı Ay ile, uzak iklim şarkılarını bir bir söyleyiverir Yıldız Dağı…

Kenara köşeye serpişmiş ahlat ağaçlarının, yemişleri içine sakladıkları rayıhalar, daha mini mini bir çocuğun avuçlarıyla buluşmadan, iniverirler AY SULTAN´ın kadife yüreğine doğru…

***

İnsan dudağından sakındırılmış bir aşk gibidir adeta YILDIZ DAĞI ile AY SULTAN´ın söyleşmesi. Sakınılmış bir masumiyet, sakınılmış bir ukte, sakınılmış bir düştür adeta…

Derelerde şarkı korosuna eşlik eden cümle haşerat, geceye doğru sukutu taşıyarak yüreklerinde, YILDIZ DAĞI´na emanet ederler sırlar içindeki sırlarını… İlla da Ay İnende teperden doğru, bir hüzün  ve hazan korosu, seyri alem eder alemlerden aleme doğru…

***

Doruğun kıyıda köşede kalmış yamaçlarında, çerden çöpten ev kuran çayır kuşları, eleğimsağmaya inat bir renk cümbüşünü taşıyarak kanatlarında, rüzagarın evsununa bırakırlar naif bedenlerini…İçinde ahları barındıran onca cümle, göz alabildiğince uzanan doruklarla hemhal ola ola, YILDIZ Dağı´nı selamlarlar yüreğin en dingin sukutuyla…

***

Asude bir rüzgar eser YILDIZ´ın bağrından aşağılara doğru. Bir kartal kanatlarında taşır gök krallığının muştularını. Kekik kokan koyaklar, kıştan kalan çepelliklerde saklarlar çayır kuşlarının mini mini yuvalarını…Alaca leylekler, tak tak bir musiki ile selamlarlar vadilerin derinliklerini…

Gece AY SULTAN süzülüp geldiğinde YILDIZ´ın doruğuna, cümle alem çiçekten taç yapıp takarlar başlarına zaman ve mekan aşan aşkların hatırasına…

                                                                             Osman ÇELİK








Kaynak:

Anahtar Kelimeler: Niçin Gitmez YILDIZ DAĞI Dumanıon
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Küpeli Çöreği
Küpeli Çöreği
Tecer Dağı yakını köylerden KÜPELİ köylüler var idi hatırlamaktayım. Bağdaş kurup akşam yemek yiyip değirmen sırası gözetmekte idiler
İşte, İki GÖNÜL İnsanı!
İşte, İki GÖNÜL İnsanı!
SİVAS´ın KUTUP YILDIZI İhramcızade İsmail Hakkı Toprak´ın, AŞIK VEYSEL´in “KARA TOPRAK” şiirini çok sevdiği ve bunun ezgisini söyleterek göz yaşı döktüğü öğrenildi.
Bunu İlk Defa Duyacaksınız!
Bunu İlk Defa Duyacaksınız!
SİVAS´ın “görünmeyen üniversitesi” olan Şah Dede İhramcızade İsmail Hakkı Hazretleri, ölümünün ardından yıllar geçmesine rağmen sevgiyle anılıyor. İnsanlara, sevgiyi ve birlik beraberliği öğütleyen Şah Dede´nin, Sivas dışında da önemli bir seven kitlesi bulunuyor.
Suyun Destanını Yazan Adam!
Suyun Destanını Yazan Adam!
Ebubekir PARLAK...Sivas Numune Hastanesi´nde dört tekerlekli arabasıyla, buğday tenli bu suskun adam, ölmemesi gereken bir erdemi sundu taşlaşmış kalabalıklara. “Su parasızdır” levhasıyla, insanların peşinden koştuğu her şeyi gölgede bırakarak yaşadı.
Ağır ağır ölürler!
Ağır ağır ölürler!
Ağır ağır ölürler; okumayanlar, müzik dinlemeyenler, vicdanlarında hoşgörüyü barındırmayanlar...
Sivas Okumuyor!
Sivas Okumuyor!
Yapılan bütün araştırmalarda KİTAP OKUMA oranının en düşük olduğu iller sıralamasında SİVAS yer alıyor. SİVAS okumazken, anne ve babasının okumadığını gören çocuklar da okumuyor.
SİVASLI Aydınlar Boş Durmuyor!
SİVASLI Aydınlar Boş Durmuyor!
SİVAS POSTASI Yazarlarından Selim YILDIZ ikinci kitabını çıkardı.
Rüzgarlı Pazar
Rüzgarlı Pazar
Ne kadar anlatsanız bir yanı eksik kalır.
ŞAH DEDE´yi Götüreceklerdi!
ŞAH DEDE´yi Götüreceklerdi!
Sivas Postası Gazetesi´nin ilk defa gündeme getirdiği Şah Dede´yi ORDU´ya götürme haberi ses getirdi. Gazetemiz ile temasa geçen pek çok SİVASLI, bu tarihi gerçeğin dile getirilmesinden dolayı memnuniyetlerini dile getirdiler.
Çal Çoban Çal, Gam Senin Neyine?
Çal Çoban Çal, Gam Senin Neyine?
Osman ÇELİK Yazdı...
Güle ve Aşka Veda
Güle ve Aşka Veda
/ve bu afyonlu çağın mabedinde tesbih çek/
"Anamın Yüreği"
"Anamın Yüreği"
Kirkor DEĞİRMENCİYAN yazdı...
hassas kalp...
hassas kalp...
/bu dünya hassas kalpler için bir cehennemdir/
Taşrada Sonbahar
Taşrada Sonbahar
"yağmur yağarsa bugün kendime taşına bilirim"
Bir Şehri Sevmek
Bir Şehri Sevmek
SİVASLI Yazar Osman ÇELİK tarafından kaleme alınan” Sivas´ın Yitik Zamanları” isimli kitap, özellikle il dışında yaşayan SİVASLILAR´ın yoğun ilgisini çekmeye devam ediyor.Şehrin güzelliklerini akıcı bir uslup ve benzetmelerle ölümsüzleştiren yazarın yeni bir kitap hazırlığında olduğu ve sonbahar ile birlikte bu kitabın da okurlarla buluşacağı bilgisine ulaşıldı.
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
E-Gazete
Son Sayı
Önceki Sayılar
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar