Bugün, 26 Ekim 2021 Salı


Muhsin Yazıcıoğlu´nun Şehadetinin 10.Yılı

Bahadır KOÇ Yazdı

Türkiye 2009 yılı yerel seçimlerine hazırlanırken, Muhsin Yazıcıoğlu´da eğilmeden, bükülmeden, kendi doğrularına göre seçim kampanyası yürütüyordu.

Daha önce aniden önüne çıkan araçlar vs. gibi derin sebeplerle, trafik kazaları atlatmıştı. Bir keresinde; bizimkilerin en usta olduğu suikast yöntemi trafik kazasıymış, diyerek kendisiyle birilerinin uğraştığını ima etmişti.

Uçak, helikoptere mesafeli olsa da, arkadaşlar dediler ki; Çağlayancerit´te kazanmaya yakınız, orada miting yapın, sonra Sorgun´a geçersiniz. O yüzden bir helikopter kiralayalım, zaman kazanın. Biz de helikopter kiraladık. Der. Bu helikopter düşer, bir şeyler olur dediği de söylenir. Muhsin Başkanın. Sonuçta yılların devlet adamıdır ve sezgileri kuvvetlidir.

 İşte o helikopterin, 25 Mart 2009´da Çağlayancerit´ten havalandıktan sonra, sinyal bağlantısı kesilir.

 Aramalarda Kahramanmaraş civarlarına düşen helikopter, 48 saat boyunca bulunamaz/bulunmaz. Mevcut teknolojik imkanlarla, kalktıktan kısa süre sonra düşen bir helikopterin, bulunamamasının izahı yoktur. Ama burası Türkiye´dir.

 Olaydan sonra, soruşturma açılır. Soruşturmaya, o tarihte Malatya´da bulunan özel yetkili savcılık bakar. Malatya´da özel yetkili savcı Ş.G. soruşturmaya başlar. Helikopterin düştüğü saatlerle ilgili radar görüntülerini ister. Aynı saatlerde, helikopterin etrafında başka helikopter ya da uçak olduğu iddiaları vardır. Bu nedenle radar kayıtları önemlidir. Kahramanmaraş´taki radar merkezinden kayıtları ister savcı. Tam da helikopterin düştüğü dakikalarda, radarın çalışmadığı cevabını alır. Aynı bölgeyi Erzurum´da bulunan radar merkezinin de gördüğünü öğrenince. Erzurum´da bulunan radar merkezinin kayıtlarını ister. Oradan da, aynı cevabı alır. Radarımız Helikopterin düştüğü bölgeyi görüyor, fakat o dakikalarda çalışmadığı için kayıt yok. Genelkurmay başkanının muhtıra verebildiği dönemlerdir, o dönemler.

O yıllarda Malatya´da özel yetkili Başsavcı vekilliği vardır. Bölgedeki tüm önemli soruşturmalara bu başsavcı vekilliği, buradaki savcılar bakmaktadır. Özel yetkili Ağır Ceza Mahkemesi ise; yargılamaları yapmaktadır. Şu anda bu birimdeki hakim, savcıların büyük çoğunluğu FETÖ/PDY soruşturması geçirmektedir.

 Soruşturmaya gelirsek; Genelkurmayın radar görüntülerini vermemesi üzerine, olay Cumhurbaşkanı Abdullah Gül´e iletilir. Abdullah Gül olayı, Devlet Denetleme Kurulunun da araştırması için talimat verir. Abdullah Gül aynı zamanda; Genelkurmay Başkanı Necdet Özel´i çağırır; radar kayıtlarını ister. Paşa bir araştırayım der, döner karargaha. Ama radar görüntülerini getiremez. Kahramanmaraş ve Erzurum´da bulunan iki farklı radarın, tam da Yazıcıoğlu´nun helikopterinin düştüğü dakikalarda çalışmamasıyla ilgili sorumluları ister Genelkurmay Başkanından. Genelkurmay Başkanı, karargahtan yine eliboş döner. Radarın çalışmamasıyla ilgili sorumluları getiremez Türkiye´nin Cumhurbaşkanına. Radarın çalışmama sebebini dahi açıklayamaz. Cumhurbaşkanı Gül´le, Genelkurmay Başkanı arasında gerilimli saatler yaşanırken, Helikopterin enkazından çok önemli parçaların söküldüğü, kayıp olduğu öğrenilir. Abdullah Gül; ?Bu parçaları keçiler mi söktü.? diyerek, çaresizce isyan eder. Çaresizce isyan eden Abdullah Gül Cumhurbaşkanıdır ama, muktedir olamadığının farkına vardığının isyanıdır, aynı zamanda bu sözler.

Sonra medyaya enkaz başında helikopterden parçaları söken askerlerin görüntüleri düşer. Askerler Malatya Özel Yetkili Başsavcılığı´nca gözaltına alınır. Sonra serbest bırakılır. İfadelerinde; hatıra amacıyla parçaları söktüm şeklinde beyanlar vardır. Bu da ayrı bir kriz oluşturur, Devlet kurumları arasında.

Genelkurmay Başkanı´nın, radarların çalışmaması konusunda çaresiz kalmasına bakılırsa; ordudaki o dönemdeki hakim güçlerin, grupların; bu işin ortaya çıkmaması için elbirliği halinde çalıştığı sonucuna ulaşılabilir. Yoksa neden sorumlular bulunamasın, olayın sebebi ortaya çıkarılamasın? Ordu içinde o dönemde, güç mücadelesi içinde bulunan gruplardan biri çıkıp, olayın sebebi şudur, şunlar yaptı. Demesin!

 Sonrası medyaya yansıdığı gibidir. Aradan 10 yıl geçmesine rağmen Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasında ilerleme olmamıştır. Kazanın sebebi net olarak ortaya çıkarılamamıştır.

 Muhsin Başkan; karlı bir Mart günü, şu gökkubbede, hoş bir sada ile sevenlerini öksüz bırakıp, sonsuzluğun sahibine yürümüştür.