KIZILIRMAK,Kolun Kanadın Kırıla!
1998 yılında FRANSA da bir iş için gitmiştim. PARİS´ın kenar semtlerinde kader ya bir SİVASLI aileye denk geldim bahçede. Varoslunlar hatırları daim olsun SOFRAYA buyur ettiler. Sarıldık koklaştık. Oğulların adı ŞAHİN imiş. Kalktım öptüm gözlerinden. Onlar ağladı ben ağladım, onlar ağladı ben ağladım…
Tarih: 28.6.2018 08:38:28/ 700okunma / 3yorum

“Dam başında duran oğul
Al kakülün salan oğul
Avluya Şahin uzanmış
Anan kurban olsun oğul
**
Kızılırmak kan kesesin
Al bağrına şivan insin
Şahini mi boğan zalim
Kolun kanadın kırılsın”

 

Yokluk, kıtlık kader olmuştu SİVAS´ta.

Babam Bedros Usta ne iş bulursa yapardı. Hiç boş durmazdı. Tanrım Cennetine koymuştur ki gece demez gündüz demez çalışır idi.

Kurban olduğum anam Kemahlı MANUŞAK HATUN da boş durmaz idi.

On parmağında on marifet öyle idi.

Kalbur yapar, gözer yapar, kalaydan anlar, oya yapar, çorap örer, ha daraldı mı eline “malayı” alır sıva bile yapar idi.

BEZİRCİ MAHALLESİ´nin gözdesi idi. Herkez anamı örnek gösterirdi. “Bak Kemahlı Manuşak Gelin ataş gibi” derler idi.

KIZILKAVRAS ta bir koyun kırpma işine gitmiş idik de anamın koyun kırpmasına herkes hayran kalmış ve emeğimizin hakkından fazlasını almış idik.

Anama babamın arkadaşı, sırdaşı, dert ortağı, başıbarabarı idi…

SİVAS güzel memlekettir hemşerilerim. Kuraktır, soğuktur amma güzeldir. Memleket işte “KAN TOPRAĞINA DÜŞER”.

Dünyada gezmediği yer kalmamış bu kocamış hemşehriniz hala rüyalarını bu şehirde görür desem beni kınar mısınız?

Yıl 1950 benim matem yılım. Bu 1950 yılından sonra ailemizin matem yılı. Ağabeyim ŞAHİN´in KIZILIRMAK´ta boğulduğu yıl…

***

Sene 1950. Anam yün yıkamak için yatakları boşalttı. Ben abim ŞAHİN ve küçük bacım KIZILIRMAK kanarına gittik. BABAM da ÇİMKÜREK te bir iş görmeye gitmişti.

Vardık KIZILIRMAK´a akıyor kızıl kızıl kanlı kanlı…Anam yünleri kenar bir kaynakta,yıkamaya koyuldu. Çok da insan ırmak kenarında iş görmekteydi.

Ben ve abim ŞAHİN ırmak kenarında biraz “mentik” topladık. Oynadık. Karga kovaladık.Acıktık ekmek yedik…

Çokda çocuk vardı kovalaştık.

Abim ırmağa girdi. Anam girme dedi idiyse de laftan anlamadı girdi. Yüzdü epeyce. Oynadı.

Ben kenarda onu izliyordum. Ona gıpta ediyordum. Çünkü o abimdi. Benden maharetli idi. Ben cılız bir uşaktım.

Birden abimin çırpındığını gördüm. Anama dedim anam koştu komşular koştu amma kaş ile göz arasında abim boğulmuştu.

Kıyıya çıkardılar ağzından su geldi. Rengi morarmıştı.Komşular çok çabaladılar amam Şahin abim de nefes gitmişti Anamın dizinin bağı çözüldü bizim dahi. Ağlamaktan kurudu kaldı.

Bir AT ARABASINA koydu insanlar onu eve getirdik.

Avluya boylu boyunca uzattılar.

Kurban olduğum anam MANUŞAK HATUN dizlerini döve döve ağladı. Babam da ÖYLE…

Bütün BEZİRCİ MAHALLESİ kadınları erkekleri hep ağladılar. Türkü, Kürdü, Çerkezi,Ermenisi hep ağladılar.

ANAM çok ağladı… Ağıtlar söyledi çok geceler…Bir ağıdı ise hep aklımda idi şöyleydi.

 

“Dam başında duran oğul

Al kakülün salan oğul

Avluya Şahin uzanmış

Anan kurban olsun oğul

**

Kızılırmak kan kesesin

Al bağrına şivan insin

Şahini mi boğan zalim

Kolun kanadın kırılsın”

 

Bezirci Mahallesinin ULU KİŞİSİ Fakı RAMAZAN AMCA geldi. Babamın omzundan tutup kenara oturttu. Anama da dedi ki “ MANUŞAK BACI Ölüm bir kara devedir, herkesin kapısına çökecek. Al kanatlı Azrail her kula konuk olacak. Mukadderat MANUŞAK BACI MUKEDDARAT” dedi.

ŞAHİN ABİMİ alıp gittiler…

***

Abim ŞAHİN boğulduktan sonra kurban olduğum anam MANUŞAK HATUN hiç gülmedi. Babam da gülmedi bacılarım da.

ANAM hep ağıt yaktı. Oturup yazsam yüzlerce kıta eder idi…

Peki sen güldün mü kocamış KİRKOR derseniz, ben dahi hiç gülmedim.

Aç, kaldım para gördüm, iş adamı oldun, nice insana ekmek kapısı açtım, nice fakir insanı evlendirdim amma içimde ağabeyim ŞAHİN´in acısı hiç eksilmedi.

Nerde bir ŞAHİN adı duysam içim yanar. Nerde bir KIZILIRMAK adı duysam içim yanar.

Nerde bir “MADIMAK” yemeği duysam içim yanar. Ağabeyimin en sevdiği yemek diye…

***

1998 yılında FRANSA da bir iş için gitmiştim. PARİS´ın kenar semtlerinde kader ya bir SİVASLI aileye denk geldim bahçede. Varolsunlar hatırları daim olsun SOFRAYA buyur ettiler. Sarıldık koklaştık. Oğulların adı ŞAHİN imiş. Kalktım öptüm gözlerinden. Onlar ağladı ben ağladım, onlar ağladı ben ağladım…

Bu yazıyı yaklaşık bir ayda bitirdim. Bir aydır ağlayarak yazdım. Başımı taş yastığa koyana kadar da bu acı içimde çıkmaz Tanrı bilir ki…

Hepinize AMERİKA´dan selamlar gönderiyorum .Küçüklerin gözlerinden öperim…Hanım evlatlarımın, bacılarımın hatırlarını sual ederim…SİVAS´ımın dağına taşına selam ediyorum.

                                                                                    Kirkor DEĞİRMENCİYAN








Kaynak:

Anahtar Kelimeler: KIZILIRMAK Kolun Kanadın Kırıla
Okuyucu Yorumları (3 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Ömer durakoğlu
2.6.2018 23:30:16
Eline saglik kirkor amca cok guzeldi aleykum selam
Tahsin Hazırbulan
6.6.2018 14:32:33
Kirkor Amca, Geçmişlerine rahmet olsun. Toprakları bol olsun. Allah sizlere ve sevdiklerinize hayırlı uzun ömürler versin.
Ahmet Kemal
23.6.2018 20:49:55
Saygıdeğer hemşehrimiz Kirkor amca , Bizi de ağlattın ... Yazılarınızla kalplerimizi yumuşatıyorsun gönlüne sağlık .
Küpeli Çöreği
Küpeli Çöreği
Tecer Dağı yakını köylerden KÜPELİ köylüler var idi hatırlamaktayım. Bağdaş kurup akşam yemek yiyip değirmen sırası gözetmekte idiler
İşte, İki GÖNÜL İnsanı!
İşte, İki GÖNÜL İnsanı!
SİVAS´ın KUTUP YILDIZI İhramcızade İsmail Hakkı Toprak´ın, AŞIK VEYSEL´in “KARA TOPRAK” şiirini çok sevdiği ve bunun ezgisini söyleterek göz yaşı döktüğü öğrenildi.
Bunu İlk Defa Duyacaksınız!
Bunu İlk Defa Duyacaksınız!
SİVAS´ın “görünmeyen üniversitesi” olan Şah Dede İhramcızade İsmail Hakkı Hazretleri, ölümünün ardından yıllar geçmesine rağmen sevgiyle anılıyor. İnsanlara, sevgiyi ve birlik beraberliği öğütleyen Şah Dede´nin, Sivas dışında da önemli bir seven kitlesi bulunuyor.
Suyun Destanını Yazan Adam!
Suyun Destanını Yazan Adam!
Ebubekir PARLAK...Sivas Numune Hastanesi´nde dört tekerlekli arabasıyla, buğday tenli bu suskun adam, ölmemesi gereken bir erdemi sundu taşlaşmış kalabalıklara. “Su parasızdır” levhasıyla, insanların peşinden koştuğu her şeyi gölgede bırakarak yaşadı.
Ağır ağır ölürler!
Ağır ağır ölürler!
Ağır ağır ölürler; okumayanlar, müzik dinlemeyenler, vicdanlarında hoşgörüyü barındırmayanlar...
Sivas Okumuyor!
Sivas Okumuyor!
Yapılan bütün araştırmalarda KİTAP OKUMA oranının en düşük olduğu iller sıralamasında SİVAS yer alıyor. SİVAS okumazken, anne ve babasının okumadığını gören çocuklar da okumuyor.
SİVASLI Aydınlar Boş Durmuyor!
SİVASLI Aydınlar Boş Durmuyor!
SİVAS POSTASI Yazarlarından Selim YILDIZ ikinci kitabını çıkardı.
Rüzgarlı Pazar
Rüzgarlı Pazar
Ne kadar anlatsanız bir yanı eksik kalır.
ŞAH DEDE´yi Götüreceklerdi!
ŞAH DEDE´yi Götüreceklerdi!
Sivas Postası Gazetesi´nin ilk defa gündeme getirdiği Şah Dede´yi ORDU´ya götürme haberi ses getirdi. Gazetemiz ile temasa geçen pek çok SİVASLI, bu tarihi gerçeğin dile getirilmesinden dolayı memnuniyetlerini dile getirdiler.
Çal Çoban Çal, Gam Senin Neyine?
Çal Çoban Çal, Gam Senin Neyine?
Osman ÇELİK Yazdı...
Güle ve Aşka Veda
Güle ve Aşka Veda
/ve bu afyonlu çağın mabedinde tesbih çek/
"Anamın Yüreği"
"Anamın Yüreği"
Kirkor DEĞİRMENCİYAN yazdı...
hassas kalp...
hassas kalp...
/bu dünya hassas kalpler için bir cehennemdir/
Taşrada Sonbahar
Taşrada Sonbahar
"yağmur yağarsa bugün kendime taşına bilirim"
Bir Şehri Sevmek
Bir Şehri Sevmek
SİVASLI Yazar Osman ÇELİK tarafından kaleme alınan” Sivas´ın Yitik Zamanları” isimli kitap, özellikle il dışında yaşayan SİVASLILAR´ın yoğun ilgisini çekmeye devam ediyor.Şehrin güzelliklerini akıcı bir uslup ve benzetmelerle ölümsüzleştiren yazarın yeni bir kitap hazırlığında olduğu ve sonbahar ile birlikte bu kitabın da okurlarla buluşacağı bilgisine ulaşıldı.
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
E-Gazete
Son Sayı
Önceki Sayılar
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar