Karanlık Dünyanın Aydınlık Yüzü
Toprağa da âşık olunur mu demeyin. Âşık olunur, hem de delice…Toprak ki cömert ellerini açar hiç kapamaksızın.
Tarih: 6.11.2018 06:11:06/ 596okunma / 0yorum

                                 

                        KARANLIK DÜNYANIN AYDINLIK YÜZÜ

Nerde yiğitçe bir nida akseder kulaklarınıza, içinde Anadolu kokar buram buram. Türküler şaha kalkar yüreğinin enginliklerinden. Sevdalılar onun şefkatli bağrına yaslanırlar umarsızca. Çiçekler başka kokar içinde; çağlayanlar bambaşka akar yüreğinden. Onsuz yaşamak sürgün yaşamaktır acı ülkesinde.

Toprağa da âşık olunur mu demeyin. Âşık olunur, hem de delice…Toprak ki cömert ellerini açar hiç kapamaksızın. Ne cevherler yatar cömert bağrında. Karşı konulmaz bir sevda ateşi sarar bedenleri. Yürek fırlar yuvasından; beyin dayanamaz yüceliğine. Kıvılcımlar ateş olur; kara sevdalılar dönerler etrafında delice. Karanlıklardan ince bir ışık huzmesi doğar; şahlanır ufuklardan insanlığa doğru. Tohumlar düşer bu toprağa. Bir bir meyveye durur yediverenler. Ulu çınarlar boy verir Anadolu´nun duygulu toprağında. Sonra Mevlâna olur; Yunus olur. Ardından Karacoğlan, Dadaloğlu, Emrah… Ve Ruhsati baba, bilge bir hükümdar olarak tahtında yerini alır vakurca. Aşıklar zincir olur kenetlenir yüreğine. Sonra Veysel katılır aydınlık zincirine bir halka olarak.

Yüce ve kırık bir çınar olarak filizlenir Veysel, Anadolunun içli toprağından. Ab-ı hayat dökülür tatlı dilinden şırıl şırıl, gönül ummanına doğru. Büyük insanlar hep bir yanları kırık olarak adım atarlar ya hayata. Onları farklı ve büyük yapan bu kırgınlıklardır belki de. Veysel de iki ışığını erken yaşta kaybederek, gönül ışığıyla adım atmıştır hayat yoluna. Emekleyerek başladığı hayat yoluna, emekleyerek devam eder.

  Genç yaşımda felek vurdu başıma
Aldırdım elimden iki gözümü
Yeni değmiş idim yedi yaşıma
Kayıp ettim baharımı yazımı

Hayatın çileli yoluna adım atarken, yüreğindeki enginlikleri daha da enginleştirmiş; soylu dilinden şavkıyan umut ışıkları, karanlıkları yırtarcasına öte zamanları aydınlatmıştır. Sabra teslimiyetin billur nağmeleri dökülür dilinden. Gönlünde depreşen istila duyguların çılgın kasırgasını, sabır zinciriyle dizginlemeyi bilir. Bilge bir Anadolu ereninin ağır başlılığıyla gönlünü teselli eder.

Veysel der dünyaya ben niye geldim?
Her zaman ağladım; ne zaman güldüm?
Gönlümde teselliyi kendimde buldum.
Sabır ile teskin ettim özümü.

Toprakla kurulan dost köprüsünün süresiz yareni olur Veysel, Saman alevi dostlukların vefasızlığına karşı inadına toprağa koşar; toprağa sarılır şefkatle. Âdem ile başlayan aşk hikayesinin en duygulu bölümü olur, Veysel´in toprak aşkı. Toprak en sadık dostu olur her zaman. Özünü katar toprağa; sözünü şahlandırır maşukuna. Sarmaş dolaş olur onunla. Destanını yazar sonsuz istirahatgahının.

Dost dost diye nicesine sarıldım.
Benim sadık yarim kara topraktır.
Beyhude dolandım boşa yoruldum.
Benim sadık yarim kara topraktır.

Yüreğinin enginliklerinde öyle cesur bir dağ oturur ki… Gönül dağı derler adına… Yediveren güller açar renk renk. Sevgi tohumları serpiştirir insanlığa cömertçe. Gözleri güzellerin cemalini görmese de gönül gözünden ilhamını alan soylu bir güzelin cemali salınır kelamından. Kelimeler inci mercan gibi dizilir diline.

Güzelliğin on par´etmez.
Bu bendeki aşk olmasa
Eğlenecek yer bulamam
Gönlümdeki köşk olmasa

Göz nurunu yitirmesi küçümsenmeyecek bir kırgınlıktır şüphesiz Veysel´in yüreğinde. Bu noksanlığın derin izleri görülür onda. Yüreğinde biriken duygu seli ummana dönüşür ansızın. Yüreğine akıttığı asil duyguları sözüne katık eder; antik bir kâsede sunar insanlığa. Zaman zaman sitemkâr sözlerle hayata ve topluma ifşa eder özünü. Kadere sessiz bir sitem manzumesi yollar.

   Ele geniş bana dünya dar oldu.
   Tahammülsüz gönlüm bikarar oldu.
   Günüm zindan, gecelerim zar oldu.
   Kader ile bölemedim kozumu.

İnsan sevgisi gönlünün en sadık dostu; en vefakâr yarenidir onun. Kibri asla yaklaştırmaz semtine. Senlik benlik kavgasını alabildiğince yere vurur. Birlik ve beraberlik özlemiyle yanar tutuşur. Benliğini gurur ve kibir tuzağından uzak tutmayı bilmiş, insanı insan olarak sevmiş ve onu yüceltmiştir.

İtimat edersen benim sözüme.
Gel birlik kavline girelim kardeş.
Birlik çok tatlıdır benzer üzüme.
İçip şerbetini kanalım kardeş.

Fani dünyanın güzelliklerini gönül gözüyle görmüş; şatafat ve debdebenin zilletine yüz çevirmiş, canını ten kafesinde bir emanet bilerek zevk-ü safaya da tamah etmemiştir. Zengin gönlünden gelen soylu sözleri dost hatırasına emanet etmeyi bilmesi, erdemliliğine yakışır en büyük yürekliliktir. Ağaç gölgesi dünyaya esaret göstermeyen hürriyet aşığıdır aynı zamanda.

Can kafeste durmaz uçar.
Dünya bir han konan göçer.
Ay dolanır yıllar geçer.
Dostlar beni hatırlasın.

Çileli ve karanlık hayat her geçen an engin gönlünün ak sayfasına kara mührünü vurmuştur. Maddi hazlar peşinde sürüklenen insanlığa gönüle vurulmuş çiçek yarasının en masum mağduru olarak, duyguya teslimiyetin destanını yazmış, maddeyi reddedişin manifestosunu okumuştur.

Dağlar gibi yığsam sarı lirayı,
Silmez içerimden derin yarayı,
Altından yaptırsam köşkü sarayı,
Vay benim başıma gönül şen değil.

Onda Müslüman Türk´ün ince zekâsı ve arifane sezgisi vardır. Müslüman toprağın imanlı çocuğudur o. Veysel toprağa inen bir cemredir. Ilgıt ılgıt esen bir bahar rüzgarıdır. Kutlu bir uyanıştır, aşktır, sevdadır, ümittir, yiğit bir kükreyiştir, canlı bir sevgi tohumudur. Sevgi savaşının en fedakâr neferidir. Toprağa karışmış bir mücevherdir. Asırlara şahitlik eden ulu bir çınardır.  Ana sütüyle yoğrulmuş duru Türkçe´siyle Anadolu insanının gönlüne ilmik ilmik sevgi kilimi nakşetmiştir. Yüreklere ince ince sızan bir duygu pınarıdır o. Yağmur yüklü bulutlar gibi duygu yüklüdür. Vatan ve millet aşkı yıkılmaz bir kale, sönmez bir ocaktır onda. Vatanına duyduğu derin sevgi, milletine duyduğu sonsuz aşk, yıkılmayan bir abidedir yüreğinde. Memleket hizmetinin özlemi kasar kavurur bedenini. Yadellere turnalarla sevda mektupları uçuranlara, vatanına sadakatin ve milletine sevginin en asil cevabını verir.

Vatan bizim, ülke bizim, el bizim.
Emin ol ki her çalışan kol bizim.
Ay yıldızlı bayrak bizim, mal bizim.
Söyle Veysel övünerek, överek.

İkiliğe ve anarşizme karşı ruhunun derinliklerine kazınmış birlik ve beraberlik aşkını bir mühür gibi vurur adeta. Yürek kalesinin burçlarına diktiği ay yıldızlı bayrağın aşkıyla adeta coşar; vatan, millet, bayrak sevgisinin verdiği coşkunlukla şehadet özlemini akıtır dizelerine.

    Birleşiriz bu bayrağın altında.                    İsterdim hayatta düşmanla savaş.
    Biz Türklerde ikilik yok aslında.               Milletime kurban olaydı bu baş.
    Yanar tutuşuruz vatan aşkında                  Nasip değil imiş şehitlik gardaş.
    Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız.                İmanım niyetim bana kafidir.

 Veysel, maddi ışıltıya kapanışın, duygu dünyasına açılışın timsalidir. Kim bilir?.. Bu ışıltılı dünyaya kapanıştır içteki kutlu aydınlığı sağlayan. Hayata ve topluma dair söylediği veciz ve ibretli sözler, ancak bu içe dönüşün kıymetli ürünleri olabilir. Duygu dünyasıyla barışıklığın ve dostluğun berrak sezgisi bir çağlayan olarak şiirlerde dillenip sazlarda yankılanmş; şehir şehir, köy köy destanlaşmıştır Anadolu´ nun duygulu toprağında. Anadolu´nun cömert toprağından boynu bükük çiğdemler gibi yükselen Aşık Veysel tüm gönül taşıyanlara örnek olsun. Asırlara damgasını vursun kutlu bir bilge olarak.

Ve Anadolu şahlansın nice Veysellerin ibretli sözleriyle. Yüreklerde hapsolmuş saklı duyguların büyük tercümanı Aşık Veysel Şatıroğlu bir sevgi tohumu olarak düşsün tüm genç yüreklere. Adı kalsın Anadolu´nun en viran köşelerinde dahi. Veyselce haykıralım geride kalanlara son yolculuğun hazin arefesinde.  

              

  Açar, solar türlü çiçek
Kimler gülmüş, kim gülecek.
Murad yalan, ölüm gerçek.
Dostlar beni hatırlasın.     
                                                                                          Emsali KARADUMAN







Kaynak:

Anahtar Kelimeler: Karanlık Dünyanın Aydınlık Yüzü
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
DÜŞMAN DUŞALI KALSIN
DÜŞMAN DUŞALI KALSIN
Yusufçukların, çayırlardaki munis sesi, yankılanmaya başlamıştı yine. Cılız gözelerin, ırmağa doğru destursuz salınışına, çamurun libasını giyinmiş kerpiç evlerin silueti eşlik ediyordu. Küme küme dereciklerde, gözlerden ırak yuvalarını ören turnalar, sıcağın tüm cömertliğiyle bedenlerini yıkıyorlar ve her karaltı görmelerinde, ürkek bakışlarla etrafı kolaçan ediyorlardı...
Güller Ülkesine Doğru...
Güller Ülkesine Doğru...
Sanattan uzak kalmış, yada kasten kaçırılmış insanın talihsizliği düşündürüyor beni. Yıllar geçmesine rağmen bir şiirin mısrasını hazmedememiş, bir roman kahramanıyla bütünleşmemiş, bir tiyatro sahnesinin içinde kendini bulamamış kişiler yok mu? İnsanı kendinden uzaklaştıran mekanların havasında bunları yaşamak ne kadar zor !
Bir SİVAS Hatırası...
Bir SİVAS Hatırası...
Şaban amca ezile büzüle “hocam senden izin istemeye geldik” şaşırmıştım. Ne izni Şaban amca dedim.”Biz bu hafta düğün yapacaktık. Eğer izin verirsen Bayrağı kaldıracağız, yoksa erteleyeceğiz”.O an boğazımın düğümlendiğini hissettim....
Bir SİVAS Hatırası...
Bir SİVAS Hatırası...
Sofra bezini, dışarıya silkeleyip, tahtayı nemli bezle sildikten sonra ders çalışma ve ödev yapmak için kullanırdım.
Bir GÜRÜN Hatırası..
Bir GÜRÜN Hatırası..
Mehmet, Osman ve Hasan Kapısız, Sivas´ın GÜRÜN ilçesinin Tohma vadisinin başladığı SARICA köyünde geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlayan üç kardeş
İyi Ki VARSINIZ!
İyi Ki VARSINIZ!
Hafta sonları BANKALAR CADDESİ´nde müzik yapan sokak sanatçıları, şehre ayrı bir güzellik katıyorlar.
Bir SİVAS Hatırası...
Bir SİVAS Hatırası...
"Kendine gel SİVASLI Kirkor! Sen yokluklardan gelen birisisin. Ananın ağıtları ile büyüdün. Bulgur pilavı yanına çok zaman turşu bile bulamazdın. Böbürlenmen ne ola ki”
İşte, İki GÖNÜL İnsanı!
İşte, İki GÖNÜL İnsanı!
SİVAS´ın KUTUP YILDIZI İhramcızade İsmail Hakkı Toprak´ın, AŞIK VEYSEL´in “KARA TOPRAK” şiirini çok sevdiği ve bunun ezgisini söyleterek göz yaşı döktüğü öğrenildi.
ÜZÜMLÜ Yemeği Yok Oluyor!
ÜZÜMLÜ Yemeği Yok Oluyor!
SİVAS Mutfağının özel yemeklerinden biri olan ÜZÜMLÜ unutulmak üzere. Hem düğün yemeği hem de tatlı olarak asırlardır damak zevkine hitap eden yemeği yapanlar ise bitmek üzere. Tonus Köftesi´nin tamamlayıcısı olan ÜZÜMLÜ, ALTINYAYLA, DELİİLYAS, ULAŞ VE ŞARKIŞLA yörelerine özgü olup, artık yapılmıyor.
İnsan Kitaba Dokunmalı...
İnsan Kitaba Dokunmalı...
"Olan kaderdir. Daha sonra ne olacak kimse bilemez".
TAŞHAN...
TAŞHAN...
/Niçin çıktın dağlara evren çöl oldu leyla/
Aşık DESTANİ İle Söyleşi...
Aşık DESTANİ İle Söyleşi...
SİVAS´ın Kültür-Sanat temsilcisi SİVAS POSTASI, bir birinden özel dosyalar ile kültür hayatımıza renk katmaya devam ediyor.Kültürümüze sazıyla sözüyle katkı sunan Süleyman ULUTAŞ ile SİVAS POSTASI okurlarına tadı damakta bir söyleşi hazırladık...
Bir SİVAS Hatırası...
Bir SİVAS Hatırası...
Ben küçüktüm o zaman ağlayamamıştım ama aha şimdi bu yazıyı yazarken o anı anımsıyorum ve şimdi AĞLIYORUM…Gözyaşı borcumu ödüyorum.
Taşları Yemek Yasak
Taşları Yemek Yasak
Taşları yemek yasak...
Hurri ve Şerri
Hurri ve Şerri
Bir çok medeniyete beşiklik etmiş olan SİVAS, gizemli bir medeniyet olan HİTİTLER´in en önemli şehirlerinden biri olarak biliniyor. Özellikle HİTİTLER´in burada bulunan Fırtına Tanrısı´nın kutsal İKİZ BOĞALARI ise görenlerin dikkatini çekiyor
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
E-Gazete
Son Sayı
Önceki Sayılar
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar