Kara Toprağın Nazlı VEYSEL´i
Bazen kadir kıymet bilinmez de hani. “Kadri bilinmeyen menevşe” misali, dolanır durur dört bir bucakta...
Tarih: 21.3.2018 01:09:45/ 1374okunma / 0yorum

   

Bozkırın servileri,  insanoğluna baharın gizemini fısıldarlar her daim. Karların erimeye yüz tutmasıyla, Bahar Sultanı´nın, kardelenlere özgürlük beratını vermesi ile, daha bir asudeleşir zamanlar.  Kayaların en dip yerlerinden, usulca başlarını güneşle tanıştıran kardelencikler, beyazımsı bir umudu yayıverirler hayata.

Anasız babasızların, göz yaşlarından yaratıldıklarına inanıla gelerek “öksüz oğlan çiçeği” adıyla, salına salına inen kardelenler, yetim bir yüreğin avuçlarında tımarlanırlar…

Bir damla göz yaşına kefarettir, “öksüz oğlan çiçeklerinin” tenhalarda gizlenmesi…

**

Toprakla, çamurla kavrulan yürekler, imbik imbik süzülürler ariflerin gözyaşı ülkesine. Sonra güneş selama durur, küçücük bir çocuğun yumuk yumuk ellerine. Teller kâinatın sonsuzluğuna eşlik eder; gürler, coşar. Sonra  saz olur, yâr olur, can olur , Veysel olur... Vurdukça yüreğine acı, duman sarar dağları, duman iner dağlara...

***

    Güneş kıskanır Veysel´in gönül ummanını. Çiçeklerin şiirini bir bir nakşeder ruhuna. Bilemez, çözemez içinin gizem bulmacasını. Işığı sürgün eder göz saraylarından. Ve Veysel olur, âşık olur.

Kırık bir sazdır artık dayanağı. Kırık bir hayaldir artık sığınağı. Kırık bir gönüldür artık tutunduğu. Usulcacık sitemlenir gök kubbenin merhamet saraylarına:

“Genç yaşımda felek vurdu başıma
Aldırdım elimden iki gözümü
Yeni değmiş idim yedi yaşıma
Kayıp ettim baharımı yazımı”

***

Tabiat da burkulur Veysel´in iç kırıklığına. Hepsi sözleşmişçesine konuk olurlar âşığın gönül sofrasına. Güneş, bütün ışıklarını cömertçe bağışlar gözlerinin yerine. Ay Dede, gece inende dağların eteğine, Veysel´e, şiirlerinin en güzelini verir.

Yağmur, onun gözleri olur şakır Şarkışla semalarına. Bir türlü durmaz Veysel´in iç çekişmeleri. Bazen deli ırmaklar gibi bulanır coşar, bazen de küçücük bir göl gibi, turnaları ağırlar koynunda:

“Göklerden süzüldüm tertemiz indim
Yere indim yerli renge boyandım
Boz bulanık bir sel oldum yürüdüm
Çeşit çeşit türlü renge boyandım””            

** *  

Bazen kadir kıymet bilinmez de hani. “Kadri bilinmeyen menevşe” misali, dolanır dört bir bucakta.  Ve ayrılıklarla olgunlaşır masum yüreği. Her dem Anadolu´nun kavruk Veysel´inin, sılaya söyleyeceği sözler vardır. İşte o söylenecek sözleri, o işitilecek destanları, bir bir iner gönlün bam telinden. Veysel´de yükler yüreğini mektupların kekremsi kollarına:

“Gider bu hasretlik yıla yetmez mi
İsmin tesbih ettim dile yetmez mi
Bülbülün feryadı güle yetmez mi 
Mektup yâre selamımı ulaştır”

***

Birlik ve beraberlik Veysel´de doruğa ulaşır adeta. İkilikten fayda gelmeyeceğini en çok o anımsatır ademoğluna.

Senlik benlik kavgasının, gerisin geriye götüreceğini bilir insanoğlunu. Birliğin, beraberliğin kaynaştırdığı yüreklerin, her daim insanı huzura yönlendireceğini anlatır mısralarında:

“Allah birdir Peygamber Hak
Rabbül alemindir mutlak
Senlik benlik nedir bırak
Söyleyim geldi sırası”

**

   Irmaklar sukuta erer,  ozan daha da coşar. İçindeki küheylanlar, onu bilinmez keşiflere götürür. Dolanır durur, anlar ki toprak ana, hep kutlu bir sevgili gibi onun yolunu gözlüyor. Adem´den bu yana en vefalı sadık yârdır o. Çünkü insanla hemhaldir toprak. Onu, kendi içine doğru, her zaman seyahate çağırır. Gidipte geriye hiç dönülemeyecek seyahate… Toprak işte, kara toprak.

Bağırsan da çağırsan da o hep sessizce sana bakar. Ağalığa, beyliğe, zenginliğe aldırmaz. Kimsin, nesin, nicesin, hiç ilgilendirmez onu…

Kollarını şefkatle Veysel´e de açar:

“Bütün kusurumu toprak gizliyor
  Merhem çalıp yaralarım düzlüyor
 Kolun açmış yollarımı gözlüyor
Benim sâdık yârim kara topraktır”

Toprağın nazlı şairidir o. Sözler, onunla menziline ulaştı yıllarca. Yüreğinde gözü olur muymuş diyenlere inat, o yüreğiyle gördü koca âlemi.

İçindeki ışıkla, bocalayan yığınların önünü aydınlattı. Yalnızlıkta aşkı, buruklukta kendini, vefada ise toprağı anlattı. Söylediği her söz, ev ev bütün Anadolu´yu yeşertti. Kimi zaman bizimle birlikte tarhana çorbası kaşıkladı. Kimi zaman, ocak başlarında saman alevlerine karışan düşlerimize eşlik etti. Kimi zaman da o söyledi biz dinledik. Velhasıl o bizim Veysel oldu. Şarkışla´dan akan bu ırmak, geçtiği yerlerde boy boy sevgi fidanları büyüttü.

Onu anlamaya, ne kadar da ihtiyacımız var bu günlerde. Kara toprağın Aşık Veysel´i, bizi yeniden birlik ve beraberliğe çağırıyor. Haydin kulak verelim bozkırın saz ustasına...

                                                                                                      Osman ÇELİK








Kaynak:

Anahtar Kelimeler: Kara Toprağın Nazlı VEYSEL
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Gül Hacı Güççük Bacı
Gül Hacı Güççük Bacı
Kirkor DEĞİRMENCİYAN´ın kaleminden gerçek yaşanmış hatıralar zinciri...
Bir SİVAS Atasözü
Bir SİVAS Atasözü
"Muhanet Zerzesi Ele Yapışır"
Bir SİVAS Hatırası...
Bir SİVAS Hatırası...
Şaban amca ezile büzüle “hocam senden izin istemeye geldik” şaşırmıştım. Ne izni Şaban amca dedim.”Biz bu hafta düğün yapacaktık. Eğer izin verirsen Bayrağı kaldıracağız, yoksa erteleyeceğiz”.O an boğazımın düğümlendiğini hissettim....
Bu Adamı Tanıyan Var mı?
Bu Adamı Tanıyan Var mı?
Senin ne güzel düşlerin vardı Akif İnan!...
"Ezim Ezim Eziliyor Yüreğim"
"Ezim Ezim Eziliyor Yüreğim"
Türkülerin babası olarak anılan Sivaslı hemşehrimiz Muzaffer SARISÖZEN´in 10 binin üzerinde türkü derlediği biliniyor.TRT repartuarının neredeyse tamamına yakınının Muzaffer SARISÖZEN tarafından derlenen eserler olduğu belirtiliyor.Türkülere aşık olan SARISÖZEN hastanede yatarken ölmeden önce (4 Ocak)"EZİM EZİM EZİLİYOR YÜREĞİM" isimli Zaralı Halil türküsünü istediği ve dinleyemeden hayata gözlerini yumması ise hala unutulamıyor.
Bir SİVAS Hatırası...
Bir SİVAS Hatırası...
"Kendine gel SİVASLI Kirkor! Sen yokluklardan gelen birisisin. Ananın ağıtları ile büyüdün. Bulgur pilavı yanına çok zaman turşu bile bulamazdın. Böbürlenmen ne ola ki”
Zafer Yahut Hiç!
Zafer Yahut Hiç!
Etrafı Eşber´in, Sumru´nun ve Rukzan´ın cesetleriyle çevrili olan İskender, bunun manasını hocası Aristo´ya sorar. Eser Aristo´nun cevabı ile biter: -Zafer yahut hiç!
Bir SİVAS Hatırası...
Bir SİVAS Hatırası...
“O yıllarda köy 50 hane kadardı. Derleme toplama bir köy idi. Sürgün köyü sayılırdı. Hatrımda doğru kaldı ise 20 hane kadar TÜRK, 10 Hane kadar Kürt, 10 Hane kadar Ermeni 2 Hane kadar Rum 2 HANE kadar Çerkez yaşayan ilginç bir köydü. Bir SENARİST olsa o köyden çok film yapardı. Konan göçen çok olurdu. JANDARMADA eksik olmazdı.
TONUS Tatlısı Yok Oluyor
TONUS Tatlısı Yok Oluyor
Kültürümüze yönelik bazı yemek ve tatlı çeşitlerinin zamana yenik düştüğü ve yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kaldığı görülüyor. Buna en güzel örnek ise, Sivas´ta özellikle de Altınyayla yöresinde genelde kış aylarında yapılan ve seferberlik tatlısı olarakta bilinen kavut tatlısı.
Bir SİVAS Hatırası...
Bir SİVAS Hatırası...
Ben küçüktüm o zaman ağlayamamıştım ama aha şimdi bu yazıyı yazarken o anı anımsıyorum ve şimdi AĞLIYORUM…Gözyaşı borcumu ödüyorum.
Mustafa BALEL´in Yeni Romanı
Mustafa BALEL´in Yeni Romanı
Türk Edebiyatının önde gelen isimlerinden biri olan hemşehrimiz Mustafa BALEL, bir birinden güzel eserler ile yine gündemde.BALEL´in konusu SİVAS´ta geçen “Koç İbrahim´in Medrese Turu” isimli romanı okurlarla buluştu.
Altın Yüzüğe Paha Biçilemiyor!
Altın Yüzüğe Paha Biçilemiyor!
Dünyanın süper güçlerinden biri olan HİTİT izleri SİVAS´ın her karışında görülüyor. Hitit Krallarının KADEŞ SAVAŞI´na gitmeden önce SARİSSA´ın 1900 rakımlı tepede bulunan kutsal SUPPİTASSU gölünde yıkanarak savaşa gittikleri araştırmacılarca dile getiriliyor. SİVAS´ın her yerinde HİTİT izleri görülürken, paha biçilmez “ALTIN YÜZÜK” de MÜZEDE sergileniyor.
SİVAS Türkülerin Ocağı
SİVAS Türkülerin Ocağı
Kültür araştırmacıları, pek çok yerde dillendirilen ve Sivas kültür dokusunun bariz özelliklerinin görülüğü“Bir Ay Doğar İlk Akşamdan Geceden” türküsünün Sivas yöresine ait olduğunu iddia ediyorlar.
İşte, İki GÖNÜL İnsanı!
İşte, İki GÖNÜL İnsanı!
SİVAS´ın KUTUP YILDIZI İhramcızade İsmail Hakkı Toprak´ın, AŞIK VEYSEL´in “KARA TOPRAK” şiirini çok sevdiği ve bunun ezgisini söyleterek göz yaşı döktüğü öğrenildi.
Uzun Hikaye
Uzun Hikaye
/başkalarının derdi gelip bana çarpıyor/
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
E-Gazete
Son Sayı
Önceki Sayılar
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar