Gül Hacı Güççük Bacı
Kirkor DEĞİRMENCİYAN´ın kaleminden gerçek yaşanmış hatıralar zinciri...
Tarih: 7.9.2018 00:41:13/ 3266okunma / 5yorum

 
“Melüllenme Deli Gönül
Gez Bir Zaman Gör Nic´olur
İndir Tahtını Yücelerden
Yık Bir Zaman Gör Nic´olur

Bir İş Gelirse Başına
Bahane Bulma Komşuna
Sefil Hırka Çek Başına
Yat Bir Zaman Gör Nic´olur”(
Sivas Türküsü)

 

(Güzel HEMŞEHRİLERİM Plakta bu SİVASIMIN türküsü söyleniyor. El ayak çekildi. Gözlerimi yumdum. Bezirci Mahallesini, Tecer Dağını,KIZILIRMAK´ta boğulan abim ŞAHİN´i düşündüm. Garip anamı, garip babamı düşündüm. Türkü çaldı Kocamış KİRKOR ağladı… Türkü çaldı Kocamış KİRKOR ağladı. Sonra yazıyı tamamlayıp size havale eyledim…)

***

SİVAS…

Bezirci Mahallesi…

Kocamış aklım bana 1947 yılı olduğunu söyler.

Cılız bir insana Kudretli TANRIM tarafından bahşedilen bir hafıza ile yazmaya çalışmaktayım.

Bilesiniz ki hemşehrilerim bende bir hüner yok.

TANRIM kullarını hesap eylediğinde zannederim ki şu iki insana CENNETİME buyur sana sual yok deyiverir.

Kim mi onlar hemşehrilerim?

Sene 1947

Bezirci Mahallesine kara kış yaklaşmakta. Söğüt ağaçları gazelleri yele vermişler idi çoktan.

Anam MANUŞAK Hatun beni “caalıkta çimdirmekte” idi.

Ben çimerken, kapıdan ağabeyim ŞAHİN´in sesi geldi.

“GÜL HACI Dayı geliyor, Gül Hacı dayı” geliyor diye.

Çimdikten sonra ben de şeremet bir durumda vardım.

GÜL HACI Dayı gelmişti.

Kim mi bunlar deyivereyim.

GÜL HACI Dayı ve Karısı, güz gelince, SOĞUK ÇERMİK taraflarından topladıkları “ALIÇ ve Armutları” iki eşeklerine yükleyerek satarlardı.

İKİ eşekleri vardı. Heybelerine doldururlar ve bir tas ile satarlardı.

Onlar Bezirci Mahallesi´ne geldiklerinde düğün gibi olurdu her yer.

BEZİRCİ´nin “mazarat uşakları” etraflarını çevirir şamata ederlerdi.

Hep bir ağızdan da KORO halinde

“GÜL HACI GÜÇÇÜK BACI/ GÜL HACI GÜÇÇÜK BACI” diye tempo tutarlar idi.

GÜL HACI DAYI´da değneğini havaya kaldırır oynardı biz gülerdik.

Karısı da ağzını “yaşmaklar” onu seyrederdi.

İkisi de kısa boylu idiler. TANRIM günah yazmasın ama “çok da saftılar”.

GÜL HACI DAYI´nın kulakları kocamandı. Kafasından önce görülürdü.

Hesap da pek bilmez idi.

Mazarat uşaklar onu kandırırlardı.

KARISI da çok saftı.

Bir birlerine aşıktılar ki bakışlarını şimdi yorumlamaktayım.

Olgun alıçları GÜL HACI dayı karısı KÜÇÇÜK BACIYA yani HURİ teyzeye verirdi.

Avuçlarına koyardı ki onun da hemen yüzü kızarır mutlu olurdu.

Onlar satış yaparken bir gün mahalleye “PIRTICI” gelmişti.

Gitti GÜL HACI dayı “enterelik” aldı haremine.

Gördüm ki dünyalar HURİ teyzenin oldu. Kokladı durdu bezi.

Tabiki de kumaşı anam Kemahlı MANUŞAK GELİN´e getirdiler.

Anam iki güne varmadı ki dikip HURİ teyzeye giydirdi.

Sultanlar gibi güzel yakıştı.

HURİ teyze elbiseyi giyince çok utandı ki görmeyin. Yüzü kızardı.

(Yüzü kızarmayı, mahcup olmayı şimdi kimse anlar mı.)

GÜL HACI dayı nerdeyse kar düşene kadar “ALIÇ” satardı.

Bir düzüne mazarat uşakta onun etrafında tempo tutmaya devam ederdik.

“GÜL HACI GÜÇÇÜK BACI/GÜL HACI GÜÇÇÜK BACI” diye…

Bazen de tekmil verirdi asker gibi hazır ola geçerek…

“Sülümandan olma
Şerife´den doğma
Suvaslı Hacı
Emret kumandanııımmm”

Tiyatro gibi izler çok gülerdik.

Paramızda yok olsa da illa alıç verirdi.

GÜL HACI dayı anama “KARA BACI” derdi…

Anama alıçların iyisinden armağan ederdi.Çünkü anam da ikisine hürmet ederdi.

Eşeğin birine biri, diğerine biri binerdi.Sabah getirdikleri alıçları akşama değin bitirirlerdi.

Çoluk çocukları yok idi. Olmamış derdi anam.Kale tarafında iki göz oda da otururlardı.

Yine bir gün SOĞUK ÇERMİK tarafında alıç toplar iken, yığılmış yere GÜL HACI dayı…

Nefes nefese HURİ teyze yakındaki insanlara ulaşmış.

İnsanlar varmış ki ruhunu TANRIYA vermiş.

Kalp krizi mi, YILAN mı, ÇIYAN mı soktu bilinmedi. TANRIYA yol aldı.

Anam, babam, mahalle de her kes çok yandı.

Anam yine bildiğiniz gibi DİZLERİNİ DÖVE DÖVE AĞLADI.

Haber aldık ki KÜÇÇÜK BACI yanı HURİ teyze, onun ardından çok ağlamış evinden çıkmamış.

TANRIMIN gücüne gitmesin ama delirmiş dediler.KÜÇÇÜK HACI Dayının ölümüne alışamamış.

Ben bilirim ki ona aşıktı. Bakışlarından anlardık hepimiz.Avuçlarına GÜL HACI dayı alıç koyunca, güzel bakardı ona.

KALE ardı da ev yapmaya gitmişti bir gün babam Bedros Usta. Akşam eve gelince dedi ki, GÜÇÇÜK BACI iyice kendinden geçmiş. Kimseyi hatırlamıyor. “Kuzu gibi mer mer meliyor” dedi…Anam yandı biz yandık, duyanlar yandı…

Devlisi sene gene güz geldi.

Alıçlar oldu, armutlar oldu amma GÜL HACI dayı ve GÜÇÇÜK BACI´nın gelişleri olmadı.

Avuçlarına alıç konunca mahcup bakan kimse de yok…








Kaynak:

Anahtar Kelimeler: Hacı Küççük Bacı
Okuyucu Yorumları (5 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Veysel Dinç
8.9.2018 06:13:30
Selam, sevgi ve saygılarımı sunarım.
Leyla
8.9.2018 19:37:26
Kirkor amca kutlarim sizi
havva
8.9.2018 21:49:09
Sivas a geldiğiniz vakit sizi misafir etmek isterim Kirkor AMCA.
Zekeriya
8.9.2018 19:34:43
Çok akıcı çok guzel
Niyazi özden
7.9.2018 17:42:23
Bu kadar duru bir dil ile anlattıklarımız bizide aynı duyguları yaşatıp çocukluk yıllarımızda yaşadıklarımızı dile getiriyorsunuz teşekkürler
Kaf Dağı İnsan Yüreğidir
Kaf Dağı İnsan Yüreğidir
Bu otuz kuş anlamış ki, gerçek yolculuk samimi ve çileli olandır. Kendinden bildiğin uğruna, kendi yüreğini hesaba çekmedir gerçek yolculuk…
Ferhat İle Şirin
Ferhat İle Şirin
Kazmayı kayalara vura vura Şirin´e uzanan yolları ilmek ilmek dokuyan Ferhat,zaman ve mekan aşan utandırılmış sevdaların da timsali olagelmiştir.Sevgiliye ulaşmak için yıllara yayılan umut, sevda ve hasret vakti zamanı gelince bir su yolu olur ve uzanır dağlardan dağlara.Yüreğin en dip labirentlerinde okyanusları barındıran nice giz seyrangahı, bir nakkaş titizliğiyle işlenerek dönüşüverir elmasa…
bir ZARİFOĞLU şiiri
bir ZARİFOĞLU şiiri
İsmimim baş harfleri acz tutuyor
Bir SİVAS Hatırası...
Bir SİVAS Hatırası...
"Kendine gel SİVASLI Kirkor! Sen yokluklardan gelen birisisin. Ananın ağıtları ile büyüdün. Bulgur pilavı yanına çok zaman turşu bile bulamazdın. Böbürlenmen ne ola ki”
Bir SİVAS Hatırası...
Bir SİVAS Hatırası...
“O yıllarda köy 50 hane kadardı. Derleme toplama bir köy idi. Sürgün köyü sayılırdı. Hatrımda doğru kaldı ise 20 hane kadar TÜRK, 10 Hane kadar Kürt, 10 Hane kadar Ermeni 2 Hane kadar Rum 2 HANE kadar Çerkez yaşayan ilginç bir köydü. Bir SENARİST olsa o köyden çok film yapardı. Konan göçen çok olurdu. JANDARMADA eksik olmazdı.
Karanlık Dünyanın Aydınlık Yüzü
Karanlık Dünyanın Aydınlık Yüzü
Toprağa da âşık olunur mu demeyin. Âşık olunur, hem de delice…Toprak ki cömert ellerini açar hiç kapamaksızın.
İşte, İki GÖNÜL İnsanı!
İşte, İki GÖNÜL İnsanı!
SİVAS´ın KUTUP YILDIZI İhramcızade İsmail Hakkı Toprak´ın, AŞIK VEYSEL´in “KARA TOPRAK” şiirini çok sevdiği ve bunun ezgisini söyleterek göz yaşı döktüğü öğrenildi.
Mustafa BALEL´in Yeni Romanı
Mustafa BALEL´in Yeni Romanı
Türk Edebiyatının önde gelen isimlerinden biri olan hemşehrimiz Mustafa BALEL, bir birinden güzel eserler ile yine gündemde.BALEL´in konusu SİVAS´ta geçen “Koç İbrahim´in Medrese Turu” isimli romanı okurlarla buluştu.
Uzun Hikaye
Uzun Hikaye
/başkalarının derdi gelip bana çarpıyor/
TAŞHAN...
TAŞHAN...
/Niçin çıktın dağlara evren çöl oldu leyla/
Bir SİVAS Hatırası...
Bir SİVAS Hatırası...
Ben küçüktüm o zaman ağlayamamıştım ama aha şimdi bu yazıyı yazarken o anı anımsıyorum ve şimdi AĞLIYORUM…Gözyaşı borcumu ödüyorum.
Kadim Emanetin Vefalı Ustası
Kadim Emanetin Vefalı Ustası
Şey Ustam o eller senin miydi? Senin miydi, o nasırlı ellerden süzülen zamanın seyri alemi? Senin miydi o eller ustam? Nakış nakış yüreğinden süzdüğün giz seyrangahı?Zamana kayıt düşen anlar, bir mehterin içleri aydınlatan rayıhasını, ilmek ilmek yürekleri işleyen o nasırlı eller senin miydi ustam?
Küpeli Çöreği
Küpeli Çöreği
Tecer Dağı yakını köylerden KÜPELİ köylüler var idi hatırlamaktayım. Bağdaş kurup akşam yemek yiyip değirmen sırası gözetmekte idiler
Bunu İlk Defa Duyacaksınız!
Bunu İlk Defa Duyacaksınız!
SİVAS´ın “görünmeyen üniversitesi” olan Şah Dede İhramcızade İsmail Hakkı Hazretleri, ölümünün ardından yıllar geçmesine rağmen sevgiyle anılıyor. İnsanlara, sevgiyi ve birlik beraberliği öğütleyen Şah Dede´nin, Sivas dışında da önemli bir seven kitlesi bulunuyor.
Suyun Destanını Yazan Adam!
Suyun Destanını Yazan Adam!
Ebubekir PARLAK...Sivas Numune Hastanesi´nde dört tekerlekli arabasıyla, buğday tenli bu suskun adam, ölmemesi gereken bir erdemi sundu taşlaşmış kalabalıklara. “Su parasızdır” levhasıyla, insanların peşinden koştuğu her şeyi gölgede bırakarak yaşadı.
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
E-Gazete
Son Sayı
Önceki Sayılar
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar