Gençliğimizin Kahramanları
Yeni Şafak Gazetesi Yazarı İbrahim TENEKECİ´den hoş bir yazı...
Tarih: 25.10.2017 19:26:26/ 889okunma / 0yorum

 

Kemal Öztürk´ün son yazısını okuyunca, gençliğime, yani doksanların hemen başına gittim ve o yıllarda biraz kaldım.

Yeni muhabir olan Öztürk, savaş sırasında Bosna´ya gidiş serüvenini anlatmış. Gidip de görememek, varıp da bulamamak üzücüdür hakikaten.

 Bizim kuşağın her alanda birçok kahramanı oldu. Mesuliyet duygusu imana dayanır. İşte buradan doğan bir kahramanlık.

Doksanlar, İslâmî uyanışın ve direnişin başladığı yıllardır. Dirayetli isimlerin aynı anda geldiği bir dönemdir. Necmettin Erbakan, Aliya İzetbegoviç, Şeyh Ahmet Yasin, Cevher Dudayev, Abbas Medeni. Liste bu şekilde uzayıp gidiyor. Çeçenistan´dan Cezayir´e kadar muazzam bir coğrafya.

Küçük ve dumanlı odalarda sürekli toplanıyoruz. İnsanların birbirine itimadı tam. Henüz maddiyat keşfedilmemiş. Yerel yönetimler, iktidar imkânları, ihale işleri falan bilinmiyor. Kitap listeleri veriliyor. Şiirler okunuyor. Hal hatır soruluyor. Çoğu zaman evimizin yolunu unutuyoruz.

Haberleşme sıkıntılı, kaynaklara ulaşım kısıtlı. Buna rağmen birbirimizden haberdarız. Çeçenistan direnişini yakından takip ediyoruz. Laçin Koridoru´nun düşmesinin sonuçlarını tartışıyoruz. Bosna savaşının adeta içindeyiz.

Keskin nişancıyım. Bosna´ya gitmek için ismimi yazdırıyorum. Küçük bir kızım var. Beni yakından tanıyan ağabeylerden biri listeden ismimi sildirmiş. Onunla uzun süre konuşmadım. İlk gruptan gidenlerin haberleri de gelmeye başlıyor. Selami Yurdan şehadet şerbetini içiyor. Şehidin babası, “diğer oğullarım da bu dava için feda olsun” diyor. Onurlu ve olgun.

Kendimce, bunun şiirini yazmaya çalışıyorum ama olmuyor. Aklımda kalan tek dize: İgman dağlarında köpekler havlar.

İyi hatırlıyorum: Bosna için bir dayanışma gecesi düzenleniyor. Hanımlar kısmında elden ele dolaştırılan poşet, kısa sürede bilezik, yüzük, kolye ve küpeyle doluyor. Verilen mutlaka yerine ulaşır. Hiç kimsenin aksi yönde şüphesi yok. Burası önemli. Evet, itimat.

Bu kez Karabağ´a gitmek istiyorum. Yok. Bari Çeçenistan´a gideyim. Orası da nasip olmadı. Kaderim ‘sen burada kalacaksın´ diyor sanki. Beyazıt meydanındaki cuma eylemlerinde teselli arıyorum. Bazen de miting.

Şimdi, çeyrek yüzyıl öncesine dönüp bakıyorum. İsimler, hatıralarla beraber geliyor. Süleyman Çobanoğlu´nun Yeni Şafak´ta yayınlanan o müthiş yazısı: Cevher Paşa Forvette. Son cümle: “Cevher Paşa şehid oldu.”

Ruslar füzeyle suikast düzenliyor. Sekiz yıl sonra İsrail de Şeyh Ahmet Yasin´e suikast düzenleyecekti. Sabah namazı çıkışında ve yine füzeyle.

Hayırlı insanların amelleri ayrılıklarından sonra da devam eder. Cennetmekân Necmettin Erbakan, bizi iki tehlikeye karşı sürekli uyarırdı: Siyonizm ve Gülen. Erbakan Hoca, binlerce vatan evladının paralel yapı tarafından ziyan edilmesini önlemiştir.

GENÇLİĞİMİ HATIRLATAN ŞİİRLER

Her nesil kendi özelliklerini beraberinde getirir. Onları kendinize benzetemezsiniz. Doksan kuşağı da böyledir. Sadece kendisine benzer.

Gençliğimin penceresinden bakmaya devam ediyorum. Biraz da edebiyat dünyasında gezineyim.

Kahramanım olan kitaplardan birkaçı: Erbain, Üç Mesele, Yaşamak, Yoksulluk İçimizde, Yokuşa Akan Sular.

Ben daha çok şiirler üzerinden yolculuk etmeyi severdim. Başka şairlerin yazdığı şiirlerim vardı. Yayınlanır yayınlanmaz ezberlediğim şiirler. Bir kısmını paylaşmak isterim. Ömer Erdem´den Kayıp Kardeş. Cahit Koytak´tan Beyler de Kalkar, Padişah. Ayrıca ‘ve yağmur yutuyor bütün golleri.´

Ali Emre´den birçok şiir. İmrendiğim şairlerden biriydi kendisi: Uzakta, Bir Ninni Bir Yâsin, Şarkî, Yangın, Afife. “Sesini yalnızlığıma kuşanıyorum / Güzel bir anne ağlıyor ardımdan / İçimin beyazlığına uzanıyorum.” Tertemiz bir ses. Nereden buluyor, nasıl yazıyor?

Elbette Süleyman Çobanoğlu. “Mümin güven yurdudur” ve Süleyman Çobanoğlu tam olarak böyledir. Bu yazı vesilesiyle Şiirler Çağla´ya yeniden bakıyorum: Sakin, Parasız Yatılı, Otis Tarda, Ağlamak, Lâmba, Dair. Her biri Türk Şiir Sanatı´nın güzide örnekleridir. “Senin ince gönlünü hangi kış kırabilir?”

Devam edelim. Kemal Sayar´dan Rüknettin´in Kalbi İçin Kehanetler. “Benim kalbim bir ıslahevidir doktor / Yetim bir çocuk durmadan azarlanır içinde.”

Bu şiirler ve daha niceleri, bana doksanlı yılları, yani gençliğimi hatırlatır. (Müstakil bir yazı konusu oldu bu.)

O yılların manevî büyükleri kimlerdi? Temasımız çok oldu. Fakat yaşımız genç, derinlikleri anlayacak durumda değiliz. Karşımızda kimler var, bilemiyoruz. Esa´d Coşan Hocaefendi, Muhammed Raşit Erol Hazretleri ve Safer Efendi. Bu üç ismin bizim kuşak üzerinde hakları ve emekleri çoktur, asla ödenmez. O yıllarda daha sık dokunmuş bir ‘dinî hayat´ın içindeydik.

ALİYA İZETBEGOVİÇ

Manevî önderler, siyasî liderler, komutanlar, şair ve öykücüler. Aliya İzetbegoviç´e hepsinin arasından bakıyorum. “Haksızlığa uğrayıp da hakkını alanlar müstesna” hükmünü adaletli ve merhametli bir şekilde uygulayan isimdi.

Said Halim Paşa´nın Buhranlarımız kitabından: “İnsaf ve uzak görüşlülükten iyice mahrum olduklarını ispat eden bu istilâcılar, Müslümanlara reva gördükleri zulüm ve gaddarca muamelelerle, günün birinde meydana çıkacak olan tepkiyi de çabuklaştırmaktan geri kalmıyorlardı. Bu tepki elbette vukubulacaktır.” (Sayfa 165.)

Kral demek istemem. Bize mahsus bir ifade değil o. Aliya İzetbegoviç, işte bu tepkinin en soylu şekilde vukubulmuş haliydi.

Kerkük türküsünden aldığım bu dize onu ne güzel anlatıyor: “Daim beyler bey olur.”

                                                      İbrahim TENEKECİ/ YENİ ŞAFAK








Kaynak:

Anahtar Kelimeler: Gençliğimizin Kahramanları
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yetkililer Göreve!
Yetkililer Göreve!
SİVAS Numune Hastanesi doktor yetersizliği nedeniyle yeterince hizmet veremiyor. İlçelerden, köylerden, kasabalardan gelenler, hastalarının tedavisi için yeterli doktor olmadığından şikayet ediyorlar.
Sivas Kongresi´nin 100.Yılı
Sivas Kongresi´nin 100.Yılı
Kimi şehirler, çekirdek bünyelerinde felsefi bir damarı barındırırlar lakin, o şehrin müntesiplerince bu damar bir türlü harekete geçirilemez.
Annem Öldü mü
Annem Öldü mü
/sen benim arkamda benzerdin dağa.../
Bu Güzel Haber İşte!
Bu Güzel Haber İşte!
SİVAS´ta sıra dışı etkinlikler de boy gösteriyor. Eski ağaçlardan, bina yıkıntılarından temin edilen odunlara, maharetli elleriyle şekil veren Kemallettin NAMOĞLU, şehre bir çocuk köyü kazandırma yolunda emin adımlarla ilerliyor.
Mesele ERDOĞAN Değil ki!...
Mesele ERDOĞAN Değil ki!...
Ama tek Türkiye var. Ve 100 yıllık Türkiye Cumhuriyetini teslim etmemek için hala bir şansımız var.
Keşişin Kayıp Kitapları
Keşişin Kayıp Kitapları
SİVAS tarihi ve kültürü açısından çok önemli hatıralar zinciri...
Hakan AKSU ve Beklentiler
Hakan AKSU ve Beklentiler
Sivas´ta yıllardır oluşan çalışmama üzerine kurulan düzeni yıkmalı. Uzun yıllardır görev yapan, çalışıyormuş gibi görünen, sıkı sıkıya koltuklarına yapışan yapının bir an önce değişmesi için çaba göstermesi bekleniyor.
DARENDE´ye Doğru Ağır Zaman
DARENDE´ye Doğru Ağır Zaman
Ağır bir zaman… Hayatın çentikli anı, kayda değer bir zamanı dillendirmeye namzet bir huzur ile, içine doğru kıvrılan bir nehir gibi ilerliyor yavaş yavaş… Öte dağlar ve öte diyarların, kendi kendileri ile söyleşmeleri belki de çoğu şeyi anlamlı kılan… Kayda değer bir zaman, ağır ağır ilerliyor DARENDE´ye doğru…
DARENDE´yi Görmeden Ölmeyin!
DARENDE´yi Görmeden Ölmeyin!
Bir zamanlar SİVAS´a bağlı olan DARENDE, gezip görenleri adeta büyülüyor. SOMUNCU BABA ile manevi bir iklim etrafı kaplarken, GÜNPINAR ŞELALASİ ile de doğanın insana sunduğu cömertlik ap açık ortada duruyor.
GÜRÜN´de Ağaçlar Sabırda
GÜRÜN´de Ağaçlar Sabırda
GÜRÜN´de bu yıl dallar meyveye duramadı. Geçen yıl ağaçlar meyve yükünden kırılacak gibi olurken, bu sene yaşanan DOLU nedeniyle ara ara meyve olduğu gözlemlendi.
BURUCİYE Bunu Hak Ediyor mu?
BURUCİYE Bunu Hak Ediyor mu?
SİVAS´ın taş abidelerinden biri olan BURUCİYE MEDRESESİ, deyim yerinde ise kasvet haneyi anımsatıyor. İçine girip çay içenlerin içinin daraldığı gözlemlenirken, zerrece işletme mantığının da olmaması insanları üzüyor.
Kurban ile İlgili Bazı Hususlar
Kurban ile İlgili Bazı Hususlar
Kurban kesmeyi "vacip" olarak kabul eden Hanefi mezhebine göre nisap miktarı mala sahip olan her bireyin ayrı bir kurban kesmesi gerekir.
Sen Sadece Yalansın Dünya!
Sen Sadece Yalansın Dünya!
Ünlü yazar Armağan ETHEMOĞLU vefat etti. ANKARA´da kalp krizi sonucu vefat eden Armağan ETHEMOĞLU, Ankara´da toprağa verildi.
Üç Günlük Dünya mı?
Üç Günlük Dünya mı?
Üç nesillik Rüya!” ancak ve ancak emekle, vizyonla, çalışmakla, azimle, dürüstlükle, merhametle, birlik ve beraberlikle, adil paylaşımla ve hakkaniyetle gerçeğe dönüşebilir ve bir hayat tarzı haline gelebilir!
yalan dünya...
yalan dünya...
/yürü bre yalan dünya/ sana konan göçer bir gün/
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
E-Gazete
Son Sayı
Önceki Sayılar
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar