eylül işte...
Osman ÇELİK Yazdı...
Tarih: 7.9.2018 22:56:36/ 833okunma / 6yorum

“her şey o kadar dokunaklı ki
eylülsem, istemeden kırılıyorsam bazen
dağınık, renksiz bir mozaik gibiysem
üstelik yalnızsam bir de -telefonda kuş sesleri-
aynalardan duvarlara bir üzünç akıntısı…”

 

Eylül geldi yine...

Birkaç gündür, Eylülün verdiği tuhaf giz seyrangahı sarıp sarmalıyor içimi. Tuhaf bir ruh kıpırdaması, akşamdan sabaha avare kırlangıçlar gibi dolanıyor içimde.

Ruhumu esir alan bir daralmışlığa, beni duçar eden bilinmezler bilinmezi, nasıl sukun bulur bilmiyorum ama, sere serpe bırakıyorum kendimi hazan mevsiminin müşfik kollarına….

Eylül işte…

Herşey o kadar  dokunaklı, her şey o kadar kırılgan ki…İnsanın bu mevsimde öylesine kırılası geliyor…Sevdiklerine kırılası, sevmediklerine kırılası, tanıdıklarına ve tanımadıklarına kırılası gelir insanın…

Yüreğinin en tenha yerine sakladığı, güz güllerini yeniden ve yine yeniden çıkarıp başıbozuk sulara insanın bırakası geliyor…

Sıra selvilerden azad edilen yaprakların hüzün ormanına insanın dalası geliyor nedense…

Eylül işte hüzün mevsimi… Göçmen kuşların ardı sıra sürülen ağıt korosunu an be an içselleştirerek insanın genizlerini yakası geliyor.

Öte dağların doruklarındaki serin göllere saatlerce bakıp, uçarı düşlere insanın dalası geliyor yeniden…

Eylül işte…

Güneşin, yaz sıcağına inat daha soluk bir siluete bürünmesi, habercisi adeta bu hüzün mevsiminin. Eğik ışık huzmeleriyle birlikte, yüreğin tam orta yerine nüfuz eden, kekremsi keşkelerin yeniden dirilmesi, bu hüzün mevsiminde…

Ilgıt ılgıt esen sabah rüzgârının, ıtır kokan dağlarla söyleşircesine, yavaşça hazan şarkılarını söylemeye başlaması…

Eylül işte, hayatın alacalı bulacalı düşlerinin, hiç dokunmadan kırılma zamanları…

Yüreğe dönüşün ılık silueti…

Sormadan, danışmadan, konuşmadan yine geldi ansızın. Dağ dağ, ova ova, libasını salıverdi etrafa.  Yeniden, güz rüzgârının tenhalığını taşıdı; çentikleşmiş yüreğin en nazeninine…

Eylül işte...

Ansızın yine gelip oturdu adam yüreğine… Sarımtırak divaneliklerle, iğri iğri indi yine gönüllere. Ağır aksak hayallerin, umarsız bildirisi gibi, naif bir suretle, yarım hikâyelerin habercisi gibi geldi nedensiz…

Dağ dağ, türkü türkü, kırılgan umutlarla geldi. Ebruli bir yağmur ile, kırlangıçların kanat şakımalarını şerbetleye şerbetleye geliverdi...

**

Eylül işte...

Güneşin, insan içine salıverdiği tuhaf mutluluk. İçe doğru dönüşün, hüzün manifestosu…

Yüreğe ve şiire dönüşün tılsımlı başlangıcı…

Göçmen kuşların kanatlarına emanet edilen asude düşler, öte diyarların özlemine doğru sökün ediyorlar usul usul. Öte dağların koyuklarında, kekik kokularını içselleştiren turnaların, göç göç olup göğe dizilme sesleri yine karışıyor âlemden âleme…

Kül rengi kara bulutlar, bağırlarında taşıdıkları damlaların o enfes raksını, eylülün hatrına, toprakla söyleşmeye hazırlıyorlar yeniden…

Eylül... Çisil çisil inen şiirin,  yürek çığlığı. Deli ırmakların, yatağına kıvrılması... Kirli düşlerin, kaldırımlarda parçalanması... Bembeyaz hayallerin, usul usul gönüllere otağ kurması...

Eylül işte...

Usulcana düşen yapraklarla birlikte, hasret nidalarını dillendirmesi… Güz yağmurlarının, iğri iğri sere serpe dağılması yeniden…

Yağmurların bitip tükenmez türküsü...

Eylül işte…

 








Kaynak:

Anahtar Kelimeler: eylül işte
Okuyucu Yorumları (6 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
A.Kabarda
8.9.2018 16:37:43
sivas sonbahar güzel olmuş yazı da güzel olmış.
M.ali kaya
8.9.2018 12:31:59
Allah kalemine gönlüne güç versin ustadim
Nesrin
8.9.2018 09:49:08
Tek kelime ile enfesss
Zekeriya
8.9.2018 09:51:01
Kalbi olana yakışandır hüzün...
İlkim
8.9.2018 11:43:14
Hüzün dur en çok kalbe yakışan.ne güzel yazmışsin arkadaşim
Selim
8.9.2018 00:02:33
Yüreğine sağlık kardeşim.21 asrın tüm hoyratlığına inat samimiyeti ve içtenliği ortaya koyan bu yazılar inşaalah bir kitapta toplanır.
Kaf Dağı İnsan Yüreğidir
Kaf Dağı İnsan Yüreğidir
Bu otuz kuş anlamış ki, gerçek yolculuk samimi ve çileli olandır. Kendinden bildiğin uğruna, kendi yüreğini hesaba çekmedir gerçek yolculuk…
Ferhat İle Şirin
Ferhat İle Şirin
Kazmayı kayalara vura vura Şirin´e uzanan yolları ilmek ilmek dokuyan Ferhat,zaman ve mekan aşan utandırılmış sevdaların da timsali olagelmiştir.Sevgiliye ulaşmak için yıllara yayılan umut, sevda ve hasret vakti zamanı gelince bir su yolu olur ve uzanır dağlardan dağlara.Yüreğin en dip labirentlerinde okyanusları barındıran nice giz seyrangahı, bir nakkaş titizliğiyle işlenerek dönüşüverir elmasa…
bir ZARİFOĞLU şiiri
bir ZARİFOĞLU şiiri
İsmimim baş harfleri acz tutuyor
Bir SİVAS Hatırası...
Bir SİVAS Hatırası...
"Kendine gel SİVASLI Kirkor! Sen yokluklardan gelen birisisin. Ananın ağıtları ile büyüdün. Bulgur pilavı yanına çok zaman turşu bile bulamazdın. Böbürlenmen ne ola ki”
Bir SİVAS Hatırası...
Bir SİVAS Hatırası...
“O yıllarda köy 50 hane kadardı. Derleme toplama bir köy idi. Sürgün köyü sayılırdı. Hatrımda doğru kaldı ise 20 hane kadar TÜRK, 10 Hane kadar Kürt, 10 Hane kadar Ermeni 2 Hane kadar Rum 2 HANE kadar Çerkez yaşayan ilginç bir köydü. Bir SENARİST olsa o köyden çok film yapardı. Konan göçen çok olurdu. JANDARMADA eksik olmazdı.
Karanlık Dünyanın Aydınlık Yüzü
Karanlık Dünyanın Aydınlık Yüzü
Toprağa da âşık olunur mu demeyin. Âşık olunur, hem de delice…Toprak ki cömert ellerini açar hiç kapamaksızın.
İşte, İki GÖNÜL İnsanı!
İşte, İki GÖNÜL İnsanı!
SİVAS´ın KUTUP YILDIZI İhramcızade İsmail Hakkı Toprak´ın, AŞIK VEYSEL´in “KARA TOPRAK” şiirini çok sevdiği ve bunun ezgisini söyleterek göz yaşı döktüğü öğrenildi.
Mustafa BALEL´in Yeni Romanı
Mustafa BALEL´in Yeni Romanı
Türk Edebiyatının önde gelen isimlerinden biri olan hemşehrimiz Mustafa BALEL, bir birinden güzel eserler ile yine gündemde.BALEL´in konusu SİVAS´ta geçen “Koç İbrahim´in Medrese Turu” isimli romanı okurlarla buluştu.
Uzun Hikaye
Uzun Hikaye
/başkalarının derdi gelip bana çarpıyor/
TAŞHAN...
TAŞHAN...
/Niçin çıktın dağlara evren çöl oldu leyla/
Bir SİVAS Hatırası...
Bir SİVAS Hatırası...
Ben küçüktüm o zaman ağlayamamıştım ama aha şimdi bu yazıyı yazarken o anı anımsıyorum ve şimdi AĞLIYORUM…Gözyaşı borcumu ödüyorum.
Kadim Emanetin Vefalı Ustası
Kadim Emanetin Vefalı Ustası
Şey Ustam o eller senin miydi? Senin miydi, o nasırlı ellerden süzülen zamanın seyri alemi? Senin miydi o eller ustam? Nakış nakış yüreğinden süzdüğün giz seyrangahı?Zamana kayıt düşen anlar, bir mehterin içleri aydınlatan rayıhasını, ilmek ilmek yürekleri işleyen o nasırlı eller senin miydi ustam?
Küpeli Çöreği
Küpeli Çöreği
Tecer Dağı yakını köylerden KÜPELİ köylüler var idi hatırlamaktayım. Bağdaş kurup akşam yemek yiyip değirmen sırası gözetmekte idiler
Bunu İlk Defa Duyacaksınız!
Bunu İlk Defa Duyacaksınız!
SİVAS´ın “görünmeyen üniversitesi” olan Şah Dede İhramcızade İsmail Hakkı Hazretleri, ölümünün ardından yıllar geçmesine rağmen sevgiyle anılıyor. İnsanlara, sevgiyi ve birlik beraberliği öğütleyen Şah Dede´nin, Sivas dışında da önemli bir seven kitlesi bulunuyor.
Suyun Destanını Yazan Adam!
Suyun Destanını Yazan Adam!
Ebubekir PARLAK...Sivas Numune Hastanesi´nde dört tekerlekli arabasıyla, buğday tenli bu suskun adam, ölmemesi gereken bir erdemi sundu taşlaşmış kalabalıklara. “Su parasızdır” levhasıyla, insanların peşinden koştuğu her şeyi gölgede bırakarak yaşadı.
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
E-Gazete
Son Sayı
Önceki Sayılar
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar