Bir Kum Tanesi Olsam
Bir yağmur olsam gecenin bağrında. İniversem gelin başı bulutlardan. Ap apak dallardan süzerek güneşin huzmelerini, sunuversem akasyaların naif bedenlerine. Dağların en tepesinde, ay aydınlık düşlere mırıldansam zaman ve mekan aşan duyguları.Bir şairin kaleminde yaşam bulsam.Tanıdık ellerde soluklasam kır çiçeklerinin naif şarkılarını…Bir şiir olsam zamansız ve mekansız…İniversem çorak gönüllere… Dolanıversem huzur adalarının etrafında…Uzak iklim şarkılarını turnalardan öğrensem ve uzanıversem göğün tılsımlı kollarına…
Tarih: 20.5.2017 22:26:26/ 594okunma / 0yorum

 
"Gün olur, alır başımı giderim,
Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda.
Şu ada senin, bu ada benim,
Yelkovan kuşlarının peşi sıra.
***
Dünyalar vardır, düşünemezsiniz,
Çiçekler gürültüyle açar;
Gürültüyle çıkar duman topraktan.
***
Hele martılar, hele martılar,
Her bir tüylerinde ayrı telaş!..
***
Gün olur, başıma kadar mavi;
Gün olur, başıma kadar güneş;
Gün olur, deli gibi..."

 Bir şiir olsam kelimelerden habersiz. Konsam tenhaların bedbinliğine. Bir solukta, soluklansa hecelerim. Toy kuşlarının, adamakıllı adamlıklarından soyarak yılları, bir bir destanlaştırsam şairleri...Ve uzatsam boynumu ap aydınlık günlerin rayıhalarına doğru…

**

Bir ırmak olsam çağıltısı hiç durmayan... Balıkların, ap apak pullarından düşler kursam ve iletsem ötelerin en ötesine... Her yağmur sonu, yeniden soluklasam damlaların o enfes kokusunu...Her yağmur sonu, yılgın ölgün zamanlarımı sunuversem mahsun bir kırağı gibi…

**

Bir turna olsam göllerden habersiz... Uzak iklimlerden, bahar getirsem kanatlarımda. Gözlerden uzak tenhalarda, deste deste huzur biriktirsem bakışlarımda... Göğün en yükseğinde, sıra sıra türküler söylesem ötelere…Sıra sıra aşklar terennüm etsem nedensiz ve niçinsiz. Yorgun bezgin gözyaşlarını bir yılkının sırtında kaf dağına göndersem…

***

Bir türkü olsam dillerde dolaşan. Itır kokan yüreklerde çalkalansam her daim. Umudu, an be an yaysam ezgilerimle... Nağmelerimi, sevgiyle boyasam zamansız. Bir içsel şarkı gibi çağıldasa ellerim… Bir dingin ırmak gibi çağıldasa yarınlara uzanan kollarım…

**

Asi bir tay olsam Kızılırmağın kıyısında. Ara sıra coşsam ovalarda. Kırlangıçları şahit tutsam, toynaklarımın heyecanına.Asi bir yılkı atı olsam Yıldız Dağı´nın yanı başında. Yelelerimde bahar coşkusu taşısam. Bir o yana bir bu yana hayatın ve hayalin toy dinginliğini salıversem…

**

Bir söz söylesem, sözlerden habersiz. Utangaç gönüllerden, hep ödünç alsam sükûneti… Dudakların her mırıldanışında, uzansam tenhalığın en güzel sahiline...Tenhaları yüreklerinde taşıyan bilgelere yolumu rastlasam…Onlardan öğrensem yaşamın gizlerini. Onlardan öğrensem zaman ve mekan aşan aşkların giz manifestosunu…

**

Bir serçe olsam mevsimini yitirmiş... Uzak iklim şarkılarını turnalardan dinlesem. Göğün, emsalsiz konuklarından öğrensem, şehrin yalnızlık şiirini.

Kışın amansız sükûneti gelmeden daha, gönüllerde kutucuklar kursam aniden... Her hüzün baz gönlü, mini minnacık kanatlarla aydınlatsam…Kar yağanda, dolu tutanda dört bir yanı, kaysıcıkların ayaza çalmış dallarına saklansam apansız… Körpe çocukların ağıtlarını destanlaştırsam bir şiir gibi.Bir kar tanesinin ahneggine salsam mini minnacık bedenimin siluetini…

**

Bir fener olsam kıyının en tenhasında. Albatros olsam, yolunu kaybeden gemilere. Gecenin en zifirinde, sönmese ışıklarım. Bir yolcuyla azığımı paylaşsam. Bir damlada deryaya varsam. Denizin gri coşkunluğuyla, söyleşsem saatlerce.

Günlerce, açılsam ötelere. Issız  bir adada demirlese yüreğim. Bir martı telaşıyla yaşasam zamanı. Zamanı bir martı telaşıyla yaşasam. Yaşasam zamanı bir martı telaşıyla. Ve en sonunda, en güzel şiirleri okusam gemicilere. Bütün varlığımı verip bir tayfaya, ondan deryaların öyküsünü dinlesem...

**

Bir elma olsam yer çekimine direnen... Hoş rayihalar sunsam çocuk yüreklere. Bir hüzünlü gönülde buluşsam zamansız. Ap apak çiçeklerden şiirler dizsem, kimsesizlerin naif bileklerine...Bahara dursa her daim dallarım. Bahara meşk tutsa umutlarım…

**

Bir Mecnun olsam Leylasız çöllerde.Kara kuru bir çöl kızı Leyla olsam Mecnunsuz çöllere. Ferhat olsam kayaları delen. Ferhat olsam taş bağırlarda taş yollar açan.Kerem olsam dağdan dağa od içinde dönen… Şirine yol olsam, Leylaya yol olsam, Aslıya yol olsam…Bir Mecnun olsam çöller içinde. Leylanın kara kuru gözlerinden abı hayat sunsam yüreğimin en ari tebessümlerine…

**

Bir gök kuşağı olsam göklerden habersiz. Yağmurun kırılganlığını iletsem, anlayanlara. Her rengimden hazineler sunsam, çocukların masum yüreklerine…Ve bir rengimi, en güzel rengimi, uzatsam ellerimden geleceğin ellerine...

**

Bir ahlat ağacı olsam yüce dağların kenarcığında. Sonbahara doğru bedenimi kurtcuklar yese. Dağ kuşları iniverseler başıma.Ay ile söyleşsem el ayak çekilende.Ay ile gönlümü yıkasam el ayak çekilende. Yemişlerimi yumuk yumuk bir çocuğun ellerine uzatıversem…Yalnız yapayalnız bir ahlat ağacı olsam dağların en tenha yerlerinde… Bir yaban ile azığımı paylaşsam, bir yağmur damlası ile sırımı paylaşsam, bir çobanın kaval sesine açsam içimin tozlu hatıralarını…

 **

Bir akasya olsam yol kenarında. Yağmur yağınca ıslansa naif bedenim. Sere serpe bir şiiri saklasam yıllar yılı. Yanı başımdan hemen yanı başımdan zarafetin naif tebessümü geçiverse. Bir tebessümde ay aydınlık düşler şaha kalksa… Bir tebessümde, gönlün aman bilmez rayihaları sökün etse…Yağmur yağsa ve akasyalar ıslansa apansız.Yaşamak denilen bir oyun , sere serpe oynansa yağmurla birlikte. Yağmur yapsa ve baharı içinde taşıyan zarafetin esrik hali, yayılıverse göğün dört bir bucağına…

“Yağmur yağar akasyalar ıslanır
Bulutlar uçuşur geceleyin
Ben yağmura deli buluta deli
Bir büyük oyun yaşamak dediğin
Beni ya sevmeli ya öldürmeli
 
Yitirmeli büyük yolların birinde ne varsa
Böcekler gibi başlamalı yeniden
Bu yağmur işlemez karanlıkta
Yan garipliğine yürek yan
Gitti giden”

 **

Bir sussam, kalabalıkların anlamsız bakışlarında. Bütün kelimelere tıkasam kulaklarımı. Kalabalıklarda yalnızlığı yaşasam yeniden. Yeniden, kalabalıkların sözlerine duçar olsam..

Bir konuk olsam, uzak iklim söylencelerinde... Bir sukutu saklasam ellerimde. Bilinmez şiirlerden söz alıp, adım adım kaçsam zamanlardan...

**

Bir kum tanesi olsam çölün en tenhasında. Her vahada, dinlense adımlarım. Bir kervana yol olsam sebepsiz. Bir öksüze, can olsam nedensiz. Ve kelimelerin anlamı yitirdiği diyarlarda, bütün çölün sorumluluğunu taşısam. Bir kum taneciği olup, çölün yükünü taşısam omuzlarımda... Kara kuru gecelerden ödünç aldığım düşsel zamanları, bir kum tanesinin kollarına emanet etsem…

***

Bir saksı olsam beton kutucuklarda... Avare sohbetlerde, kapasam kollarımı. Bahardan habersiz çiçek açsa dallarım. Yapma çiçeklerin ruhsuzluğundan sıyrılıp, nezih türküler söylesem güneşin merhametiyle beraber...Bir saksı olsam ve alfabenin en güzel harfinden baharlar dersem yeniden…

**

Bir söz olsam sözlerden arınmış. Bir söz için, gülden pazarlar kursam. Gül alıp gül satsam her daim. Gülün kokusuyla yıkasam yüreğimi. Yüreğimi açsam sorgusuz, ayazda üşüyen bütün insanlara… Gülden saraylar kursam gönüllerde… Her gönülden bir gül derip, aydınlatsam gecenin zifirini…

**

Bir mum olsam yitik zamanlarda. Eridikçe çoğalsa aydınlığım. Gecenin ne nazenin yarısında, pervanelerle söyleşsem. Eriyen her zerremden, boy boy kandiller ışıtsa dünyayı. Bir uç uç böceğine, en nazlı sırrımı söylesem. Bir uç uç böceği, kanat verse bir gelin muştusuyla…Bir mum olsam erise bedenim. Uçarı bir şarkı gibi nakaratımı dillendirse bütün insanlar…

**

Bir gemi olsam denizini arayan. Her sahipsiz adaya demirlesem yeniden. Fırtınanın yelkenlerimi kolaçan ettiğini anlayamadan, bir bir dalsam maviliğin sukutuna... Bir martı konsa güverteme. Ürkek bakışlarında bulsam kendimi.  En son yazdığım şiiri, bırakıversem mektup kuşlarının gagalarına… En son yazdığım şiirlere, merhamet adlı kelimler ekleyiversem… Şiirlerin en güzelini en güzelinin en güzelini, alıp sunuversem gökle temaslı zamanlara…

**

Bir maral olsam, sürüsünden ayrılmış. Ondan saflığın sırrını öğrensem aniden... Daha karlar erimeden,esmeden deli poyraz efil efil, ona dulda olsam dağlarda. Dağ dağ, ova ova, sevgiyi yaysam her daim. Ve bir çınar ağacına yaslayıp bedenimi, ondan sonsuzluğun öyküsünü dinlesem... Bir maral olsam ve sukut üzre çarpan yüreğimin pır pırlığına kanmadan, uzanıversem dağların koyaklarına…Çoban yastıklarının ıtır kokan bedenlerine sunuversem, yüreğimin en güzel tılsımlarını…Bir çiğdemin bağrına sufle etsem hayatın alacalı bulacalı seyrini…

**

Bir sır olsam sırlar içinde. Sırra gebe bir sırrın en içinde olsam…Ketum bir şiir gibi saklasam o sırrı yüreğimin en nazenin köşelerinde… Ketum bir söz, ketum bir suskunluk, ketum bir adanmışlık olsam…Adam akıllı toylardan öğrensem hayatın en naif bulmacalarını. Sıra sıra dizili kaysıcıkların kulaklarına fısıldasam en esrik kelimeleri. Bir tebessüm iniverse her daim… Bir sır içinde en güzel sırrı bulmacaların en dibine saklasa…Saklı bir şiir iniverse apansız… Saklı bir Türki inse apansız… Saklı bir düş çıkıp yayılıverse gönlün dağ dağ ova ova diyarlarına doğru…

 **

Bir yağmur olsam gecenin bağrında. İniversem gelin başı bulutlardan. Ap apak dallardan süzerek güneşin huzmelerini, sunuversem akasyaların naif bedenlerine. Dağların en tepesinde, ay aydınlık düşlere mırıldansam zaman ve mekan aşan duyguları.Bir şairin kaleminde yaşam bulsam.Tanıdık ellerde soluklasam kır çiçeklerinin naif şarkılarını…Bir şiir olsam zamansız ve mekansız…İniversem çorak gönüllere… İniversem mavisini yitirmiş göklere…Dolanıversem huzur adalarının etrafında…Uzak iklim şarkılarını turnalardan öğrensem ve uzanıversem göğün tılsımlı kollarına…

                                                         Osman ÇELİK











Kaynak:

Anahtar Kelimeler: Tanesi Olsam
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
İsyanın Şairi, Şairin İsyanı
İsyanın Şairi, Şairin İsyanı
Efsane devrimci Che Guevara, mücadelesi ile gündemde iken onun şairlik yönü ise kamuoyunca bilinmiyor. Hayatı boyunca, mücadeleden mücadeleye koşan Che Guevara´nın hayatını azıcık bilip bilirmiş gibi yapan sanal sosyal demokratlar, kapitelistleşmekten kendilerini alamıyorlar.
SİVAS BENİM YÜREĞİMDE...
SİVAS BENİM YÜREĞİMDE...
Dumlupınar ilkokulunda okuduğu yıllarda "Sesimiz" adındaki aylık okul gazetesinde yazdığı şiirlerle başlayan yazın hayatına halen devam eden Mustafa BALEL ile gazetemizkeyifli bir söyleşi gerçekleştirdi.
Bir Şair Göçtü Dünyadan
Bir Şair Göçtü Dünyadan
SİVAS Kültürüne sevdalı eğitimci şair Muzaffer ÖZDEN ölüm yıl dönümünde rahmetle anılıyor. Bir yıl önce 6 Ağustos 2016 yılında aramızdan ayrılan ÖZDEN, içli şiirleri ile tanınmakta.
Şairle Dostluk Gibi Tekinsizdir Hayat
Şairle Dostluk Gibi Tekinsizdir Hayat
Orhan TEPEBAŞ, genç kuşağın velut şairlerinden biri olarak dikkat çekmeye devam ediyor. Sezai KARAKOÇ, Nuri PAKDİL ve Mustafa KUTLU gibi kültür hayatımızın öncülerinin yolunda emin adımlarla ilerleyen TEPEBAŞ, “Kadim Kapı”adlı eseriyle büyük beğeni topladı.
AZİZ VLAS Turizme Kazandırılmalı
AZİZ VLAS Turizme Kazandırılmalı
Sivas´ta yaşadığı bilinen Aziz VLAS, dünyanın her tarafında Sivaslı VLAS olarak tanınıyor. Mezarının Gök Medrese civarında olduğu varsayılan VLAS´ın, isminin yaşatılıp turizme kazandırılması durumunda, pek çok değişik milletten insanın, SİVAS´a gelerek AZİZ VLAS´ı ziyaret edip inanç turizmi açısından şehre önemli katkıların sağlanacağı belirtiliyor.
Aziz Baba´nın Malları Yağma
Aziz Baba´nın Malları Yağma
Sivas araştırılmayı bekleyen pek çok konuyu içinde barındırıyor. TAŞHAN´da bir zamanlar ticaretle uğraşmış Aziz Baba´nın ilginç hayatını araştıran SİVAS POSTASI GAZETESİ, önemli sonuçlara ulaştı.
ŞAH DEDE´yi Götüreceklerdi!
ŞAH DEDE´yi Götüreceklerdi!
Sivas Postası Gazetesi´nin ilk defa gündeme getirdiği Şah Dede´yi ORDU´ya götürme haberi ses getirdi. Gazetemiz ile temasa geçen pek çok SİVASLI, bu tarihi gerçeğin dile getirilmesinden dolayı memnuniyetlerini dile getirdiler.
Taşları Yemek Yasak
Taşları Yemek Yasak
Taşları yemek yasak...
Soğuk Çermik Dökülüyor!
Soğuk Çermik Dökülüyor!
Doğa harikası Soğuk Çermik pislik içinde. Belediye tarafından işletilen çermikte, hiçbir çalışma ortada görülmüyor. Ahmet Turan Gazi Hazretlerinin istirahatgahının, böyle ıssız ve unutulmuş olması Sivaslılar´ın tepkisini çekiyor.
Bir Şehri Sevmek
Bir Şehri Sevmek
SİVASLI Yazar Osman ÇELİK tarafından kaleme alınan” Sivas´ın Yitik Zamanları” isimli kitap, özellikle il dışında yaşayan SİVASLILAR´ın yoğun ilgisini çekmeye devam ediyor.Şehrin güzelliklerini akıcı bir uslup ve benzetmelerle ölümsüzleştiren yazarın yeni bir kitap hazırlığında olduğu ve sonbahar ile birlikte bu kitabın da okurlarla buluşacağı bilgisine ulaşıldı.
SİVASLI Balel´den Güzel Bir Eser
SİVASLI Balel´den Güzel Bir Eser
Günümüz Türk edebiyatının önde gelen isimlerinden usta öykücü ve romancı Mustafa Balel gençler için kaleme aldığı bu romanında bir okul gösterisinde, öğretmenin Fransız konsolosunu canlandırmasını istediği ilk gençlik çağındaki bir çocuğun yaşadıklarını anlatıyor.
Dergi Denilip Geçilmemeli
Dergi Denilip Geçilmemeli
Dergi denilip geçmemeli. Dergiler, öte dostlukların da ilk harcıdır. Toplumun geneli anlamaz bir dergi çıkarmanın heyecanını ama, bu işi aşkla yapan bir avuç insan, bu yaptıklarının hayatlarının en güzel anlarından biri olduğunu bilirler…
Yoruldum!
Yoruldum!
"ne çok acı var!..."
Ben Ay Sultanım
Ben Ay Sultanım
Ben Ay Sultanım, bakmayın alemden aleme salıverdiğime ışıklarımı… Bin yıldız kondurulan yüreğim ile soluklarım hayatı… Bin yıldız kondurulan yüreğim ile yaşarım kendi içimde, zamanın seyri alemini…
Dünya da Bir Tek Sivas´ta Yapılıyor
Dünya da Bir Tek Sivas´ta Yapılıyor
Sivas Mutfağının Sultanı olan TONUS KÖFTESİ, dünyada bir tek ALTINYAYLA yöresinde yapılıyor. Özel misafirler için hazırlanan bu köfteye, düğün köftesi de denilmekte.
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
E-Gazete
Son Sayı
Önceki Sayılar
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
04:34 06:12 12:34 16:00 18:38 20:03
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar